T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 543
KARAR NO : 2018 / 134
KARAR TR : 26.3.2018
ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nda kadro karşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı, idari yargıda davacı) 29.11.2005-14.01.20009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.12.2009 gün ve E:2009/1579, K:2009/2727 sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 14.İdare Mahkemesi’nin 24.6.2011 gün ve E:2011/1114, K:2011/927 sayılı kararının kabulü ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi gerektiği hk.
K A R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı) : T.K.
Vekili : Av. Z.S.D.
Karşı Taraf : BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekili : Av.A.A.
O L A Y : 1-a) Davacı T.K.’ın vekilidilekçesinde; müvekkilinin, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görevyaptığını, davalı İdare tarafından13.05.2009 tarih 525(538 olması gerekir) sayılı yazı ile,denetim tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı,5429 sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğine karar verildiği, yersiz ödenen3.365,38-TL.nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğininbildirildiğini; müvekkilinin 25/05/2009 tarihli(27.5.2009 olmasıgerekir) dilekçe ile bu işleme itiraz ettiğini ancakitirazının kabul edilmediğini; işlemin hukuka uygunolmadığını, iptalinin gerektiğini; 657Sayılı Devlet Memurları Kanununun 1.maddesinin2.fıkrasına göre sözleşmeli ve geçici personelhakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümlerinuygulanacağını, 4.maddesine göre de Kamu hizmetlerinin;memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel veişçiler eliyle gördürüleceğini ve bu Kanunatabi kurumlarda dört istihdam şekli dışında personelçalıştırılamayacağını; DMK152.maddesinin Denetim Tazminatı başlıklı II-Ffıkrasında denetim tazminatının kimlereödeneceğinin gösterildiğini, buna göre ÖzelHizmet Tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k)sırasında sayılanlara da denetim tazminatı ödeneceğini, Özel Hizmet Tazminatı bölümünün (h) bendindesayılan kurumlar arasında Türkiye İstatistik KurumuUzmanları ve bunların yardımcılarının dasayıldığını; 2006/10795 sayılıBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKarar”ın 14.maddesine göre, Kararda hükme bağlanmayanhususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657 sayılı DevletMemurları Kanunu hükümleri uyarınca işlemyapılacağını; DMK.nun 152.maddesinin ‘OrtakHükümler’ başlıklı III.fıkrasında da“Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangigörevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödemeusul ve esasları ilgili kurumların yazılı isteği veDevlet Personel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154.madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulur” denildiğini; davalıİdarenin, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ileçıkarılan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatlara İlişkin Karar”ın 11.maddesine göremüvekkiline denetim tazminatı ödenemeyeceğini ilerisürmekte ise de, bu yorumun hukuki olmadığını;18/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 10/11/2005 tarih 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanununun 45.maddesinin2.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 19/12/2005 tarih E.2005/143K.2005/99 sayılı kararı ile iptal edildiğini; iptalgerekçesinde; “Devlet kamu tüzel kişiliği içindeyer alan Türkiye İstatistik Kurumuna yasa ile verilengörevlerin, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamakamacıyla yapılan sürekli ve düzenli etkinlikler olmasınedeniyle kamu hizmeti olduğunda kuşku yoktur. Genel idare esaslarınagöre yürütülen bu hizmetlerde görevlendirilensözleşmeli personelin ise Anayasa’nın 128.maddesindebelirtilen diğer kamu görevlileri kapsamında olduğuaçıktır. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasınagöre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin hak veyükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin vediğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesigerektiğinden Türkiye İstatistik Kurumunda Başkan,Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, Hukuk Müşaviri,Bölge Müdürü, Türkiye İstatistik KurumuUzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile Programcı kadrolarına atanan sözleşmelipersonelin, sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarlarıve her çeşit ödemeleri konusunda yasal düzenlemeyapılmayarak tüm yetkinin Bakanlar Kurulunabırakılması Anayasa’nın 128. maddesineaykırıdır.” tespitininyapıldığını; bu değerlendirmekarşısında 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11.maddesi gerekçe gösterilerek denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine karar vermenin yanlışolduğunu; üstelik 5429 sayılı Kanunun 57.maddesinin (c)fıkrası ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun;"Zam ve tazminatlar" başlıklı 152.maddesinin"II-Tazminatlar" kısmının "A-Özel HizmetTazminatı" bölümünün (h) bendine"Dış Ticaret Uzmanları," ibaresinden sonra gelmeküzere "Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları,"ibaresinin eklendiğini; dolayısıyla DenetimTazminatının yasal dayanağını oluşturan 152.maddenindenetim tazminatının TÜİK uzman veyardımcılarına da ödeneceğini hükme bağladığını,bu tazminatın kimlere ödeneceğini gösteren 152.maddeninII-A-h hükmü ile müvekkiline denetim tazminatıödenmesi gerektiğinin açık olduğunu; aksi halde 5429Sayılı Kanun 57.maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 152-II-A-hhükmü değiştirilerek “Türkiye İstatistikKurumu Uzmanları” ibaresinin eklenmeyeceğini, Kanun KoyucununKurum Uzmanlarına denetim tazminatı ödenmesiniamaçladığını; denetim tazminatınınmüvekkiline ödenmemesi gerektiğine ilişkin kararıngerekçesini oluşturan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının yasal dayanağının da 657 SayılıKanunun 152.maddesi olduğunu, yani tazminatların, 152.maddedegösterilen nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlendiğini, Bakanlar Kurulunun yetkisinin Kanunda gösterilen nispetleriaşmamak üzere ödenecek tazminatları belirlemekolduğunu, dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile, Kanundaödenmesine karar verilen bir tazminatın ödenmeyeceğisonucunu doğuracak bir düzenleme getirilemeyeceğini, BKK’nın11.maddesinde geçen “her statüdeki sözleşmelipersonel” kapsamına, yukarıdaki Anayasa Mahkemesikararı da dikkate alındığında Anayasa’nın128.maddesine göre kamu görevlisi olan müvekkiliningirmeyeceğini; tüm bu gerekçelerle davalı idarenindenetim tazminatının kesilmesine yönelik işleminin hukukaaykırı olduğunu; davalı İdarenin sehven ödenentazminatların faizi ile birlikte geri ödenmesini istemesinin hukukauygun olmadığını, iptalinin gerektiğini:Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22/12/1973 günlü, E:1968/8, K.1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin, bunundışında kalan hallerde, hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin 9021 sayılı bakanlarkurulu kararının yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğununve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğinin belirtildiğini;müvekkiline 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenentazminatın İBK’nda gösterilen yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi ileödendiğini iddia etmenin mümkün olmadığını; İdarenin, denetim tazminatının ödenmesi gerektiğinidüşünerek 3 yılı aşkın bir süre buödemeyi yalnızca müvekkiline değil aynı durumda olantüm uzmanlara yaptığını, burada açıkhatadan da söz edilemeyeceğini, çünkü yasalolarak bu ödemenin yapılamayacağına ilişkin ilgilimevzuatta bir hüküm bulunmadığını, aksineyapılacağına ilişkin hükümler bulunduğunu; davalıİdarenin, müvekkilinin itiraz dilekçesine verdiği02/06/2009 tarihli cevapta, 25/02/2009 tarihli 11/104 sayılıyazı ile, denetim tazminatı ödemelerinin yapılmasınadevam edilmeyeceğinin bildirildiğini ve 60 günlük davaaçma süresini kapsayan Ocak 2009 ayına ait sözkonusuödemenin geri istendiğini, müvekkilinin de bu ödemeyiyaptığını belirttiğini; oysa bu yazınınmüvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin işbudava konusu yazı kendisine tebliğ edilene kadar denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine ilişkin birkarardan haberdar bulunmadığını, kendisine bir bildirimdebulunulmadan telefon ile Ocak ayı maaşının fazlayatırıldığının, fazla olan bu kısmın(ki 100,00-TL. kadardır, makbuz müvekkili tarafındanedinilememiştir, ancak idareden gelecek bilgilerde mevcuttur) belirtilenhesaba yatırılmasının söylendiğini, bu miktarınmüvekkili tarafından yatırıldığını,ancak müvekkilinin fazla ödemenin neye ilişkin olduğunu dabilmediğini; memur maaşlarında çok sayıda kalem yeraldığını, bu kalemlerin parasal işlerden teknikolarak anlamayan insanlar için çok fazla bir şey ifade etmeyeceğini,hatta kimsenin maaşının tam olarak kaç lira olduğunusöyleyemeyeceğini, dolayısıyla, idarenin sonödemeden itibaren 60 günlük sürede ödemenin iadesininistendiği, bu aşamada itiraz olmadığı gerekçesininkabul edilemeyeceğini; kaldı ki bu durumda dahi, idarenin sonödemeden önceki alacakları istemesinin yasal olmadığını;konu ile ilgili çok sayıda Danıştay kararının bulunduğunu, fazla ödenen tazminatların iadesine ilişkin bir olaydaDanıştay İdari Dava Dairelerinin 28/12/2006 tarih 2003/477E.2006/3355K sayılı kararında; “Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararıyla, sehvenfazla ödenmiş bulunan aylık ve ücret farklarınınilk kanunsuz ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere 90 günlük dava açma süresi içinde gerialınabileceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınanidari işlem yok denilebilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmakta ve idare bu konuda haberdaredilmemişse, memurun iyi niyetinden sözedilemeyeceği vedolayısıyla bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemelerinher zaman geri alınabileceği, ancak bu istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak ödemenin ilkyapıldığı günden itibaren dava açma süresiiçerisinde istirdat edilebileceği kararabağlanmıştır. / Bu durumda, olayda davacıyayapılan ve ilgilinin hilesinin, gerçek dışıbeyanının neden olmadığı, ayrıca açıkhatanın da bulunmadığı ödemelerin yukarıda yerverilen Danıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açmasüresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, busüreye uyulmaksızın yapılan ödemelerintamamının istenilmesinde isabet görülmemiştir.”yargısınavardığını; müvekkiline ödenen tazminatlarınödenmesi işlemi hatalı idiyse dahi bunu müvekkilininkolayca anlayabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle idarenin ödemelerin tamamını geri istemesinindoğru olmadığını; iadesi istenilen miktarınfaizinin de talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilininhiçbir etkisi, müdahalesi olmadan yapılan bir işlemnedeniyle faiz ödemeye zorlanmasının hukuk devleti ilkesiyle debağdaşmadığını ifade ederek; müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına karşı10.7.2009 tarihinde idari yargı yerindedava açmıştır.
1-b)Ankara 14.İdare Mahkemesi; 16.12.2009 gün veE:2009/793, K:2009/1484 sayı ile, “Dava; MaliyeBakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol GenelMüdürlüğü'nün 20/04/2009 tarihli yazısıdoğrultusunda TÜİK'de kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde Uzman olarakçalışan davacıya ödenmekte olan denetimtazminatının kesilerek bundan sonra ödenmemesi ile 29/11/2005ilâ 14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödendiğibelirtilen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.365,38-TL'nin yasal faizi ile birlikte bir ay içerisindeödenmesinin istenilmesine dair davalı idare işlemlerinin iptaliistemiyle açılmıştır. (…)
İdarî davaya konu edilebilecek kesin veyürütülmesi gerekli bir işlem bulunmadığıyolundaki itiraz bakımından yapılan incelemede ise;(…)genel bütçeli kamu idareleri arasında sayılan ve bundandolayı merkezî yönetim kapsamındaki bir kamu idaresiolarak 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve KontrolKanunu'nun şümûlüne dâhil bulunan Türkiyeİstatistik Kurumu'nun, personeline yaptığı yersizödemeler nedeniyle kamu kaynağında meydana gelen eksilmenin 5018sayılı Kanun'un 71'inci maddesinde tanımlanan bir "kamuzararı" olduğu; söz konusu kamu zararının tahsilve takibinde 5018 sayılı Kanun'un 71'inci maddesi ile anılanmaddeye dayanılarak yürürlüğe konulan KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usûl ve EsaslarHakkında Yönetmelik'te yer alan hükümlerin carîolması gerektiği, bu uygulamaya göre kamu zararına nedenolan yersiz ödemelerin tahsili için öncelikle yersizödemelerden yararlanan ilgili personelin rızaen ve sulh yoluylaödeme yapması gereğinin kendisine tebliğ edileceği,kamu zararı nedeniyle ortaya çıkan alacağı ilgilipersonelin rızaen ödememesi durumunda 2004 sayılı İcrave İflâs Kanunu'na göre takip yapılacağı,İcra ve İflâs Kanunu'na göre ilâmlı icra yolunabaşvurulabilmesi için de öncelikle açılacak biralacak davası sonunda adlî yargı yerince verilecek bir mahkemeilâmının bulunması gerektiği, bir mahkemeilâmı bulunmadan idarenin söz konusu alacağıntahsilini personelin aylığından re'sen kesinti yapmak suretiylesağlayamayacağı, buna göre personele yapılan yersizödemeler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararınıntahsili/tazmini hususunda idarenin re'sen icra yetkisinin bulunmadığı,dolayısıyla ilgili personele yersiz ödeme nedeniyle ortayaçıkan kamu zararını miktar olarak belirleyen ve sözkonusu zarara tekabül eden alacağın ödenmesigerektiğini ortaya koyan, aksi taktirde alacağın yasal yollarabaşvurularak tahsili yoluna gidileceğini belirten İdarîyazının, İdarî davaya konu edilebilecek kesin veyürütülmesi gerekli bir işlem olarak kabul edilmesininmümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; MaliyeBakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol GenelMüdürlüğü'nden alınan 20/04/2009 gün ve 5084sayılı görüş yazısı doğrultusundaTÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınması gerektiğiTÜİK Başkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve355 sayılı onayı ile uygun görüldüğü,bu onay doğrultusunda davacıya tebliğ edilen dava konusu13/05/2009 gün ve 538 sayılı yazı ile 29/11/2005 ilâ14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin bir ayiçerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacak takipdosyasının dava açılmak üzere ilgili yeregönderileceğinin bildirildiği, bu bildirime yapılanitirazın reddi üzerine bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; 5018 sayılı Kanun'un 71'inci maddesiile bu maddeye dayanılarak yürürlüğe konulan KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usûl ve EsaslarHakkında Yönetmelik'te yer alan hükümler gereği, davalıidarenin yersiz ödendiği ileri sürülen tutarıdavacının maaşından re'sen kesinti yapmak yoluyla tahsiletme yetkisinin bulunmadığı dikkatealındığında; 2004 sayılı İcra veİflâs Kanunu'na göre takip yoluna başvurulmadan öncegeçirilmesi gereken bir aşama olarak kamu zararınatekabül eden alacağın rızaen ödenmesi istemini verızaen ödenmemesi hâlinde 5018 sayılı Kanun ve ilgiliYönetmeliğe göre (alacak davası açmak gibi) yasalyollara başvurulacağı bildirimini içeren dava konusuişlemin, kamu gücü ve kudretinin üçüncükişiler üzerinde ayrıca başka bir işleminvarlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruyaçeşitli hukuk'i sonuçlar doğurmak suretiyle etkisinigösterdiği işlemlerden olmadığı kanaatinevarıldığından; yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatlarının toplam tutarının yasal faizi ile birliktebir ay içerisinde ödenmesinin istenilmesine dair işlembakımından davanın esasının incelenmesine olanakbulunmamaktadır.
Ödenmekte olan denetim tazminatlarınınkesilerek bundan sonra ödenmemesi yolundaki işlemin iptali isteminegelince;
(…)
Buna göre; TÜİKBaşkanlığı'nda, 5429 sayılı Kanun'un 45/1maddesine istinaden kadro karşılığısözleşmeli statüde çalıştırılan Uzmanve Uzman Yardımcılarına, 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararı'nın II sayılı Cetvelinde düzenlenenÖzel Hizmet Tazminatının, aynı Karar'ın ll/(1)-amaddesi ile saklı tutulan 1997/9021 sayılı Bakanlar KuruluKararı uyarınca ödenmesi gerektiği; buna karşınIII sayılı Cetvelde düzenlenen Denetim Tazminatınınise 2006/10344 sayılı Karar'ın yine II/(1)-a maddesiuyarınca ödenemeyeceği sonuç ve kanaatinevarılmaktadır.
Bu durumda; kadro karşılığısözleşmeli statüde TÜİK Uzmanı olarakçalışan davacıya ödenmekte olan denetimtazminatının kesilerek bundan sonra ödenmemesi yolundaki davalıidare işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın; yersizödendiği belirtilen denetim tazminatı toplam tutarınıngeri ödenmesinin istenilmesine ilişkin işlem yönünden2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizinreddine, ödenmekte olan denetim tazminatının kesilerek bundansonra ödenmemesi yolundaki işlem yönünden ise esastanreddine…” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine;
1-c) Danıştay İkinci Dairesi: 31.5.2010gün ve E:2010/474, K:2010/2464 sayı ile, “(…)Davacı,dava konusu işlemin idari davaya konu olabilecek kesin veyürütülebilir nitelikte bir idari işlem olduğunu, aksibir düşüncenin, idari işlemin hukuka uygun olupolmadığına karar verme yerinin Adli Yargı olmasısonucuna götüreceğini, bu durumun ise adil olmayan sonuçlardoğuracağını öne sürmekte ve Mahkemekararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilenkararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesindebelirtilen nedenlerden birinin varlığınabağlıdır. İdare Mahkemesi'nce verilen kararın,ödenmekte olan denetim tazminatının kesilerek bundan sonraödenmemesi yolundaki işlemle ilgili olarak davanın reddineilişkin kısmı yönünden dayandığıgerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecekbir neden de bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının, yersizödendiği belirtilen denetim tazminatı toplam tutarınıngeri ödenmesinin istenilmesine ilişkin işlem yönünden2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 15/1 -b maddesiuyarınca davanın incelenmeksizin reddedilmesine ilişkinkısmına gelince;
Uyuşmazlığınçözümü için öncelikle kamu görevlilerineyapılan fazla ödemelerin geri alımında uygulanacakmevzuatın saptanması gerekmektedir. Bu husus bu uyuşmazlıklardagörevli yargı yerinin belirlenmesi açısından daönem taşımaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınıkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorunda bulunduklarıbu mallara verdikleri zararın rayiç bedel üzerinden tahsiledileceği; son fıkrasında da, anılan zararın tahsilusulü düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsil usulünü düzenleyen 12. madde kapsamındatahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda, hataya düşülerek yapılan aylık veücret farkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilipedilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde,
"Kamu zararı, mevzuata aykırı karar,işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veyayersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelindendaha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsilişlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin c/9fıkrası ile çıkarılan bend)
g) Mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılması,
Esas alınır.
(5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin a/21fıkrası ile değişen fıkra) Kontrol, denetim, inceleme,kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsiledilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir.
Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul veesaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine BakanlarKurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklebelirlenir." kuralı bulunmaktadır.
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamuzararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada isebirinci fıkrada tanımlanan tanımın geçerlisayılacağı kapsam belirlenmiştir. Bu itibarla 5018sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleribelirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmakgerekecektir.
Nitekim ikinci fıkrada yer alan bentler birliktedeğerlendirildiğinde, 5018 sayılı Kanunun kamu zararıkapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal vehizmet satın alınması sırasında fazla ödemeyapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuataaykırı davranılması ve mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yolaçılan zararla sınırlı olduğuanlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsamiçinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerininhukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdiklerizararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması yada mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatınyorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazlaödeme yapılması halleri sayılmamıştır.İkinci fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır.Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanunkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki,"... mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veyaihmal..." ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilindegerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamakgerekmektedir.
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanunaaykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin gerialınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasınınmümkün olmadığı sonucunaulaşıldığında, bu türuyuşmazlıkların çözümünde anılanKanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortayaçıkmaktadır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Diğer taraftan; uyuşmazlığa 5018sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorumun, sonucutümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi gereken biruyuşmazlığın, adli yargı yerindeçözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir.Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesiile kurulan "idari rejim" sistemi ilebağdaşmayacağı da açıktır.
Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında ise; idarenin, hatalı işleminedayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaretedilmiştir.
Buna göre; uyuşmazlığa konu fazlaödemenin de söz konusu İçtihat gereğince herhangibir yargı kararına gerek kalmaksızın davacıdanistenilmesi mümkün olduğundan, bu meblağındavacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davayakonu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerdenolduğu sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesinin işinesasına girerek bir karar vermesi gerekirken, yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatının yasal faiziyle birlikte geriistenilmesine dair işlemin iptali istemini incelenmeksizin reddetmesindehukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 14. İdareMahkemesi'nin 16.12.2009 günlü, E:2009/793, K:2009/1484sayılı kararının, ödenmekte olan denetimtazminatının kesilerek bundan sonra ödenmemesi yolundakiişlemin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkinkısmı hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecekbir sebep bulunmadığından, davacının temyiz istemininreddi ile bu kısmının onanmasına, yersiz ödendiğibelirtilen denetim tazminatı toplam tutarının yasal faiziylebirlikte geri ödenmesinin istenilmesine dair işlemin iptali istemiyönünden davanın incelenmeksizin reddine dair kısmınailişkin olarak ise davacının temyiz isteminin kabulüyle, bukısmının 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/bfıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğinceve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek bu kısımhakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adıgeçen Mahkeme'ye gönderilmesine…”, karar vermiş;kararın düzeltilmesi istemi aynı Dairece, 16.3.2011gün ve E:2010/6384, K:2011/1145 sayı ile reddedilmiştir.
1-d)ANKARA 14.İDARE MAHKEMESİ: 24.6.2011 günve E:2011/1114, K:2011/927 sayı ile, “(…) Mahkememizin16.12.2009 gün ve E: 2009/793, K:2009/1484 sayılıkararının, Danıştay 2. Dairesi’nin 31.05.2010gün ve E:2010/474, K:2010/2464 sayılı kararı ile;davanın, davacıya yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faiziile birlikte bir ay içerisinde ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine,bozulan kısma ilişkin olarak bozma kararına uyularak davadosyası yeniden incelendi, işin gereği görüşüldü.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12.maddesinin 1. fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsil usulünü düzenleyen 12. madde kapsamındatahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince;
5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde,
“Kamu zararı, mevzuata aykırı karar,işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeyen neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlemesinde;
a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması,
b) Mal alınmadan iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veyayersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelindendaha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsilişlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin c/9fıkrası ile çıkarılan bend)
g) Mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılmaması,
Esas alınır.
(5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin a/21fıkrası ile değişen fıkra) Kontrol, denetim, inceleme,kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsiledilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir.
Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul veesaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine BakanlarKurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklebelirlenir.” kuralı bulunmaktadır.
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamuzararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada isebirinci fıkrada tanımlanan hususların geçerlisayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleribelirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmakgerekecektir.
İkinci fıkrada yer alan bentler birliktedeğerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamuzararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarakpiyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazlaödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsilisırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğuanlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsamiçinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerininhukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdiklerizararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması yada mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatınyorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazlaödeme yapılması halleri sayılmamıştır.İkinci fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde “g” bendinde yer alan “mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması”kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır.Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan uyuşmazlığın anılan Kanunkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki,“...mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veyaihmal...” ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilindegerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamakgerekmektedir.
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanunaaykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin gerialınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasınınmümkün olmadığı sonucunaulaşıldığından, bu türuyuşmazlıkların çözümünde anılanKanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortayaçıkmaktadır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K.1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, uyuşmazlığa 5018sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorum; sonucutümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi gereken biruyuşmazlığın, adli yargı yerindeçözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir.Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesiile kurulan “idari rejim” sistemi ilebağdaşmayacağı da açıktır.
Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:2968/8, K:1973/14sayılı kararında ise; idarenin, hatalı işleminedayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verileceğine işaretedilmiştir.
Buna göre; uyuşmazlığa konu fazlaödemenin de söz konusu İçtihat gereğince herhangibir yargı kararına gerek kalmaksızın davacıdanistenilmesi mümkün olduğundan, dava konusu işleminDanıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun22.12.1973 günlü, E:2968/8, K: 1973/14 sayılı kararıçerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadıBirleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararında, idarenin açık hata, yokluk,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere (60) güniçinde kabil olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş, anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibakişlemine, idare edilenin gerçek dışı beyanıveya hilesi sebep olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yokdenilecek kadar sakatlık taşımakta ise, yahut yapılanödemelerde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkanolmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin o tarihte dava açma süresi olan (60)gün içinde geri alınabileceğivurgulanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Ocak 2009 tarihindenitibaren otomasyona geçilmesi nedeniyle personel ve özlükhaklarına ilişkin bilgilerin Maliye Bakanlığıtarafından işletilen E-bütçe sistemine girişisırasında, sistemin Kurumda TÜİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadrosunda sözleşmeli istihdam edilenpersonelin “Denetim Tazminatı”na ilişkin bilgileri kabuletmemesi üzerine, yapılan araştırmada söz konusutazminatın “kadro karşılığısözleşmeli statüde” istihdam edilen personeleödenmemesi gerektiğinin ortaya çıkması üzerine29.11.2005 tarihinden 14.01.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TLtazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesinin davacıdanistenildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, yukarıda açıklaması yer alanDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararında belirtildiği üzere, idare, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadınabir Mahkeme kararına gerek olmadan karar verebilecek, ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veyaintibaka dayanarak ödediği meblağı geri alabilecektir.
Uyuşmazlık konusu olayda, “denetimtazminatı” adı altında davacıya yapılan yersizödemenin, hatalı olduğunun basit bir inceleme ile fark edilmeyiphesapların denetimi sonucu ortaya çıkarıldığıhususu dikkate alındığında, bu ödemelerin açıkhata kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamakta olup,hatalı ödemenin yapılmasında davacınıngerçek dışı beyanı ya da hilesininbulunduğundan söz etmek de mümkün değildir.
Bu durumda, davacıya yapılan yersiz ödemenin5018 sayılı Kanun hükümleri kapsamında olmaması,öte yandan, yukarıda belirtilen İçtihadıBirleştirme Kurulu Kararı uyarınca davacıya yapılanödemelerin, hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerekancak ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük idari dava açma süresi içinde gerialınması mümkün iken, bu süre geçirildiktençok sonra yersiz ödendiği ileri sürülen tutarıniadesinin istenilmesine hukuken olanak bulunmaması nedeniyle, 29.11.2005tarihinden 14.01.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL tazminatınyasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin davalıidare işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacıya yersizödendiği belirtilen denetim tazminatlarının toplamtutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faizi ile birlikte bir ayiçerisinde ödenmesinin istenilmesine ilişkin işleminiptaline…” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerineDanıştay İkinci Dairesince; 15.2.2012 gün ve E:2011/9048, K:2012/733sayı ile, temyiz istemi reddedilerek onanan; kararındüzeltilmesi istemi de aynı Dairece; 21.11.2012 gün ve E:2012/6144,K:2012/7994 sayı ile reddedilen Mahkeme kararıkesinleşmiştir.
2-a)Davacı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; davalı T.K.’ın KurumlarındaTÜİK Uzmanı kadrosunda sözleşmeli olarak görev yaptığını;Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün, 20/04/2009 tarih ve 262/5084sayılı yazıları ile Kurumda TÜİK Uzmanı VeUzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 Sayılı Bakanlar Kurulukararına ekli III sayılı Cetvelin “E.DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen tazminatlarının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiğini; bu durumda da davalıya sehvenödenen ödemelerin geri alınması gerektiğinin, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 29/04/2009tarihli ve 869/355 sayılı onayıyla uygungörüldüğünü; bu kapsamda Türkiyeİstatistik Kurumunda Uzman kadrosunda görev yapmakta olan ve29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında adına yersiz denetimtazminatı ödemesi yapılan T.K.’ın Hazineye 3.365,38TL (Asıl Borç) tutarında borcunun bulunduğunu; bu borcunuve yasal faizini, 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkındaki Yönetmelik” gereğince ödemesi içinİdarece davalıya 13.05.2009 tarihli 538 sayılı yazıile 21.05.2009 tarihinde tebligat yapılmış olmasınarağmen, davalının ödemeyeceğini bildirdiğini;rızaen ödeme söz konusu olmadığından iş budavanın açılmasının gerekli olduğunu;öncelikle davalının itirazının yerindeolmadığını, Danıştay İçtihadıBirleştirme Genel Kurulunun 22.12.1973 tarih ve Esas No:1968/8, KararNo:1973/14 sayılı kararında; İdarenin yokluk, AÇIKHATA, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibakadayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğininbelirtildiğini; Danıştay İçtihadıBirleştirme Genel Kurulu Kararında geçen açık hatakavramındaki açık nitelemesinin, hatalı işlemin hakdoğurmaya engel olduğu şeklindeanlaşıldığını, hata kavramınınişlemin unsurlarından birinde veya çoğu kez sebepunsurundaki sakatlığın işlemin hukukaaçıkça aykırı olduğunu ifade ettiğini veişlem açıkça hukuka aykırı ise idareninişlemi hukuka açıkça aykırı tesisi etmişolacağını ve bu işlemin süre koşulunabağlı olmadan her zaman geri alınabileceğini; öte yandan,19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren “Kamu ZararlarınınTahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmelik” in 6. maddesi ile, mevzuatındaöngörülmediği halde yapılan ödemelerin kamuzararı kapsamına alındığını, 17.maddesi ilemevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersizödemelerde kamu zararının doğuş tarihinin ödemetarihi olarak belirlendiğini, aynı yönetmeliğin 18.maddesinde ise, kamu zararından doğan alacaklarda ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faizin başlangıçtarihinin, kural olarak zararın oluştuğu tarih (ödemetarihi) olduğunun belirtildiğini; açıklanan nedenlerlesöz konusu miktarın rızaen tahsili mümkünolmadığından iş bu davanın açılmazorunluluğunun doğduğunu ifade ederek; davanın kabulüile fazlaya ait talep ve dava hakları saklı kalmak üzere29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen toplam3.365,38 TL asıl alacağın, her bir denetimtazminatının (davalıya ödeme yapıldığı)ödenme tarihlerinden itibaren taraflarınca tahsil edileceğitarihe kadar işleyecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekaletücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle, T.K.’akarşı 14.07.2009 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
2-b) ANKARA 4.SULH HUKUKMAHKEMESİ; 30.12.2009 gün ve E:2009/1579, K:2009/2727 sayı ile,“(…) Dava, 3.365,38 TL denetim tazminatının ödemetarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdantahsili talebine ilişkindir.
Tarafların tüm delilleri toplanmış veiddialarının incelenmesi bakımından dosya üzerindenbilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişiden 16.11.2009tarihli rapor alınmıştır.
Bilirkişi raporunda, davalıya 29.11.2005 -14.01.2009 tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiğini, gerek bu tazminatın düzenlendiği 657sayılı Kanunun 152. Maddesinde, gerekse tazminatlarınödenmesini düzenleyen 97/9021 sayılı kararnamede denetimtazminatı ödenecek kadrolar arasında TÜİK Uzmanıve Uzman Yardımcılığı kadrosuna yerverilmediğini, bu nedenle davalıya denetim tazminatıödemesinin yasal dayanağı bulunmadığını,davalının borcun ödenmesi konusunda 21.05.2009 tarihindetemerrüde düşürüldüğünü,davalıdan 3.365,38 TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsili gerektiğini belirtmiştir.
Davacının iddiası, davalınıncevabı ve tüm dosya içeriğine uygun görülenbilirkişi raporuna göre açılan davanın kabulüile raporda belirtilen 3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline kararverilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edildiğiüzere;
1-Açılan davanın kabulü ile3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan tahsiline…” karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesince; 1.6.2010 gün ve E:2010/5431,K:2010/9665 sayı ile onanan karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: İdari yargıyerinde davacı, Adli yargı yerinde davalı olan T.K.’ınvekili, 2.9.2016 tarihli dilekçe ile; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkilinedenetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL’nin yasal faizi ile birlikte geriistenmesine ilişkin idare işleminin Ankara 14.İdare Mahkemesinin24/06/2012 tarih E.2011/1114, K.2011/927 sayılı kararı ile iptaledildiğini, kararın, Danıştay 2.Dairesinin E.2011/9048sayılı (15.2.2012 gün ve E:2011/9048, K:2012/733) Onama veaynı Dairenin 21/11/2012 tarih E.2012/6144, K.2012/7994 sayılıKarar Düzeltme talebinin reddine dair kararı ile kesinleştiğini;İdarenin işlemi iptal edilmesine rağmen, idare tarafındanhukuk mahkemesinde açılan alacak davasının ise kabuledildiğini; kesinleşen 4.SHM’nin 30/12/2009 tarih, E.2009/1579,K.2009/2727 sayılı kararının, Yargıtay 3.HD.nin 01/06/2010tarih, E.2010/5431 K.2010/9665 sayılı kararı ileonandığını; bunun üzerine MuhakematMüdürlüğünün 18/03/2016 tarih 23323sayılı yazısı ile dava konusu alacağın faizi vemasraflarıyla birlikte ödenmesinin talep edildiğini, aksi haldeicra takibi yapılacağının bildirildiğini; her ikisininde kendi dalında ayrı yargı kararları olduğunu, her birinin uygulanabilirliğinin bulunduğunu, nitekimuygulamada kurumun, ilgiliden parayı tahsil ettiğini, bir yandan dabu işlemin aslında iptal edilmiş olduğunu; Kurumun buparayı isteyememesinin gerektiğini; hukuk ve adaletin birbütün olduğunu, aksi durumun adaletsiz sonuçlardoğurduğunu; 2577 Sayılı İYUK'nun 28.maddesindeİptal Kararlarının sonuçlarınıngösterilmiş olduğunu, Danıştay, bölge idaremahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarınagöre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemdebulunmaya mecbur olduğunu; karara konu idari işlem ve buişlemin doğurduğu hukuksal sonuçların iptalkararı üzerine ortadan kalktığını, iptalkararlarının geriye yürüdüğünü vehiç alınmamış sayıldığını;İdarenin aldığı iade kararının tüm ilgiliçalışanları bağladığını, denetimtazminatı ödenen tüm çalışanlardan aynımiktarların geri istenildiğini, İdare Mahkemesinin iptal kararıile birlikte İdarenin iade talebinin hukuka aykırı olduğununkanıtlandığını, buna rağmen İdarece adliyargıda alacak davası açılarak iadeye ilişkin kararverilmesinin, hakkın yerine getirilmesine engel oluşturduğunu; Danıştay’ın,kamu görevlilerine yapılan fazla ödemelerin gerialımında uygulanacak mevzuatın saptanması ve buuyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin belirlenmesininönem taşıdığını, buuyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi halde Anayasanın 155.maddesi ile kurulan“İdari Rejim” sistemine aykırılık teşkiledeceğini belirttiğini, Adli Yargı dosyasında buhususun dile getirildiğini, uyuşmazlık itirazında dabulunulmuş ise de kabul görmediğini; olayda HükümUyuşmazlığın Şartlarının gerçekleştiğini, Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun, “HükümUyuşmazlığı” başlıklı 24. maddesininilk fıkrası uyarınca, adli, idari ve askeri yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan vekararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varsayıldığınıifade ederek; Ankara 14.İdare Mahkemesinin 24/06/2011 tarih E.2011/1114, K.2011/927sayılı kesinleşen kararı ile Ankara 4.Sulh HukukMahkemesinin 30/12/2009 tarih E.2009/1579, K.2009/2727 sayılı kesinleşenkararı arasında doğan “hükümuyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanması istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.
4-Başkanlıkçailgili Mahkemelerden dava dosyalarının aslı temin edilmişdaha sonra 2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göreilgili Başsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararlar ve dava dosyaları irdelenip özetlendikten sonra; “USULEİLİŞKİN İNCELEME:
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592sayılı Kanun ile değişik 24'üncü maddesininbirinci fıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.” hükmü yeralmaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için;
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarınabaşvurularak kesinleşmiş kararlar olduğu; her iki karardada davanın esasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında uzman olarak görev yapandavacının, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersizödendiği belirtilen denetim tazminatı tutarının geri ödenmesininistenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılandavada, idari yargı yerinde işlemin iptaline karar verilmesinekarşın adli yargıda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı tarafından açılan davada,davanın kabul edilerek, söz konusu tutarın uzman olarakgörev yapan davacıdan tahsiline karar verildiği, anılankararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği anlaşılmakla,söz konusu idari ve adli yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulügerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38 TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olanişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesinve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olup,İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işlemeilişkin uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilindetazminat olarak ödeneceği öngörülmüş (A).Özel Hizmet Tazminatı başlığı altındadüzenlenen kısmın (h) alt bendinde, Türkiye İstatistikKurumu Uzman ve Uzman Yardımcıları da sayılmış ve(F). Denetim Tazminatı başlığı altındadüzenlenen kısmın (b) alt bendinde Özel HizmetTazminatı bölümünün (h), (i) ,(j) ve (k)sırasında sayılanlar için %20 'sine denetimtazminatı ödeneceği belirtilmiştir.
Aynı maddenin III. Ortak Hükümlerbaşlıklı fıkrasında ise bu zam ve tazminatlarınhangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlaraödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esaslarınınilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet PersonelBaşkanlığının görüşü üzerineMaliye Bakanlığınca bütün kurumları kapsayacakşekilde Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğekonulacağı kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05.05.2006günlü ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmaksuretiyle yürürlüğe konulan Devlet MemurlarınaÖdenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü,2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının"Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli Isayılı Cetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birincifıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılıCetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan mevzuat hükümlerine göre 657sayılı Kanun hükümlerine göre özel hizmettazminatı ile denetim tazminatı ödenecekler arasındaTürkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman Yardımcılarıda sayılmakla beraber aynı Kanunda bu zam ve tazminatların hangiişi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceğihususunun Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmesiöngörülmüş ve 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararında ise her statüdeki sözleşmeli personeledenetim tazminatı ödenmeyeceği ifade edilmiştir.
Olayda, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasındaülke genelindeki tüm uzman ve yardımcılarına,mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi ve gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınıkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı"olaraktanımlanmış, anılan maddenin ikinci fıkrasındaise kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan"mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması" kuralının kapsamının, yine mal vehizmet alınılan nedeniyle yapılan ödemeler sonucuoluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasınıgerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanunkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K:1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla mevzuathükümlerinin davalı idarece yanlış yorumlanmasınedeniyle davacıya yapılan ödemelerde, davacınınhilesinin, gerçek dışı beyanının nedenolmadığı gibi "açık hata" halinin debulunmadığını saptamak suretiyle davacıya yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile davacıdan tahsiledilen tutarın iadesi yönünde verilen kararın hukuka uygunolduğu kanısına varılmıştır.
SONUÇ:
1-Ankara 14. İdare Mahkemesinin 24.06.2011 gün veE:2011/1114, K:2011/927 sayılı kararı ile Ankara 4. Sulh HukukMahkemesinin 30.12.2009 gün ve E:2009/l 579, K:2009/2727 sayılıkararı arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna;
2-Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.12.2009 gün veE:2009/1579, K:2009/2727 sayılı kararının kaldırılmasına;
3-Ankara 14. İdare Mahkemesinin 24.06.2011 gün veE:2011/1114, K:2011/927 sayılı kararının kabulüne;
Bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygunolacağı olacağı …” yolundadüşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararların özetine yer verdikten sonra; “MEVZUATYÖNÜNDEN İNCELEME: İdari ve adli yargı kararlarıarasında oluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 2592sayılı Kanun ile değişik 24. maddesinin birincifıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.'" hükmü yeralmaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en azbirinin aynı olduğu kararların bulunduğu ve tümkararlarda da davanın esasının hükmebağlandığı ve yasa yollarınıntüketildiği anlaşılmıştır.
Ancak, anılan Mahkemelerce verilenhükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığı konusunun ayrıca incelenmesinde faydabulunmaktadır.
Ankara 14. İdare Mahkemesindeki dava; fazlaödenen paranın geri ödenmesi için adınadüzenlenen işlemin iptali istemiyle T.K. tarafındanaçılmış ve Mahkemece ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabilecek iken, bu süre içindeistenilmediği görüldüğünden dava konusuişlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığısonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle işleminiptaline karar verilmiş, karar Danıştay 2. Dairesince onanmıştır.
Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesindeki dava ise,TÜİK Başkanlığı tarafından, alacakdavası olarak davalı T.K.'a fazla ödenen paranın yasalfaizi ile birlikte tahsili için tebliğ edilen yazıyarağmen herhangi bir ödemede bulunmadığından bahisleaçılmış ve Mahkemece davanın kabulüne kararverildiği, verilen kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesitarafından onandığı anlaşılmıştır.
Bu duruma göre, İdare Mahkemesindekidavanın, T.K.'a fazla ödenen paranın geri ödenmesiiçin düzenlenen işlemin, ödemenin 60 günlüksüre içinde istenilmediği gerekçesiyle iptaline; SulhHukuk Mahkemesindeki davanın ise ödenen fazla paranın genelhükümlere göre tahsili amacıyla açılan alacakdavasına ilişkin olması karşısında, İdareMahkemesi ile Sulh Hukuk Mahkemesi kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü içingerekli olan koşullardan, "konu ve dava sebebinin aynıolması" koşulunun gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, adli ve idari yargımercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşenmahkeme kararlarının konuları ve dava sebeplerinin aynıolmaması ve dolayısıyla kararlar arasındaçelişki bulunmaması karşısında, hakkın yerinegetirilmesini olanaksız kılan bir durum görülmediğiiçin, 2247 sayılı Kanunun 24. maddesinde belirtilenkoşulların birlikte gerçekleşmediğidüşüncesiyle söz konusu başvurunun reddi…”gerektiği yolunda düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
I- USULE İLİŞKİN İNCELEME: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve TurgayTuncay VARLI’nın katılımlarıyla yapılan 27.11.2017günlü toplantısında:
2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) ise, 1 ncimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adlive idari yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idariyargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortadaidari (Ankara 14.İdare Mahkemesinin 24.6.2011gün ve E:2011/1114, K:2011/927sayılı kararı) ve adli (Ankara4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.12.2009 gün ve E:2009/1579, K:2009/2727sayılıkararı) yargı yerlerinceverilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığının incelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında Uzman olarakgörev yapan davacıya 29.11.2005-14.01.2005 tarihleri arasındaödenen 3.365,38 TL denetim tazminatının yersizödendiği iddiası ile geri istenilmesine ilişkinTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının13.05.2009 tarih 538 sayılı işlemi ile bu işlemindayanağını oluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 29.04.2009 tarih 355 sayılıişlemi sonrasında başlamıştır.
T.K.’ın vekilince, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nınödenen denetim tazminatının hukuka aykırı olarak geriistenmesinin iptali istemiyle idari yargıda davaaçılırken, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekilince, ödenen denetim tazminatının geri istenmesinerağmen ödenmemesi nedeniyle tahsili istemiyle adli yargıda davaaçıldığı görülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklıgöstermeye yarayan maddi vakıalar iken dava konusu; netice-italeptir. Olayımızda her iki davanın sebebi Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığındaçalışan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının hukukaaykırı olarak ödenip ödenmediğine ilişkindir. Birtaraf söz konusu ödemenin hukuka uygun olarakyapıldığı iddiası ile geri istenemeyeceği iddiave savunmasında bulunurken diğer taraf tam aksine yapılanödemenin hukuka aykırı olduğundan geri istenebileceğiiddia ve savunmasında olduğundan, her iki dava sebebi yani maddivakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıdadavanın konusu; denetim tazminatının geri ödenmesineilişkin idari işlemin iptali ve idari işlem nedeniyleyapılan ödemelerin iadesi olarak belirlenirken, adliyargıda da haksız yapıldığı iddiası ileyapılan ödemenin idareye geri ödenmesine ilişkinolması nedeniyle hüküm uyuşmazlığıolduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları daaynıdır.
Kararlarda işin esasınınhükme bağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından adli yargıdaaçılan dava sonunda;bilirkişi raporunda, ilgili mevzuatta, denetim tazminatıödenecek kadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılığı kadrosuna yer verilmediğinin, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödemesinin yasaldayanağı bulunmadığının, davalınınborcun ödenmesi konusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan 3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktetahsili gerektiğinin belirtmiş olduğundan bahisle ve uygungörülen bilirkişi raporuna göre açılandavanın kabulü ile 3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline… karar verildiği; T.K.’ın vekilitarafından idari yargıda açılan dava sonunda da; davacı adına davaya konu işlemin denetimtazminatının kesilmesine ilişkin(Mahkemece reddedilen)kısmı Danıştay'ca onaylandığından, davacıyayersiz ödendiği belirtilen denetim tazminatının bir ayiçerisinde geri alınmasına ilişkin işlemyönünden; davacıya yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun hükümleri kapsamında olmaması veDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı uyarınca davacıya yapılan ödemelerin,hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten çok sonra yersizödendiği ileri sürülen tutarın iadesinin istenilmesinehukuken olanak bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusuişlemin iptaline karar verildiğianlaşılmaktadır. Bu durumda her iki kararda da işinesasının hükme bağlandığıaçıktır.
Hükümuyuşmazlığının kabul edilebilmesi içinöngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunmasıdır.
İdari yargıda yapılanyargılama sonucu idari işlemin(yersiz ödendiği iddia edilentazminatın iadesine ilişkin) iptaline karar verilirken, adliyargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenenalacağın tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde verilenkararlar sonucunda hakkın yerine getirilmesi olanaksız halegetirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde açıklandığıüzere; tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan vekesinleşmiş kararlar arasında hüküm uyuşmazlığınındoğduğu ve kararlar arasında çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğiaçıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 14.İdareMahkemesi ile Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararlarıarasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeöngörülen koşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hükümuyuşmazlığı bulunduğuna,
2- 2247 sayılı Yasanın25. maddesi hükümleri uyarınca
a) İdari Yargılama UsulüYasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içinde cevapverilmek üzere Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına,
b) Usulü işlemlertamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonraBaşkanlıkça belirlenecek günde işinesasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bununüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından yasal süresiiçerisinde verilen cevap dilekçesinde; Ankara 4.Sulh HukukMahkemesinin kararının kabulüne, Ankara 14.İdareMahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesitalep edilmiştir.
Öteyandan, bu dosyaya ilişkin olarak Mahkememizde yapılantoplantıda, Ankara 14.İdare Mahkemesi ile Ankara 4.Sulh HukukMahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde öngörülenkoşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hükümuyuşmazlığı bulunduğuna karar verildiğinden,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ekdüşünce istenilmiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; 2.3.2018 tarih ve YY-2018/16069 sayı ile,“(…) Uyuşmazlık Mahkemesinin 2016/543 Esassayılı dosyasının 27/11/2017 tarihinde yapılanmüzakeresinde Ankara 14. İdare Mahkemesi ile Ankara 4. Sulh HukukMahkemesinin kararları arasında 2247 sayılı Kanunun 24.maddesi koşullarının oluştuğu kabul edilmekle,uyuşmazlık konuları ile ilgili esas yönündengörüş bildirilmesi yoluna gidilmiştir.
Hükümuyuşmazlığına konu Ankara 14. İdare Mahkemesikararında, davacıya ödenen denetim tazminatınınkesilerek 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38 TL'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesigerektiğini belirten 20/04/2009 tarihli işlemin, yersizödendiği belirtilen tutarın yasal faiziyle birlikte geriödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı iptal edilmesinekarşın, Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi kararında, sözkonusu denetim tazminatının yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverildiği anlaşılmakla, iki karar arasında oluşançelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli ve idariyargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlem, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olup, aynı şekilde bu idari işlemingeri alınmasına yönelik işlem de icrai nitelikte idari birişlemdir. Bu bakımdan, tümüyle idari nitelikte olan birişlemle ilgili uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesiyle kurulan "idari rejim" sisteminin gereğidir.
657sayılı Devlet Memurları Kanununun "Tazminatlar"başlıklı 152/11. maddesinde, görevin önem, sorumlulukve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi,kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargözönüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulu tarafından belirlenecek esas, ölçü venispetler dahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcıları dasayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetim tazminatıile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumlanıl yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlankapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir.
Konu ileilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihli Resmi Gazetedeyayımlanan 17/04/2006 gün ve 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararının 11. maddesinde; ekli cetvellerde yer alan veiçinde denetim tazminatı da bulunan tazminatların (97/9021sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklı kalmak üzere) herstatüdeki sözleşmeli personele ödenmeyeceği kuralaltına alınmıştır.
Yukarıdaaktarılan mevzuat hükümlerine bakıldığında,her ne kadar 657 sayılı Kanunda denetim tazminatı verileceklerarasında TÜİK uzman ve uzman yardımcıları da sayılmışise de; aynı Kanunda zam ve tazminatları kimin alıpalamayacağı hususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır.
Davadosyasından, TÜİK Başkanlığınca,kurumlarında uzman ve uzman yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek şartıylasözleşmeli olarak istihdam edilen personele 17/04/2006 tarih ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli cetvelin "E-Denetim Tazminatı" bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafındanverilen 20/04/2009 gün ve 5084 sayılı görüşyazısında anılan düzenleme uyarınca denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı TÜİK kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğininbelirtilmesi üzerine, TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 20/04/2009 tarihli yazı ile davacıya29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının bir ay içinde ödenmesi, aksi takdirdealacak takip dosyasının dava açılmak üzere ilgiliyere gönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği anlaşılmaktadır.
Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararında, idarenin; yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veyaintibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği,belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemeleringeri alınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda,davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında mevzuatın yorumundahataya düşülerek denetim tazminatı ödemesininyapıldığı, davacının söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla,kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin gerialınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun yukarıda zikredilen kararınınuygulanması gerektiği, bu sebeple mevzuat hükümlerinindavalı idare tarafından yanlış yorumlanması sebebiyledavacıya yapılan ödemelerde, davacının hilesi vegerçek dışı beyanı olmadığından,yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talepedildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
1) Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E.2009/1579, K.2009/2727sayılı kararı ile Ankara 14. İdare Mahkemesinin 24/06/2011tarih ve E.2011/1114, K.2011/927 sayılı kararı arasındahüküm uyuşmazlığının bulunduğununkabulüne,
2) Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E.2009/1579, K.2009/2727sayılı kararının kaldırılmasına;
3) Ankara 14.İdare Mahkemesinin 24/06/2011 tarih ve E.2011/1114, K.2011/927 kararsayılı kararının benimsenmesine,
Kararverilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesinin mümkün olduğu…” yolunda düşünce vermiştir.
II-ESASA İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Ahmet Tevfik ERGİNBAY, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’unkatılımlarıyla yapılan 26.3.2018 günlütoplantısında:
Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan T.K.’a,29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Dosyanınincelenmesinden; davacının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli TÜİKUzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında,TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı cetvelin “E.Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-538 sayılıyazısı ile TÜİK Uzmanı T.K.’a, 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında kendisine yersiz ödenen denetimtazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL tutarında Hazineborcu bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7günlük itiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacakyasal faizi ile birlikte bir ay içerisinde Başbakanlık MerkezSaymanlık Müdürlüğü’ne ödenmesi aksitakdirde genel hükümler çerçevesinde işlemyapılacağı bildirilmiş; bu işlemin ilgiliye 21.05.2009tarihinde tebliği edildiği; adı geçenin 27.5.2009 tarihlidilekçe ile yaptığı itirazın Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 2.6.2009 günve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-789 sayılı yazısıile reddedildiği anlaşılmıştır.
T.K.’ın vekili tarafından, müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işleminin yürütülmesinindurdurulması ile iptaline karar verilmesi istemiyle Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığına karşı idari yargı yerinde dava açılmış; Ankara 14.İdare Mahkemesi; 16.12.2009 gün veE:2009/793, K:2009/1484 sayı ile davanın; yersiz ödendiğibelirtilen denetim tazminatı toplam tutarının geriödenmesinin istenilmesine ilişkin işlem yönünden 2577sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizin reddine,ödenmekte olan denetim tazminatının kesilerek bundan sonraödenmemesi yolundaki işlem yönünden ise esastan reddinekarar vermiş; temyiz edilmesi üzerine; Danıştayİkinci Dairesi: 31.5.2010 gün ve E:2010/474, K:2010/2464 sayıile kararın, ödenmekte olan denetim tazminatının kesilerekbundan sonra ödenmemesi yolundaki işlemin iptali istemi yönündendavanın reddine ilişkin kısmı hukuk ve usule uygun olupbozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından,davacının temyiz isteminin reddi ile bu kısmınınonanmasına, yersiz ödendiği belirtilen denetim tazminatıtoplam tutarının yasal faiziyle birlikte geri ödenmesininistenilmesine dair işlemin iptali istemi yönünden davanınincelenmeksizin reddine dair kısmına ilişkin olarak isedavacının temyiz isteminin kabulüyle, bu kısmının2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/b fıkrasıuyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılıKanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıdabelirtilen hususlar da gözetilerek bu kısım hakkındayeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçenMahkeme'ye gönderilmesine karar vermiş; kararındüzeltilmesi istemi aynı Dairece, 16.3.2011 gün veE:2010/6384, K:2011/1145 sayı ile reddedilmiş; bozma üzerine Ankara14.İdare Mahkemesi; 24.6.2011 gün ve E:2011/1114, K:2011/927sayı ile davanın, davacıya yersiz ödendiği belirtilendenetim tazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin yasalfaizi ile birlikte bir ay içerisinde ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine,bozulan kısma ilişkin olarak bozma kararına uyarak işinesasına girmiş ve davacıya yapılan yersiz ödemenin5018 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaolmadığı, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararı uyarınca davacıya yapılanödemelerin, hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerekancak ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük idari dava açma süresi içinde gerialınması mümkün iken, bu süre geçirildiktençok sonra yersiz ödendiği ileri sürülen tutarıniadesinin istenilmesine hukuken olanak bulunmaması nedeniyle, 29.11.2005tarihinden 14.01.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL tazminatınyasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin davalıidare işleminde hukuka uyarlık görülmediğigerekçesiyle; davacıya yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faiziile birlikte bir ay içerisinde ödenmesinin istenilmesineilişkin işlemin iptaline karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine Danıştay İkinci Dairesince; 15.2.2012 gün veE:2011/9048, K:2012/733 sayı ile, temyiz istemi reddedilerek onanan;kararın düzeltilmesi istemi de aynı Dairece; 21.11.2012 günve E:2012/6144, K:2012/7994 sayı ile reddedilen Mahkeme kararıkesinleşmiştir. Diğer taraftan, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından,Başkanlıklarında uzman olarak görev yapan T.K.’akarşı, 29.11.2005-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'nin ödeme yapıldığı tarihlerden tahsiltarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargıda dava açılmış;Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi, 30.12.2009 gün ve E:2009/1579, K:2009/2727sayı ile dosya üzerinden yaptırılan bilirkişiraporundan bahisle, davalıya 29.11.2005 - 14.01.2009 tarihleriarasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatı ödendiğini,gerek bu tazminatın düzenlendiği 657 sayılı Kanunun152. maddesinde, gerekse tazminatların ödenmesini düzenleyen97/9021 sayılı kararnamede denetim tazminatı ödenecekkadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılığı kadrosuna yer verilmediği, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödemesinin yasaldayanağının bulunmadığı, davalınınborcun ödenmesi konusunda 21.05.2009 tarihinde temerrüdedüşürüldüğü, gerekçesiyle, açılandavanın kabulü ile 3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline kararvermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesince;1.6.2010 gün ve E:2010/5431, K:2010/9665 sayı ile onanan kararkesinleşmiştir. T.K.’a denetimtazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin, idarece5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tahsiliyoluna gidilmesi üzerine adli ve idari yargıda davalaraçılmıştır. Denetim tazminatınınödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyletesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte birişlem olduğunda kuşku bulunmadığı gibi, sözkonusu idari işlemin geri alınması da idari niteliktedir.İdari nitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın 155.Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiği kuşkusuzdur. Bu durumdaöncelikle uyuşmazlığa konu denetim tazminatının T.K.’aödenip ödenmeyeceği hususunda bir değerlendirmeyapılması gerekli olduğundan, bu konudaki yasaldüzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 10.11.2005tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu, 18.11.2005tarih 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir. Bu suretleçalıştırılacakların sözleşmeusûl ve esasları ile ücret miktarı ve herçeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. Başkanlıkmerkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan (kadro karşılığıçalışan sözleşmeli personel dâhil) memurlara10.10.1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alanfazla çalışma ücreti aynı esas ve usûlleregöre ödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır. AnayasaMahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir. Yenidendüzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. 5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “(Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.) (İptalikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihli ve E.:2005/143,K.:2005/99 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme:17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1md.) Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. (Mülga son fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)” şeklindedir. 5429 sayılı Kanunuyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulanDevlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006günlü, 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının "Ödeme yapılmayacak haller"başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a)bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve IIIsayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış; 10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir. Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecek tazminatlar,farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlararasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarak düzenlenmiştir. Yukarıdaaçıklanan yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146. Maddesininbirinci fıkrası uyarınca sözleşmeli ve geçicipersonel hakkında özel kanunlardaki hükümlerinuygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatların düzenlendiği,belirtilen tazminatlar içerisinde denetim tazminatına yerverilmediği, Şubat 2009 tarihine kadar davacıya ödenendenetim tazminatının dayanağının 2006/ 10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararı olduğu, söz konusukararın ise 657 sayılı Kanunun 152. Maddesine göre “DevletMemurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatları”nıdüzenlediği, TÜİK da çalışansözleşmeli personelin 2006/10344 sayılı Kararkapsamında olmaması ve adı geçen kararın 11.Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendinde sözleşmeli personeledenetim tazminatının ödenmeyeceğininaçıkça belirtilmesi nedeniyle, bahse konu tazminatın,sözleşmeli olarak görev yapan T.K.’a ödenmesininmümkün olmadığı, T.K.’ın 5429sayılı Kanunun 45. Maddesine istinaden çıkarılan2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır. Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında da,Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli uzman olarakçalışan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktadaTürkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.K.’a yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir. 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt,kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zararauğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafındanrayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Budüzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir. Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur. “Öteyandan, benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadıBirleştirme kararına da değinmekte yarargörülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen: “ 1-Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemişolmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu(özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriyeyürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Bu sürelergeçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınmasıhalinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların,parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine, 4-Bu nedenleyanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadarödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulügerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşmesöz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine veiçtihatların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararıuzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine,bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil vehukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarakyanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde gerialmak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süregeçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hükümifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusuilerisi için değiştirilebileceği, tarzında birsonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idareyanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlarartık kazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…” Bu konudauygulanması düşünülebilecek diğer birdüzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişikbirinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararınınbelirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, işveya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindekigiderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veyahizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınmasıveya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10md.) g) Mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir. Alınmamışpara, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamışhizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişikson fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.” hükmü yer almaktadır. 5018sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesindeöncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir. Belirtileniçtihatlar ve yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıçerçevesinde çözümlenmesi gerektiğindetereddüt bulunmamaktadır. T.K.’a 29.11.2005- 14.01.2009tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılan T.K.’ınödemelerin yapılması konusunda gerçek dışıbeyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyle T.K.’ınkolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur da sözkonusu edilemeyeceğinden, 29.11.2005-14.01.2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığı görülmektedir. Açıklanannedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.12.2009gün ve E:2009/1579, K:2009/2727 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 14.İdareMahkemesi’nin 24.6.2011 gün ve E:2011/1114, K:2011/927 sayılıkararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. S O N U Ç : Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemin hukukauygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.12.2009gün ve E:2009/1579, K:2009/2727 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA;hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 14.İdare Mahkemesi’nin 24.6.2011gün ve E:2011/1114, K:2011/927 sayılı KARARININ KABULÜ vebu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNE, 26.3.2018 gününde, Başkan NuriNECİPOĞLU ve Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY’ınKARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK kararverildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Ahmet Tevfik ERGİNBAY Üye Birgül KURT KARŞI OYGEREKÇESİ Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’ndakadro karşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödendiği iddia edilen 3.365,38TL denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin olup;adı geçene, belirtilen tazminatın yersiz ödendiğikonusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da,idarenin zarara uğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Adı gecenedenetim tazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin,idarece 5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerektahsil yoluna gidilmesine karşın, karar gerekçesinde;ödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamıdışında kaldığı belirtilerek, Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıçerçevesinde çözümlenmesi gerektiği ifadeedildiğinden; uyuşmazlığın özellikle5018 sayılı Yasa çerçevesinde irdelenmesi gereklibulunmaktadır. Öncelikle,T.K.’a denetim tazminatı adı altındayapılan fazla ödemenin, idarece 5018 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilerek tahsil yoluna gidilmesi üzerineadli ve idari yargıda davalar açılmıştır.Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlemin,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesizorunlu nitelikte bir işlem olmasına karşın söz konusuişlem nedeniyle ödenen tazminatın ilgiliden geri istenilmesi,aksi halde yasal yollara başvurulacağına ilişkinişlemin idari nitelikte olduğunun kabulü mümkünolmadığından, idari nitelikte olmayan uyuşmazlığınadli yargıda çözümlenmesi gerektiğikuşkusuzdur. Diğertaraftan, Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan T.K.’a yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuata bir kez dahabakmak faydalı olacaktır: 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veyatedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, buzararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerindenödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Bu konudaki diğer birdüzenleme,10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişikbirinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veyayersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelindendaha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsilişlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.) g) Mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal vedeğerleri alınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişik sonfıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır. 5018 sayılı Kanun'un 71'incimaddesinin son fıkrasına dayanılarak Bakanlar Kurulutarafından kabul edilen ve Resmi Gazete'nin 19/10/2006 gün ve 26324sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğekonulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik'in 2/(1) maddesinde bu Yönetmeliğin,düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç olmak üzere, genelyönetim kapsamındaki kamu idarelerinde tespit edilen kamuzararlarından doğan alacakları kapsadığı, 4/(1)-amaddesinde bu Yönetmeliğin uygulanmasında"İlgili" deyiminin "Kendisine yersiz veya fazla ödemeyapılan gerçek ve/veya tüzel kişi ya da kişileri"ifade ettiği; 5/(2) maddesinde kontrol, denetim, inceleme, kesinhükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararının geri ödenmesi sürecine, kamu görevlileri ilebirlikte ilgililerin de dahil edileceği, 6/(ğ) maddesinde, Kamuzararının belirlenmesinde, mevzuatında öngörülmediğihalde ödeme yapmasının esas alınacağı belirtilmiş;7/(1)-c maddesinde kamu zararlarının, 6'ncı maddede belirtilenhususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesişekillerinden birinin "Adli, idari veya askeri yargılama"olduğu kurala bağlanmış; 8'inci maddesinde, tespit edilenkamu zararlarına ilişkin alacak takip dosyasıaçılması öngörülmüş; "Kamuzararından doğan alacağın tebliği ve takibi"başlıklı 10'uncu maddesinde ise, "(1) Kamu zararındandoğan alacaklar, merkezde strateji geliştirme birimlerince,taşrada ise takibe yetkili birimlerce sorumluların ve ilgililerinbilinen adreslerine imzaları alınmak suretiyle veya 11/2/1959 tarihlive 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göretebliğ edilir. (2) Tebliğde; borcun miktarı sebebi,doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödemeyeri, yedi günlük itiraz süresi, itiraz mercii belirtilerek,söz konusu tutarın tebliğ tarihinden itibaren bir ayiçerisinde ödenmesi istenir, itiraz merkezde stratejigeliştirme birimince, taşrada ise takibe yetkili birimin en üstyöneticisince on iş günü içerisinde sonuçlandırılır.İtiraz ve itirazı değerlendirme süresi bir aylıködeme süresini etkilemez.(…) (5) Adli, idari ve askerimahkemelerce hükme bağlanan ve taraflara tebliğ edilen kamuzararından doğan alacaklara ilişkin kararınkesinleşmesi beklenmeksizin, takip işlemlerine başlanır.Yargılama sonucunda verilen tazmine ilişkin kararlardan kamuidaresini temsile yetkili hukuk birimlerince takip edilmeyenler, takip edilmeküzere temsile yetkili hukuk birimlerine intikal ettirilir. (6) Kamuzararı alacaklarının yapılan tebligata rağmensorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesihalinde ilgili alacak takip dosyası, sürenin bitiminden itibarenbeş iş günü içerisinde, alacağın hükmentahsili için, strateji geliştirme birimi veya taşradaki ilgilitakip birimince kamu idaresini temsile yetkili hukuk biriminegönderilir.(…)" kuralına yer verilmiştir. Yineaynı Yönetmeliğin " Kamu zararından doğanalacakların tahsil şekilleri" başlıklı 12/(2)-cmaddesinde "2004 sayılı Kanun (İcra ve İflas Kanunu)hükümleri uygulanmak", tespit edilen kamu zararlarınıntahsil şekilleri arasında gösterilmiş; "İcrayoluyla tahsilat" başlıklı 15'inci maddesinin(1)’inci fıkrasında ise " Sayıştay vemahkeme-ilâmları ile hüküm altınaalındığı halde sorumluları ve/veya ilgilileri tarafındanrızaen ödenmeyen kamu zararından doğan alacaklar, 2004sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir."kuralına yer verilmiştir. Bütün bu hükümlerinbirlikte değerlendirilmesinden; kamu personeline yapılan yersizödemeler nedeniyle kamu kaynağında meydana gelen eksilmenin,5018 sayılı Kanun'un 71'inci maddesinde tanımlanan bir"kamu zararı" olduğu ve ilgilisi tarafındanrızaen ödenmeyen borcun genel hükümlerçerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin kabulügerekir. Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olan 818sayılı Borçlar Kanununun “ Borç olamayanşeyin tediyesi” başlıklı 62. maddesinde; “Borçlu olmadığı şeyiihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zannederekverdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Müruru zamanauğramış olan bir borcu eda yahut ahlaki bir vazifeyi ifaiçin verilen şey, geri alınamaz.” hükmü ile,borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse,yanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebileceği kabuledilmiştir. Halen yürürlükte olan 6098 sayılıTürk Borçlar Yasası’nın 818 sayılıBorçlar Kanunu’nun 62. maddesininkarşılığı olan”Borçlanılmamış edimin ifası”başlıklı 78. maddesinde; “Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerinegetiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerinegetirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış birborcun ifasından veya ahlaki birödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklananzenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığıhâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkindiğer kanun hükümleri saklıdır.” hükmüyer almaktadır. Bu açıklamalarışığında somut uyuşmazlığabaktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemeninsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaçözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatının hataenödendiği konusunda tereddüt bulunmadığından,ödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olduğu görülmektedir. Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.K.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukukauygun olduğunun saptanması karşısında; yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptaliistemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline kararveren Ankara 14.İdare Mahkemesi’nin 24.6.2011 gün ve E:2011/1114, K:2011/927sayılı kararının kaldırılmasına; hukukve usule uygun bulunan, Ankara 4. Sulh HukukMahkemesi’nin 30.12.2009 gün veE:2009/1579, K:2009/2727 sayılı kararınınkabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatine vardığımızdan; sayınçoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesisuretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesiyolundaki kararına katılmıyoruz. Başkan Üye Nuri NECİPOĞLU AhmetTevfik ERGİNBAY
Full & Egal Universal Law Academy