T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 542
KARAR NO : 2018 / 79
KARAR TR : 26.2.2018
ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nda kadro karşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı, idari yargıda davacı) 29.11.2005-14.01.20009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 3.4.2014 gün ve E:2009/611 K:2014/307 sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 2.İdare Mahkemesi’nin 15.2.2012 gün ve E:2012/229 K:2012/129 sayılı kararının kabulü ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi gerektiği hk. K A R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı) : T.E.
Vekili : Av. Z.S.D.
Karşı Taraf : BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekilleri : Av.C. Y., Av.E. D.
O L A Y : 1-a) Davacı T.E.’ün vekili dilekçesinde; müvekkilinin, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığında Uzman olarak görevyaptığını, davalı İdare tarafından13.05.2009 tarih 525(doğrusu 535) sayılı yazı ile, denetimtazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı, 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğine karar verildiği, yersiz ödenen3.365,38-TL.nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğininbildirildiğini; müvekkilinin 25/05/2009 tarihli dilekçe ile buişleme itiraz ettiğini ancak itirazının kabuledilmediğini; işlemin hukuka uygun olmadığını,iptalinin gerektiğini; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun1.maddesinin 2.fıkrasına göre sözleşmeli vegeçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özelhükümlerin uygulanacağını, 4.maddesine göre deKamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçicipersonel ve işçiler eliyle gördürüleceğini vebu Kanuna tabi kurumlarda dört istihdam şekli dışındapersonel çalıştırılamayacağını; DMK152.maddesinin Denetim Tazminatı başlıklı II-Ffıkrasında denetim tazminatının kimlereödeneceğinin gösterildiğini, buna göre ÖzelHizmet Tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k)sırasında sayılanlara da denetim tazminatıödeneceğini, Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) bendinde sayılan kurumlar arasındaTürkiye İstatistik Kurumu Uzmanları ve bunlarınyardımcılarının dasayıldığını; 2006/10795 sayılıBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKarar”ın 14.maddesine göre, Kararda hükme bağlanmayanhususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu hükümleri uyarınca işlemyapılacağını; DMK.nun 152.maddesinin ‘Ortak Hükümler’başlıklı III.fıkrasında da “Bu zam vetazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154.madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulur” denildiğini; davalıİdarenin, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ileçıkarılan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatlara İlişkin Karar”ın 11.maddesine göremüvekkiline denetim tazminatı ödenemeyeceğini ilerisürmekte ise de, bu yorumun hukuki olmadığını; 18/11/2005tarihinde yürürlüğe giren 10/11/2005 tarih 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanununun 45.maddesinin2.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 19/12/2005 tarih E.2005/143K.2005/99 sayılı kararı ile iptal edildiğini; iptalgerekçesinde: “Devlet kamu tüzel kişiliğiiçinde yer alan Türkiye İstatistik Kurumuna yasa ile verilengörevlerin, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamakamacıyla yapılan sürekli ve düzenli etkinlikler olmasınedeniyle kamu hizmeti olduğunda kuşku yoktur. Genel idare esaslarınagöre yürütülen bu hizmetlerde görevlendirilen sözleşmelipersonelin ise Anayasa’nın 128.maddesinde belirtilen diğer kamugörevlileri kapsamında olduğu açıktır.Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına göre,memurlar ve diğer kamu görevlilerinin hak veyükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğerözlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiğindenTürkiye İstatistik Kurumunda Başkan, BaşkanYardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı,İstatistik Müşaviri, Hukuk Müşaviri, BölgeMüdürü, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman Yardımcısı,İstatistikçi, Matematikçi, Mühendis ile Programcıkadrolarına atanan sözleşmeli personelin, sözleşmeusul ve esasları ile ücret miktarları ve her çeşitödemeleri konusunda yasal düzenleme yapılmayarak tümyetkinin Bakanlar Kuruluna bırakılması Anayasa’nın128. maddesine aykırıdır.” tespitininyapıldığını; bu değerlendirmekarşısında 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11.maddesi gerekçe gösterilerek denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine karar vermeninyanlış olduğunu; üstelik 5429 sayılı Kanunun57.maddesinin (c) fıkrası ile 657 sayılı DevletMemurları Kanununun; "Zam ve tazminatlar"başlıklı 152.maddesinin "II-Tazminatlar"kısmının "A-Özel Hizmet Tazminatı"bölümünün (h) bendine "Dış TicaretUzmanları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanları," ibaresinin eklendiğini; dolayısıylaDenetim Tazminatının yasal dayanağını oluşturan152.maddenin denetim tazminatının TÜİK uzman veyardımcılarına da ödeneceğini hükme bağladığını,bu tazminatın kimlere ödeneceğini gösteren 152.maddeninII-A-h hükmü ile müvekkiline denetim tazminatıödenmesi gerektiğinin açık olduğunu; aksi halde 5429Sayılı Kanunun 57.maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 152-ll-A-hhükmü değiştirilerek “Türkiye İstatistikKurumu Uzmanları” ibaresinin eklenmeyeceğini, Kanun KoyucununKurum Uzmanlarına denetim tazminatı ödenmesiniamaçladığını; denetim tazminatınınmüvekkiline ödenmemesi gerektiğine ilişkin kararıngerekçesini oluşturan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının yasal dayanağının da 657 SayılıKanunun 152.maddesi olduğunu, yani tazminatların, 152.maddedegösterilen nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlendiğini, Bakanlar Kurulunun yetkisinin Kanunda gösterilen nispetleriaşmamak üzere ödenecek tazminatları belirlemek olduğunu,dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile, Kanunda ödenmesinekarar verilen bir tazminatın ödenmeyeceği sonucunudoğuracak bir düzenleme getirilemeyeceğini, BKK’nın11.maddesinde geçen “her statüdeki sözleşmelipersonel” kapsamına, yukarıdaki Anayasa Mahkemesikararı da dikkate alındığında, Anayasa’nın128.maddesine göre kamu görevlisi olan müvekkiliningirmeyeceğini; tüm bu gerekçelerle davalı idarenindenetim tazminatının kesilmesine yönelik işleminin hukukaaykırı olduğunu; davalı İdarenin sehven ödenentazminatların faizi ile birlikte geri ödenmesini istemesinin hukukauygun olmadığını, iptalinin gerektiğini:Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22/12/1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin, bunundışında kalan hallerde, hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin 9021 sayılı bakanlarkurulu kararının yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğununve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğinin belirtildiğini;müvekkiline 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenentazminatın İBK’nda gösterilen yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi ileödendiğini iddia etmenin mümkün olmadığını; İdarenin, denetim tazminatının ödenmesi gerektiğinidüşünerek 3 yılı aşkın bir süre buödemeyi yalnızca müvekkiline değil aynı durumda olantüm uzmanlara yaptığını, burada açıkhatadan da söz edilemeyeceğini, çünkü yasalolarak bu ödemenin yapılamayacağına ilişkin ilgilimevzuatta bir hüküm bulunmadığını, aksineyapılacağına ilişkin hükümler bulunduğunu; davalıİdarenin, müvekkilinin itiraz dilekçesine verdiği02/06/2009 tarihli cevapta, 25/02/2009 tarihli 11/104 sayılıyazı ile, denetim tazminatı ödemelerinin yapılmasınadevam edilmeyeceğinin bildirildiğini ve 60 günlük davaaçma süresini kapsayan Ocak 2009 ayına ait sözkonusuödemenin geri istendiğini, müvekkilinin de bu ödemeyiyaptığını belirttiğini; oysa bu yazınınmüvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin işbudava konusu yazı kendisine tebliğ edilene kadar denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine ilişkin birkarardan haberdar bulunmadığını, kendisine bir bildirimdebulunulmadan telefon ile Ocak ayı maaşının fazlayatırıldığının, fazla olan bu kısmın(ki 100,00-TL. kadardır, makbuz müvekkilinin tarafındanedinilememiştir, ancak idareden gelecek bilgilerde mevcuttur) belirtilenhesaba yatırılmasının söylendiğini, bu miktarınmüvekkili tarafından yatırıldığını,ancak müvekkilinin fazla ödemenin neye ilişkin olduğunu dabilmediğini; memur maaşlarında çok sayıda kalemin yeraldığını, bu kalemlerin parasal işlerden teknikolarak anlamayan insanlar için çok fazla bir şey ifade etmeyeceğini,hatta kimsenin maaşının tam olarak kaç lira olduğunusöyleyemeyeceğini, dolayısıyla, idarenin sonödemeden itibaren 60 günlük sürede ödemenin iadesininistendiği, bu aşamada itiraz olmadığı gerekçesininkabul edilemeyeceğini; kaldı ki bu durumda dahi, idarenin sonödemeden önceki alacakları istemesinin yasal olmadığını;konu ile ilgili çok sayıda Danıştay kararının bulunduğunu, fazla ödenen tazminatların iadesine ilişkin bir olaydaDanıştay İdari Dava Dairelerinin 28/12/2006 tarih 2003/477E.2006/3355K sayılı kararında; “Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararıyla, sehvenfazla ödenmiş bulunan aylık ve ücret farklarınınilk kanunsuz ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere 90 günlük dava açma süresi içinde gerialınabileceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınanidari işlem yok denilebilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmakta ve idare bu konuda haberdaredilmemişse, memurun iyi niyetinden söz edilemeyeceği vedolayısıyla bu işlemlere dayanılarak yapılanödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak buistisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancaködemenin ilk yapıldığı günden itibaren davaaçma süresi içerisinde istirdat edilebileceği kararabağlanmıştır. / Bu durumda, olayda davacıyayapılan ve ilgilinin hilesinin, gerçek dışıbeyanının neden olmadığı, ayrıca açıkhatanın da bulunmadığı ödemelerin yukarıda yerverilen Danıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açmasüresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, busüreye uyulmaksızın yapılan ödemelerintamamının istenilmesinde isabet görülmemiştir.”yargısına vardığını; müvekkiline ödenentazminatların ödenmesi işlemi hatalı idiyse dahi bunumüvekkilinin kolayca anlayabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle idarenin ödemelerin tamamını geri istemesinindoğru olmadığını; iadesi istenilen miktarınfaizinin de talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilininhiçbir etkisi, müdahalesi olmadan yapılan bir işlemnedeniyle faiz ödemeye zorlanmasının hukuk devleti ilkesiyle debağdaşmadığını ifade ederek; müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına karşı10.7.2009 tarihinde idari yargı yerindedava açmıştır.
1-b)Ankara 2.İdare Mahkemesi; 18.9.2009 gün ve E:2009/916,K:2009/1162 sayı ile “(…) dava konusu işlem,davacıya kendi rızasıyla ödemede bulunmaması halindehakkında genel hükümlere göre işlemyapılacağına ilişkin ödemeye çağrıniteliğinde bir bildirimden ibaret olup idarenin tek taraflı ve kamugücüne dayalı olarak gerçekleştirdiği kesin veicrai (yürütülmesi zorunlu) bir işlem niteliğitaşımadığından iptal davasına konu edilebilmesineolanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın 2577sayılı Kanunun 14/3/d ve 15/1/d maddeleri uyarıncaincelenmeksizin reddine…” karar vermiş, itirazedilmesi üzerine;
1-c) Ankara Bölge İdare Mahkemesi; 21.1.2010 gün ve E:2010/125, K:2010/222 sayı ile “(…) davacıtarafından dava dilekçesinde, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında kendisine yersiz ödendiği belirtilen3.365,38-TL’nin geri istenilmesine ilişkin işlemin iptali ilebirlikte, kendisine ödenmekte olan denetim tazminatınınkesilmesine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği halde,uyuşmazlığın tek hakim tarafındançözümlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, niteliği itibariyle mahkeme heyetincekarara bağlanması gereken uyuşmazlık hakkında tekhakim tarafından karar verilmesinde hukuki isabetgörülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; itirazınkabulüne, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/09/2009 günve E: 2009/916, K: 2009/1162 sayılı kararın BOZULMASINA;dosyanın mahkemesine iadesine…” karar vermiştir.
1-d)Ankara İkinci İdare Mahkemesi; 31.1.2011gün ve E:2010/367, K:2011/145 sayı ile “(…) Dava,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı'nda uzmanolarak görev yapan davacıya ödenen denetimtazminatının kesilmesine ilişkin işlem ile 29.11.2005 -14.01.2009 tarihleri arasında yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faiziile birlikte bir ay içerisinde ödenmesinin istenilmesine dair13.05.2009 tarih ve 535 sayılı davalı idare işlemininiptali istemiyle açılmıştır.
(…)
Davacıya 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasındaödenen 3.565,38-TL tutarındaki denetim tazminatının geriödenmesine ilişkin 13.05.2009 tarih ve 535 sayılıişlem yönünden yapılan incelemede;
2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/bfıkrasında, dava dilekçelerinde iptali istenilen işleminidari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken birişlem olmaması halinde davanın reddine karar verileceğihükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 2. maddesiyle tanımlanan iptaldavasına, idarenin tek taraflı irade beyanıyla kişilerinhukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren etkili veyürütülmesi zorunlu işlemlerin konu edilebileceğitartışmasızdır.
Kesin ve yürütülebilir işlemler, kamugücü ve kudretinin üçüncü kişilerüzerinde ayrıca başka bir işlemin varlığınagerek olmaksızın doğrudan doğruya çeşitlihukukî sonuçlar doğurmak suretiyle etkisini gösterenişlemlerdir. İlgilinin hukuksal durumunda değişiklik yapmaniteliği bulunmayan ve hukuksal bir etki göstermeyendanışma kararları, görüş belirten kararlar,uygulama ve hazırlık işlemleri, bildirici ve içdüzen işlemleri gibi işlemler icraî nitelikteolmayıp, idari davaya konu edilemezler.
Bu durumda, kamu zararına tekabül edenalacağın rızaen ödenmesi istemini içeren dava konusuişlemin, kamu gücü ve kudretinin üçüncükişiler üzerinde ayrıca başka bir işleminvarlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruyaçeşitli hukukî sonuçlar doğurmak suretiyleetkisini gösterdiği işlemlerden olmadığı,dolayısıyla ilgili personele yersiz ödeme nedeniyle ortayaçıkan kamu zararını miktar olarak belirleyen ve sözkonusu zarara tekabül eden alacağın ödenmesigerektiğini ortaya koyan, aksi taktirde alacağın yasal yollarabaşvurularak tahsili yoluna gidileceğini belirten idari yazı,idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli birişlem olarak kabul edilemeyeceğinden; yersiz ödendiğibelirtilen denetim tazminatlarının toplam tutarının yasalfaizi ile birlikte bir ay içerisinde ödenmesinin istenilmesine dairişlem bakımından davanın esasının incelenmesineolanak bulunmamaktadır.
Ödenmekte olan denetim tazminatlarınınkesilerek bundan sonra ödenmemesi yolundaki işlemin iptali isteminegelince;
Dava dosyasının incelenmesinden, MaliyeBakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol GenelMüdürlüğü'nden alınan 20/04/2009 gün ve 5084sayılı görüş yazısı doğrultusunda,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınması gerektiğiTÜİK Başkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve355 sayılı onayı ile uygun görüldüğü,bu onay doğrultusunda davacıya tebliğ edilen dava konusu13/05/2009 gün ve 535 sayılı yazı ile 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin bir ay içerisindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi üzerine bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun"Zam ve tazminatlar" başlıklı 152'nci maddesinin"Tazminatlar" başlıklı II ncibölümünde,
"Görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dâhil) brüttutarının,
A - Özel Hizmet Tazminatı:...
h)(...) Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları,(...) ve bunların yardımcıları, (...) için%130'una,...
F) Denetim Tazminatı
Özel Hizmet Tazminatıbölümünün;(...)
(h), (...) sırasında sayılanlar için%20’sine,(...)
kadar, bu nispetleri aşmamak üzere BakanlarKurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dâhilindeyukarıdaki tazminatlar ödenir." hükmü yeralmış, aynı maddenin "Ortak Hükümler"başlıklı III'üncü bölümününbirinci fıkrasında ise bu zam ve tazminatların hangi işiyapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği,miktarları, ödeme usûl ve esasları ilgili kurumlarınyazılı isteği ve Devlet PersonelBaşkanlığı'nın görüşü üzerineMaliye Bakanlığı'nca bütün kurumları kapsayacakşekilde ve 154'üncü madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulu'nca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanarak Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kanunu'nun 45'inci maddesinin birinci fıkrasındaTÜİK Başkanlığı’nda; Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı ve Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı kadrolarına atananların, kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmelipersonel çalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilmelerine olanak verilmiş,aynı maddenin (Anayasa Mahkemesi'nin 19/12/2005 gün ve E: 2005/143,K: 2005/99 sayılı iptal edilen ve 17/05/2006 gün ve 5503sayılı Kanun'un 2'nci maddesi ile yeniden düzenlenen) ikincifıkrasında sözleşmeli olarak Başkanlık'ta fiilençalışan personele yapılacak parasal ödemelereilişkin düzenleme yapıldıktan sonra "Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir." hükmüne yer verilmiştir.
TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcılarına657 sayılı Kanun'un 152'nci maddesinde bahsi geçentazminatlardan hangilerinin ne kadar oranda ödeneceği, yasaldayanağını yukarıda belirtilen hükümlerinoluşturduğu Bakanlar Kurulu Kararları ile belirlenmiştir.06/02/1997 gün ve 1997/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıile kadro karşılığı sözleşmeli statüdeçalışan TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcılarına657 sayılı Kanun'un 152/II-A maddesinde düzenlenen ÖzelHizmet Tazminatının ödenebilmesine imkân sağlanmıştır.
657 sayılı Kanun'un 152/II-F maddesindedüzenlenen Denetim Tazminatının kadrokarşılığı sözleşmeli statüdeçalışan TÜİK Uzman ve UzmanYardımcılarına ödenmesinin gerekip gerekmediğininbelirlenmesi ise, (05/05/2006 gün ve 26159 sayılı ResmîGazete'de yayımlanan) 17/04/2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan (veResmî Gazete'nin 10/01/2009 gün ve 27106 sayılınüshasında yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile de 2009yılında uygulanması sürdürülen) DevletMemurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkinKarar'ın incelenmesi ile mümkündür. AnılanKarar'ın 11/(1)-a maddesinde bu Karar'a ekli II ve III sayılıCetvellerde yer alan tazminatların; her statüdekisözleşmeli personele (06/02/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği belirtilmiş; 13/(l)-a maddesinde zam vetazminatların ödenmesine esas olmak üzere; bu Karar ve ekicetvellerin uygulanmasından doğacak her türlü sorunuçözüme bağlamaya Devlet PersonelBaşkanlığı'nın görüşü üzerineMaliye Bakanlığı yetkili kılınmış; Karar'aekli "Özel Hizmet Tazminatı" başlıklı IIsayılı Cetvelin "Denetim Hizmetleri" başlıklı(B) bölümünün 4 numaralı sırasındaTÜİK Uzman ve Uzman Yardımcıları Özel HizmetTazminatı ödenecek kadro unvanları arasındasayılmış ve tazminat oranları gösterilmiş;"Diğer Tazminatlar" başlıklı III sayılıCetvelin "Denetim Tazminatı" başlıklı (E)bölümünde "II Sayılı Cetvelin (B) DenetimHizmetleri Bölümünün 4, 5, 6 ve 7'nci sıralarındasayılanlar", Denetim Tazminatı ödenecek kadrounvanları arasında gösterilerek tazminat oranlarıbelirlenmiştir.
Görüldüğü üzere, 657sayılı Kanun'un 152'nci maddesinde Devlet memurlarınaödenecek tazminatlar arasında "Özel HizmetTazminatı" ve "Denetim Tazminatı" ayrı ayrısayılmış ve bu tazminatların ödeneceği kadrounvanları ve tazminat oranları ayrı ayrıgösterilmiş; bu hükme istinaden hazırlanan veyürürlüğe konulan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı'na ekli II sayılı Cetvelde Özel HizmetTazminatı, III sayılı Cetvelde de Diğer Tazminatlar-DenetimTazminatı ödenecek kadro unvanları ve tazminat oranlarıbelirginleştirilmiş; anılan Bakanlar Kurulu Kararı'nınll/(l)-a maddesinde adı geçen Özel Hizmet Tazminatı veDiğer Tazminatlar-Denetim Tazminatının her statüdekisözleşmeli personele ödenmeyeceği belirtilirken 06/02/1997gün ve 1997/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kadrokarşılığı sözleşmeli personele ödenmesiöngörülen Özel Hizmet Tazminatı saklıtutulmuştur.
2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı'nın, II ve III sayılı Cetvelde düzenlenenÖzel Hizmet Tazminatı ve Diğer Tazminatlar-DenetimTazminatının sözleşmeli personele ödenmeyeceğinibelirten ll/(l)-a maddesinde geçen "her statüdeki"ibaresinin, kadro karşılığıçalıştırılan sözleşmeli personeli dekapsadığına kuşku bulunmamaktadır. Zira; kadrokarşılığı sözleşmeli personelin diğersözleşmeli personelden farklı olarak Denetim Tazminatındanyararlandırılması amaçlanmış olsaydı,Bakanlar Kurulu Kararı'nın anılan düzenlemesinde "herstatüdeki" ibaresi kullanılmazdı. Keza; Bakanlar KuruluKararı'nın aynı düzenlemesinde, kadrokarşılığı sözleşmeli personele ÖzelHizmet Tazminatı ödenmesine imkân sağlayan 1997/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklı tutulmuş, ancakDenetim Tazminatının ödenmesine imkân sağlayacakşekilde herhangi bir istisnai düzenlemeye yer verilmemiştir.Öte yandan; 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı'nın 13/(l)-a maddesi ile zam ve tazminatlarınödenmesine esas olmak üzere; bu Karar ve eki cetvellerin uygulanmasındandoğacak her türlü sorunu çözüme bağlamayaDevlet Personel Başkanlığı’nıngörüşünü almak kaydıyla yetkili kılınanMaliye Bakanlığı'nın 20/04/2009 tarihligörüş yazısında da, kadrokarşılığı sözleşmeli statüdekiTÜİK Uzman ve Uzman Yardımcılarına, IIIsayılı Cetvelde düzenlenen Denetim Tazminatınınödenemeyeceği belirtilmiştir.
Buna göre, TÜİKBaşkanlığı'nda, 5429 sayılı Kanun'un 45/1maddesine istinaden kadro karşılığısözleşmeli statüde çalıştırılan Uzmanve Uzman Yardımcılarına, 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararı'nın II sayılı Cetvelinde düzenlenenÖzel Hizmet Tazminatının, aynı Karar'ın ll/(l)-amaddesi ile saklı tutulan 1997/9021 sayılı Bakanlar KuruluKararı uyarınca ödenmesi gerektiği; buna karşınIII sayılı Cetvelde düzenlenen Denetim Tazminatınınise 2006/10344 sayılı Karar'ın yine ll/(l)-a maddesiuyarınca ödenemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, kadro karşılığısözleşmeli statüde TÜİK Uzmanı olarakçalışan davacıya ödenmekte olan denetimtazminatının kesilerek bundan sonra ödenmemesi yolundakidavalı idare işleminde hukuka aykırılıkbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu yersizödendiği belirtilen denetim tazminatı toplam tutarınıngeri ödenmesinin istenilmesine ilişkin işlem yönünden2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizinreddine, ödenmekte olan denetim tazminatının kesilerek bundansonra ödenmemesi yolundaki işlem yönünden ise davanınreddine…” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine;
1-d) Danıştay İkinci Dairesi: 1.12.2011gün ve E:2011/5349, K:2011/6126 sayı ile “(…)Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu,kendisinden talep edilen tazminatın 5018 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilmek suretiyle idari yargı denetimidışına çıkarılmasının, idariişlemin hukuka uygun olup olmadığı yönündekidenetim yetkisinin adli yargıya ait olması sonucunudoğuracağını öne sürmekte ve Mahkemekararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilenkararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesindebelirtilen nedenlerden birinin varlığınabağlıdır, idare Mahkemesi'nce verilen kararın davanın,dava konusu işlemin davacı adına denetim tazminatıödenmeyeceğini öngören kısmı yönündenesastan reddine ilişkin hüküm fıkrası vedayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup,bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının, davanın;davacıdan denetim tazminatının yasal faiziyle birlikte iadesininistenilmesine ilişkin işleme yönelik kısmının,2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizinreddine dair hüküm fıkrasına gelince;
Uyuşmazlığınçözümü için öncelikle kamu görevlilerineyapılan fazla ödemelerin geri alımında uygulanacakmevzuatın saptanması gerekmektedir. Bu husus bu uyuşmazlıklardagörevli yargı yerinin belirlenmesi açısından daönem taşımaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınınkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikinci fıkrasındaise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorunda bulundukları bumallara verdikleri zararın rayiç bedel üzerinden tahsiledileceği; son fıkrasında da, anılan zararın tahsilusulü düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsil usulünü düzenleyen 12. madde kapsamındatahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumundahataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarklarının 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde,
"Kamu zararı, mevzuata aykırı karar,işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veyayersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelindendaha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsilişlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin c/9fıkrası ile çıkarılan bend)
g) Mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılması,
Esas alınır.
(5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin a/21fıkrası ile değişen fıkra) Kontrol, denetim, inceleme,kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsiledilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağındabir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibikanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş,imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında TürkCeza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlereher türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılanbir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar paracezası verilir
Kamu zararlarının tahsline ilişkin usul veesaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine BakanlarKurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklebelirlenir." kuralı bulunmaktadır.
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamuzararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada isebirinci fıkrada tanımlanan tanımın geçerlisayılacağı kapsam belirlenmiştir. Bu itibarla 5018sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleribelirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmakgerekecektir.
Nitekim ikinci fıkrada yer alan bentler birliktedeğerlendirildiğinde 5018 sayılı Kanunun kamu zararıkapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal vehizmet satın alınması sırasında fazla ödemeyapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuataaykırı davranılması ve mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yolaçılan zararla sınırlı olduğuanlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsamiçinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerininhukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdiklerizararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması yada mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatınyorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazlaödeme yapılması halleri sayılmamıştır.İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde"g" bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır.Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan uyuşmazlığın anılan Kanunkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki,"... mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veyaihmal..." ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilindegerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamakgerekmektedir.
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanunaaykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin gerialınmasında 5018 sayılı Kanunun uygulanmasınınmümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığındabu tür uyuşmazlıkların çözümündeanılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortayaçıkmaktadır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Diğer taraftan; uyuşmazlığa 5018sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorumun, sonucutümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi gereken biruyuşmazlığın, adli yargı yerindeçözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir.Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesiile kurulan "idari rejim" sistemi ilebağdaşmayacağı da açıktır.
Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında ise; idarenin, hatalı, işleminedayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaretedilmiştir.
Buna göre; uyuşmazlığa konu fazlaödemenin de söz konusu İçtihat gereğince herhangibir yargı kararına gerek kalmaksızın davacıdanistenilmesi mümkün olduğundan, bu meblağındavacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davayakonu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğusonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesinin işinesasına girerek bir karar vermesi gerekirken, davayı incelenmeksizinreddetmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacınıntemyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 2. İdare Mahkemesi'nceverilen 31.1.2011 günlü, E:2010/367, K:2011/145 sayılıkararın, davanın incelenmeksizin reddine dair kısmının2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/b fıkrasıuyarınca bozulmasına; esastan reddine dair hükümfıkrasına yönelik kısmı ise hukuk ve usule uygun olupbozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından,davacının bu bölümle ilgili temyiz isteminin reddi ileMahkeme kararının bu kısmının onanmasına,aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar dagözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir kararverilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'yegönderilmesine…” karar vermiştir.
1-e)ANKARA 2.İDARE MAHKEMESİ: 15.2.2012 günve E:2012/229, K:2012/129 sayı ile “(…) Mahkememizin 31/01/2011tarih ve E:2010/367, K:20l1/145 sayılı kararınınDanıştay 2. Dairesinin 01/12/2011 gün ve E:2011/5349,K:2011/6126 sayılı kararı ile kısmen bozulmasıüzerine bozma kararına uyularak ve davalı idarenin usuleyönelik itirazları yerinde görülmeyerek, dava dosyasıyeniden incelenmek suretiyle işin gereğigörüşüldü:
Dava, Türkiye istatistik KurumuBaşkanlığı’nda uzman olarak görev yapandavacıya ödenen denetim tazminatının kesilmesineilişkin işlem ile 29.11.2005 - 14.01.2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği belirtilen denetim tazminatlarının toplamtutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faizi ile birlikte bir ayiçerisinde ödenmesinin istenilmesine dair 13.5.2009 tarih ve 535sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyleaçılmış, denetim tazminatının kesilmesineilişkin kısmı Danıştay tarafındanonaylandığından, uyuşmazlık denetimtazminatlarının bir ay içerisinde geri alınmasınailişkin kısmına yöneliktir.
Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağın her zaman geri alınabileceği,belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemeleringeri alınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere dava açmasüresi içinde mümkün olduğu bu süregeçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, MaliyeBakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol GenelMüdürlüğü'nden alınan 20.04.2009 tarih ve 5084sayılı görüş yazısı doğrultusunda TÜİK'tekadro karşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınması gerektiği TÜİKBaşkanlığı'nın 29.04.2009 tarih ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda davacıya tebliğ edilen dava konusu 13.05.2009tarih ve 535 sayılı yazı ile 29.11.2005 - 14.01.2009 tarihleriarasında yersiz ödenen denetim tazminatlarının toplamtutarı olan 3.365,38-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksitakdirde alacak takip dosyasının dava açılmak üzereilgili yere gönderileceğinin bildirilmesi üzerine bakılandavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Bakılan davada, yukarıda aktarılanİçtihatları Birleştirme Kurulu kararı ile konulanilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata, hile ya dagerçek dışı beyanı söz konusuolmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilenihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak 2577sayılı Yasada dava açma süresi olarak öngörülen60 gün içinde geri alınabilecek iken, bu süreiçinde istenilmediği görüldüğünden; dava konusuişlemde bu yönüyle hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işleminiptaline…” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerineDanıştay İkinci Dairesince; 28.11.2012 gün ve E:2012/8936, K:2012/8610sayı ile temyiz istemi reddedilerek onanan; kararın düzeltilmesiistemi de aynı Dairece; 26.9.2013 gün ve E:2013/6910, K:2013/5038sayı ile reddedilen Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
2-a)Davacı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; davalı T.E.’ün KurumlarındaTÜİK uzman kadrosunda sözleşmeli olarak görevyaptığını; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün, 20/04/2009 tarih ve 262/5084 sayılıyazıları ile Kurumda TÜİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadroları karşılık gösterilmeksuretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilen personele, 17/04/2006tarihli ve 2006/10344 Sayılı Bakanlar Kurulu kararına ekli IIIsayılı denetim cetvelinin “E denetim tazminatı”bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen tazminatlarının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiğini; bu durumda da davalıya sehvenödenen ödemelerin geri alınması gerektiğinin,Başkanlık Makamının 29/04/2009 tarihli ve 869/355sayılı onayıyla değerlendirildiğini; anılannedenlerle 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasında davalınınyersiz ödenen denetim tazminatlarının toplamından dolayıhâzineye 3.365,38-TL borcu bulunduğunu; bu borcunu ve yasal faizini 19/10/2006tarih ve 26324 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren “Kamu ZararlarınınTahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındakiYönetmelik” gereğince ödemesi için müvekkiliidarece davalıya tebligat yapılmış ise de, rızaenödeme söz konusu olmadığından işbu davanınaçılmasının gerektiğini ifade ederek; fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydı iledavalarının kabulüne 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödenen toplam 3.365,38-TL asıl alacağın her birdenetim tazminatının alındığı (davalıyaödeme yapıldığı) tarihlerden tahsil tarihineişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle, T.E.’e karşı 22.7.2009 tarihinde adli yargıyerinde dava açmıştır.
2-b) ANKARA 11.SULH HUKUKMAHKEMESİ; 3.4.2014 gün ve E:2009/611, K:2014/307 sayı ile davadilekçesi ve davalı vekilinin cevap dilekçesininözetlerine yer verdikten sonra; “Davalı tarafından Ankara2. İdare Mahkemesine açılan 2010/367, 2011/145 Ksayılı dosyasında, davacıya ödenen denetimtazminatının kesilmesine ilişkin işlem ile 29/11/2005 -14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatlarının toplam tutarı 3.365,38 TL.’nin yasalfaiziyle birlikte 1 ay içinde ödenmesinin istenilmesine dair13/05/2009 tarih ve 535 sayılı davalı idare işlemininhukuka aykırı olduğundan bahisle işlemin iptalinin talepedildiği, yapılan inceleme sonucunda, davaya konu edilen idariyazının idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesigereken bir iş olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek davanınesasının incelenmesine olanak bulunmaması sebebi ile bu talebinincelenmeksizin reddine, ödenmekte olan denetim tazminatınınkesilerek bundan sonra ödenmemesi yolundaki işlem yönündenise davanın reddine karar verildiği, kararın 'iptali istenen idariyazının' iptal davasına konu edilebilecek idari bir işlemolarak kabul edilmesi gerektiği yönünden 'işleminesası hakkında karar verilmek üzere bozulduğu,davacıya ödenen denetim tazminatının kesilmesineilişkin işlemin iptali yönünden verilen red kararınınonanarak kesinleştiği, mahkemece yapılan devam edenyargılamada, verilen 2012/229-129 E-K sayılı ilam iledavacının kadro karşılığısözleşmeli statüde çalışan uzmanyardımcısı ve uzmanlara denetim tazminatı ödenmesininhukuka aykırı olması sebebi ile ödemelere sonverildiği, ancak her ne kadar tazminatın ödenmemesineilişkin karar yerinde ise de davacıya davaya konu dönemiçin davalı idare tarafından yersiz ödendiğibelirtilen denetim tazminatlarının yasal faizleriyle birlikte 1 ayiçinde ödenmesinin yokluk, açık hata, memurungerçek dışı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın her zaman geri alınabileceği, bu istisnalardışında hatalı yapılan ödemelerin geri alınmasının,hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihtenbaşlamak üzere dava açma süresi içinde mümkünolduğu, 60 gün içinde istenmeyen bu meblağın dahasonra idarece istenmesinin mümkün olmadığı sonucunavarılarak, davaya konu meblağın idarece istenmesine ilişkinişlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştayincelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı idare tarafındanödenmemesi gereken davaya konu edilen tazminatın davalıdanidarece tahsili 60 günlük dava süresi ilesınırlandırılmış ise de, ödemenin yanlışda olsa bir şart tasarrufa, idari bir kararadayandığının iddia ve ispat edilememesikarşısında, davalıya yapılan ödeme daha öncebu yolda alınmış bir idari karara dayanmamakla, bir idari kararolmadığından iptali yönünde de açılmışbir dava da bulunmamakla, salt hatalı ödeme yapılmasısebebiyle, sözkonusu ödemenin davalı yönünden sebepsizzenginleşme olduğunun kabulü gerekir. İdare Mahkemesindeyapılan yargılamada "davalıya idarece yapılanödemenin geri istenememe sebebi süre yönünden istemsüresinin (60 gün) geçirilmiş olması" olarakbelirlenmiş, davaya konu edilen işlemin idareninyaptığı hatalı ödemenin idare tarafındankendiliğinden 60 günlük dava süresi geçirildiktensonra istenemeyeceği gerekçesinedayandırılmıştır. Ödenen denetimtazminatının kesilmesine dair idare kararının aynıyargılamada kanuna uygun bulunması sebebi ile de yapılanödemenin dayanaksız ve hatalı olduğu, davalınınsebepsiz zenginleştiği sonucuna ulaşılmış,sebepsiz yapılan ödeme miktarının, davalınıntemerrüde düşürüldüğü -21/05/2009tebellüğ tarihli yazı ile verilen 1 aylık süre sonuitibariyle- 22/06/2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birliktedavalıdan tahsili gerektiği kanaati ile, aşağıdakişekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıdaaçıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile 3.365,38 TLalacağın 22/06/2009 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ilebirlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine…”karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.HukukDairesince; 8.2.2016 gün ve E:2015/3180, K:2016/1188 sayı ile onanankarar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: İdari yargıyerinde davacı, Adli yargı yerinde davalı olan T.E.’ünvekili, 2.9.2016 tarihli dilekçe ile; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkilinedenetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenen3.365,38-TL’nin yasal faizi ile birlikte geri istenmesineilişkin idare işleminin Ankara 2.İdare Mahkemesinin 15/02/2012tarih E.2012/229 K.2012/129 sayılı kararı ile iptaledildiğini, kararın, Danıştay 2.Dairesinin 28/11/2012 tarihE.2012/8936 K.2012/8610 sayılı onama ve aynı Dairenin 26/09/2013tarih E.2013/6910 K.2013/5038 sayılı Karar Düzeltme talebininreddine dair kararı ile kesinleştiğini; İdareninişlemi iptal edilmesine rağmen, İdare tarafından hukukMahkemesinde açılan alacak davasının ise kabuledildiğini; kesinleşen Ankara 11.SHM'nin 03/04/2014 tarih E.2009/611K.2014/307 sayılı kararının, Yargıtay 3.HD.nin08/02/2016 tarih, E.2015/3180 K.2016/1188 sayılı kararı ileonandığını, bunun üzerine MuhakematMüdürlüğünün 18/03/2016 tarih 23323 sayılıyazısı ile dava konusu alacağın faizi ve masraflarıylabirlikte ödenmesinin istenildiğini, aksi halde icra takibiyapılacağının bildirildiğini; her ikisinin de kendidalında ayrı yargı kararları olduğunu, herbirinin uygulanabilirliğinin bulunduğunu, nitekim uygulamadakurumun, ilgiliden parayı tahsil ettiğini, bir yandan da buişlemin aslında iptal edilmiş olduğunu; Kurumun buparayı isteyememesinin gerektiğini; hukuk ve adaletin bir bütünolduğunu, aksi durumun adaletsiz sonuçlardoğurduğunu; 2577 Sayılı İYUK'nun 28.maddesindeİptal Kararlarının sonuçlarınıngösterilmiş olduğunu, Danıştay, bölge idaremahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarınagöre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemdebulunmaya mecbur olduğunu; karara konu idari işlem ve buişlemin doğurduğu hukuksal sonuçların iptalkararı üzerine ortadan kalktığını, iptalkararlarının geriye yürüdüğünü vehiç alınmamış sayıldığını;İdarenin aldığı iade kararının tüm ilgiliçalışanları bağladığını, denetimtazminatı ödenen tüm çalışanlardan aynımiktarların geri istenildiğini, İdare Mahkemesinin iptal kararıile birlikte İdarenin iade talebinin hukuka aykırı olduğununkanıtlandığını, buna rağmen İdarece adli yargıdaalacak davası açılarak iadeye ilişkin karar verilmesinin,hakkın yerine getirilmesine engel oluşturduğunu; Danıştay’ın,Kamu Görevlilerine yapılan fazla ödemelerin gerialımında uygulanacak mevzuatın saptanması ve buuyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin belirlenmesininönem taşıdığını, buuyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi halde Anayasanın 155.maddesi ile kurulan“İdari Rejim” sistemine aykırılık teşkiledeceğini belirttiğini; Adli Yargı dosyasında buhususun dile getirildiğini, uyuşmazlık itirazındabulunulmuş ise de kabul görmediğini; olayda HükümUyuşmazlığın Şartlarının gerçekleştiğini, Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun, “HükümUyuşmazlığı” başlıklı 24. maddesininilk fıkrası uyarınca, adli, idari ve askeri yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş,aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığının varsayıldığınıifade ederek; Ankara 2.İdare Mahkemesinin 15/02/2012 tarih E.2012/229K.2012/129 kesinleşen kararı ile Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin03/04/2014 tarih E.2009/611 K.2014/307 sayılı kararıarasında doğan “hükümuyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanması istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuş, Mahkememizde5.9.2016 tarihinde kayda girmiştir.
4-Başkanlıkçailgili Mahkemelerden dava dosyalarının aslı temin edilmişdaha sonra 2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göreilgili Başsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararlar ve dava dosyaları ayrıntılı olarakirdelenip özetlendikten sonra; “ USULE İLİŞKİNİNCELEME:
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 2592sayılı Kanun ile değişik 24'üncü maddesininbirinci fıkrasında, "1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a)Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,
b)Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c)Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d)Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak kesinleşmiş kararlar bulunduğu; her ikikararda da davanın esasının hükmebağlandığı anlaşılmıştır.
Davacıya ödenen denetim tazminatınınkesilerek 29.11.2005 - 14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'yi hesaplanacak faiziyle birlikte bir ay içinde geriödenmesi gerektiği belirtilen 13.5.2009 gün ve 535sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesininistenilmesine ilişkin kısmı, idari yargıda verilen kararile iptal edilmesine karşılık; adli yargıda söz konusuidari işleme konu denetim tazminatı tutarının davalıyaödeme yapıldığı tarihlerden tahsil tarihine kadarişletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleaçılan davanın kabulüne karar verildiğianlaşılmakla, anılan kararlar arasındakiçelişki nedeniyle söz konusu denetim tazminatıtutarının ödenmesinin olanaksız hale gelmesikarşısında, anılan adli ve idari yargı kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü gerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38.- TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olanişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olupİdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işlemeilişkin uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceği öngörülmüş,(A). Özel Hizmet Tazminatı başlığı altındadüzenlenen kısmın (h) alt bendinde, Türkiye İstatistikKurumu Uzman ve Uzman Yardımcıları da sayılmış ve(F). Denetim Tazminatı başlığı altındadüzenlenen kısmın (b) alt bendinde, Özel HizmetTazminatı bölümünün (h), (i) ,(j) ve (k)sırasında sayılanlar için %20 sine denetim tazminatıödeneceği belirtilmiştir.
Aynı maddenin III. Ortak Hükümlerbaşlıklı fıkrasında ise, bu zam ve tazminatlarınhangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlaraödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esaslarınınilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet PersonelBaşkanlığının görüşü üzerineMaliye Bakanlığınca bütün kurumları kapsayacakşekilde Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğekonulacağı kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05.05.2006günlü ve 26159 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmaksuretiyle yürürlüğe konulan Devlet MemurlarınaÖdenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü,2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının"Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli Isayılı Cetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yeralan tazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele(6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararısaklı kalmak üzere) ödenmeyeceği kuralabağlanmıştır.
Aktarılan mevzuat hükümlerine göre 657sayılı Kanun hükümlerine göre özel hizmettazminatı ile denetim tazminatı ödenecekler arasındaTürkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman Yardımcılarıda sayılmakla beraber aynı Kanunda bu zam ve tazminatların hangiişi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceğihususunun Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmesiöngörülmüş ve 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararında ise her statüdeki sözleşmeli personeledenetim tazminatı ödenmeyeceği ifade edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığınca, kurumlarındauzman ve uzman yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararınaekli III sayılı Cetvelin "E-Denetim Tazminatı"bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, bu görüşyazısı doğrultusunda TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 535 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.365,38-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacaktakip dosyasının dava açılmak üzere ilgili yeregönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 21.05.2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınıkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasında isekamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanunkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve busüre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmişolup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu İçtihadı BirleştirmeKurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olayda davacıya yersiz ödendiği tespit edilendenetim tazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğukanısına varılmıştır.
SONUÇ: 1-Ankara 2. İdare Mahkemesinin15.02.2012 tarih ve E:2012/229, K2012/129 sayılı kararı ileAnkara 11. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 03.04.2014 tarih ve E:2009/611,K2014/307 sayılı karar arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğuna;
2-Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 03.04.2014tarih ve E:2009/611, K:2014/307 sayılı kararın kaldırılmasına;
3-Ankara 2. İdare Mahkemesinin 15.02.2012 tarih veE:2012/229, K:2012/129 sayılı kararının kabulüne;
Bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygunolacağı …” yolunda düşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararların özetine yer verdikten sonra; “MEVZUATYÖNÜNDEN İNCELEME:
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 2592sayılı Kanun ile değişik 24. maddesinin birincifıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en azbirinin aynı olduğu kararların bulunduğu ve tümkararlarda da davanın esasının hükmebağlandığı ve yasa yollarınıntüketildiği anlaşılmıştır.
Ancak, anılan Mahkemelerce verilenhükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığı konusunun ayrıca incelenmesinde faydabulunmaktadır.
Ankara 2. İdare Mahkemesindeki dava; fazla ödenenparanın geri ödenmesi için adına düzenlenenişlemin iptali istemiyle T.E. tarafındanaçılmış ve Mahkemece ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçına süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabilecek iken, bu süre içinde istenilmediğigörüldüğünden dava konusu işlemde buyönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucunaulaşıldığı gerekçesiyle işlemin iptalinekarar verilmiş, karar Danıştay 2. Dairesinceonanmıştır.
Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesindeki dava ise,TÜİK Başkanlığı tarafından, alacakdavası olarak davalı T.E.'e fazla ödenen paranın yasalfaizi ile birlikte tahsili için tebliğ edilen yazıyarağmen herhangi bir ödemede bulunmadığından bahisleaçılmış ve Mahkemece davalının sebepsizzenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne kararverildiği, verilen kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesitarafından onandığı anlaşılmıştır.
Bu duruma göre, İdare Mahkemesindekidavanın, T.E.'e fazla ödenen paranın geri ödenmesiiçin düzenlenen işlemin, ödemenin 60 günlüksüre içinde istenilmediği gerekçesiyle iptaline; SulhHukuk Mahkemesindeki davanın ise ödenen fazla paranın genelhükümlere göre tahsili amacıyla açılan alacakdavasına ilişkin olması karşısında, İdareMahkemesi ile Sulh Hukuk Mahkemesi kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü içingerekli olan koşullardan, "konu ve dava sebebinin aynıolması" koşulunun gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, adli ve idari yargımercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşenmahkeme kararlarının konuları ve dava sebeplerinin aynıolmaması ve dolayısıyla kararlar arasındaçelişki bulunmaması karşısında, hakkınyerine getirilmesini olanaksız kılan bir durumgörülmediği için, 2247 sayılı Kanunun 24.maddesinde belirtilen koşulların birliktegerçekleşmediği düşüncesiyle söz konusubaşvurunun reddi gerektiği …” yolundadüşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Ahmet TevfikERGİNBAY, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ,Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’unkatılımlarıyla yapılan 23.10.2017 günlütoplantısında:
I-İLK İNCELEME: 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi;Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli,idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir” denilmiş; 24.maddesinde (Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) ise, 1nci maddede gösterilen yargı mercilerindenen az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesinolarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idariyargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortadaidari (Ankara 2.İdare Mahkemesinin15.2.2012 gün ve E:2012/229, K:2012/129) ve adli (Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin3.4.2014 gün ve E: 2009/611, K:2014/307)yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlarbulunduğu; davanın taraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığının incelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında Uzman olarakgörev yapan davacıya 29.11.2005-14.01.2005 tarihleri arasındaödenen 3.365,38 TL denetim tazminatının yersiz ödendiğiiddiası ile geri istenilmesi ilişkin Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığının 13.05.2009 tarih 535sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağınıoluşturan Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29.04.2009 tarih 355 sayılı işlemi sonrasındabaşlamıştır.
T.E.’ün vekilince, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nınödenen denetim tazminatının hukuka aykırı olarak geriistenmesinin iptali istemiyle idari yargıda davaaçılırken, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekilince, ödenen denetimtazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesi nedeniyletahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklıgöstermeye yarayan maddi vakıalar iken dava konusu; netice-italeptir. Olayımızda her iki davanın sebebi Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında çalışanT.E.’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıdadavanın konusu; denetim tazminatının geri ödenmesineilişkin idari işlemin iptali ve idari işlem nedeniyleyapılan ödemelerin iadesi olarak belirlenirken, adliyargıda da haksız yapıldığı iddiası ileyapılan ödemenin idareye geri ödenmesine ilişkinolması nedeniyle hüküm uyuşmazlığıolduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları daaynıdır.
Kararlardan işin esasınınhükme bağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından adli yargıdaaçılan dava sonunda; ödemeninyanlış da olsa bir şart tasarrufa, idari bir kararadayandığının iddia ve ispat edilememesikarşısında, davalıya yapılan ödemenin dahaönce bu yolda alınmış bir idari kararadayanmadığı, bir idari karar olmadığından iptaliyönünde de açılmış bir dava dabulunmadığı, salt hatalı ödeme yapılmasısebebiyle, söz konusu ödemenin davalı yönündensebepsiz zenginleşme olduğunun kabulününgerektiği, ödenen denetim tazminatının kesilmesinedair idare kararının aynı(idari yargı yerinde)yargılamada kanuna uygun bulunması sebebi ile de yapılanödemenin dayanaksız ve hatalı olduğu, davalınınsebepsiz zenginleştiği sonucuna ulaşıldığı,sebepsiz yapılan ödeme miktarının, davalınıntemerrüde düşürüldüğü 21/05/2009tebellüğ tarihli yazı ile verilen 1 aylık süre sonuitibariyle- 22/06/2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birliktedavalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle; davanınkabulü ile 3.365,38 TL alacağın 22/06/2009 temerrüttarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarakdavacıya verilmesine kararverildiği; T.E.’ün vekili tarafından idariyargıda açılan dava sonunda da; davacı adına davaya konu işlemin denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kısmıDanıştay'ca onaylandığından, davacıya ödenendenetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin işlem yönünden; ihtilaf konusuödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılıYasada dava açma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabilecek iken, bu süre içindeistenilmediği görüldüğünden dava konusuişlemde bu yönüyle hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyleiptaline karar verildiğianlaşılmaktadır. Bu durumda her iki kararda da işinesasının hükme bağlandığıaçıktır. Hükümuyuşmazlığının kabul edilebilmesi içinöngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunmasıdır. İdari yargıda yapılanyargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilirken, adliyargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenenalacağın tahsiline karar verilmiştir. İdari yargıyerinde yasaya uygun bulunan idari işlemin adli yargıda yasaldayanaktan yoksun olduğuna karar verilerek kararlar arasındakihakkın yerine getirilmesi olanaksız hale getirilmiştir Bu durumda, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde açıklandığıüzere; tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan vekesinleşmiş kararlar arasında hükümuyuşmazlığı doğmuş ve kararlar arasındaçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale geldiği açıktır. Belirtilen nedenlerle; 1- Ankara2.İdare Mahkemesi ile Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde öngörülenkoşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hükümuyuşmazlığı bulunduğuna, 2- 2247 sayılı Yasanın25. maddesi hükümleri uyarınca a) İdari Yargılama UsulüYasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içinde cevapverilmek üzere Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevaplarınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına, b) Usulü işlemler tamamlandıktanve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonraBaşkanlıkça belirlenecek günde işinesasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR. Bununüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararınınkabulüne, Ankara 2.İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Öteyandan, bu dosyaya ilişkin olarak Mahkememizde yapılantoplantıda, Ankara 2.İdare Mahkemesi ile Ankara 11.Sulh HukukMahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde öngörülenkoşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hükümuyuşmazlığı bulunduğuna karar verildiğinden,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ekdüşünce istenilmiştir. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; 1.11.2017 tarihve YY-2017/59581 sayı ile “(…)UyuşmazlıkMahkemesinin 2016/542 Esas sayılı dosyasının 23/10/2017tarihinde yapılan müzakeresinde Ankara 2. İdare Mahkemesi ileAnkara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararları arasında 2247sayılı Kanunun 24. maddesi koşullarınınoluştuğu kabul edilmekle, uyuşmazlık konuları ileilgili esas yönünden görüş bildirilmesi yolunagidilmiştir. Hüküm uyuşmazlığına konuAnkara 2. İdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenendenetim tazminatının kesilerek 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında yersiz ödendiği belirlenen denetim tazminatıtutarı olan 3.365,38 TL'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içindegeri ödenmesi gerektiğini belirten 13/05/2009 tarih ve 535sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı iptal edilmesine karşın, Ankara 11. SulhHukuk Mahkemesi kararında, söz konusu denetim tazminatınınyasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla,iki karar arasında oluşan çelişki nedeni ile hakkınyerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre,söz konusu adli ve idari yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabuledilmelidir. Denetim tazminatının ödenmesine ilişkinişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/II. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir. Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve05/05/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17/04/2006 gün ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde;ekli cetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağıhususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KumluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli cetvelin "E- Denetim Tazminatı" bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenipödenmeyeceği konusunda görüş sorulan MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü tarafından verilen 20/04/2009 günve 5084 sayılı görüş yazısında anılandüzenleme uyarınca denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılıTÜİK kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen denetim tazminatlarının geri alınmasıgerektiğinin belirtilmesi üzerine, TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 535 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E. 1968/8, K. 1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir. Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçekdışı beyanı olmadığından, yersiz ödendiğitespit edilen denetim tazminatı tutarının en son ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlüksürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır. SONUÇ: 1-Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03/04/2014 tarih veE.2009/611, K.2014/307 sayılı kararı ile Ankara 2. İdareMahkemesinin 15/02/2012 tarih ve E.-K.2012/229-129 karar sayılıkararı arasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne, 2-Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03/04/2014 tarih veE.2009/611, K.2014/307 sayılı kararınınkaldırılmasına; 3-Ankara 2. İdare Mahkemesinin 15/02/2012 tarih veE.-K.2012/229-129 karar sayılı kararının benimsenmesine, Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu…” yolunda düşünce vermiştir. II-ESASIN İNCELENMESİ: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Turgay TuncayVARLI’nın katılımlarıyla yapılan 26.2.2018günlü toplantısında: Başvuru dilekçesi ve ekleri,uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin davadosyaları, ilgili Başsavcıların düşünceyazıları, dayanılan Yasa kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’IN yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan T.E.’e, 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında mevzuata aykırı olarak yersizödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkindir. Dosyanınincelenmesinden; davacının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli TÜİKUzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-535 sayılıyazısı ile TÜİK Uzmanı T.E.’den 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında kendisine yersiz ödenen denetimtazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL tutarında Hazineborcu bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7 günlükitiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacak yasal faizi ilebirlikte bir ay içerisinde Başbakanlık Merkez SaymanlıkMüdürlüğü’ne ödenmesi aksi takdirde genelhükümler çerçevesinde işlemyapılacağı bildirilmiş; bu işlemin ilgiliye 21.05.2009tarihinde tebliği edildiği; adı geçenin 25.5.2009 tarihlidilekçe ile yaptığı itirazın Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 2.6.2009 günve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-788 sayılı yazısıile reddedildiği anlaşılmıştır. T.E.’ün vekili tarafından, müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilerek 29.11.2005 -14.1.2009tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarı olan 3.365,38.-TL'yi hesaplanacak faiziyle birliktebir ay içinde geri ödemesi gerektiğinin bildirilmesineyönelik, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı'nın 13.5.2009 gün ve 535sayılı işleminin iptali istemiyle davaaçılmış; davaya konu işlemin kesin ve icrai birişlem niteliği taşımadığından iptaldavasına konu edilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyledavanın incelenmeksizin reddine hükmeden Ankara 2. İdareMahkemesince tek hakimle verilen 18.9.2009 tarih ve E:2009/916, K:2009/1162sayılı kararın, itiraz üzerine Ankara Bölge İdareMahkemesinin 21.01.2010 tarih ve E:2010/125, K:2010/222 sayılıkararıyla niteliği itibarıyla mahkeme heyetince kararabağlanması gereken uyuşmazlık hakkında tek hakimlekarar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığıgerekçesiyle bozulması üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesi,31.01.2011 tarih ve E.2010/367, K:2011/145 sayı ile; davacıya29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38-TLtutarındaki denetim tazminatının geri ödenmesineilişkin 13.05.2009 tarih ve 535 sayılı işlemin, idaridavaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli birişlem olarak kabul edilemeyeceğinden davanın esasınınincelenmesine olanak bulunmadığı, işlemin denetimtazminatı ödenmeyeceğine ilişkin kısmında hukukaaykırılık görülmediği gerekçesiyle, davakonusu işlemin yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatının toplam tutarının bir ay içinde geriödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmınınincelenmeksizin reddine, aynı işlemin davacı adına denetimtazminatının kesilerek ödenmeyeceğini öngörenkısmı yönünden ise esastan reddine karar vermiş; bukararın temyiz aşamasında Danıştay 2. Dairesi01.12.2011 tarih ve E:2011/5349, K:2011/6126 sayı ile, esastan reddeilişkin hüküm fıkrasını onamış,incelenmeksizin redde ilişkin hüküm fıkrasınıise, bu meblağın davacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilenişlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesigereken işlemlerden olduğu sonucunavarıldığından, İdare Mahkemesinin işin esasınagirerek bir karar vermesi gerekirken, davayı incelenmeksizin reddetmesindehukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozmuş; bozmaüzerine Ankara 2. İdare Mahkemesi 15.02.2012 gün ve E:2012/229,FC:2012/129 sayı ile; anılan bozma kararı uyarınca davaya konuişlemin denetim tazminatının kesilmesine ilişkinkısmı Danıştay'ca onaylandığından,davacıya 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38-TLtutarındaki denetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin 13.05.2009 tarih ve 535 sayılıişlem yönünden işin esasına girilerek,Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun22.12.1973 tarih ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararında,idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilk yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindemümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra gerialınamayacağının esasa bağlandığı,anılan İçtihatları Birleştirme Kurulu kararıile konulan ilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata,hile ya da gerçek dışı beyanı söz konusuolmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilenihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak 2577sayılı Yasada dava açma süresi olaraköngörülen 60 gün içinde geri alınabilecek iken,bu süre içinde istenilmediği görüldüğündendava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna ulaşıldığıgerekçesiyle iptaline hükmetmiş, temyiz edilmesi üzerineDanıştay 2. Dairesinin 28.11.2012 tarih ve E:2012/8936, K:2012/8610sayılı kararıyla onanan, karar düzeltme istemi de aynıDairenin 26.09.2013 tarih ve E:2013/6910, K:2013/5038 sayılıkararıyla reddedilen karar kesinleşmiştir. Diğer taraftan, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından,Başkanlıklarında uzman olarak görev yapan T.E.’ekarşı, 29.11.2005-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38.-TL'ninödeme yapıldığı tarihlerden tahsil tarihine kadarişletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleadli yargıda dava açılmış; Ankara 11. Sulh HukukMahkemesi, 03.04.2014 tarih ve E:2009/611, K:2014/307 sayı ile, idaremahkemesince yapılan yargılamada her ne kadar idarece ödenmemesigereken davaya konu tazminatın davalıdan tahsili 60 günlüksüre ile sınırlandırılmış ise de, olaydaödemenin yanlış da olsa şart tasarrufa, idari bir kararadayandığının iddia ve ispat edilememesi ve ödenendenetim tazminatının kesilmesine dair işlemin idare mahkemesindeyapılan yargılamada kanuna uygun bulunmasıkarşısında, yapılan ödemenin dayanaksız vehatalı olduğu, davalının sebepsiz zenginleştiğisonucuna ulaşıldığından, sebepsiz yapılanödeme tutarının davalının temerrüdedüşürüldüğü 21.05.2009 tebellüğtarihli yazı ile verilen bir aylık süre sonu itibarıyla22.06.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilinekarar vermiş, bu karar, temyiz aşamasında Yargıtay 3. HukukDairesinin 08.02.2016 tarih ve E:2015/3180, K:2016/1188 sayılıkararıyla onanmak suretiyle kesinleşmiştir. T.E.’e denetimtazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin, idarece5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tahsilyoluna gidilmesi üzerine adli ve idari yargıda davalaraçılmıştır. Denetim tazminatınınödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyletesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte birişlem olduğunda kuşku bulunmadığı gibi, sözkonusu idari işlemin geri alınması da idari niteliktedir.İdari nitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın 155.Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiği kuşkusuzdur. Bu durumdaöncelikle uyuşmazlığa konu denetim tazminatının T.E.’eödenip ödenmeyeceği hususunda bir değerlendirmeyapılması gerekli olduğundan, bu konudaki yasaldüzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 10.11.2005tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu, 18.11.2005tarih 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir. Bu suretleçalıştırılacakların sözleşmeusûl ve esasları ile ücret miktarı ve herçeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. Başkanlıkmerkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan (kadro karşılığıçalışan sözleşmeli personel dâhil) memurlara10.10.1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alanfazla çalışma ücreti aynı esas ve usûlleregöre ödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır. AnayasaMahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir. Yenidendüzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret ve çalışmalarısonucunda emsallerine göre başarılıçalışma yaptıkları tespit edilenlere Başkanınteklifi, ilgili Bakanın uygun görüşü üzerineBaşbakan onayı ile haziran ve aralık aylarında bireraylık sözleşme ücreti tutarına kadar teşvikikramiyesi ödenebilir. Bu fıkranın uygulanmasınailişkin usûl ve esaslar ile söz konusu personele yapılacakdiğer ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” şeklinialmıştır. Daha sonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılıKHK ile 5429 sayılı Kanunun 45. maddesinin bir, iki veüçüncü fıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır. 5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “(Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.) (İptalikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihli ve E.:2005/143,K.:2005/99 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme:17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1md.) Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. (Mülga son fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)” şeklindedir. 5429 sayılı Kanunuyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulanDevlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının "Ödeme yapılmayacak haller"başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a)bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II veIII sayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış; 10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir. Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecek tazminatlar,farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlararasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir. Yukarıdaaçıklanan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;657 sayılı Kanunun 146. Maddesinin birinci fıkrasıuyarınca sözleşmeli ve geçici personel hakkındaözel kanunlardaki hükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanunun çıkarıldığıve söz konusu Kanunun 45. Maddesinde, sözleşmeli olarak buKurumda çalışan personele yapılacak ödemelerinkapsamı ve miktarına ilişkin düzenlemeye yerverildiği, adı geçen madde uyarıncaçıkarılan 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulukararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları” nı düzenlediği, TÜİKda çalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan T.E.’eödenmesinin mümkün olmadığı, T.E.’ün5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır. Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında da,Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli uzman olarakçalışan T.E.’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada Türkiyeİstatistik Kurumunda sözleşmeli TÜİK Uzmanıolarak görev yapan T.E.’e yapılan fazla ödemelerin gerialımında uygulanacak mevzuatın tesbiti gerekmektedir. 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt,kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zararauğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafındanrayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Budüzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir. Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultudaistikrar bulmuştur. “Öteyandan, benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadıBirleştirme kararına da değinmekte yarargörülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen: “ 1-Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemişolmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu(özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriyeyürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine, 4-Bu nedenleyanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadarödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulügerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşmesöz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine veiçtihadların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararıuzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlaragüven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukukibir norm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlışşart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak içinbir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonratasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekildegeri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…” Bu konudauygulanması düşünülebilecek diğer birdüzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişikbirinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır. Kamu zararınınbelirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, işveya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindekigiderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veyahizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınmasıveya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10md.) g) Mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir. Alınmamışpara, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamışhizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişikson fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.” hükmü yer almaktadır. 5018sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesindeöncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir. Belirtileniçtihatlar ve yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. T.E.’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılan T.E.’ünödemelerin yapılması konusunda gerçek dışıbeyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir “açıkhata” halinin de söz konusu olmadığıanlaşılmaktadır. Söz konusu tazminatlarınödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyle T.E.’ünkolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur da sözkonusu edilemeyeceğinden, 29.11.2005-14.01.2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir. Açıklanannedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.E.’e 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 3.4.2014gün ve E:2009/611 K:2014/307 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 2.İdareMahkemesi’nin 15.2.2012 gün ve E:2012/229 K:2012/129sayılı kararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar vermekgerekmiştir. S O N U Ç : Türkiye İstatistik Kurumunda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.E.’e 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemin hukukauygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 3.4.2014gün ve E:2009/611 K:2014/307 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA;hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 2.İdare Mahkemesi’nin 15.2.2012gün ve E:2012/229 K:2012/129 sayılı KARARININ KABULÜ ve busuretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 26.2.2018gününde, Başkan Nuri NECİPOĞLU ve Üye SunaTÜRE’nin KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Şükrü BOZER Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Mehmet AKSU Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Suna TÜRE Üye Turgay Tuncay VARLI KARŞI OYGEREKÇESİ Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan T.E.’e,29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin olup; adıgeçene, belirtilen tazminatın yersiz ödendiği konusundaihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idareninzarara uğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte, uyuşmazlığınhem adli hem idari yargıda farklı şekillerdeçözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Adı gecene denetimtazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin, idarece5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tahsilyoluna gidilmesine karşın, karar gerekçesinde;ödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamıdışında kaldığı belirtilerek, Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıçerçevesinde çözümlenmesi gerektiği ifadeedildiğinden; uyuşmazlığın özellikle5018 sayılı Yasa çerçevesinde irdelenmesi gereklibulunmaktadır. Öncelikle,T.E.’e denetim tazminatı adı altında yapılanfazla ödemenin, idarece 5018 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilerek tahsil yoluna gidilmesi üzerine adli ve idariyargıda davalar açılmıştır. Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olmasına karşın söz konusuişlem nedeniyle ödenen tazminatın ilgiliden geri istenilmesi,aksi halde yasal yollara başvurulacağına ilişkinişlemin idari nitelikte olduğunun kabulü mümkünolmadığından, idari nitelikte olmayanuyuşmazlığın adli yargıdaçözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Diğertaraftan, Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan T.E.’e yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuata bir kez dahabakmak faydalı olacaktır: 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veyatedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, buzararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerindenödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Bu konudaki diğer birdüzenleme,10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişikbirinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veyayersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelindendaha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsilişlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.) g) Mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal vedeğerleri alınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişik sonfıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.” hükmü yer almaktadır. 5018 sayılı Kanun'un 71'incimaddesinin son fıkrasına dayanılarak Bakanlar Kurulutarafından kabul edilen ve Resmi Gazete'nin 19/10/2006 gün ve 26324sayılı nüshasında yayımlanarakyürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsilineİlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 2/(1)maddesinde bu Yönetmeliğin, düzenleyici ve denetleyici kurumlarhariç olmak üzere, genel yönetim kapsamındaki kamuidarelerinde tespit edilen kamu zararlarından doğan alacaklarıkapsadığı, 4/(1)-a maddesinde bu Yönetmeliğinuygulanmasında "İlgili" deyiminin "Kendisine yersizveya fazla ödeme yapılan gerçek ve/veya tüzel kişiya da kişileri" ifade ettiği; 5/(2) maddesinde kontrol, denetim,inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespitedilen kamu zararının geri ödenmesi sürecine, kamugörevlileri ile birlikte ilgililerin de dahil edileceği, 6/(ğ)maddesinde, Kamu zararının belirlenmesinde, mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapmasının esasalınacağı belirtilmiş; 7/(1)-c maddesinde kamuzararlarının, 6'ncı maddede belirtilen hususlar gözönünde bulundurulmak suretiyle tespit edilmesi şekillerindenbirinin "Adli, idari veya askeri yargılama" olduğu kuralabağlanmış; 8'inci maddesinde, tespit edilen kamuzararlarına ilişkin alacak takip dosyasıaçılması öngörülmüş; "Kamuzararından doğan alacağın tebliği ve takibi"başlıklı 10'uncu maddesinde ise, "(1) Kamu zararındandoğan alacaklar, merkezde strateji geliştirme birimlerince,taşrada ise takibe yetkili birimlerce sorumluların ve ilgililerinbilinen adreslerine imzaları alınmak suretiyle veya 11/2/1959 tarihlive 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göretebliğ edilir. (2) Tebliğde; borcun miktarı sebebi,doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödemeyeri, yedi günlük itiraz süresi, itiraz mercii belirtilerek,söz konusu tutarın tebliğ tarihinden itibaren bir ayiçerisinde ödenmesi istenir, itiraz merkezde stratejigeliştirme birimince, taşrada ise takibe yetkili birimin en üstyöneticisince on iş günü içerisindesonuçlandırılır. İtiraz ve itirazıdeğerlendirme süresi bir aylık ödeme süresinietkilemez.(…) (5) Adli, idari ve askeri mahkemelerce hükmebağlanan ve taraflara tebliğ edilen kamu zararından doğanalacaklara ilişkin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin, takipişlemlerine başlanır. Yargılama sonucunda verilen tazmineilişkin kararlardan kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimlerincetakip edilmeyenler, takip edilmek üzere temsile yetkili hukuk birimlerineintikal ettirilir. (6) Kamu zararı alacaklarının yapılantebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaenödenmemesi halinde ilgili alacak takip dosyası, süreninbitiminden itibaren beş iş günü içerisinde,alacağın hükmen tahsili için, strateji geliştirmebirimi veya taşradaki ilgili takip birimince kamu idaresini temsileyetkili hukuk birimine gönderilir.(…)" kuralına yerverilmiştir. Yine aynı Yönetmeliğin " Kamuzararından doğan alacakların tahsil şekilleri"başlıklı 12/(2)-c maddesinde "2004 sayılı Kanun(İcra ve İflas Kanunu) hükümleri uygulanmak", tespitedilen kamu zararlarının tahsil şekilleri arasındagösterilmiş; "İcra yoluyla tahsilat"başlıklı 15'inci maddesinin (1)’inci fıkrasındaise " Sayıştay ve mahkeme-ilâmları ilehüküm altına alındığı halde sorumlularıve/veya ilgilileri tarafından rızaen ödenmeyen kamu zararındandoğan alacaklar, 2004 sayılı Kanun hükümlerinegöre tahsil edilir." kuralına yer verilmiştir. Bütün bu hükümlerinbirlikte değerlendirilmesinden; kamu personeline yapılan yersizödemeler nedeniyle kamu kaynağında meydana gelen eksilmenin,5018 sayılı Kanun'un 71'inci maddesinde tanımlanan bir"kamu zararı" olduğu ve ilgilisi tarafındanrızaen ödenmeyen borcun genel hükümlerçerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin kabulügerekir. Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olan 818sayılı Borçlar Kanununun “ Borç olamayanşeyin tediyesi” başlıklı 62. maddesinde; “Borçlu olmadığı şeyiihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zannederekverdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Müruru zamanauğramış olan bir borcu eda yahut ahlaki bir vazifeyi ifaiçin verilen şey, geri alınamaz.” hükmü ile,borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse, yanlışlığadüştüğünü ispat ettiği takdirdeödediğini geri isteyebileceği kabul edilmiştir. Halen yürürlükte olan 6098 sayılıTürk Borçlar Yasası’nın 818 sayılıBorçlar Kanunu’nun 62. maddesininkarşılığı olan ”Borçlanılmamışedimin ifası” başlıklı 78. maddesinde; “Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerinegetiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerinegetirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış birborcun ifasından veya ahlaki birödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklananzenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığıhâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkindiğer kanun hükümleri saklıdır.” hükmüyer almaktadır. Bu açıklamalarışığında somut uyuşmazlığabaktığımızda, idarece yapılan yersiz ödemeninsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaçözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır T.E.’e 29.11.2005- 14.01.2009tarihleri arasında, yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatının hataenödendiği konusunda tereddüt bulunmadığından, 29.11.2005-14.01.2009tarihler arasında ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir. Açıklanan nedenlerle,Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan T.E.’e 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemin hukukauygun olduğunun saptanması karşısında; yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptaliistemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline karar verenAnkara 2.İdare Mahkemesinin 15.2.2012 gün ve E:2012/229, K:2012/129sayılı kararının kaldırılmasına; hukukve usule uygun bulunan, Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin; 3.4.2014 gün veE:2009/611, K:2014/307 sayılı kararının kabulü ve busurette hüküm uyuşmazlığının giderilmesinekarar verilmesi gerektiği kanaatine vardığımızdan;sayın çoğunluğun idari yargı kararınınbenimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi yolundaki kararına katılmıyoruz. Başkan Üye Nuri NECİPOĞLU Suna TÜRE
Full & Egal Universal Law Academy