T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 68
KARAR NO : 2017 / 2
KARAR TR : 20.2.2017
ÖZET : İş ve İdare Mahkemelerinde görülen davalarda, vefat eden C.M. isimli kişinin, davacı/davalı firmayla olan ilişkisinin, hizmet akdi kapsamında değerlendirilip değerlen-dirilmeyeceği açısından bir ilgi bulunmasına karşılık, davaların aynı konu ve sebebe dayanmadığı; uyuşmazlığın farklı hukuki sebeplerle çıkarıldığı, yargısal denetimin farklı mevzuat çerçevesinde yapılarak çözüme ulaşıldığı hususları gözetildiğinde; 2247 sayılı Yasanın 24. maddesinde öngörülen “konu ve dava sebebinin aynı olması” ve “hakkın yerine getirilmesinin imkansız bulunması” koşullarını taşımayan hüküm uyuşmazlığının giderilmesi BAŞVURUSUNUN REDDİ gerektiği hk.
K A R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesi
İsteminde Bulunan
(Adli Yargıda Davalı,
İdari Yargıda Davacı) : T.M. Turkey MetalSanayi ve Ticaret A.Ş.
(Eski Ünvanlar: O. Çelik Servis MerkeziA.Ş.
T.S.İstanbul Çelik Servis Merkezi A.Ş.
T.E.Paslanmaz Çelik Servis Merkezi A.Ş.)
Vekili :Av.N.K./G./T.
KarşıTaraf(Davacılar)
/AdliYargıda : C.M. mirasçıları: A.M., Y.M.,
B.M., H.M., S.M.,
S.M., F.M.
Vekilleri : Av.Y.G., Av.M.T., Av.F.Y.,
Av. R. D., Av. C. T.
İhbarOlunan/
AdliYargıda : A.O. Sigorta Şirketi A.Ş.
Vekili : Av. Özlem Kıvanç Öztürk
Karşı Taraf( Davalı)
/İdari Yargıda : Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı
Vekili : Av. İlhanTürkoğlu
O L A Y :I- Davacılar C.M. mirasçıları; A.M., Y.M., B.M., H.M., S.M.,S.M., F.M.’un vekili tarafından; Davalı T.K.E. PaslanmazÇelik Servis Merkezi A.Ş.ne karşı davadilekçesinde; müvekkillerinin murisi C.M.’un 17.7.2008tarihinde, davalının işyerinde çatıonarımı için çalıştığısırada, davalı tarafından yeterli ve gerekli güvenlikönlemleri alınmadığı için yüksektendüşme nedeniyle kaldırıldığı hastanede vefatettiğini; olayın, davalı tarafın alması gereken zarurive yaşamsal öneme sahip tedbirleri almamasından dolayımeydana geldiğini, olayın ardından davalının gerekliyardım ve destekte bulunmadığını; müvekkillerindenmüteveffanın 43 yıllık eşi A.M.’un tümyaşamını müteveffanın temin etmekte olduğunu, vefatınedeniyle destekten yoksun kaldığını, herhangi bir SosyalGüvenlik Kurumundan da geliri bulunmadığını, müteveffanınölümünden doğal olarak en fazla etkilenen kişi olduğunuve psikolojik olarak da yıkıldığını; müvekkillerindenS.M.’un da henüz evlenmediğini, müeveffanınölümü ile destekten yoksun kaldığını; diğermüvekkilleri Y., B., H., S. ve F. için manevi tazminat verilmesigerektiğini ifade ederek; fazlaya ilişkin taleplerinin saklıtutulması kaydıyla, müvekkili A.M. için 5.000 YTL maddi (Destekten yoksun kalma tazminatı), 15.000YTL manevi olmak üzeretoplam 20.000 YTL tazminatın; müvekkillerinden Songüliçin 5.000 YTL maddi (destekten yoksun kalma tazminatı), 10.000YTLmanevi tazminat olmak üzere toplam 15.000 YTL tazminatın; diğermüvekkilleri Y., B., H., S. ve F.’in in her birisi için10.000 YTL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren yasal faizleri ilebirlikte davalıdan tazmini istemiyle 22.8.2008 tarihinde adli yargı yerindedava açmıştır.
Bu dava A./OYAK Sigorta A.Ş.ne de ihbar edilmiştir.
Kartal1.İş Mahkemesi, 3.8.2010 gün ve E:2008/428, K:2010/585sayı ile, davanın genel hükümlere göre Asliye HukukMahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden bahislegörevsizlik kararı vermiş, bu karar temyiz edilmiştir.
Yargıtay21.Hukuk Dairesi; 5.4.2012 gün ve E: 2010/10525, K:2012/5282 sayıile, somut olayda taraflar arasında işçi, işveren,işveren vekili ilişkisi (hizmet ilişkisi) bulunduğundantazminat istemli davanın İş Mahkemesindebakılmasının gerektiği; Mahkemece, kazalınınhizmet akdine dayalı olarak çalıştığı,dolayısıyla, ölümle sonuçlanan olayın işkazası olduğundan işin esasına girilerekdavacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında birkarar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıyadüşülerek dava dilekçesinin görev yönündenreddine dair hüküm kurulmasının usul ve yasayaaykırı olduğu gerekçesiyle, temyiz istemini kabul ederekhükmün bozulmasına karar vermiştir.
Davacılarvekili, 28.6.2013 tarihinde kayda giren dilekçe ile,müvekkillerinden A.M. için, maddi tazminat yönünden davadeğerini 7.785.91 TL olarak ıslah etmiştir.
İSTANBULANADOLU 13.İŞ MAHKEMESİ; 28.2.2014 gün ve E:2013/987,K:2014/110 sayı ile, “(…)Dava iş kazasınadayalı maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup delillertoplanmış, tanıklar dinlenmiş, bilirkişi incelemesiyaptırılmıştır.
Mahkememizin2008/428 Esas -2010/585 esas(Karar olacak) sayılıgörevsizliğe ilişkin kararı taraflar arasında hizmetilişkisi bulunması nedeniyle bozulmuş mahkememizce bozma ilamınauyulmuştur.
Kazalıİşçi C.M.'un davalı işverenlik işçisiolarak çalışmakta iken 17/07/2008 tarihinde meydana geleniş kazası sonucu yaşamını yitirdiği haksahiplerine kurumca gelir bağlandığı, anlaşılmıştır.
Dosyakapsamına uygun kusur bilirkişi raporuna göre meydan gelenkazada davalı işverenliğin % 35 oranında yine cezamahkemesinde mahkumiyetine karar verilen davalı şirketmüdürünün % 5 oranında olmak üzere toplam kusurun% 40 olduğu, kazalı C.M.'un ise % 60 oranında kusurluoldukları anlaşılmıştır. Her nekadar davalıvekili şirketin sorumluluğunun hesaplama yapılırken kusuroranının % 35 olarak dikkate alınması gerektiğinisavunmuş ise de, meydana gelen iş kazasında kusuru bulunanlarzarardan kusurun tamamı üzerinden müştereken vemüteselsilen sorumlu olduklarından bu savunmaya itibaredilmemiştir.
Davacılarıntalep edebileceği maddi tazminat dosyadaki verilere uygun hesapbilirkişi raporu ile hesaplanmış, kurumca bağlanan ilkpeşin değerli gelir olan 25.093,31 -TL ile 263,79 -TL sosyalyardım zamlı toplamı olan 25.357,10 TL'nin hesaplanan madditazminat tutarı olan 33.143,04 -TL'den indirilmesi sonrasındadavacılardan kazalının eşi A.M.’un maddizararının 7.785,91 TL olduğu anlaşılmışdiğer davacı S.M.'un maddi zararınınbulunmadığı görülmüş, maddi tazminatisteminin kısmen kabulü yönünde karar verilmiştir.
Davacılarınmurisinin meydana gelen iş kazası sonucu, yaşamınıyitirmesi ile eşi ve çocukları olan davacılarınmanevi acı ve üzüntüye maruz kaldıkları sabitolup tarafların kusur durumu meydana gelen iş kazanınniteliği tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkatealınarak manevi istemlerinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmişaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere;
1-Davacınınmaddi tazminat talebine ilişkin DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 7.785,91-TLmaddi tazminatın 17/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
FAZLAYAİLİŞKİN TALEBİN REDDİNE,
2-Davacınınmanevi tazminat talebine ilişkin DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
Davacı A.M.için 15.000,00-TL, davacılar Y.M., BELGİN MALKOÇ, H.M.,S.M., S.M., FİLİZ MALKOÇ'un her birisi için ayrıayrı 6.000,00-TL olmak üzere toplam 51.000,00-TL Manevitazminatın 17/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine(…) karar vermiş, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21.HukukDairesince 26.3.2015 gün ve E:2014/22771, K:2015/6468 sayı ile onanankarar kesinleşmiştir.
II- Adliyargı yerindeki dava devam ederken, Davacı T.S. İstanbulÇelik Servis Merkezi A.Ş. vekili tarafından, SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığına karşı 9.7.2010tarihinde idari yargı yerinde açtığı davayailişkin dilekçesinde; Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Pendik Sosyal Güvenlik MerkeziMüdürlüğünün 27.5.2010 tarihli ve B.13.2.SGK.4.34.10.13-XXIV/sayılı, 1.916TL idari para cezası verildiğine ilişkinkararının, müvekkil şirkete, 09.06.2010 tarihindetebliğ edildiğini; bu kararda “4 4391 08 1133779 34 16 08 sicilnumaralı müvekkil işyeri ile ilgili olarak, 2. maddedebelirtilen yükümlülüğü yerine getirmediğigerekçesi ile, müvekkilim aleyhine, 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102.maddesine istinaden 1.916TL. tutarında idari para cezasıuygulandığını,” denildiğini; müvekkilişirket aleyhine uygulanan idari para cezasının, “17.07.2008tarihinden itibaren sigortalı çalıştırmayabaşlanılmasına rağmen, 5510 Sayılı Kanun’un11. maddesinde öngörülen işyeri bildirgesinin en geçsigortalı çalıştırmaya başlanan tarihte kurumaverilmemesi” nedenine dayandırıldığını; ancak,davalı idare tarafından, sigortalı olarak kabul edilen ve bunedenle müvekkil şirket aleyhine ceza kesilmesine neden olan C.M.isimli şahısın, müvekkilinin şirketinişçisi olmadığını, nitekim buna ilişkinolarak, Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:2008/ 709, sayılıdosyası ile ve halen Kartal 1. İş Mahkemesi’nin E:2008/428sayılı dosyası ile görülmekte olan davalarda, idari para cezasına konu edilen ve işçiolduğu varsayılan kişi ile müvekkili şirketarasında işçi- işveren ilişkisiolmadığının gerek mahkeme kararı ve gereksebilirkişi raporu ile sabit bulunduğunu; bu nedenle, davalı idaretarafından, re’sen hizmet tespiti ile, İş Kanunukapsamında olmamasına rağmen bu kişinin işçiolduğu kabul edilerek, hakkında işe giriş bildirgesiverilmediği gerekçesi ile, müvekkili şirkete cezauygulanmasının kanuna aykırı olduğunu ifade ederek; SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı/ İstanbul SosyalGüvenlik İl Müdürlüğü/Pendik SosyalGüvenlik Merkezi Müdürlüğü’nün,27.05.2010 tarihli ve B.13.2.SGK.4.34.10.13-XXIV/ sayılı,1.916TL. tutarındakiidari para cezası kararının iptalini talep etmiştir.
İstanbul2.İdare Mahkemesi; 10.12.2010 gün ve E:2010/1458, K:2010/2267sayı ile, “(…) 5510 sayılı yasanın102.maddesinde yer alan ‘İtiraz takibi durdurur. Kurumcaitirazı reddedilenler’ ifadesi dikkatle incelendiğinde davaaçma yoluna başvurabilecek kişilerin ‘itirazıreddedilenler’ olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yani itirazın reddi üzerine ancakdava yoluna başvurulabilir. Aksi bir yorumda itirazı reddedilenlerin30 günlük dava açma süresi içerisinde, itirazetmeden doğrudan dava açma yoluna gidenlerin ise 60 güniçerisinde dava açma yoluna başvurabileceği gibi biranlam doğar ki bu yasanın öngörmek istediği özeldava açma süresine ilişkin amaca aykırıolacaktır. Yine yasa uyarınca itirazın takibi durdurması dayasa koyucunun uyuşmazlığı ilk önce idari aşamadaçözmek istediğini açıkça ortayakoymaktadır. Kaldı ki itiraz ile takibi duracak bir işlemekarşı doğrudan dava açma yoluna gitmenin manasızolduğu açıktır.
Davacıtarafından Kartal 1.İş Mahkemesinde açılan davada C.M.ile şirketi arasındaki ilişkinin hizmet akdinedayanmadığının tespit edildiğini ifade etmekte ise de,yukarıda anılan yasanın 102.maddesi uyarınca süresiiçerisinde itiraz edilmediği ve idari anlamda işleminkesinleştiği anlaşıldığından sonradanyapılan başvurunun reddi üzerine tesis edilen işlemde vepara cezasına ilişkin kararda mevzuata ve hukuka uyarlıkbulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, davanın reddine…” karar vermiş; itirazedilmesi üzerine bu karar, İstanbul Bölge İdareMahkemesince 12.01.2012 gün ve E:2011/4047, K:2012/620 sayılıkararı ile bozulmuş; karar düzeltme istemi de aynıMahkemece, 20.6.2012 gün ve E:2012/9235, K:2012/12232 sayı ilereddedilmiştir.
İSTANBUL2.İDARE MAHKEMESİ; 4.3.2013 gün ve E:2012/1295, K:2013/439sayı ile,”(…) Dava, davacı şirketin, 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu'nun 11. maddesine muhalefet ettiğinden bahisle aynı Kanun'un102. maddesine istinaden 1.916,00-TL tutarında idari para cezası iletecziyesine ilişkin 27.05.2010 tarihli işlemin iptali istemiyleaçılmıştır.
5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu’nun 11. maddesinin 3.fıkrasında, işverenin,örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini engeç sigortalı çalıştırmayabaşladığı tarihte Kuruma vermekle yükümlüolduğu kuralı yer almıştır.
Yineaynı Yasa'nın 102.maddesinin (b) fıkrasında; 11 incimaddede belirtilen bildirgeyi, Kurumca belirlenen şekle ve usûleuygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamdagöndermekle zorunlu tutulduğu halde, anılan ortamdagöndermeyenler veya bu Kanunda belirtilen süre içinde Kurumavermeyenlere; 1) Kamu idareleri ile bilânço esasına göredefter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin üçkatı tutarında, 2) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlariçin asgari ücretin iki katı tutarında, 3) Deftertutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgariücret tutarında, idari para cezası uygulanacağıhüküm altına alınmıştır.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait fabrikadaiş kazası meydana gelmesi üzerine yapılan inceleme sonucuhazırlanan 23.12.2008 tarih ve 20626/İNC/106 sayılıraporda; çatı onarımı esnasında iş kazasısonucu hayatını kaybeden C.M. isimli kişinin davacıçalışanı olduğu, çatı onarımıile ilgili olarak işçi çalıştırmaya başlandığıhalde işyeri bildirgesinin Kuruma verilmediğinin belirtildiği,yapılan bu tespit uyarınca, davacı şirket tarafındansigortalı çalıştırılmaya başlanılmışolmasına rağmen, 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesiuyarınca işyeri bildirgesi vermeyükümlülüğünün yerine getirilmediğindenbahisle aynı Kanun'un 102. maddesi uyarınca davacı şirkete1.916,00-TL tutarında idari para cezası verildiği, bununüzerine bakılan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
5510sayılı Kanun’un 4. maddesinde, hizmet akdi ile bir veya birdenfazla işveren tarafındançalıştırılanların sigortalısayılacakları belirtilmiş olup, 4857 sayılıİş Kanunu'nun 8. maddesinde ise (hizmet akdi) iş sözleşmesi,bir tarafın (işçi) bağımlı olarak işgörmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyiüstlenmesinden oluşan sözleşme olaraktanımlanmıştır.
Uyuşmazlıkkonusu olayda, iş kazası meydana gelmesi nedeniyle davacışirkette yapılan incelemede, çatı onarımıişi için anlaşmaya varılan kişinin yanındaçalışan C.M. isimli kişinin davacıçalışanı olduğunun kabul edildiği,yukarıda yer verilen 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8.maddesinde (hizmet akdi) iş sözleşmesinintanımının yapıldığı, buradaki tanımagöre iş akdinin oluşabilmesi için en önemli hususun"bağımlı çalışma" unsuru olduğu,dolayısıyla davacı şirket ile C.M. arasında bir hizmetakdinden söz etmenin mümkün olmadığı, C.M.'un,davacı şirket ile Şükrü Işık isimlikişi arasındaki yapım sözleşmesi (çatıonarımı) kapsamında olay mahallinde bulunduğuanlaşılmaktadır.
Bu durumda,iş kazası sonucu vefat eden C.M. isimli kişinin davacıçalışanı olmadığıanlaşıldığından, davacı şirketinçatı onarımı işi ile ilgili olarak sigortalıçalıştırmaya başladığı halde 5510sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca işyeri bildirgesiverme yükümlülüğünü yerinegetirmediğinden bahisle idari para cezası ile tecziyesineilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanannedenlerle; dava konusu işlemin iptaline…” kararvermiş; itiraz edilmesi üzerine İstanbul Bölgeİdare Mahkemesince, 5.11.2013 gün ve E:2013/14071, K:2013/16537sayı ile onanan, karar düzeltmi istemi de aynı Mahkemece,18.3.2014 gün ve E:2014/2883, K:2014/4625 sayı ile reddedilen kararkesinleşmiştir.
UYUŞMAZLIKMAHKEMESİNDEN İSTEK: T.M. Turkey Metal Sanayi ve TicaretA.Ş. vekili tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesi’neSunulmak Üzere, İstanbul Anadolu 13. İş MahkemesiHakimliği’ne verilen 30.4.2015 tarihli dilekçede; “(…)MüvekkilT.M. Turkey Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Kartal’da bulunanfabrika binasında, 17.07.2008 yılında, çatı tamirisırasında ölümlü bir kaza meydana gelmiştir.
Kaza sonucu,Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından,17.07.2008 tarihinden itibaren sigortalıçalıştırılmaya başlanılmışolmasına rağmen, 5510 sayılı kanunun 11. maddesindeöngörülen işyeri bildirgesinin en geç sigortalıçalıştırmaya başlanılan tarihte kurumaverilmemesi nedeni ile müvekkil şirket aleyhine 1.916,00TL. idaripara cezası kesilmiştir.
Müvekkilşirket tarafından, kesilen idari para cezasının iptaliistemi ile İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin 2012/1295E.sayılı dosyası ile dava açılmış,yapılan yargılama sonucunda, mahkemece, 04.03.2013 tarihli 2013/439sayılı karar ile “KAZANIN İS KAZASI OLMADIĞINA”hükmedilerek idari para cezası iptal edilmiştir.
İstanbul2. İdare Mahkemesi’nin 2012/1295E., 2013/439K. sayılıhükmü, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin05.11.2013 tarih 2013/14071E., 2013/16537K. sayılı hükmüile onanmış, SGK’nın karar düzeltme talebi de,İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin 18.03.2014 tarih2014/2883E., 2014/4625K. sayılı hükmü ile reddedilmesisonucu da kesinleşmiştir.
Bölgeİdare Mahkemesi kararı tarafımıza 22.04.2014 tarihindetebliğ edilmiştir.
Sözkonusu kaza nedeni ile ölen kişinin mirasçılarıtarafından da, müvekkil şirket aleyhine İstanbul Anadolu13. İş Mahkemesi’nin, 2013/987E. sayılı dosyası( Eski Dosya: Kartal 1. İş Mahkemesi 2008/428E.) ile maddi ve manevitazminat talebi ile de dava açılmıştır.
Ancak,mahkemenin 2008/428E., 2010/585K. sayılı görevsizlikkararının, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 05.04.2012tarihli, 2010/10525E., 2012/5282K. sayılı ilamı ilebozulmuş olması sonucu, mahkemece, bu defa davaya konu edilenkazanın “İŞ KAZASI OLDUĞU” kabuledilmiştir.
İstanbulAnadolu 13. İş Mahkemesi’nin, 2013/987E., 2014/110K.sayılı hükmü Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin26.03.2015 tarihli 2014/22771E., 2015/6468K. sayılı onama kararıile kesinleşmiş, onama kararı tarafımıza 16.04.2015tarihinde tebliğ edilmiştir.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un, 2592 sayılıyasayla değişik 24. maddesi;
“Adli,idari ve askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındangörevle ilgili olmaksızın, kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflardan enaz biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilmektedir.”
şeklindedüzenlenmiştir.
Sözkonusu düzenlemeye binaen, müvekkil şirketin tarafıolduğu davalarda, adli ve idar mahkeme arasında HÜKÜMUYUŞMAZLIĞI oluştuğundan, söz konusuuyuşmazlı giderilmesi için Sayın Mahkeme’nizebaşvuruda bulunma zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇVE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkatealınacak sair nedenlerle,
İstanbulAnadolu 13. İş Mahkemesi’nin, 28.02.2014 tarihli, 2013/987E.,2014/110K. sayılı hükmü ile,
İstanbul2. İdare Mahkemesi’nin, 04.03.2013 tarihli 2012/1295E., 2013/439K.sayılı hükmü arasındaki,
”HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNİ”…” UyuşmazlıkMahkemesinden talep etmiştir.
Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “(…)2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik24'üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddedegösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a)Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeriyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c) Her ikikararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması,
e) Kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması,
Koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli veidari yargı kararlarının incelenmesinden, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar oldukları; davalarıntaraflarından en az birinin (Thyssenkrupp A.Ş ) aynı olduğuanlaşılmıştır.
Her ikiyargı yerinde açılan davalar konu yönündenincelendiğinde;
İdariyargı yerinde; çalıştırılan işçiiçin işyeri bildirgesi verme yükümlülüğününyerine getirilmemesi nedeniyle verilen idari para cezasının iptaliistemiyle dava açılmış, adli yargı yerinde ise;çatı tamiri sırasında meydana gelen kazada ölen C.M.'unmirasçıları tarafından maddi ve manevi tazminatdavası açılmıştır.
Dolayısıyladavaların aynı konu ve sebebe dayanmadığı gibi, konusuve hukuki sebepleri farklı olan adli ve idari yargı kararlarıarasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesininolanaksız olduğundan ve hükümuyuşmazlığının bulunduğundan da söz edilemez.
SONUÇ:Açıklanan nedenlerle, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin4.3.2013 tarih ve E:2012/1295, K:2013/439 sayılı kararı ileİstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesinin 28.2.2014 tarih veE:2013/987, K:2014/110 sayılı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunmadığındanbaşvurunun reddine karar verilmesi gerekeceği…” yolundadüşünce vermiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…)İdari ve adli yargıkararları arasında oluştuğu ileri sürülenhüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “7 incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabul edilir.”hükmü yer almaktadır.
Anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeriyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b- Konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c- Her ikikararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması,
e- Kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması,
Koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve yasa yollarına başvurularak şeklenkesinleşmiş; taraflarından en az birinin (Thyssenkrup A.Ş.)aynı olduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda dadavanın esasının hükme bağlandığı veyasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Ancak,anılan Mahkemelerce verilen hükümlerin konu ve dava sebebininaynı olup olmadığı konusunun ayrıca incelenmesindefayda bulunmaktadır.
İstanbul2. İdare Mahkemesindeki dava; çalıştırılanişçi için işyeri bildirgesi vermeyükümlülüğünün yerine getirilmemesinedeniyle verilen idari para cezasının iptali istemiyleaçılmış ve Mahkemece davaya konu işlemde hukukauyarlık bulunmadığı sonucunaulaşıldığı gerekçesiyle işlemin iptalinekarar verilmiştir.
İstanbulAnadolu 13. İş Mahkemesindeki dava ise, çatı tamirisırasında meydana gelen kazada ölen C.M.'unmirasçıları tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyleaçılmış ve Mahkemece davanın kısmenkabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumagöre, İdare Mahkemesindeki davanın, idari paracezasının iptaline; İş Mahkemesindeki davanın maddi vemanevi tazminat istemlerine ilişkin olması karşısında,İdare Mahkemesi ile İş Mahkemesi kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulüiçin gerekli olan koşullardan, "konu ve dava sebebininaynı olması" koşulunun gerçekleşmediğisonucuna varılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanannedenlerle, adli ve idari yargı mercileri tarafından esasailişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarınınkonuları ve dava sebeplerinin aynı olmaması vedolayısıyla kararlar arasında çelişkibulunmaması karşısında, hakkın yerine getirilmesiniolanaksız kılan bir durum görülmediği için,2247 sayılı Kanunun 24. maddesinde belirtilen koşullarınbirlikte gerçekleşmediği düşüncesiyle sözkonusu başvurunun reddi …”gerektiği yolundadüşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan20.2.2017 günlü toplantısında: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in 2247 sayılı Yasa’daöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Y. BAL’ın başvurunun reddigerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un“Mahkemenin görevi” başlığınıtaşıyan 1. maddesinde, “UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde(Değişik birincifıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) ise, 1 ncimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir. Anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için: a)Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeriyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi, b) Konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması, c) Her ikikararın da kesinleşmiş olması, d) Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması, e) Kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinden, adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmişkararların olduğu, bu davaların taraflarından en az birinin(T.M. Turkey Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.) aynı olduğuanlaşılmaktadır. Her ikiyargı yerinde açılan davalar konu ve sebep yönündenincelendiğinde; Adliyargı yerinde; T.M. Turkey MetalSanayi ve Ticaret A.Ş.firmasına ait fabrikanınçatısının tamiri sırasında meydana gelen kazanedeniyle ölen C.M.'un mirasçıları tarafındananılan Şirkete karşı açılan maddi ve manevitazminat davasında, İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesince28/02/2014 gün ve E:2013/987, K:2014/110 sayı ile, daha önceverilen görevsizlik kararının bozulmasına ilişkinYargıtay kararına uyulduktan sonra, C.M.'un davalıişverenin işçisi olarak çalışmakta ikenmeydana gelen iş kazası sonucu yaşamını yitirdiğibelirtilerek maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne kararverilmiştir. İdariyargı yerinde; T.M. TurkeyMetal Sanayi ve Ticaret A.Ş.firmasına ait fabrikayapısının onarım işi için işçiçalıştırılmasına rağmen işyeribildirgesinin verilmemesi nedeniyle idari para cezası uygulanmasıişleminin iptali istemiyle Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığına karşı açılan davada;İstanbul 2. İdare Mahkemesince, 4.3.2013 gün ve E:2012/1295,K:2013/439 sayı ile; çatı onarımı işiiçin anlaşmaya varılan ŞükrüIşık'ın yanında çalışan ve işkazası sonucu vefat eden C.M. isimli kişinin davacıçalışanı olmadığı, bu itibarla davacışirketin çatı onarımı işi ile ilgili olaraksigortalı çalıştırmaya başladığıhalde işyeri bildirgesi verme yükümlülüğünüyerine getirmediğinden bahisle idari para cezası ile tecziyesineilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyleişlemin iptaline karar verilmiştir. Bunagöre, her iki davada verilen kararlarda, vefat eden C.M. isimlikişinin, T.M. Turkey Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.firmasıyla olanilişkisinin, hizmet akdi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğiaçısından bir ilgi bulunmasınakarşılık, davaların aynı konu ve sebebedayanmadığı; uyuşmazlığın farklı hukukisebeplerle çıkarıldığı, yargısal denetiminfarklı mevzuat çerçevesinde yapılarakçözüme ulaşıldığı hususlarıgözetildiğinde; adli ve idari yargı kararlarıarasında çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesinin imkansızlığından ve dolayısıylahüküm uyuşmazlığından söz edilemeyeceğiaçıktır. Açıklanan nedenlerle 2247sayılı Yasanın 24. maddesinde öngörülen“konu ve dava sebebinin aynı olması” ve“hakkın yerine getirilmesinin imkansız bulunması” koşullarınıtaşımayan başvurunun reddi gerekmiştir. S O N UÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 24.maddesinde öngörülen koşullarıtaşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 20.2.2017gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy