T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 732
KARAR NO : 2015 / 731
KARAR TR : 26.10.2015
ÖZET : Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesi’nin 10.03.2015 gün ve 2013/12874 sayılı kararı ile sadece makul sürede yargılanma hakkına ilişkin kısım yönünden davasının kabulüne karar verilip, ihlal edilen diğer hakları yönünden, ‘başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeni ile kabul edilebilir olmadığı’na ilişkin olarak verilen iki ayrı karar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu iddiası ile açılan davada; 2247 sayılı Kanun’un 24. Maddesinde öngörülen Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması, her iki kararın da kesinleşmiş olması, kararlarda davanın esasının hükme bağlanması, kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması şartlarından hiç birini taşımaması ve aynı kanunun 36. Maddesinin 3. Fıkrası hükmü gereğince de incelenmesinin mümkün olmaması nedenleri ile BAŞVURUNUN REDDİNE karar verilmesi gerektiği hk.
K A R A R
HükümUyuşmazlığının Giderilmesi
İsteminde Bulunan(Davacı) :A.G.
Karşı Taraf (Davalı) :Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
O L A Y :
1-HÜKÜMUYUŞMAZLIĞI’NIN GİDERİLMESİ TALEBİNDEBULUNAN DAVACI 10.09.2015 TARİHLİ DİLEKÇESİNDEÖZETLE;
Kendisinin, 04.01.2000tarihinden 19/11/2001 tarihine kadar Mardin ili Kızıltepe Tarım İlçemüdürü olarak görev yaptığını, eşzamanlı süreçte eşi Tezcan Gencer’in de Tarımİl Müdürü olarak görev yaptığını,eşinin görevi devam ettiği sırada kendisinin başka birİle tayin olduğunu, görev yaptığı sürede Kızıltepeİlçe Müdürlüğünün milyonlarca dolartarımsal teşviklerde usulsüzlüğünü tespit ettiğinive idari ve adli işlemler başlattığını, bunedenlerle çetevari oluşumların "husumetlerininodağı" haline geldiğini ve "suikast" girişimlerigerekçesiyle tarafına İl güvenlik komisyonunca iki sivilyakın koruma verildiğini,
Bu şekildegörev yaptığı sırada idare tarafından tayininin çıkarıldığını,18 Ocak 2002 günü "hakim ve savcı kararıolmaksızın" ve "adli görevi olmayan", "adlikolluk olmayan" bir kısım JİTEM denilen Jandarma istihbaratpersonellerince "hukuken tanımsız" olan "sivil biralana" cebren alındığını ve hakim ve savcı kararıve bilgisi olmadan, adli görevi olmayanlarca üç günburada alıkonulduğunu, üçüncü gün adlibirime teslim edildiğini ve ancak üç gün sonra avukatlagörüşme imkanı verildiğini, tarafınaatılı suçlamaların söylenmediğini, beşincigün çıkarıldığı sorgu hakimince zaptageçen taleplere rağmen suçlamalarla ilgili bilgi verilmedentutuklandığını ve itirazların kataloggerekçelerle reddedildiğini, 123 gün bu şekilde "rüşvet" suçlaması ile tutuklu kaldığını, hazırlananiddianame ile üzerine atılı suçun irtikap olduğunuöğrendiğini, Mardin 2.ağır Ceza Mahkemesi’nin E:2002/97kaydında açılan davanın 4. duruşmasında tahliyeedildiğini ve 12 yıl 6 ay süren yargılama sonucundahakkında "delil yetersizliği" gerekçesiyle beraatinekarar verildiğini, kararın 04.06.2014 tarihindekesinleştiğini,
Uğradığıtüm bu haksızlıklar nedeni ile Anayasa’nın 17 ve36. Maddeleri kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne müracaatettiğini ve dosyasının 2014/12874 esasa kaydedildiğini, yapılanbaşvuruda Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanyargılama sırasında yapılan tüm hak ihlallerinintespitinin istendiğini, Anayasa Mahkemesi’nin verdiğikararında başvuruyu sadece 36.md.si kapsamında "adilyargılama hakkının ihlali" kapsamındadeğerlendirdiğini ve "uzun yargılama"gerekçesiyle lehine manevi tazminata hükmettiğini, "GEREKÇELİKARAR HAKKI VE AİHMS DE YER ALAN DİĞER TÜM İHLALLER"yönünden ise "olağan kanun yollarınabaşvurulmadığı" gerekçesi ile başvurununreddine hükmettiğini ve bu şekilde kararlar arasındaolumsuz hüküm uyuşmazlığı doğduğunu,
Nitekim AnayasaMahkemesi’nin görevli olduğu ihlal konusunda kararkesinleştiği halde iç hukuk yolunu belirsiz şekildeatıf yapmasının, haklarının eritilmesi sonucunudoğurduğunu ve "olumsuz hüküm olduğu"nda kuşku bulunmadığını,
Diğertaraftan; E.2014/12874 sayılı başvuru için Karar'dasadece "makul sürede yargılama yapılmaması"gerekçesiyle hükmedilen tazminat miktarının da"ölçülülük kriteri" gerekçesinin bulunmadığını,bu kararın kendisinin toplumda saygın bir kamu görevlisi iken; saltyolsuzluklarla mücadele ettiği için ve asli kadrosu veterinerhekim iken, 18 Ocak 2014 tarihli kamudaki hekimlerin tam gün yasasıile kendi nam ve hesabına çalışma yasağıgetirilen yasa ile geçen sürede de, yargılama boyunca asli kadrosununtarafına tanıdığı haklardan yoksun kalmışiken, itibari 12 yıl 6 ay "şüpheli" olarakağır zarara uğramış iken, hangi kriter ile manevitazminatın taktir edildiğinin belirtilmediğini,
Bunlarınyanı sıra, kendisine uygulanan işkence suçunun da,diğer haklar içinde eritilerek hükmebağlanmadığını, Sözleşmenin 5.maddesinin l/abendinde "özgürlük ve güvenlik hakkınailişkin" olan "sivil alanda alıkonulma" sınailişkin hak ihlali dava dosyasında ve zabıtlarda delilleri ilesabit iken, bu ihlalin eritilerek uğradığı maddi manevizararın da eritilmiş olmasının olumsuz hükümuyuşmazlığına neden olduğunu, yinesözleşmenin "adil yargılanma hakkına ilişkinolan" 5.md/3.,4.,5. maddeleri ve yine Sözleşmenin6.md./l.,2.,3.-a,b,c bentlerindeki hakları ihlal edildiği halde bu ihlallerinintespitinin yapılmadığını belirterek;
YüksekMahkemece res'en gözetilecek sair nedenlerle ortaya çıkangörev uyuşmazlığının giderilmesi içinanılan Başvuru Dosyaları Anayasa Mahkemesi’nden talepedilerek "hüküm uyuşmazlığı" konusunungiderilmesini ve Karar'ın bozulmasını ve tarafına 1.000.000Lira manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş vebu şekilde oluştuğunu iddia ettiği hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesiniistemiştir.
2-ANAYASA MAHKEMESİ’NİNHÜKÜM UYUŞMAZLIĞI’NA KONU EDİLEN 10.03.2015GÜN VE 2014/12874 ESAS SAYILI DOSYASINDA YAPILAN İNCELEME;
Davacıhakkında, Mardin CumhuriyetBaşsavcılığı’nın 01.03.2002 gün ve2002/228 sayılı iddianamesi ile rüşvet irtikap suçlarındandava açıldığı, Mardin 2.Ağır CezaMahkemesi’nin 21.02.2008 gün ve 2002/97 Esas, 2008/48 Kararsayılı kararı ile, davacının üzerineatılı suçları işlediğine dair yeterli delilbulunmadığı gerekçesi ile beraatine karar verildiği,kararın Maliye Hazinesi tarafından temyizi üzerineYargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 19.01.2012 gün ve 2008/14810Esas, 2012/145 Karar sayılı kararı ile rüşvetsuçu yönünden onandığı, irtikapsuçu yönünden ise soruşturma dosyasına dayalıkarar verildiği gerekçesi ile bozulduğu, Yargıtay bozma ilamınauymak sureti ile yeniden yargılama yapan Mardin 2. Ağır CezaMahkemesi neticede verdiği 08.05.2013 gün ve 20125/74 Esas,2013/127 Karar sayılı kararı ile davacınınüzerine atılı irtikap suçundan da delil yetersizliğinedeni ile beraatine karar verdiği, verilen bu karar da MaliyeHazinesi tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 5. CezaDairesi’nin 04.06.2014 gün ve 2014/2746 Esas, 2014/6106 Kararsayılı kararı ile onandığıanlaşılmıştır.
DavacıAnayasa Mahkemesi’ne müracaat dilekçesinde; üzerineatılı rüşvet ve irtikap suçlarından beraatinehükmeden Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.02.2008gün ve 2002/97 Esas, 2008/48 Karar sayılı kararının,Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 19.01.2012 gün ve 2008/14810 Esas,2012/145 Karar sayılı kararı ile rüşvet suçuyönünden onandığını, irtikap suçuyönünden ise soruşturma dosyasına dayalı kararverildiği gerekçesi ile bozulması sonrasındaverdiğini, yine Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nceüzerine atılı suçlardan beraatine hükmeden 08.05.2013gün ve 20125/74 Esas, 2013/127 Karar sayılı kararının,Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 04.06.2014 gün ve 2014/2746 Esas,2014/6106 Karar sayılı kararı ile onandığını,Mahkemenin beraat kararına ilişkin ‘delilyetersizliği’ şeklindeki gerekçesidışında herhangi bir açıklama yapılmamasınınAnayasa’nın 17. Maddesi ile koruma altına alınankişinin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesive korunması hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıcagerek soruşturma ve gerekse yargılama sırasında maruzkaldığı hukuk dışı işlem ve eylemler ile 12,5yıl süren yargılama nedeni ile Anayasa’nın 36.Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini belirterek; söz konusu ihlallerin tespiti ile 6212sayılı Kanun’un 50. Maddesi gereğince lehine 1000,00 TLtazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
AnayasaMahkemesi, davanın esası ile ilgili olarak verdiği, 10.03.2015gün ve 2014/12874 Esas sayılı kararında ise; davanın başvurusunu,makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası ileYargılamanın sonucu itibari ile adil olmadığıiddiası noktalarında incelemiş ve;
Davacının,davanın yargılamanın sonucu itibariyle adilolmadığı yönündeki başvurusunu Mardin 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 21.02.2008 gün ve2002/97 Esas, 2008/48 Karar ile 08.05.2013 gün ve 20125/74 Esas, 2013/127Karar sayılı kararlar aleyhine davacı tarafındanolağan kanun yollarına başvurulmamış olması nedeniile ‘başvuru yollarının tüketilmemiş olması’nedeni ile kabul edilemez olduğuna hükmetmiş;
Davacının,makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönündeki başvurusunu ise, başvuruya konu cezadavasının; hukuki meselenin çözümündekigüçlük, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasındakarşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktanuzak olduğunu somut başvuru açısından farklıbir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığınıbelirterek; on iki yıl dört aylık yargılama sürecindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu gerekçesi ile kabul etmişve davacı lehine 11.650.00 TL manevi tazminata hükmetmiştir.
Davacıbu karar neticesinde, sadece makul sürede yargılanma hakkıyönünden tazminata hükmedilerek, diğer hak ihlallerininmakul sürede yargılanma hakkı içinde eritilmesi ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının, yasal yollara başvurulması gerekçesi ilekabul edilemez olduğuna karar verilmesi hususlarınınhüküm uyuşmazlığına neden olduğunubelirterek, Mahkememize müracaat etmiştir.
3-DANIŞTAY BAŞSAVCILIĞI VE YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞIGÖRÜŞLERİNE MÜRACAAT EDİLMEMEGEREKÇESİ
2247 sayılıKanun’un hüküm uyuşmazlığınıdüzenleyen 24. Maddesinin son fıkrasında; “İlgilikişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hükümuyuşmazlığının giderilmesini isteyebilir. Bu haldeolumsuz görev uyuşmazlığınınçıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdekiusul kuralları uygulanır.” şeklindeki düzenleme ile,hüküm uyuşmazlığına ilişkin taleplerde,olumsuz görev uyuşmazlığına ilişkin aynıkanunun 15 ve 16. Maddelerinin uygulanacağı açıkçabelirtilmiştir.
2247sayılı Kanun’un 16. Maddesinde ise; “UyuşmazlıkMahkemesi, olumsuz görev uyuşmazlığı ile ilgilidosyaların ilk incelemesi sırasında ve gerekligördüğü hallerde ilgili Başsavcılarıngörüşünü de alarak, görevli yargı merciinibelirten kararını verir.” şeklindeki düzenleme ile,görüş için dosyanın Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na ya da DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmesi konusundatakdir yetkisi Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığı’nabırakılmıştır.
Bu kapsamda 2247sayılı Kanun’un 6. Maddesinde “İlgiliBaşsavcılar veya görevlendirecekleriyardımcıları, gerekli gördüklerinde veya Mahkemecegerekli görülen durumlarda yazılı olarakdüşüncelerini bildirirler veya toplantılardasözlü açıklamalarda bulunurlar, oyakatılmazlar.” şeklindeki düzenleme ve dosyamuhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde, dosyanıngörüş için ilgili Başsavcılıklaragönderilmesinin usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemedebırakılmaması ilkeleri yönünden yerindeolmayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
4- İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan26.10.2015 günlü toplantısında: Raportör-HakimBirgül YİĞİT’in 2247 sayılı Yasa’daöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddigerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
İdari veadli yargı kararları arasında oluştuğu ilerisürülen hüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılıKanun ile değişik 24'üncü maddesinin birincifıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.” hükmü yeralmaktadır.
Anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a-Uyuşmazlıkyaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerindenen az ikisi tarafından verilmesi,
b-Konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c-Her ikikararın da kesinleşmiş olması,
d-Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması,
e-Kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması,
Koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
2247sayılı Kanun’un 24. Maddesi düzenlemesinden deaçıkça anlaşılacağı üzere,hüküm uyuşmazlığı oluştuğundanbahsedilebilmesinin temel şartı, iki ayrı yargı koluna tabiiki farklı mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmişkararların bulunması gereğidir.
Ancakdavacının, hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine ilişkin olarak Mahkememize verdiği 10.09.2015 tarihlidilekçesinde, farklı yargı kollarına ait iki farklıyargı organı tarafından verilen iki farklı hükmüdava konusu etmediği, Anayasa Mahkemesi’nce verilen 10.03.2015 günve 2014/12874 sayılı kararda, bir kısım hakihlallerinin tespitine hükmedilmemiş olmasının ve adilyargılanma hakkı yönünden ‘yasal başvuruyolları’nın tüketilmemiş olmasının, kabuledilemezlik kararına gerekçe olarak gösterilmesininhüküm uyuşmazlığına neden olduğunu ilerisürdüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle 2247sayılı Kanun’un 24. Maddesinde öngörülen;Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeriyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi, konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması, her iki kararında kesinleşmiş olması, kararlarda davanınesasının hükme bağlanması, kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması şartlarından hiç birini taşımayanbaşvurunun reddine karar verilmesi gerektiğidüşünülmektedir.
Kaldı kidavacının hüküm uyuşmazlığına konuistemlerinin, 2247 sayılı Kanun’un 36. Maddesinin 3.Fıkrasındaki “Hükümuyuşmazlığı durumunda yalnızca Anayasa Mahkemesikararı göz önünde tutulur ve uygulanır.” şeklindekiamir hükmü karşısında, değerlendirmeyealınması da kanunen mümkün değildir.
Yukarıdayapılan değerlendirmeler ışığında,
Anayasa Mahkemesi’nin 10.03.2015 gün ve 2013/12874sayılı kararına ilişkin olarak yapılan hükümuyuşmazlığı başvurusunun 2247 sayılıKanun’un 24. Maddesinde öngörülen Uyuşmazlıkyaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerindenen az ikisi tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en azbirinin aynı olması, her iki kararın da kesinleşmişolması, kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasışartlarından hiç birini taşımaması ve aynıkanunun 36. Maddesinin 3. Fıkrası hükmü gereğince deincelenmesinin mümkün olmaması nedenleri ile başvurununreddine karar verilmesi gerekmiştir.
S O N U Ç :2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesindeöngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 26.10.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy