T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 733
KARAR NO : 2015 / 732
KARAR TR : 26.10.2015
ÖZET : Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesi’nin 22.06.2015 gün ve 2013/9839 sayılı kararı ile sadece makul sürede yargılanma hakkına ilişkin kısım yönünden davasının kabulüne karar verilip, ihlal edilen diğer hakları yönünden, ‘başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeni ile kabul edilebilir olmadığı’na ilişkin olarak verilen iki ayrı karar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu iddiası ile açılan davada; 2247 sayılı Kanun’un 24. Maddesinde öngörülen Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması, her iki kararın da kesinleşmiş olması, kararlarda davanın esasının hükme bağlanması, kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması şartlarından hiç birini taşımaması ve aynı kanunun 36. Maddesinin 3. Fıkrası hükmü gereğince de incelenmesinin mümkün olmaması nedenleri ile BAŞVURUNUN REDDİNE karar verilmesi gerektiği hk.
K A R A R
HükümUyuşmazlığının Giderilmesi
İsteminde Bulunan (Davacı) :T.G.
Karşı Taraf (Davalı) :Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
O L A Y :
1-HÜKÜMUYUŞMAZLIĞI’NIN GİDERİLMESİ TALEBİNDEBULUNAN DAVACI 10.09.2015 TARİHLİ DİLEKÇESİNDEÖZETLE;
Kendisinin 07Eylül 1999 tarihinden 18 Ocak 2002 tarihine kadar Mardin Tarımİl Müdürü olarak görev yaptığını,bu süre zarfında tarımsal teşviklerde milyonlarca dolar usulsüzlükyapıldığını tespit ederek adli ve idari işlemlerbaşlattığını, bu nedenlerle çetevarioluşumların "husumetlerinin odağı" haline geldiğinive "suikast" girişimleri gerekçesiyle tarafınaİl güvenlik komisyonunca iki sivil yakın koruma verildiğini,
Buşekilde görev yaptığı sırada idaretarafından tayininin çıkarıldığını, 18Ocak 2002 günü "hakim ve savcı kararıolmaksızın" ve "adli görevi olmayan", "adlikolluk olmayan" bir kısım JİTEM denilen Jandarma istihbaratpersonellerince "hukuken tanımsız" olan "sivil biralana" cebren alındığını ve hakim ve savcı kararıve bilgisi olmadan, adli görevi olmayanlarca üç günburada alıkonulduğunu, üçüncü gün adlibirime teslim edildiğini ve ancak üç gün sonra avukatlagörüşme imkanı verildiğini, tarafınaatılı suçlamaların söylenmediğini, beşincigün çıkarıldığı sorgu hakimince zaptageçen taleplere rağmen suçlamalarla ilgili bilgi verilmedentutuklandığını ve itirazların kataloggerekçelerle reddedildiğini,75 gün bu şekilde "rüşvet" suçlaması ile tutuklu kaldığını,
Tutuklukaldığı süre boyunca, kendisi Türk kökenliolması nedeni ile 52 PKK zanlısı ile aynı koğuştakalmaya zorlanarak kendisine psikolojik işkence yapıldığını,hazırlanan iddianame ile üzerine atılı suçun irtikapolduğunu öğrendiğini, Mardin 2.Ağır Ceza Mahkemesi’ninE:2002/97 kaydında açılan davanın ilk duruşmasındatahliye edildiğini ve 12 yıl 6 ay süren yargılama sonucundahakkında "delil yetersizliği" gerekçesiyle beraatinekarar verildiğini, kararın 04.06.2014 tarihindekesinleştiğini,
Uğradığıtüm bu haksızlıklar nedeni ile 31/12/2013 tarihinde ve04.06.2014 tarihinde olmak üzere Anayasa Mahkemesi’ne ikibaşvuru yaptığını, her iki başvurunun AnayasaMahkemesi’nin 2013/9839 Esas sayılı dosyasında birleştirildiğini,2013/9839 esasa kaydı yapılan başvuruda Mardin 2. AğırCeza Mahkemesi tarafından yargılama sırasında yapılantüm hak ihlallerinin tespitinin istendiğini, 2014/12284 esasakaydı yapılan başvuruda ise "gerekçeli kararhakkının" ihlalinin tespitinin istendiğini, AnayasaMahkemesi’nin her iki başvuruyu 2013/9839 esasta birleştirilmesineticesinde verdiği kararında başvuruyu sadece 36.md.sikapsamında "adil yargılama hakkının ihlali" kapsamındadeğerlendirdiğini ve "uzun yargılama"gerekçesiyle lehine manevi tazminata hükmettiğini, "GEREKÇELİKARAR HAKKI VE AİHMS DE YER ALAN DİĞER TÜM İHLALLER"Yönünden ise "olağan kanun yollarınabaşvurulmadığı" gerekçesi ilebaşvurunun reddine hükmettiğini ve bu şekildekararlar arasında olumsuz hüküm uyuşmazlığıdoğduğunu,
Nitekim AnayasaMahkemesinin görevli olduğu ihlal konusunda kararkesinleştiği halde iç hukuk yolunu belirsiz şekildeatıf yapmasının, haklarının eritilmesi sonucunudoğurduğunu ve "olumsuz hüküm olduğu"nda kuşku bulunmadığını,
Diğer taraftan;E.2013/9839 sayılı başvuru için Karar'da sadece"makul sürede yargılama yapılmaması"gerekçesiyle hükmedilen tazminat miktarının da"ölçülülük kriteri" gerekçesinin bulunmadığını,bu kararın kendisinin toplumda saygın bir kamu görevlisi iken; saltyolsuzluklarla mücadele ettiği için ve asli kadrosu veterinerhekim iken, 18 Ocak 2014 tarihli kamudaki hekimlerin tam gün yasasıile kendi nam ve hesabına çalışma yasağıgetirilen yasa ile geçen sürede de, yargılama boyunca asli kadrosununtarafına tanıdığı haklardan yoksun kalmışiken, itibari 12 yıl 6 ay "şüpheli" olarakağır zarara uğramış iken, hangi kriter ile manevitazminatın taktir edildiğinin belirtilmediğini,
Bunlarınyanı sıra, kendisine uygulanan işkence suçunun da,diğer haklar içinde eritilerek hükmebağlanmadığını, Sözleşmenin 5.maddesinin l/abendinde "özgürlük ve güvenlik hakkınailişkin" olan "sivil alanda alıkonulma" sınailişkin hak ihlali dava dosyasında ve zabıtlarda delilleri ilesabit iken, bu ihlalin eritilerek uğradığı maddi manevizararın da eritilmiş olmasının olumsuz hükümuyuşmazlığına neden olduğunu, yinesözleşmenin "adil yargılanma hakkına ilişkinolan" 5.md/3.,4.,5. maddeleri ve yine Sözleşmenin6.md./l.,2.,3.-a,b,c bentlerindeki hakları ihlal edildiği halde bu ihlallerinintespitinin yapılmadığını belirterek;
YüksekMahkemece res'en gözetilecek sair nedenlerle ortaya çıkangörev uyuşmazlığının giderilmesi içinanılan Başvuru Dosyaları Anayasa Mahkemesi’nden talepedilerek "hüküm uyuşmazlığı" konusunungiderilmesini ve Karar'ın bozulmasını ve tarafıma 1.000.000Lira manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş vebu şekilde oluştuğunu iddia ettiği hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesiniistemiştir.
2-ANAYASAMAHKEMESİ’NİN HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI’NAKONU EDİLEN 22.06.2015 GÜN VE 2013/9839 ESAS SAYILI DOSYASINDAYAPILAN İNCELEME;
Davacıhakkında, Mardin CumhuriyetBaşsavcılığı’nın 01.03.2002 gün ve2002/228 sayılı iddianamesi ile rüşvet irtikap suçlarındandava açıldığı, Mardin 2.Ağır CezaMahkemesi’nin 21.02.2008 gün ve 2002/97 Esas, 2008/48 Kararsayılı kararı ile, davacının üzerineatılı suçları işlediğine dair yeterli delilbulunmadığı gerekçesi ile beraatine karar verildiği,kararın Maliye Hazinesi tarafından temyizi üzerineYargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 19.01.2012 gün ve 2008/14810Esas, 2012/145 Karar sayılı kararı ile rüşvetsuçu yönünden onandığı, irtikapsuçu yönünden ise soruşturma dosyasına dayalıkarar verildiği gerekçesi ile bozulduğu, Yargıtay bozmailamına uymak sureti ile yeniden yargılama yapan Mardin 2.Ağır Ceza Mahkemesi neticede verdiği 08.05.2013 günve 20125/74 Esas, 2013/127 Karar sayılı kararı iledavacının üzerine atılı irtikap suçundan dadelil yetersizliği nedeni ile beraatine karar verdiği, verilenbu karar da Maliye Hazinesi tarafından temyiz edildiği veYargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 04.06.2014 gün ve 2014/2746Esas, 2014/6106 Karar sayılı kararı ile onandığıanlaşılmıştır.
Davacısöz konusu dosyada, rüşvet ve irtikap suçlarıile yargılandığı Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin2002/97 Esas sayılı dosyasında verilen 21.02.2008 tarih ve2008/48 karar sayılı kararı ile beraatinehükmedildiğini, yargılamanın henüz devam ettiğiniancak 11 yıl 8 ay süren yargılama nedeni ile hem Anayasası’nın36.maddesinde düzenlenen “Hak Arama Hürriyeti” nin, hem141. Maddesinde düzenlenen “gerekçeli karar hakkı”nın, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin6. Maddesinde düzenlenen “makul sürede yargılanmahakkı” nın ihlal edildiğini, ek olarak gözaltında kaldığı süre boyunca işkenceye maruz kaldığını,konunun doktor raporu ile sabit olduğunu belirterek; Anayasa’nın36. Maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının ihlaledilmesi nedeni ile uğradığı maddi ve manevi zararıntazminine karar verilmesini istemiştir.
Yinedavacı, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.02.2008gün ve 2002/97 Esas, 2008/48 Karar sayılı kararının,Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 19.01.2012 gün ve 2008/14810 Esas,2012/145 Karar sayılı kararı ile rüşvet suçuyönünden onandığı, irtikap suçuyönünden ise soruşturma dosyasına dayalı kararverildiği gerekçesi ile bozulması sonrasında verdiği08.05.2013 gün ve 20125/74 Esas, 2013/127 Karar sayılıkararın, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 04.06.2014 gün ve2014/2746 Esas, 2014/6106 Karar sayılı kararı ile onanmasıve gerek irtikap ve gerekse rüşvet suçlarından yapılanyargılamanın beraati ile neticelenmesi sonrasında verdiği ikincibaşvuru dilekçesinde; Mahkemenin beraat kararınailişkin ‘delil yetersizliği’ şeklindekigerekçesi dışında herhangi bir açıklamayapılmamasının Anayasa’nın 17. Maddesi ile korumaaltına alınan kişinin maddi ve manevi varlığınıngeliştirilmesi ve korunması hakkının ihlaliniteliğinde olduğunu belirterek; buna ilişkin ihlalinAnayasa Mahkemesi’nce tespit edilmesine ve tespit kararından birörneğin mahrum kaldığı hakların iadesine esas olmaküzere Gıda, Tarım ve HayvancılıkBakanlığı’na gönderilmesine, mahrumkaldığı ödemelerin kendisine verilmesine esas olmaküzere Başbakanlık Devlet PersonelBaşkanlığı’na gönderilmesine, gerekçelikarardaki ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılmasına esas olmak üzere tespit kararından birörneğin de Adalet Bakanlığı’nagönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
AnayasaMahkemesi Başkanlığı 2014/12284 başvuru numaralıbireysel başvuru dosyasının Konu Yönünden Hukukiİrtibat nedeniyle 2013/9839 başvuru numaralı bireyselbaşvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2014/12284 başvurunumaralı bireysel başvuru dosyasınınkapatılmasına, incelemenin 2013/9839 başvuru numaralıbireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine26/05/2015 gününde karar vermiştir.
AnayasaMahkemesi, davanın esası ile ilgili olarak verdiği, 22.06.2015gün ve 2013/9839 Esas sayılı kararında ise; davanınbaşvurusunu, makul sürede yargılanma hakkının ihlaliiddiası ile Yargılamanın sonucu itibari ile adilolmadığı iddiası noktalarında incelemiş ve;
Davacının,davanın yargılamanın adil olmadığıyönündeki başvurusunu Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesitarafından verilen 21.02.2008 gün ve 2002/97 Esas, 2008/48 Karar ile 08.05.2013gün ve 20125/74 Esas, 2013/127 Karar sayılı kararlar aleyhinedavacı tarafından olağan kanun yollarınabaşvurulmamış olması nedeni ile ‘ başvuruyollarının tüketilmemiş olması’ nedeni ile kabuledilemez olduğuna hükmetmiş;
Davacının,makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönündeki başvurusunu ise, başvuruya konu cezadavasının; hukuki meselenin çözümündekigüçlük, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasındakarşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktanuzak olduğunu somut başvuru açısından farklıbir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığınıbelirterek; on iki yıl dört aylık yargılama sürecindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu gerekçesi ile kabul etmişve davacı lehine 11.650.00 TL manevi tazminata hükmetmiştir.
Davacıbu karar neticesinde, sadece makul sürede yargılanma hakkıyönünden tazminata hükmedilerek, diğer hak ihlallerininmakul sürede yargılanma hakkı içinde eritilmesi ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının, yasal yollara başvurulması gerekçesi ilekabul edilemez olduğuna karar verilmesi hususlarınınhüküm uyuşmazlığına neden olduğunubelirterek, Mahkememize müracaat etmiştir.
3- DANIŞTAYBAŞSAVCILIĞI VE YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞIGÖRÜŞLERİNE MÜRACAAT EDİLMEMEGEREKÇESİ
2247 sayılıKanun’un hüküm uyuşmazlığınıdüzenleyen 24. Maddesinin son fıkrasında; “İlgilikişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarakhüküm uyuşmazlığının giderilmesiniisteyebilir. Bu halde olumsuz görevuyuşmazlığının çıkarılması ileilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kurallarıuygulanır.” şeklindeki düzenleme ile, hükümuyuşmazlığına ilişkin taleplerde, olumsuz görevuyuşmazlığına ilişkin aynı kanunun 15 ve 16.Maddelerinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
2247sayılı Kanun’un 16. Maddesinde ise; “UyuşmazlıkMahkemesi, olumsuz görev uyuşmazlığı ile ilgilidosyaların ilk incelemesi sırasında ve gerekligördüğü hallerde ilgili Başsavcılarıngörüşünü de alarak, görevli yargı merciinibelirten kararını verir.” şeklindeki düzenleme ile,görüş için dosyanın Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na ya da DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmesi konusundatakdir yetkisi Uyuşmazlık MahkemesiBaşkanlığı’na bırakılmıştır.
Bu kapsamda 2247sayılı Kanun’un 6. Maddesinde “İlgiliBaşsavcılar veya görevlendirecekleri yardımcıları,gerekli gördüklerinde veya Mahkemece gerekli görülendurumlarda yazılı olarak düşüncelerini bildirirlerveya toplantılarda sözlü açıklamalarda bulunurlar, oyakatılmazlar.” şeklindeki düzenleme ve dosyamuhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde, dosyanıngörüş için ilgili Başsavcılıklaragönderilmesinin usul ekonomisi ve yargılamanınsürüncemede bırakılmaması ilkeleri yönündenyerinde olmayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
4- İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan26.10.2015 günlü toplantısında: Raportör-HakimBirgül YİĞİT’in 2247 sayılı Yasa’daöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddigerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
İdari veadli yargı kararları arasında oluştuğu ilerisürülen hüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılıKanun ile değişik 24'üncü maddesinin birincifıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan vekararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a-Uyuşmazlıkyaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerindenen az ikisi tarafından verilmesi,
b-Konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c-Her ikikararın da kesinleşmiş olması,
d-Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması,
e-Kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması,
Koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
2247sayılı Kanun’un 24. Maddesi düzenlemesinden deaçıkça anlaşılacağı üzere,hüküm uyuşmazlığı oluştuğundanbahsedilebilmesinin temel şartı, iki ayrı yargı koluna tabiiki farklı mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmişkararların bulunması gereğidir.
Ancakdavacının, hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine ilişkin olarak Mahkememize verdiği 10.09.2015 tarihlidilekçesinde, farklı yargı kollarına ait iki farklıyargı organı tarafından verilen iki farklı hükmüdava konusu etmediği, Anayasa Mahkemesi’nce verilen 22.06.2015 günve 2013/9839 sayılı kararda, bir kısım hakihlallerinin tespitine hükmedilmemiş olmasının, adilyargılanma hakkı yönünden ‘yasal başvuruyollarının tüketilmediğini, kabul edilemezlik kararınagerekçe olarak göstermesinin hükümuyuşmazlığına neden olduğunu ilerisürdüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle 2247sayılı Kanun’un 24. Maddesinde öngörülen;Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeriyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi, konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması, her iki kararında kesinleşmiş olması, kararlarda davanın esasınınhükme bağlanması, kararlar arasındaki çelişkinedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasışartlarından hiç birini taşımayan başvurununreddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Kaldı kidavacının hüküm uyuşmazlığına konuistemlerinin, 2247 sayılı Kanun’un 36. Maddesinin 3.Fıkrasındaki “Hükümuyuşmazlığı durumunda yalnızca Anayasa Mahkemesikararı göz önünde tutulur ve uygulanır.” şeklindekiamir hükmü karşısında, değerlendirmeyealınması da kanunen mümkün değildir.
Yukarıdayapılan değerlendirmeler ışığında,
Anayasa Mahkemesi’nin 22.06.2015 gün ve2013/9839 sayılı kararına ilişkin olarak yapılanhüküm uyuşmazlığı başvurusunun 2247sayılı Kanun’un 24. Maddesinde öngörülen Uyuşmazlıkyaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerindenen az ikisi tarafından verilmesi, konu, dava sebebi ve taraflardan en azbirinin aynı olması, her iki kararın da kesinleşmişolması, kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasışartlarından hiç birini taşımaması ve aynıkanunun 36. Maddesinin 3. Fıkrası hükmü gereğince deincelenmesinin mümkün olmaması nedenleri ile başvurununreddine karar verilmesi gerektiği gerekmiştir.
S O N U Ç :2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesindeöngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 26.10.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy