T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2013 / 1607 KARAR NO : 2014 / 887 KARAR TR : 13.10.2014 ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Edirne Bölge Müdürlüğü’nde sözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı, idari yargıda davacı) 18.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesinin hukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptali için açılan davanın sonunda davanın kabulüne karar veren Edirne İdare mahkemesi’nin 06.05.2011 gün ve E:2011/493 K:2011/397 sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.03.2011 gün ve E:2010/489 K:2011/241 sayılı kararının kabulüne ve bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği hk. K A R A R HükümUyuşmazlığının giderilmesini isteyen :A. Ö. Vekili (Adliyargıda davalı, idari yargıdadavacı) :Av.N. T. Karşı Taraf : 1-Maliye Hazinesi ( Adliyargıda davacı) Vekili : Av.Y. Y. (Adliyargıda) 2-Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı (İdari yargıda davalı) O L A Y : HAZİNEVEKİLİ, dava dilekçesinde özetle; davalı A. Ö.’ınTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı EdirneBölge Müdürlüğü’nde TÜİKUzmanı olarak görev yapmakta olduğunu; Maliyebakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü 20.04.2009 tarih ve 5084 sayılıyazısında, Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıEdirne Bölge Müdürlüğü’nde TÜİKUzmanı ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu kararına ekli cetvelin “E. DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen tazminatın, ödeme yapılan personelden gerialınmasınınkararlaştırıldığını, davalı A.Ö.’a3.373,96 TL yersiz denetim tazminatı ödendiğini, ödenentazminatın faiziyle birlikte geri ödenmesi konusunda davalıya18.01.2005 tarihinde tebligat yapılmasına rağmen söz konusuborcun ödenmediğini belirterek; Kamu Zararlarının Tahsilineİlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikhükümlerince, davalının sebepsiz zenginleşmesine sebepolan toplam 3.373,96 TL’nin yersiz ödemeninyapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte davalı A.Ö.’tan tahsili istemiyle 25.06.2009 tarihindeADLİ YARGIDA dava açmıştır. Davalı A.Ö. cevapdilekçesinde özetle; denetim tazminatı ödenmesindekendisinin bir kusuru bulunmadığını, ödenentazminatın geri ödenmesi işleminin iptali için Edirneİdare Mahkemesi’nde 2009/759 Esas sayılı dosya ile davaaçtığını, açılan bu davanınsonucunun beklenmesi gerektiğini, ödenen denetim tazminatıtoplamının geri istenmesinin hukuka aykırı olduğunu,davalı idare iddiasında haklı olsa bile, idare tarafındanhatalı şekilde ödenen denetim tazminatının ancak davaaçma süresi içerisinde geri alınmasının mümkünolduğunu, faizin başlangıç tarihinin de davaya konuişlemin tebliğinden itibaren istenebileceğini ileri sürerekhaksız açılan davanın reddini savunmuştur. EDİRNE 2. SULH HUKUKMAHKEMESİ: 30.12.2009 gün ve E:2009/525 K:2009/1055 sayılıkararında “… davalının TÜİK Uzmanıolarak görev yaptığı, 18.11.2005-14.01.2009 tarihleriyönünden denetim tazminatı ödemelerininyapıldığı, yapılan ödemelerde davalınınaçık bir hatasının bulunmadığı, yersizödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 güniçinde davanın açılmadığıanlaşılmakla …” gerekçesiyle “ davanınreddine” karar vermiştir. Davanın reddineilişkin hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyizedilmiştir. YARGITAY 3. HUKUKDAİRESİ: 04.05.2010 gün ve E:2010/6165 K:2010/7959sayılı BOZMA İLAMINDA; “…davalıya yapılanödemenin daha önce bu yolda alınmış bir idari kararadayandığı iddia ve ispat edilmediğianlaşılmaktadır. Davalıya yapılan ödemenin hatadankaynaklandığı kabul edilmektedir. BK. ‘nun 62. maddesigereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyenkimse, yanlışlığa düştüğünüispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddedebelirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunan dabağışlama İrade ve arzusunun bulunmadığımgösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacıidarenin hataya düşmeseydi, davalıya edadabulunmayacağı anlamına gelmektedir O halde dava konusualacağın BK.nun 62. maddesindeki koşullara göre geriistenebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; uzmanbilirkişi aracılığı ile saptanan vedavacının almaya hak kazandığı alacağıntahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece; "hatalı terfi veintibak nedeniyle Fazla yapılan ödemelerin davalının hilesive gerçek dışı beyanı ile yolluk ve mutlak butlanile malül olmadığı için geri istenemeyeceğineyönelik Y.I.B. Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih, 72/6 E.,73/2 K sayılı kararına" dayanılarak davanınreddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Çünkümahkemenin dayandığı I.B.K ile çözümlenenhusus; hatalı intibak veya hatalı terfi işlemi gibi birşart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınmasıhalinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemenin nedensiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığına ilişkindir. Bu İ.B.K.nın idaretarafından yapılan bütün ödemelere uygulanmasıhalinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zamanyararlanamaması ve memurların yapmış olduklarıbütün hatalı ödemelerin idare tarafından gereködeme yapılan kişilerden, gerekse ödemeyi yapandan gerialınamaması gibi bir sonuç doğuracağı vebununda idareyi işlemez duruma getireceği kabul edilmelidir. Herhangi bir şarttasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemenin Borçlar Hukukununhaksız iktisap kuralları çerçevesinde istenipistenemeyeceği tartışılmadan yazılıgerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayıgerektirmiştir…” şeklindeki gerekçe ile yerelmahkemenin davanın reddine ilişkin hükmün BOZULMASINA karar vermiştir. Mahkemece bozma ilamınauyularak yargılamaya devam edilmiştir. EDİRNE 2. SULHHUKUK MAHKEMESİ: 30.03.2011 gün ve E:2010/489 K:2011/241sayılı kararında “…davalınınTÜİK Uzmanı olarak görev yaptığı,18.11.2005- 14.01.2009 tarihleri yönünden denetim tazminatıödemenin 14.01.2009 tarihinde yapıldığı,bilirkişinin davacının davalıya hataen ödediğitazminat miktarını belirtir şekilde rapor ibraz ettiği,raporun dosyaya ve oluşa uygun bulunduğuanlaşıldığı…” şeklindekigerekçe ile, “ … davacının davasınınkabulüne, dava tarihine kadar işlemiş 615,61 TL faizin veayrıca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte3.373,96 TL’nin davalıdan alınarak davacıyaverilmesine…” karar verilmiştir. Davanın kabulüneilişkin hüküm, davalı tarafından temyizedilmiştir. YARGITAY 3. HUKUKDAİRESİ: 21.09.2011 gün ve E:2011/12027 K:2011/13510sayılı kararı ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINAkarar vermiş ve onama kararının ardından kararkesinleşmiştir. A.Ö. VEKİLİ;dava dilekçesinde özetle; müvekkili A.Ö.’ınTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı EdirneBölge Müdürlüğü’nde TÜİKUzmanı olarak çalışmakta olduğunu, davalı idaretarafından 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenkurumda çalışan uzman ve uzman yardımcılarınadenetim tazminatı ödendiğini; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali KontrolMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzmanı ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı cetvelin “ E.Denetim Tazminatı” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibarendenetim tazminatının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin ifade edildiğini; müvekkiline denetimtazminatı tutarı olarak 3.373,96 TL borççıkarılmasına ilişkin 15.05.2009 gün veB.02.1.TÜİ.1.08.05.00-855-611 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nün işleminin 15.05.2009tarihinde tebliğ edildiğini; borcun ödenmemesi durumunda alacaktakip dosyasının genel hükümlere göre takibatyapılmak ve dava açılmak üzere MaliyeBakanlığı Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat GenelMüdürlüğü’ne gönderileceğininaynı yazıda bildirildiğini; müvekkiline yapılanödemelerde, müvekkiline yükletilmesi mümkün bir kusurbulunmadığından işlemin hukuka aykırıolduğunu; ödemenin bir an için haksız olduğu kabuledilse bile, idare tarafından hatalı şekilde ödenen denetimtazminatının dava açma süresi içinde gerialınmasının mümkün olduğunu belirterek;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı EdirneBölge Müdürlüğü’nün 15.05.2009 tarihve B.02.1.TÜİ.1.08.05.00-855-611 sayılı işlem ile buişleme dayanak olan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın 29.04.2009 tarih veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı işlemin iptaliile idari işlemlerin yürütmenin durdurulması istemiyle 29.06.2009tarihinde Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu aleyhineİDARİ YARGIDA dava açmıştır. EDİRNE İDAREMAHKEMESİ: 20.11.2009 gün ve E:2009/759 K:2009/1242 sayılıkararında “…kamu personeline yapılan yersiz ödemelernedeniyle kamu kaynağında meydana gelen eksilmenin, 5018sayılı Kanun'un 71 'inci maddesinde tanımlanan bir" kamuzararı" olduğu; söz konusu kamu zararının tahsilve takibinde 5018 sayılı Kanun'un 71 'inci maddesi ile anılanmaddeye dayanılarak yürürlüğe konular KamuZararlarının Tahsiline ilişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmelik'te yer alan hükümlerin cari olmasıgerektiği, bu uygulamaya göre kamu zararına neden olan yersizödemelerin tahsili için öncelikle yersiz ödemelerdenyararlanan ilgili personelin rızaen ve sulh yoluyla ödemeyapması gereğinin kendisine tebliğ edileceği, kamuzararı nedeniyle ortaya çıkan alacağı ilgilipersonelin rızaen ödememesi durumunda 2004 sayılıİçra ve İflas Kanunu'na göre takipyapılacağı, İcra ve İflas Kanunu'na göreilamlı icra yoluna başvurulabilmesi için de öncelikleaçılacak bir alacak davası sonunda adli yargı yerinceverilecek bir mahkeme ilamının bulunması gerektiği, birmahkeme ilamı bulunmadan idarenin söz konusu alacağı re'sentahsil yoluna gidemeyeceği, buna göre personele yapılan yersizödemeler nedeniyle ortaya çıkan kamu zararınıntahisili/tazmini hususunda idarenin re'sen icra yetkisininbulunmadığı, dolayısıyla ilgili personele yersizödeme nedeniyle ortaya çıkan kamu zararını miktarolarak belirleyen ve söz konusu zarara tekabül edenalacağın ödenmesi gerektiğini ortaya koyan idariyazının, idari davaya konu edilebilecek kesin veyürütülmesi gerekli bir işlem olarak kabul edilmesininmümkün olmadığı sonucunaulaşılmaktadır. Türkiye istatistikKurumu Edirne Bölge Müdürlüğü’nün15/05/2009 tarih ve 611 sayılı işlemi ile; Kurumlarındauzman kadrosunda görev yapmakta iken 18/11/2005 - 14/01/2009 tarihleriarasında davacıya ödenen 3.373,96 TL tutarındaki denetimtazminatının yersiz ödendiği belirtilerek, KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca iadesininistenildiği, davacı tarafından rızaen ödenmemesihalinde ise, borcun tahsili için genel hükümlere göretakibat yapılacağı belirtilmiştir. Hakeza; davaya konuişlemin tebliğinden sonra davacı tarafından anılantutarın ödenmemesi üzerine; davalı idarece söz konusualacağın davacıdan genel hükümlere göre tahsilicihetiyle dosyanın Defterdarlığa gönderildiği, MaliyeHazinesince de Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/525 esas sayılıdosyasında davacı aleyhine kamu zararının tazminiiçin dava açıldığı işbu davadosyasından görülmekle, yukarıda aktarılan mevzuatagöre kamu zararının davacıdan tahsiline ilişkinuyuşmazlığın anılan Mahkemedeçözümleneceği de anlaşılmaktadır. Bu durumda; 5018sayılı Kanun'un 71 'inci maddesi ile bu maddeye dayanılarakyürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsilineilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te yer alanhükümler gereği 2004 sayılı İcra ve İflasKanunu’na göre takip yoluna başvurulmadan öncegeçirilmesi gereken bir aşama olarak kamu zararınatekabül eden alacağın rızaen ödenmesi isteminiiçeren dava konusu işlemlerin, kamu gücü ve kudretininüçüncü kişiler üzerinde ayrıca başkabir işlemin varlığına gerek olmaksızındoğrudan doğruya çeşitli hukuki sonuçlardoğurmak suretiyle etkisini gösterdiği işlemlerdenolmadığı kanaatine varıldığından,uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanakbulunmamaktadır…” şeklindeki gerekçe ile “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun15/1-b bendi uyarınca, davanın reddine” karar vermiştir. Davanın usulden reddineilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. DANIŞTAYİKİNCİ DAİRESİ: 21.09.2010 gün ve E:2010/536K:2010/3483 sayılı BOZMA İLAMINDA“…Uyuşmazlığın çözümüiçin öncelikle kamu görevlilerine yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatınsaptanması gerekmektedir. Bu husus bu uyuşmazlıklardagörevli yargı yerinin belirlenmesi açısından daönem taşımaktadır. 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesinin birincifıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetinin sunumundakullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiştir. Dolayısıyla,parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek memurlara fazla ödeme yapılmasısuretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamumallarına verilen zararın tahsil usulünü düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir. Devletmemurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 5018sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı71. maddesinde, "Kamuzararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmalsonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır. Kamuzararının belirlenmesinde; a)İş,mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardanfazla ödeme yapılması, b)Malalınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödemeyapılması, c)Transferniteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d)İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksekfiyatla alınması veya yaptırılması, e)İdaregelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun birşekilde yapılmaması, f)(5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin c/9 fıkrası ileçıkarılan bend) g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması, esas alınır. (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin a/21 fıkrası iledeğişen fıkra) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı,zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış;sağlanmamış hizmetleri sağlanmış;yapılmamış inşaat, onarım ve üretimiyapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçekdışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağındabir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibikanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş,imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında TürkCeza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlereher türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılanbir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar paracezası verilir. Kamu zararlarınıntahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafındançıkarılacak yönetmelikle belirlenir." kuralıbulunmaktadır. Yukarıdaki maddeninbirinci fıkrasında kamu zararı tanımıyapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkradatanımlanan tanımın geçerli sayılacağıkapsam belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna görekamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılanmaddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekecektir. Nitekim ikinci fıkradayer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde, 5018 sayılıKanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynaklan kullanılarakpiyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazlaödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsilisırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğuanlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsamiçinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerininhukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdiklerizararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması yada mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatınyorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazlaödeme yapılması halleri sayılmamıştır,ikinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde"g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediğihalde ödeme yapılması" kuralınınkapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılanödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklindeanlaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Kaldı ki,bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen birödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararıolmayıp, mevzuatın öngördüğü birödemenin yapılması sırasında hatayadüşülmesine ilişkin olduğundan,uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamındadeğerlendirilmesi mümkün değildir. Budurumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki, "... mevzuataaykırı karar, işlem, eylem veya ihmal..." ibaresini ikincifıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar,işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerekmektedir. Kamugörevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarakyapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018sayılı Kanunun uygulanmasının mümkünolmadığı sonucuna ulaşıldığında, butür uyuşmazlıkların çözümündeanılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortayaçıkmaktadır. Buitibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemeleringeri alımında, tıpkı 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay içtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğindeduraksama bulunmamaktadır. Diğertaraftan; uyuşmazlığa 5018 sayılı Kanununuygulanacağı yolundaki yorumun, sonucu tümüyle idarinitelikli olan ve idari yargı usul ve esaslarına göreçözümlenmesi gereken bir uyuşmazlığın,adli yargı yerinde çözümleneceğinin kabulüanlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumunAnayasanın 155. maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi ilebağdaşmayacağı da açıktır. Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında ise;idarenin, hatalı işlemine dayanarak ödediğimeblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzumolmadan karar verebileceğine işaret edilmiştir. Bunagöre; uyuşmazlığa konu fazla ödemenin de sözkonusu İçtihat gereğince herhangi bir yargı kararınagerek kalmaksızın davacıdan istenilmesi mümkünolduğundan, bu meblağın davacıdan geri istenilmesi yolundatesis edilen işlemlerin, idari davaya konu olacak kesin veyürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucunavarılmış olup, İdare Mahkemesinin işin esasınagirerek bir karar vermesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptaliistemini incelenmeksizin reddetmesinde hukuki isabetbulunmamaktadır…” gerekçesi ile yerel mahkemehükmünün bozulmasına karar vermiştir. Bozmailamına karşı, davalı vekilinin yaptığıkarar düzeltme istemi Danıştay 2. Dairesince 16.03.2011 günve E:2010/6777 K:2011/1128 sayılı kararı ilereddedilmiştir. Mahkemecebozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. EDİRNEİDARE MAHKEMESİ : 06.05.2011 gün ve E:2011/493 K:2011/397sayılı kararında “…5429 sayılıTürkiye istatistik Kanununun 45. maddesinde; "Başkanlıkta;Başkan, Başkan Yardımcısı, I. HukukMüşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, istatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir." hükmüne yerverilmiştir. 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 152. maddesinde memurlara ödenen zam vetazminatlar düzenlenmiş, bunlardan (F) bendinde düzenlenendenetim tazminatı ile ilgili kısmında; Özel HizmetTazminatı bölümünün (h) alt bendinde sayılanTÜİK Uzman ve Uzman Yardımcılarına da belirtilenoranda denetim tazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlankapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve BakanlarKurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."Düzenlenmesine yer verilmiştir. Konu ile ilgili olarakçıkarılan ve 05.05.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11. maddesinde; ekli cetvellerde yer alan ve içindedenetim tazminatı da bulunan tazminatların (97/9021 sayılıBakanlar Kurulu kararı saklı kalmak üzere) her statüdekisözleşmeli personele ödenmeyeceği kural altına alınmıştır. Dava dosyasınınincelenmesinden; Türkiye istatistik Kurumu Başkanlığı'nın29/04/2009 gün ve 355 sayılı işlemine istinaden; EdirneBölge Müdürlüğü'nde kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde TÜİK uzmanı olarak görev yapandavacıya 18/11/2005 ila 14/01/2009 tarihleri arasında haksızolarak denetim tazminatı ödemesi yapıldığındanbahisle, 3.373,96 TL tutarındaki denetim tazminatının geriödenmesine ilişkin Edirne BölgeMüdürlüğü'nün 15/05/2009 tarih 611sayılı işleminin davacıya tebliğ edildiği, bununüzerine davacı tarafından anılan işlem ile buişlemin dayanağını oluşturan Türkiye istatistikKurumu Başkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanınaç6ıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda aktarılanmevzuat hükümlerine bakıldığında, her ne kadar657 sayılı Yasada denetim tazminatı verilecekler arasındaTÜİK uzman ve uzman yardımcıları dasayılmış ise de; aynı Yasada zam ve tazminatları kiminalıp alamayacağı hususunun Bakanlar Kurulunun düzenlemealanına bırakıldığı, yukarıda belirtilenBakanlar Kurulu Kararı (2006/10344) ile de her statüdekisözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin kurala bağlandığı, buna görede davacının kadro karşılığısözleşmeli personel olduğu ipin denetim tazminatıalmasının hukuken mümkün olmadığı, fakatyukarıda belirtildiği üzere davacıya 18/11/2005 ila14/01/2009 tarihleri arasında denetim tazminatı ödemesiyapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla,davacıya yapılan denetim tazminatı ödemelerinin hukukaaykırı olarak yapıldığının kabulügerekir. Öte yandan;Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973gün ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı kararında; idarecememura haksız yapılan fazla ödemelerin ancak işlemtarihinden geriye dönük dava açma süresi (60 gün)ipinde geri istenebileceği, bu süreden önce yapılanhaksız ödemelerin ise ancak memurun hilesi veya cebri hallerinde veyamemurun kolaylıkla anlayabileceği açık hata durumuolması söz konusu olduğunda istenebileceğiaçıkça belirtilmiştir. Bu durumda; her ne kadardavacıya 18.11.2005-14.01.2009 tarihleri ipinde ilgili mevzuathükümlerine aykırı olarak denetim tazminatıödemesi yapıldığı görülmekte ise de;söz konusu döneme ilişkin fazla ödemelerin idareceMayıs 2009'ta istenildiği, yani fazla ödemelerin yukarıdaanılan İçtihada göre dava konusu işlemden geriyedönük 60 günlük dava açma süresinin dışındakaldığı, ayrıca olayda davacının söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya cebrininbulunmadığı, yine hem yukarıda aktarılan Yasahükmünün karmaşıklığı, hatalıdenetim tazminatı ödemelerinin sadece davacıya değilülke genelindeki tüm uzman ve uzman yardımcılarınayapılmış olması, dolayısıyla hatalıödeme yapıldığının idarece de uzun süre farkedilmemesi, durumun Maliye Bakanlığı incelemesi ile ortayaçıkması karşısında yapılan ödemelerindavacının kolayca anlayabileceği bir açık hata kapsamındada değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, mezkur dönemeilişkin fazla ödenen tutarların davacıdan istenilmesineilişkin davaya konu Edirne BölgeMüdürlüğü'nün 15/05/2009 tarih 611sayılı işleminde ve bu işlemin dayanağı olanTürkiye istatistik Kurumu Başkanlığı'nın29/04/2009 gün ve 355 sayılı işleminde hukuka uyarlıkbulunmadığı sonuç ve kanaatinevarılmıştır…” şeklindeki gerekçeile “dava konusu işlemin iptaline, işlem kapsamındadavacıdan tahsil edilen tutarların tahsil edilme tarihlerindenitibaren işleyen faiziyle birlikte davacıya ödenmesine”karar vermiştir. Davanın kabulüneilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyizedilmiştir. DANIŞTAYİKİNCİ DAİRESİ: 12.03.2012 gün ve E.2011/6554K:2012/931 sayılı kararı ile hükmün ONANMASINA kararvermiş ve onama kararına karşı davalı vekilinin karardüzeltme talebi de aynı dairece 22.02.2013 gün ve E:2012/7723K:2013/967 sayılı kararı ile reddedilerek idari yargıkararı kesinleşmiştir. Adli yargıda 25.06.2009tarihinde açılan dava 21.09.2011 yılında, idariyargıda 29.06.2009 tarihinde açılan dava ise 22.02.2013yılında kesinleşmiştir. Adli yargı kararı icrayakonulmuş ve A.Ö. Edirne 2. İcra Dairesi’nin E:2012/1068sayılı icra dosyasına Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ninE:2010/489 K:2011/241 sayılı ilamı ile hükümaltına alınan miktarı faiziyle birlikte 19.12.2012 tarihinde6.883.26 TL olarak yatırmıştır. UYUŞMAZLIKMAHKEMESİNDEN İSTEK: A.Ö. vekili, talep dilekçesindeözetle; Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıEdirne bölge Müdürlüğü’ndesözleşmeli kadroda uzman olarak görev yapan A.Ö.’e18.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında görev yaptığıdönemde mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen 3.373,96 TL denetim tazminatı tutarının geriistenilmesine ilişkin olarak adli ve idari yargı yerinde acılanve kesinleşen davalar sonucu hükümuyuşmazlığı oluştuğunu belirterek; Edirneİdare Mahkemesi’nin E:2011/493 K:2011/397 sayılıilamı ile tarafları aynı olan ve evvelce kesinleşen Edirne2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2010/489 K:2011/241 sayılıhüküm uyuşmazlığının giderilmesi ile Edirneİdare Mahkemesi’nin E:2001/493 K:2011/397 sayılıilamı ile hüküm altına alınan ve denetimtazminatı ödemelerinde hiçbir hatası ve kusuruolmadığı sabit olan müvekkili A.Ö. hakkında“ Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı EdirneBölge Müdürlüğü’nde TÜİKuzmanı olarak görev yapan A.Ö.’a ödenen denetimtazminatlarının geri istenilmesine ilişkin Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Edirne BölgeMüdürlüğü’nün 15.05.2009 tarih ve 611 sayılıişlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturanTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın 29.04.2009 tarih ve 355sayılı işleminin iptali ve iptali istenen kararlarkapsamında müvekkili A.Ö.’tan tahsil edilentutarların tahsil edilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte geri ödenmesine” ilişkin idari yargıdakihüküm yönünde karar verilmesi istenmiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 24 ve 16. Maddelerine göreilgili Başsavcılarının düşünceleriistenmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “…idari ve adli yargı kararlarıarasında oluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik24'üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir.” hükmü yer almaktadır. Anılan hükmegöre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için: a)Uyuşmazlıkyaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden enaz ikisi tarafından verilmesi, b) Konu, dava sebebi vetaraflardan en az birinin aynı olması, c) Her iki kararın dakesinleşmiş olması, d) Kararlarda davanınesasının hükme bağlanması, e) Kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması, Koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır. Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve kanun yollarına başvurularak kesinleşmişkararlar olduğu; her iki kararda da davanın esasınınhükme bağlandığıanlaşılmıştır. TÛIK Edime BölgeMüdürlüğünde uzman olarak görev yapandavacının, 18.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersizödendiği belirtilen denetim tazminatı tutarının geriödenmesinin istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyleaçılan davada, idari yargı yerinde işlemin iptaline kararverilmesine karşın adli yargıda Maliye Hâzinesitarafından açılan davada, davanın kabul edilerek,söz konusu tutarın TÜİK Edime BölgeMüdürlüğünde uzman olarak görev yapandavalıdan tahsiline karar verildiği, anılan kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği anlaşılmakla, söz konusu idarive adli yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. HükümUyuşmazlığının Esasının İncelenmesi: Hükümuyuşmazlığının çözümünde;ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen 3.373,96 TL denetimtazminatı tutarının geri istenilmesine ilişkin işleminniteliği önem kazanmaktadır Denetim tazminatıödenmesine dair olan işlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesisetmiş olduğu, kesin ve yürütülmesi zorunlu niteliktebir idari işlem olup İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesinegöre, bir idari işlemin geri alınmasına ilişkinişlemin de aynı nitelikte olması gerekir. Başka biranlatımla bir idari işlemin geri alınmasına ilişkinişlemler de icrai nitelikte işlemlerdir. Tümüyle idarinitelikte olan işleme ilişkin uyuşmazlığın idariyargı usul ve esaslarına göre çözümlenmesiAnayasanın 155. maddesi ile kurulan " idari rejim" sistemigereğidir. 657 sayılı DevletMemurları Kanunu' nun, 631 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 4. maddesi ile zam ve tazminatlar başlığıaltında yeniden düzenlenen, 152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklı fıkrasında, görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş (A). Özel Hizmet Tazminatıbaşlığı altında düzenlenen kısmın (h)alt bendinde, Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve UzmanYardımcıları da sayılmış ve (F).DenetimTazminatı başlığı altında düzenlenenkısmın (b) alt bendinde Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h), (i) ,(j) ve (k) sırasındasayılanlar için %20 sine denetim tazminatı ödeneceğibelirtilmiştir. Aynı maddenin III.Ortak Hükümler başlıklı fıkrasında ise buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesaslarının ilgili kurumların yazılı isteği veDevlet Personel Başkanlığınıngörüşü üzerine Maliye Bakanlığıncabütün kurumlan kapsayacak şekilde Bakanlar Kurulu Kararıile yürürlüğe konulacağı kuralına yerverilmiştir. Anılan Yasa maddesiuyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulanDevlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006günlü, 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının "Ödeme yapılmayacak haller"başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a)bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve IIIsayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmıştır. Aktarılan mevzuathükümlerine göre 657 sayılı Kanun hükümlerinegöre özel hizmet tazminatı ile denetim tazminatıödenecekler arasında Türkiye İstatistik Kurumu Uzman veUzman Yardımcıları da sayılmakla beraber aynı Kanundabu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği hususunun Bakanlar Kurulu Karan iledüzenlenmesi öngörülmüş ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararında ise her statüdekisözleşmeli personele denetim tazminatı ödenmeyeceğiifade edilmiştir. Olayda,18.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ülke genelindeki tümuzman ve yardımcılarına, mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek denetim tazminatı ödemesininyapıldığı, davacının söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi ve gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır. Bu bakımdan; parasalhak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek memurlara fazla ödeme yapılmasısuretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı DevletMemurları Kanunun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimive Kontrol Kanunun 71. Maddesi kapsamında sayılıpsayılamayacağı yönünden değerlendirilmesigerekmektedir. 657 sayılı DevletMemurları Kanunun 12. maddesinin birinci fıkrasında, kamugörevlilerinin kamu hizmetinin sunumunda kullanılan hertürlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir Devlet memurlarınasehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerekyapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin, 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındatahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 5018 sayılıKanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde,kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması"kamu zararı" olarak tanımlanmış anılanmaddenin ikinci fıkrasında ise kamu zararı kapsamına girenhaller; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmetsatın alınması sırasında fazla ödemeyapılması, idarinin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuataaykırı davranılması ve mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yolaçılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır. Anılan fıkra birbütün olarak değerlendirildiğinde " g" bendindeyer alan " mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılması " kuralının kapsamının,yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemelersonucu oluşan kamu zararı şeklindeanlaşılmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, bakılanuyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödemeyapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp,mevzuatta öngördüğü bir ödemeninyapılması sırasında hataya düşülmesineilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla; kamugörevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin gerialınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8,K1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla mevzuat hükümlerinin davalı idareceyanlış yorumlanması nedeniyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanının neden olmadığı gibi"açık hata" halinin de bulunmadığımsaptamak suretiyle davacıya yersiz ödendiği tespit edilendenetim tazminatı tutarının en son ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonratalep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali iledavacıdan tahsil edilen tutarın iadesi yönünde verilen kararınhukuka uygun olduğu kanısınavarılmıştır…”gerekçesi ile“… hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna; Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.03.2011 gün veE:2010/489, K:2011/241 sayılı kararınınkaldırılmasına; Edirne İdare Mahkemesinin 06.05.2011gün ve E:2011/493, K:2011/397 sayılı kararınınkabulüne…” şeklinde yazılıdüşünce vermiştir.