T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/469
KARAR NO : 2023/481
KARAR TR : 19/06/2023
ÖZET: 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen "aynı konuya ilişkin olması" koşulunu taşımayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.
KA R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesiniİsteyen
İdariYargıda Davalı,
AdliYargıda Temsilci ve Davalı : Hazine ve MaliyeBakanlığı
Vekili : Av. F. H
KarşıTaraf
AdliYargıda Davacılar :1- C.M
Vekili :Av. A. Ö
2- M.İ (M.E terekesi)
Temsilcileri : a) Hazine (1062 sayılı Yasa)
b)K.Ç(tereke temsilcisi)
İdariYargıda Davacı :K.Ç
Vekili :Av. M. G
I. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay
1. Davacılar M.İ terekesi Hazine ve K.Ç ile C.Mvekili, Hatay ili, Antakya ilçesi, ...köyünde bulunan...sayılı parsele kayıtlı taşınmazın,davalı adına yapılan tespitinin iptali ile davacılaradına tesciline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmışlardır.
B. Yargılama Aşamaları
2. Hatay Kadastro Mahkemesi 30/12/2008 tarih ve E.1987/46, K.2008/29sayılı kararı ile, davakonusu Antakya ...köyü ...parsel sayılıtaşınmazın tespitinin iptali ile davacı Y. oğluM.İ adına tapuya tesciline; davalı M.İ'ınmalvarlığına 1062 sayılı Yasa gereğince Hazinetarafından el konulduğundan tescil sırasında bu hususununtapu sicil müdürlüğünce gözönündebulundurulmasının istenilmesine karar vermiş, karar Hazinevekili tarafından temyiz edilmiştir. Kararının ilgilikısmı şöyledir:
"...Davadaçözülmesi gereken sorunlardan bir tanesi de Ankara 6.İdare Mahkemesinin 2008/ 495 E. sayılı (Hazine tarafındanM.Eın malvarlığına el konulması işleminin iptali)davasının sonucunun beklenip beklenilmeyeceği ve M.E Terekesitemsilcisi ve vekillerinin M.Eı temsil sıfatlarının devamedip etmeyeceği sorunudur. Hazine tarafından M.Eın malvarlığınadava açıldıktan çok sonra el konulması, M.Eterekesi temsilcisi tarafından Ankara 6. İdare Mahkemesinde 2008/ 495E. sırası üzerinden dava açılmışolması karşısında M.Eterekesi temsilcisi ve vekillerinin detemsil sıfatlarının devam etmesinde faydagörülmüştür. Çünkü Ankara 6.İdare Mahkemesindeki davanın, davacı tereke temsilcisi lehinesonuçlanması, kadastro davasının ise M.E aleyhinesonuçlanıp kesinleşmesi halinde M.Eın yeteri kadar temsiledilememesi veya delillerin sunulması imkanının bulunamadığıve davanın kaybedildiği dolayısıyla yargılamanınyenilenmesinin gerektiği iddiaları ilekarşılaşılması mümkündür. İdareMahkemesi davasının sonucunun beklenilmesi halinde ise, M.Eıntaraf olduğu ve Mahkememizde yargılaması yaklaşık 30yıldır devam eden çok sayıdaki dosyanınyargılamasının daha da gecikmesi veçözümünün daha da ağırlaşmasısonucunu doğuracaktır. Kaldı ki, kadastro davalarınınM.Elehine sonuçlanması halinde tescil M.Eadınayapılıp, tapuda gerekli tedbirler alındıktan sonra Ankara6. İdare Mahkemesindeki davanın sonucuna göre M.Ea aitmalvarlığının kim tarafından temsil edileceğinetleşecek olup, idare mahkemesi ilamının sonucuna göretapu sicil müdürlüğünden (temsil ve el koymayönünden) taraflarca gerekli taleplerde bulunulmasımümkün olacağı gibi, kadastro davasındakivekaletücretleri, yargılama giderleri gibi masraflaryönünden de Hazine ile tereke temsilcisi ve vekilleri arasındabir ihtilaf çıkarsa (gerekirse) ayrı bir dava ilerahatlıkla çözülebilecektir. M.Eın tererekesitemsilcisi ve vekillerine de delil sunma ve davayı takip imkanısağlamak amacıyla ve usul ekonomisi gereğince tereke temsilcisi(K.Ç) ve vekillerinin temsil sıfatlarının sonbulması yönündeki Hazine talebi reddedilmiş, tereketemsilcisi ve vekillerine de davayı takip edip (ve isterlerse) delil sunmaimkanı sağlanmış ve bu yüzden Ankara 6. İdareMahkemesinin 2008/495 E. sayılı davasının sonucununbeklenilmesine gerek olmadığı sonucunavarılmıştır...
DavacılardanM.İ'ın davası yönünden;
Köy Kanunu'nun mülga 87.maddesi gereğince yabancıların köyde taşınmazedinmeleri mümkün değil ise de; bu kuralınbazıistisnaları vardır. Örneğin, 2634 s. Turizmi TeşvikKanunu, Miras yoluyla edinelen taşınmazlar, LozanAnlaşması'nın 33. md ve Kazanılmış haklar (ancakyeni edinmeler yasaklanmıştır) gibi (İhsan Özmen, Eskive Yeni Hukukumuzda Gayrimenkul Mevzuatı, Ank.1986, sf:1275-1276).
Tespit tarihi itibariyle (ve halen)yürürlükte bulunan Bakanlar Kurulu'nun 05.09.1959 günve4/12167 sayılı (M.İ için özel) muafiyetkararnamesi gereğince M.Eın köyde özellikle tapuya ve vergikaydına dayalı olarak taşınmaz edinebileceği, KadastroHakiminin tespit tarihi itibariyle taraflar arasındakiuyuşmazlığı çözeceği, sonradan M.Eınmal varlığına el konulmasının bu durumu etkilemeyeceği,belki kesinleşen tespitten sonra tasfiyenindüşünülebileceği, M.İ'ın senetsizdenzilyetliğe dayalı olarak değil tapu kaydına istinadentaşınmazın kendisine ait olduğunu iddia ettiğikanaatine varılmıştır.
Davacı M.İ'ındayandığı ve tespit sırasında uygulanan Şubat1923 tarih ve 64sıra nolu tapu kaydının dava konusu yere ait olduğugibi ayrca tespit tutanağında yazılı 1939 tarih ve 326tahrir nonu vergi kaydının da dava konusu taşınmaza aitolduğu anlaşılmıştır. Davacılardan M.İadına dava konusu yere ait tapu ve vergi kaydınınbulunmasının kendisi yönünden kazanılmış hakteşkil edeceği gibi, M.Eın Suriye uyruklu olmasınarağmen, "Suriye uyrukluların tabi tutulduğu blokajdanM.Eın muaf olmasına" dair Türkiye Cumhuriyeti BakanlarKurulu'nun 05.09.1959 gün ve 4/12167 sayılı kararnamesi ileköyde taşınmaz edinmesine imkan sağlandığı sonucunavarılmış, M.İ adına aynı köyde(...köyü) kendi adına kesinleşmiş 33 ve 949 parselsayılı taşınmazların da bulunduğu belirlenerekdavalı Hazine'nin savunmaları yerinde görülmemiştir.
...köyü Şubat 1923tarih ve 64 sıra nolu tapu kaydı ile 1939 tarih ve 326 tahrir noluvergi kaydının dava konusu yere ait olup, M.İ'ın davakonusu yerde tespit tarihine kadar 20 yılı çok aşkınsüreyle malik sıfatıyla zilyet olduğu belirlendiğindendava konusu taşınmazın davalı Hazine adına olantespitin iptali ile davacılardan M.İ adına tapuya tescilinekarar vermek gerekmiştir.
Davacı M.İ'ındayandığı Şubat 1923 tarih ve 64 sıra nolu tapukaydı ile 1939 tarih ve 326 tahrir nolu vergi kaydı, dava konusu...parsel sayılı taşınmaz ile birlikte 1992/46 E. sayılıdavamıza konu 955 ve 962 parsel sayılı taşınmazlara dauygulanmış ise de; 1992/46 E. sayılı dosyada 955 ve 962parsel sayılı taşınmazlarla birlikte diğer bazıtaşınmazlar için görevsizlik kararı verilmesi vedavanın derdest olmaktan çıkması ayrıca, 1992/46 E.sayılı davada verilen kararın mahiyeti gözönündebulundurularak her iki davanın birleştirilmesi gerekligörülmemiş, 1992/46 E. sayılı dosyadankesinleşmemiş karardan bir suret bilgi için dosyamızaalınmış ve oluşan vicdani kanaat ileaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
3. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 29/04/2010 tarih ve E.2009/1747,K.2010/2606 sayılı kararı ile, mahkeme kararınındüzeltilerek onanmasına karar vermiş ve kararkesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"...01.10.1966tarih 6/7104 sayılı Kararname ile, hiç bir istisnatanınmaksızın Suriye uyrukluların mallarına elkonulması karar altına alındığına ve 6/7104sayılı kararname ile getirilen kısıtlamalar Suriye uyrukluM.İ içindegeçerli bulunduğunagöre, buhususuntapunun beyanlar hanesinde gösterilmemiş olması isabetsizolup tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de;buşerhin konulmaması yeniden yargılamayapmayıgerektirmediğinden kararın 5. sayfasındaki hükümkısmının 4. bendinin 3. satırındaki'tapuya tesciline'sözcüklerinden sonra 've Suriye uyruklu M.İ'ın malına01.10.1966 tarihli 6/7104 sayılı kararname ve 13.10.1966 tarih 1395sayılı genelge gereği el konulduğunun tapukütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesine'sözcüklerinin eklenmesine karar verilmiştir."
II. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay
4. Davacı K.Çvekili, Suriye eski mebuslarındanM.E hakkında özel olarak çıkartılan 05/09/1959 tarihve 4/12167 sayılı Gizli Kararnamenin, 1966 yılındayürürlüğe giren Suriye uyruklularıntaşınır, taşınmaz mallarına el konulmasınailişkin genel kararname ile zımnen yürürlüktenkaldırıldığından bahisle, M.E’ınTürkiye’de bulunan taşınır ve taşınmazmallarına, her türlü hak ve menfaatlerine el konulmasınailişkin 03/12/2007 tarih ve 71097 sayılı MaliyeBakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüişleminin iptali istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
B. Yargılama Aşamaları
5. Ankara 6. İdare Mahkemesi 29/09/2009 tarih ve E.2008/495,K.2009/1348 sayılı kararı ile, "01/10/1966 tarihli ve6/7104 sayılı Kararnameyle, M.Eve kardeşi K.E’ın,Hatay Vilayetinin Merkez Kazası ile ....Köyünde veİskenderun Kazası merkezinde münferiden veyamüştereken maliki bulundukları gayrimenkullerinde tasarruftabulunmaya yönelik istisnai hak tanıyan 5/9/1959 tarih ve 4/12167sayılı özel bir Kararnamenin yürürlüktenkalkmış olması nedeniyle davalı idarece tesis edilenişlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyledavanın reddine karar vermiş, kararın davacıtarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay OnuncuDairesinin 13/04/2012 tarih ve E.2010/3078, K.2012/1461 sayılıkararı ile temyize konu kararın bozulmasına kararverilmiştir. Bozma sonrası Ankara 6. İdare Mahkemesi 22/10/2014tarih ve E.2014/1196, K.2014/1199 sayılı kararı ile öncekikararında ısrar etmesi üzerine, Danıştay İdariDava Daireleri Kurulu 14/12/2016 tarih ve E.2015/1602, K.2016/3453sayılı kararı ile ısrar kararınınbozulmasına karar vermiş yine davalı tarafın karardüzeltme talebi ise mezkûr Kurulun 08/02/2018 tarih ve E.2017/1243,K.2018/337 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
6. Ankara 6. İdare Mahkemesi11/06/2018 tarih ve E.2018/822, K.2018/1594 sayılı kararıile, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
"Dava konusuuyuşmazlığın çözümü için, 1966yılında çıkarılan Kararnamenin kendisinden önceçıkarılan kararnameleri yürürlüktenkaldırıp kaldırmadığının ortayakonulması gerekmektedir. 01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılıBakanlar Kurulu Kararıyla, 1062 sayılı Yasa'nınverdiği yetkiye istinaden, Suriye uyruklu bütünşahısların (zati ve ev eşyası hariç) hertürlü mal, hak ve menfaatlerine el konulmuş; Kararnamekapsamı dışında tutulan kişi ve haller, 25/09/1967tarihli Kararnamenin 3. maddesinde sayılmıştır. 1967tarihli Kararnamenin 4. maddesinde ise, daha önce 1939, 1942 ve 1957tarihli kararnamelerle konulan takyidatların devam ettiği kuralabağlanmakla, bu kararnamenin kendisinden önceki kararnameleriyürürlükten kaldırmadığı,onlarla getirilenkısıtlamaları daha da ağırlaştırarak devamettirdiği anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle,1966 yılında çıkarılan Kararname, 1939, 1942 ve 1957yılında çıkarılan Kararnamelerin kapsamınagiren kişileri ilgilendirmekte ve onların durumlarınıdüzenlemektedir. Davacı murisinin ise,05/09/1959tarihinde kabuledilen özel ve gizli bir Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle, ülkemizhesabına yaptığı hizmetler nedeniyle Suriyeuyrukluların Türkiye'deki taşınmazlarıyla ilgilitakyidatların yer aldığı 1939, 1942 ve 1957yılında çıkarılan Kararnamelerden kızkardeşiyle birlikte muaf tutulduğu, yani bu üçkararnamenin kapsamından çıkarıldığı,bunun bir sonucu olarak, 1966 yılında çıkarılanKararnamenin de kapsamında bulunmadığıanlaşılmaktadır. Zira, 1966 yılında çıkarılanKararnamenin kapsamına girebilmek için öncelikle 1939, 1942 ve1957 yılında çıkarılan Kararnamelerin kapsamındabulunmak gerekmektedir. Bu durumda, 1966 yılındaçıkarılan genel kararnamenin, mirasbırakanM.Ehakkındaki 05/09/1959 tarihli özel kararnameyi zımnenyürürlükten kaldırdığından bahsetmeyehukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan,1966 yılında çıkarılan Kararnamedenyaklaşık 40 yıl sonra, temel hak niteliğindekimülkiyet hakkının sonlandırılmasının, HukukDevletinin ayrılmaz bir parçası olan hukuk güvenliğiilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Budurumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlıkbulunmamaktadır."
7. Danıştay Onuncu Dairesi 14/01/2019 tarih ve E.2018/4431,K.2019/247 sayılı kararı ile, temyize konu kararınonanmasına karar vermiş, karar düzeltme yoluna gidilmesi sonucuda aynı Dairenin 17/02/2020 tarih ve E.2019/9853, K.2020/556sayılı kararı ile karar düzeltme talebi reddedilmiş veidari yargı yerinde verilen iptal kararı kesinleşmiştir.
III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK
8. Başvurucu vekili, idari yargı yerinde görülendavada, M.E'ın malvarlığına 1062 sayılı Kanunkapsamında el konulması işleminin hukuka uygunluk denetimininyapıldığını ve dava konusu işlemin iptaline kararverildiğini, adli yargı yerinde görülen davada ise adıgeçenin malvarlığına el konulduğuna dair tapukaydının beyanlar hanesine 1062 sayılı Kanun gereğinceşerh konulduğunu, ortaya çıkan çelişkilikararlar nedeniyle bir hakkın yerine getirilmesinin olanaksız halegeldiğinden bahisle hükümuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle,Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmek üzere adli yargıyerine başvuru dilekçesi vermiştir.
9. Hatay Kadastro Mahkemesi 10/05/2022 tarih ve E.1987/46sayılı üst yazısı ile, başvurucu vekilinin talebidoğrultusunda iddia olunan hükümler arasındakiuyuşmazlığın giderilmesi için dava dosyalarıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.
IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ
10. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
A. Danıştay BaşsavcılığınınYazılı Düşüncesi
11. Danıştay Başsavcısı,hüküm uyuşmazlığı bulunmadığıyönündeki düşüncesinde, özetle;"...Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararlar, adli ve idari yargı yerlerinde verilmişve kesinleşmiş kararlar olmakla birlikte; Ankara 6. İdareMahkemesinde açılan davanın konusunun; Suriye eski mebuslarındanM.E(Mihail llyan) hakkında özel olarak çıkartılan05/09/1959 tarih ve 4/12167 sayılı gizli Kararnamenin, 1966yılında yürürlüğe giren 6/7104 sayılıSuriye uyrukluların taşınır, taşınmazmallarına el konulmasına ilişkin genel Kararname ile zımnenyürürlükten kaldırıldığından bahisle,M.E’ın Türkiye’de bulunan taşınır vetaşınmaz mallarına, her türlü hak ve menfaatlerine elkonulmasına ilişkin 03/12/2007 tarih ve 1097 sayılı MaliyeBakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüişleminin iptali istemine ilişkin bir dava olmasınakarşın, Hatay Kadastro Mahkemesinde açılan davanınkonusunun; bir tespite itiraz ve tescil davası olduğu, 2247sayılı Kanun uyarınca hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edilebilmesi içinaranılması gereken şartlardan birisi de, aynı konuya vesebebe ilişkin olma şartı olduğu, verilen kararlarda, adlive idari yargıda açılan davaların aynı sebebedayandığı halde konularının birbirinden farklıolduğu, bu durumda; adli ve idari yargı yerlerinde verilen kararlararasında 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesindeöngörülen konu birlikteliği şartınıngerçekleşmemiş olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı bulunmadığını" belirtmiştir.
B. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığının YazılıDüşüncesi
12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, hükümuyuşmazlığı bulunmadığı yönündekidüşüncesinde, özetle; “...Mahkemelerce verilenhükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığı ve kararlar arasındaki çelişkinedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunupbulunmadığı konusunun ayrıca incelenmesinde; Hatay KadastroMahkemesindeki dava; yapılan kadastro tespitinin iptali iletaşınmazın davacı M.İ ve C.M adına tesciliistemiyle açılmış ve Mahkemece davanın M.İyönünden kabulüne diğerleri yönünden ise reddinekarar verilmiştir. Ankara 6. İdare Mahkemesindeki dava iseM.E(M.İ) hakkında özel olarak çıkartılan05.09.1959 tarihli ve 4/12167 sayılı gizli Kararname'nin, 1966yılında yürürlüğe giren 6/7104 sayılıSuriye uyrukluların taşınır, taşınmazmallarına el konulmasına ilişkin genel kararname ile zımnenyürürlükten kaldırıldığından bahisle,M.E’ın Türkiye’de bulunan taşınır vetaşınmaz mallarına, her türlü hak ve menfaatlerine elkonulmasına ilişkin dava konusu 03.12.2007 tarihli ve 1097sayılı Maliye Bakanlığı Millî Emlak GenelMüdürlüğü işleminin iptaline karar verilmiştir.Bu duruma göre, Kadastro Mahkemesindeki davanın, kadastro tespitineitiraz ve tescile; İdare Mahkemesindeki davanın ise davalıidarenin el koyma işleminin iptaline ilişkin olmasıkarşısında, mahkeme kararlan arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü içingerekli olan koşullardan, dava konusunun aynı olmasıkoşulunun gerçekleşmediğini sonucunavarılmıştır." belirtmiştir.
V.İLGİLİ HUKUK
13. 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemeningörevi" başlığını taşıyan 1.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir."
14. Aynı Kanun'un 24. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"1 ncimaddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevleilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir."
VI. İNCELEME VE GEREKÇE
15.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve AliÖZGÜR'ün katılımlarıyla yapılan 19/06/2023tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim ArzuÇETİNDERE ŞAŞI'nın 2247 sayılıKanun’da öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
16. 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınortaya çıkabilmesi için:
a)Uyuşmazlık doğuran hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, davasebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c) Her ikikararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması,
e) Kararlardaarasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız olması koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
17. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğuileri sürülen idari yargı ve adli yargıkararlarının incelenmesinden; ortada idari ve adli yargıyerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu,taraflardan en az birinin aynı olduğu, her iki davanın daaynı sebebe dayanmakla birlikte davalarınkonularınınaynı olmadığı anlaşılmıştır.
18. İdari yargı yerinde M.E'ın terekesinin temsilcisitarafından açılan davada; M.E’ınTürkiye’de bulunan taşınır ve taşınmazmallarına, her türlü hak ve menfaatlerine el konulmasınailişkin 03/12/2007 tarih ve 71097 sayılı MaliyeBakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüişleminin yukarıda anılan gerekçeyle iptaline kararverildiği anlaşılmıştır.
19. Adli yargı yerinde, Hatay ili, Antakya ilçesi,...köyünde bulunan ...parsel sayılıtaşınmazın Hazine adına yapılan tespitinin iptali ileC.M ve M.E adına tesciline karar verilmesi istemiyle açılandavada ise, "...Antakya ...köyü ...parsel sayılıtaşınmazın tespitinin iptali ile davacı Y. oğluM.İ adına tapuya tesciline; davalı M.İ'ınmalvarlığına 1062 sayılı Yasa gereğince Hazinetarafından el konulduğundan tescil sırasında bu hususununtapu sicil müdürlüğünce gözönündebulundurulmasının istenilmesine" karar verildiği,kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından"01.10.1966 tarih 6/7104 sayılı Kararname ile, hiç biristisna tanınmaksızın Suriye uyrukluların mallarına elkonulması karar altına alındığına ve 6/7104sayılı kararname ile getirilen kısıtlamalar Suriye uyrukluM.İ içindegeçerli bulunduğunagöre, buhususuntapunun beyanlar hanesinde gösterilmemiş olması isabetsizolup tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerindeolduğu" gerekçesiyle "kararın 5.sayfasındaki hüküm kısmının 4. bendinin 3.satırındaki'tapuya tesciline' sözcüklerinden sonra 've Suriyeuyruklu M.İ'ın malına 01.10.1966 tarihli 6/7104 sayılıkararname ve 13.10.1966 tarih 1395 sayılı genelge gereği elkonulduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesineşerh verilmesine' sözcüklerinin eklenmesine"şeklinde kararın düzeltilerek onandığıanlaşılmıştır.
20. İdari yargı yerindeki iptal davası ile adliyargı yerindeki tespit ve tescil davasının yapılanyargılamaları sonucunda verilen kararların M.E'ın terekesilehine sonuçlandığı, sadece kadastro tespit ve tescildavasında, "Suriye uyruklu M.İ'ın malına 01.10.1966tarihli 6/7104 sayılı kararname ve 13.10.1966 tarih 1395sayılı genelge gereği el konulduğunun tapukütüğünün beyanlar hanesine şerhverilmesine" ifadesinin de tapunun beyanlar hanesindegösterilmesi yönünde karar verildiğigörülmektedir.
21. Tapu kütüğündeki "Beyanlar"hanesi tescil ve şerhlerden farklı bir özelliğe sahip olup,kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kuralolarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkıgüçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgilibazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazıhaklara aleniyet ve kanıtlama kolaylığı sağlamaktanibarettir. Uyuşmazlık konusu kadastro mahkemesi kararında datapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilen hususun kamu hukukunailişkin bir kısıtlama niteliğinde olmadığı,idari yargı yerinde verilen iptal kararı ile de bu ibarenin biranlamının kalmadığıanlaşıldığından, kararlar arasındaki birçelişkiden veya hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale gelmesinden bahsetmek de mümkün görünmemektedir.
22. Ankara 6. İdare Mahkemesi ile Hatay Kadastro Mahkemesikararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, "aynıkonuya ilişkin olması" koşulunungerçekleşmediği değerlendirilerek, adli ve idariyargı yerlerince farklı konulara ilişkin olarak verilen kararlarbulunması nedeniyle hüküm uyuşmazlığıbulunduğundan söz edilemeyeceği açıktır.
23. Yukarıda belirtilen hususlar gözönündebulundurularak, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesindeöngörülen "aynı konuya ilişkinolması" koşulunu taşımayan başvurunun reddigerekmiştir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen"aynı konuya ilişkin olması" koşulunutaşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE,
19/06/2023 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Nilgün Doğan Eyüp
TOPAL TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Ali
ARSLAN BALLI ÖZGÜR