T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/611
KARAR NO : 2024/195
KARAR TR : 03/06/2024
ÖZET: 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen kararlar arasında konu ve dava sebebinin aynı olması” ve "çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması" koşullarını taşımayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.
KA R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesiİsteminde
BulunanDavalı : Marmara ÜniversitesiRektörlüğü
Vekili : Av. H.A
AdliYargı Yerinde
DiğerDavalı :T.Güv. Hiz.Ltd. Şti.
KarşıTaraf Davacı :M.E
Vekilleri : Av. E.K - Av. S.A
I.ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay
1.DavacıM.E 'ün vekili, müvekkilinin 20/07/2017 tarihinde davalışirkete bağlı ve davalı Üniversite bünyesindegüvenlik görevlisi olarak görevebaşladığını, çalışmasınıkesintisizşekilde devam ettirdiğini, hizmetiyle ilgili sicilindeherhangi bir olumsuz görüş bulunmadığını;taşeron isçilerin devlet kadrolarına alınmasıyönünde getirilen yasal düzenlemelerneticesindemüvekkilinin devlet güvencesinde bir işteçalışmak için umutlandığını ancakdavalı şirket ve Üniversitenin 28/03/2018 tarihli fesihbildirgesi ile "güvenliksoruşturması ve arşiv araştırmanızınsonucuna istinaden Üniversitemize atanmanız uygungörülmemiştir" gerekçesiylemüvekkilinin iş akdini sonlandırdığını;müvekkili hangi nedenle hakkında olumsuz bir değerlendirmeyapıldığını öğrenmek istemiş ise de herhangibir bilgi verilmediğini, bir yıla yakın bir sürezarfında davalılar bünyesinde çalışanveherhangi bir olumsuz davranışı görülmeyen, adli sicilve arşiv kayıtlarına yansımış bir olayakarışmayan, içeriğinin ne olduğu bilinmeyen, hatta gerçektevar olup olmadığı bile bilinmeyen bir rapora istinadenmüvekkilinin iştençıkarıldığını, bu durumun her şeydenönce müvekkilinin anayasal haklarını ihlalettiğini;güvenlik soruşturması raporununiçeriği henüz bilinmediğinden bu rapora karşıitiraz ve savunma haklarını saklı tuttuklarını,müvekkilinin iş akdinin feshini geçerli kılan bir durumve haklı bir neden bulunmadığını ifade ederek; işakdinin feshinin geçersizliğinin tespitine ve müvekkilinineski işine iadesine, mahkemece verilecek işe iade kararıkesinleşinceye kadar geçecek süre için 4 aylıkücret ve diğer haklarının ödenmesine, mahkemeceverilecek işe iade kararına davalı tarafındanuyulmaması halinde feshin kötü niyetli olması dikkatealınarak 8 aya kadar ücreti tutarında tazminatınödenmesine karar verilmesi istemiyle, Marmara ÜniversitesiRektörlüğü ve T.Güv. Hiz.Ltd. Şti.'nekarşı 11/05/2018 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
B. Yargılama Aşamaları
2. İstanbul Anadolu 6. İşMahkemesi 21/12/2021 tarih ve E.2018/194, K.2021/1121 sayılıkararı ile, davanın kabulüne, işverence yapılan feshingeçersizliğine, davacının davalı T.Güv.Hiz.Şirketindeişe iadesine, davacının yasal süre içindebaşvurusuna rağmen davalı T.Güv.Hiz.Şirketincesüresi içinde işe başlatılmaması halindeödenmesi gereken tazminat miktarının her iki davalınınmüştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu olmaları kaydıile,davacının kıdemi ve fesih nedeni dikkate alınarak 4aylık brüt ücret tutarı olan Brüt 13.137,96 TL olarakbelirlenmesine, davacı işçinin işe iade içindavalı T.Güv.Hiz.Şirketine süresi içindemüracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kesinleşmesitarihine kadar gerçekleşen en çok dört aya kadar net9.392,46 TL ye kadarboşta geçen süre ücreti ve diğerhaklarının davalılardan müştereken vemüteselsilen tahsili gerektiğinin tespitine, davacınınsüresinde işe başlatılması durumunda varsa bualacaktan peşin ödenen kıdem ve ihbar tazminatınınmahsubuna karar vermiş, bu karara karşı istinaf istemindebulunulmuştur. Mahkeme kararının ilgili kısmışöyledir:
"...Yapılan yargılamasırasında taraflara usulüne uygun tebligatçıkartılmış, taraf teşkili sağlanmış,davacının SGK sicil dosyası iş yeri dosyasıgetirtilmiş, bilirkişi raporu aldırılmış vetüm deliller toplanmıştır.
Dosya bilirkişiyegönderilmiş olupdosyaya ibraz olunan bilirkişi raporu mahkememiztarafından açık, anlaşılır ve hükümkurmaya elverişli bulunmuştur.
Mahkememiz tarafındanyapılan yargılama, toplanan deliller, müzekkere cevapları,bilirkişi raporu ve tüm dosyanın münderacatı birliktedeğerlendirildiğinde aşağıdaki tespitve gerekçelereulaşılmıştır.
Taraflar arasındakiuyuşmazlık davalı işveren tarafındangerçekleştirilen feshin haklı yada geçerli bir nedenedayanıp dayanmadığı üzerinde toplanmaktadır.
4857 sayılı İşKanunu 18. maddesi kapsamında davacının iş güvencesihükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı hususundayapılan değerlendirmede, hizmet süresinin 6 aydan fazlaolduğu, davalı işyerinin 30'dan fazla işçiçalıştırdığı, taraflar arasındakisözleşmenin belirsiz süreli olduğu, davacınınişin bütününü sevk ve idare eden işveren vekiliyardımcısı ya da işyerinde işinbütününü sevk ve idare eden işçi işe almave işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumundabulunmadığı, süresinde arabuluculuğabaşvurulduğu, nihai tutanağın tanziminden itibaren yasal 1aylık süre içerisinde davaaçıldığıdosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalı tarafındandavacıya yapılan 28/03/2018 tarihli fesih bildiriminde özetle696 sayılı KHK nın 127. Maddesi uyarınca sürekliişçi kadrolarında istihdam edilme talebine istinaden ilgilimevzuata göre yaptırılan güvenlik soruşturması vearşiv araştırması sonucuna göre talebin uygungörülmediği belirtilmiştir.
İstanbul EmniyetMüdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıhakkında düzenlenen güvenlik soruşturma raporu vearşiv araştırma raporları istenilmiştir. EmniyetMüdürlüğünden gelen cevap yazısındandavacının şahsına yönelik olarak düzenlenmişolumsuz bir rapor bulunmadığıanlaşılmıştır.
Davalı Üniversitetarafından yapılan güvenlik soruşturması arşivaraştırması gerekçesine dayandırılmışise de dosyaya davacının kamuda çalışmasınınsakıncalı olduğuna dair resmi hiçbir belgesunulmamıştır. Davacının şahsı ile ilgiligüvenlik yönünden sakıncalı olduğuna dair olumsuzbilgi belge ibraz edilmemiştir. Bu durumda davalı tarafından belirtilenfesih gerekçesi geçersizdir.
Davalı tarafındanyapılan feshin gerekçesi değerlendirilemediğinden soyutvarsayımsal iddialar ile yapılan fesih işleminingeçersizliğine ve davacının işe iadesine kararverilmiştir.
Feshin geçersizliğinekarar verildiğinden İş Kanununun 21. Maddesi uyarıncadavacının 4 aya kadar boşta geçen süreye ait giydirilmişbrüt ücrete göre hak ettiği ücret alacağıhesaplatılmıştır.
Ayrıcaişverenceişçinin yasal süresinde yaptığıbaşvuruya rağmen işe başlatılmaması halindeödenmesi gereken iş güvencesi tazminat miktarı,Yargıtay Yerleşik kararlarına uygun olarak davacıişçinin hizmet süresinin 5 yılın altındaolması nedeniyle 4 aylık ücret üzerinden kabuledilmiştir.
Bilirkişi raporundadavacının aylık brüt ücreti üzerindenyapılan hesaplamaya itibar edilerek davacının 4 aya kadar olanücret alacağı 9.392,46 TL, davalı iş yerindeçalıştığı süreye göre 4 aylıkişe başlatmama tazminatı 13.137,96 TL olarakbelirlenmiş..."
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. HukukDairesi 14/09/2022 tarih ve E.2022/491, K.2022/1116sayılı kararıile, davalı Marmara Üniversitesi Rektörlüğününsair istinaf sebeplerinin yerinde görülmemesine, harçtan muafolanbu davalıya harç yükletilmesi yönü ile budavalı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 6.İş Mahkemesinin 21/02/2021tarih ve E.2018/194, K.2021/1121sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2maddesi gereğince kaldırılmasına, davanınkabulüne, davalıT.Güv. Hiz.Ltd. Şti.nce yapılan feshingeçersizliğine ve davacının davalı T.Güv.Hiz.Ltd.Şti'deki işine iadesine, davacının yasal süreiçinde başvurusuna rağmen davalı alt işverencesüresi içinde işe başlatılmaması halindeödenmesi gereken tazminat miktarının davalılarınmüştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları kaydıyladavacının kıdemidikkate alınarak takdirendavacının 4 aylık ücret tutarı brüt13.137,96TLolarak belirlenmesine, davacınınişe iadesiiçin süresi içinde davalı alt işverenebaşvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararınkesinleşmesine kadar en çok 4 aylıkBrüt13.137,96 TL ücretve diğer haklarının davalılardan müştereken vemüteselsilen tahsilinin gerektiğinin tespitine, yasal kesintilerininfaz aşamasında gözetilmesine, davacınınsüresinde işe başlatılması durumunda varsa bualacaktan peşin ödenen kıdem ve ihbar tazminatınınmahsubuna karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
" ...6100sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu 355 maddesi gereğince istinaf dilekçesindebelirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenineaykırılık bulunup bulunmadığı incelenerekaynıKanunun 353. maddesi gereğinceduruşma yapılmaksızınyapılan inceleme sonunda;
Somut uyuşmazlıktadavacınındavalıMarmara ÜniversitesiRektörlüğü'ne ait işyerinde diğerdavalı T.Güv. Hizm. Ltd. Şt. özel güvenlikgörevlisi olarak davalılar arasında mevcut özelgüvenlik hizmet alımı sözleşmesikapsamındaişçi olarak çalışmakta iken işakdinindavalıT.Güv. Hizm. Ltd. Şt. tarafından sürekliişçi kadrosu için öngörülen şartlarahaiz olmadığı gerekçesiyle iş akdiningeçersizolarak sonlandırıldığı iddiası ile4857sayılı İş Kanunu kaynaklıfeshingeçersizliğine ve işe iadesi ile mali haklardandavalıların müştereken ve müteselsilen sorumlututulması gerektiğinin tespitine yönelik İşMahkemesinde dava açmış olup davanın davalıMarmaraÜniversitesi Rektörlüğü'nün idariişlemininiptaline ilişkin bir dava olmadığıgözetildiğinde hukuki ihtilafın 4857sayılıİş Kanunu hükümleriçerçevesinde çözümlenmesi gereken biruyuşmazlık olduğunun anlaşılmasıkarşısında 7036 sayılı İş MahkemeleriKanununun 5. maddesi gereğince İş Mahkemesinin davaya bakmayagörevli ve yetkili olduğu gözetildiğinde yargılamayadevam ile esas hakkında bir hüküm kurulmasında birisabetsizlik bulunmadığındanyargı yolunun caizolmadığından bahisle davanın usulden reddi gerektiğineyönelikdavalıMarmara Üniversitesi Rektörlüğüistinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
SGK kayıtlarından daanlaşılacağı üzere davacının20/07/2017 ila31/03/2018 tarihleriarasındadavalı T.Güv. Hiz.Ltd.Şti.özel güvenlik görevlisi olarak GöztepeKampüsü Göztepe-İstanbul adresinde bulunan diğerdavalıMarmara Üniversitesi Rektörlüğü'ne aitişyerinde çalıştığı, davalı asılişveren Marmara Üniversitesi tarafından özel güvenlikişinin uzmanlık gerektiren bir iş olması nedeniyle ihaleile alt işveren olandiğer davalı T.Güv. Hiz.Ltd. Şti.neihaleedildiği, davalılar arasında asıl işveren-altişveren ilişkisinin bulunduğu, asıl işverenin altişverenle birlikte işe iadenin mali sonuçlarındanmüştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu açıkolduğundan davalıMarmara Üniversitesi Rektörlüğü'neişe iade davası ile ilgili olarak husumet yöneltilmesinde vealtişveren diğer davalı ile birlikte işe iadeninmalisonuçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlututulmasında bir isabetsizlikbulunmadığındandavalıMarmara ÜniversitesiRektörlüğünün bu yönlere ilişkinistinafsebepleri yerinde görülmemiştir.
Yine SGK iştenayrılış bildirgesinde alt işveren davalı T.Güv.Hiz.Ltd. Şti.tarafından davacının iştenayrılış kodu olarak-4- kod( 696 sayılı KHK ile kamuişçiliğine geçilememesi sebebiyle fesih ) bildirilmişolup gerek asıl davalıMarmara ÜniversitesiRektörlüğünce gerek alt işveren davalıtarafındandavacının 696 sayılı KHK ile kamuişçiliğine geçirilmemesinin dayanağı olansoruşturma bilgi ve belgelerinin dava dosyasınasunulmadığı yine davacınınsürekliişçi kadrosuna geçirilmemesi idari işlemi ile ilgiliolarak asıl işveren davalı Marmara ÜniversitesiRektörlüğü aleyhine açtığı idariişlemin iptali davasında İstanbul 11.İdare Mahkemesinin27/03/2015 tarihli ve 2018/55 Esas No-2018/55 KararNo sayılıilamı ile ve ''..idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararıve hizmet gereklerine uygun kullanıldığından davanınreddine karar verilmiştir..''şeklindeki gerekçesinin deİş Hukuku mevzuatı ve uygulaması yönündendavacının iş akdinin haklı veya geçerli nedenlefeshedildiği sonucu doğurmayacağından ve yinedavacının asıl işveren davalıMarmara ÜniversitesiRektörlüğü nezdinde 696 s. K.H.K. gereğince kadroyageçirilmemesiningeçerli birfesih sebebi olarak da kabuledilemeyeceği, davacının iş akdinin haklı veyageçerli nedenle veyahut kendisinden duyulan şüphesebebiylefeshedildiği hususunda ispatyükü kendilerinde olandavalı işverenliklerinmevcut delil durumuileispatyükünü yerine getiremedikleri bu durumdadavanınkabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında birisabetsizlik bulunmadığından, yine boşta geçensüre ücreti ile işe başlatmama tazminatına esasdavacının aylık çıplak brüt ücretinin SGKkayıtlarındaki brüt aylık ücrete görebelirlendiğinin de anlaşılması ve dosya kapsamınauygun olması da dikkate alındığındadavalıMarmaraÜniversitesi Rektörlüğünün bu yönlereilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak 2547 sayılıYasanın 56/b maddesi delaletiyle Harçlar Kanunu’nun 13/jmaddesi uyarınca harçtan muaf olmasına rağmen davalıMarmara Üniversitesi aleyhine harca hükmedilmesi usul ve yasayaaykırı olup ayrıca kamu düzenine aykırılıkoluşturmuştur.DavalıMarmara ÜniversitesiRektörlüğünün bu yönlere ilişkinistinafsebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerledavalıMarmara Üniversitesi Rektörlüğününsair istinaf sebeplerinin yerinde görülmemesine,harçtan muafolanbu davalıya harç yükletilmesi yönü ile budavalı istinaf başvurusunun kabulüne,6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu 355,353/1-b-2 maddesi gereğince İlk DereceMahkemesi kararının kaldırılarak, 20/05/2017 ila 31/03/2018tarihleri arasında asıl işveren davalı MarmaraÜniversitesi'ne ait işyerinde davalılar arasındakiözel güvenlik hizmet alımı ihalesi kapsamında altişveren davalı T.Güv. Hiz.Ltd. Şti.özel güvenlikgörevlisi olarak çıplak aylık brüt 3.284,49 TLücret ile çalıştığı ve iş akdi izahedildiği üzere haklı veya geçerli nedenolmaksızın alt işveren davalı tarafındanfeshedildiği anlaşılan davacınınaçtığı işe iade davasının kabulüne,davalı alt işverence yapılan feshin geçersizliğineve davasının alt işverendeki işine iadesine,boştageçen süre ücreti ile işe başlatmamatazminatından davalıların müştereken vemüteselsilen sorumlu olmaları gerektiğine dairaşağıdaki karar verilmiştir..."
II. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay
4.Davacıvekili, müvekkilinin 20/07/2017 tarihinde MarmaraÜniversitesine bağlı olarak güvenlik görevlisisıfatıyla taşeron işçi olarakçalışmaya başladığını, 696sayılı KHK'nın 127. maddesi kapsamında taşeronişçilikten sürekli işçi kadrolarında istihdamedilmek üzere kadrolu işçiliğe geçişiçin Marmara Üniversitesine başvuruyaptığını ancak anılan Üniversitenin 28/03/2018tarihinde müvekkiline vermiş olduğu cevapta,"güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması sonucuna istinaden üniversitemizeatanmanız uygun görülmemiştir"diyerekbaşvurusunu reddettiğini, bunun üzerine müvekkilinin06/04/2018 tarihli dilekçesi ile başvurunun reddine ilişkinkarara itiraz ettiğini, itiraz neticesinde anılan Üniversitenin25/04/2018 tarihli ve 65541554-622.03-1800118443 sayılı işlemiile"GüvenlikSoruşturması ve Arşiv Araştırması"nınolumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle itirazınreddine karar verdiğini, sonuç olarak müvekkilininsürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzerekadrolu işçiliğe geçemediğini ve söz konusu idariişlem neticesinde hak kaybına uğradığını;
5.Müvekkilinin söz konusu KHK'da belirtilen bütünşartları taşımasınarağmen 657 sayılıKanun'un 48. maddesinin 8. bendine dayanarak hiçbir gerekçegösterilmeden Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması olumsuz sonuçlandığıiçin hak ettiği kadrolu işçiliğegeçemediğini, bunun sonucunda ise kadrolu işçiliğegeçemediği için taşeron tarafından iştençıkartılmak zorunda kaldığını, idariişlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini ve iptal edilmesigerektiğini; davalı idarenin güvenlik soruşturması vearşiv araştırmasının neden olumsuzsonuçlandığı ile ilgili tek bir gerekçegöstermediğini, kaldı ki Güvenlik Soruşturması veArşiv Araştırması Yönetmeliğinin "araştırılacak hususlar"başlıklı 11. maddesine bakıldığında,müvekkilininhiçbir olumsuz koşula sahipolmadığını;
6.Müvekkilinin davalı idare yanındaçalıştığı bir yıla yakınsüreboyunca herhangi bir disiplin soruşturması dahigeçirmediğini,hocalarıyla ve diğermeslektaşlarıyla son derece iyi ve samimi diyalog kurduğunu,herhangi bir siyasi tartışmayagirmediğini,işini en iyişekilde yapmaya çalıştığını, adlisicilinin temiz olduğunu, çevresi ve yakınakrabalarının siyasi herhangi bir mensubiyeti yahutaçılmış bir davası, başlatılmışbir soruşturması bulunmadığını,Danıştay 5. Dairesinin E.1987/406, K.1988/704 sayılıkararında, bilgilerin gerçeklik değerlendirilmesiyapılmasıve şüpheye yer verilmemesi gerektiğininbelirtildiğini ifade ederek;
7.Müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararakarşılık her türlü dava ve talephaklarısaklı tutulmak kaydı ile; 25/04/2018 tarihindetebliğ edilen, 696 Sayılı KHK kapsamında taşeronişçilikten sürekli işçi kadrolarında istihdamedilmek üzere kadrolu işçiliğe geçişiçin başvuru yapan müvekkilinin, yapmış olduğubaşvurunun davalı idare tarafından reddedilmesine ilişkinidari işlemin iptali istemiyle Marmara ÜniversitesiRektörlüğüne karşı 16/05/2018 tarihinde idariyargı yerinde dava açmıştır.
B. Yargılama Aşamaları
8.Davalı idare vekilinin savunma dilekçesindeuyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesigerektiğinden bahisle yaptığı itiraz üzerine,İstanbul 11. İdareMahkemesi11/07/2018 tarih ve E.2018/855 sayıile, iş akdinden kaynaklanmayan uyuşmazlığın idariyargı yerinde görülmesi gerektiğigerekçesiylegörev itirazını reddederekgörevlilikkararı vermiştir.
9.İstanbul 11. İdareMahkemesi27/03/2019 tarih ve E.2018/855, K.2019/475sayılı kararı ile, davanın reddine karar vermiş, bukarara karşı istinaf isteminde bulunulmuş, İstanbulBölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi26/09/2019 tarih veE.2019/1189, K.2019/953 sayılı kararı ile, istinafbaşvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş ve kararkesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmışöyledir:
"...Dava dosyasınınincelenmesinden; Marmara Üniversitesi Rektörlüğünezdinde güvenlik görevlisi sıfatıyla taşeron firmaelemanı olarak görev yapan davacının, 696 sayılıKHK'nın 127. maddesi kapsamında kadroya geçmek içindavalı idareye yaptığı başvurunun hakkındayapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasısonucunun olumsuz çıktığından bahislereddineilişkin25.04.2018 tarih ve 1800118443 sayılı işleminiptali istemiyle bakılmaktaolan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda,davacının 29/10/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 676sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıDüzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin 74. maddesi ile 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 48. maddesinin birinci fıkrasına eklenen A/8 bendiuyarınca İstanbul Valiliği EmniyetMüdürlüğünce yapılan Güvenlik Soruşturmasıve Arşiv Araştırması sonucunda ilgilimüdürlük tarafından Marmara ÜniversitesiRektörlüğüne gönderilen bilgi ve belgelerin 2000/284sayılı Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması Yönetmeliğinin 15. maddesidoğrultusunda değerlendirilmesi sonucunda davacının kurumkadrosuna geçirilmesinin uygun görülmediğianlaşılmıştır.
Bu durumda; yapılangüvenlik ve arşiv araştırması neticesinde davacıhakkında tesis edilen dava konusu işlemde idareye tanınan takdiryetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığısonucuna ulaşılmış olup hukuka ve mevzuataaykırılık bulunmamıştır..."
10.Davacı tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireyselbaşvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü19/01/2022 tarih ve 2019/27140 başvuru numaralı kararı ile,Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki "silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama" ilkelerinin ihlal edildiğine ve ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın (ekli listegereğince) Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.İdare Mahkemesince 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesihükmü uyarıncadava dosyası kayda alınmış veyeniden incelenmiştir.
11. İstanbul 11. İdareMahkemesi21/10/2022 tarihve E.2022/604, K.2022/1826 sayılı kararı ile,davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilmesitalebinin reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığıgerekçesiyle dava konusu işlemin iptalinekarar vermiş, bukarara karşı istinaf isteminde bulunulmuştur. İstanbulBölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi28/02/2023 tarih veE.2022/1850, K.2023/243 sayılı kararı ile, istinafbaşvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş ve kararkesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmışöyledir:
"...657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 48/A maddesinin 8. fıkrasında;Güvenlik soruşturması ve/veya arşivaraştırması yapılmış olmak, Devletmemurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasındasayılmış; 375 sayılı Kanun HükmündeKararnameye 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenenGeçici 23 ve 24. maddelerde de; 5018 sayılı Kanuna ekli (I),(II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ilebunlara bağlı kuruluşlarda (...) il özel idareleri vebelediyeleri ile bağlı kuruluşlarında ve bukuruluşlara ait şirketlerde 4734 sayılı Kanun ve diğermevzuat hükümleri uyarınca personelçalıştırılmasına dayalı hizmet alımsözleşmeleri kapsamında 04.12.2017 tarihi itibariyleçalıştırılmakta olanların, 657 sayılıKanunun 48. maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8)numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları ve diğerşartları taşımak kaydıyla sürekliişçi kadrolarına geçirilecekleri hükmebağlanmıştır.
7070 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı DüzenlemelerYapılması Hakkında Kanun'un 60. maddesiyle 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1.fıkrasının (A)bendine eklenen (8) numaralı alt bendin iptali istemiyle AnayasaMahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesi'nin29/11/2019 tarihli 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan24/07/2019 tarihli E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararıile;"(...). Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasındamemurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarakfaaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir.Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişilerbakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır.Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin vesağlıklı bir biçimde yürütülmesiamacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevineatanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması vearşiv araştırmasının yapılmasınıöngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alandadüzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangikoşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama veözel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunmayetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi veolası kötüye kullanmalara karşı yeterligüvenceleri sağlaması gerekir. Kuralda güvenliksoruşturması ve/veya arşiv araştırmasıyapılması memurluğa alımlarda genel şartlararasında sayılmasına karşın güvenliksoruşturmasına ve arşiv araştırmasına konuedilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekildekullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma vearaştırmayı yapacağına ilişkin herhangi birdüzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeylegüvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının yapılmasına ve elde edilecekverilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizinkuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması yapılması Devlet memurluğunaalımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır.Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasısonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veriniteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına veişlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunlabelirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasınaizin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriylebağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırıdır,iptali gerekir.(...)" gerekçesiyle 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 448. maddesinin 1. fıkrasının (A)bendine eklenen (8) numaralı alt bendin iptaline hükmedilmiştir.
Dava dosyasınınincelenmesinden; Marmara Üniversitesi Rektörlüğünezdinde güvenlik görevlisi sıfatıyla taşeron firmaelemanı olarak görev yapan davacının, 696 sayılıKHK'nın 127. maddesi kapsamında kadroya geçmek içindavalı idareye yaptığı başvurunun hakkındayapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasısonucunun olumsuz çıktığından bahislereddineilişkin25/04/2018 tarih ve 1800118443 sayılı işleminiptali istemiyle bakılmaktaolan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi, Devletlerin milli güvenliğin korunmasıamacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdiryetkisinin geniş olduğunu, Sözleşme'ye taraf devletin milligüvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilkolarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açıkolmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımındanönemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların buişe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi verenkurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşkubulunmadığını belirtmektedir. (Leander/İsveç,SB.No: 9248/81, 26/3/1987)
Anayasa Mahkemesinin kararınagöre de; kamu görevine atanmadan önce kişileringüvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasınınyapılmasını öngören kural getirilmesi kanun koyucununtakdir yetkisindedir. Ancak, bu alanda düzenleme getiren kurallarınkamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlariçinde tedbir uygulamaya yönelik müdahalelerde bulunma yetkisiverildiğinin açıkça gösterilmesi ve olasıkötüye kullanmalara (keyfiliğe) izin verilmeyecek şekildeyeterli güvencelerin sağlaması gerekmektedir.
Buna göre, AnayasaMahkemesi'nin yukarıda bahsi geçen iptal kararınıngerekçesi dikkate alındığında, kamu kurum vekuruluşlarında istihdam edilecek personel hakkında güvenliksoruşturmasının hiç bir şekildeyapılmayacağını değil, aksine güvenliksoruşturması veya arşiv araştırmasına dairdetaylarının kanunda gösterilmesi, kişisel verileringüvenliğine,iddia, savunma veadli yargılanma hakkınailişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yeralması koşuluyla güvenlik soruşturmasının veyaarşiv araştırmasının yapılabileceğini ortayakoymuştur.
Uyuşmazlık konusu olayda,davacının 29/10/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 676 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı DüzenlemelerYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 74.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesininbirinci fıkrasına eklenen A/8 bendi uyarınca İstanbulValiliği Emniyet Müdürlüğünce yapılanGüvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasısonucunda ilgili müdürlük tarafından YıldızTeknik [doğrusu Marmara] ÜniversitesiRektörlüğüne gönderilen bilgi ve belgelerin 2000/284sayılı Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması Yönetmeliğinin 15. maddesi doğrultusundadeğerlendirilmesi sonucunda davacının kurum kadrosunageçirilmesinin uygun görülmediğianlaşılmıştır.
Somut olayda, davacınınisminin 22/02/2018 tarih ve 211 sayılı GüvenlikSoruşturması ve Arşiv Araştırması ÜniversiteTespit Komisyonu tutanağının ekindeki listede yer almasıhususunun tek başına dava konusu sürekli işçikadrosuna atama işlemine engel bir durum olarak kabul edilmesinin adilyargılanma hakkının bir unsuru olan silahlarıneşitliği ilkesinin yok sayılması anlamınageleceği kuşkusuzdur.
Bu durumda dava konusu işlemindayanağını oluşturduğu ileri sürülen veMahkememiz kayıtlarına 13/06/2022 havale tarihiyle girenİstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün01/06/2022 tarih ve Z-0410048 sayılı işlemi ekinde yer alan,"davacının kendisinin PKK terörörgütünün kırsal alanında faaliyetyürütürken ölen teröristin kardeşi"olduğu yolundaki bilgi notu uyarınca, Mahkememizin 19/09/2022 tarihliara kararıyla davalı idareden davacı hakkında adli ve idarimakamlar nezdinde yürütülmekte olan herhangi bir soruşturmave/veya kovuşturmanın bulunup bulunmadığınınsorulduğu, gelen cevabi yazılar ve UYAP entegrasyonekranlarının araştırılması sonucunda dadavacı hakkında herhangi bir kaydarastlanılmadığı gibi, Anayasa Mahkemesinin mezkur iptalkararına binaen Anayasaya aykırılığı nedeniyleiptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen verileredayanılarak güvenlik soruşturması olumsuzsonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesisedilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığısonucuna varılmıştır.
Öte yandan, bu kararın,davacının hiç bir işleme gerek olmadan doğrudan kamugörevine atanması sonucunu doğurmayacağı, davalıidarece Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı ve gerekçesidikkate alınarak getirilecek yeni yasal düzenlemeler uyarıncadavacının durumunun makul süre içerisinde yenidendeğerlendirme yapılarak sonucuna göre işlem tesisedileceği de açıktır. Açıklanan nedenlerle,dava konusu işlemin iptaline..."
III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK
12.Adli ve idari yargı yerlerinde ortak davalı olan MarmaraÜniversitesi Rektörlüğü vekili, UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere verdiği ve17/08/2023 tarihinde İstanbul 11. İdare Mahkemesi Ön BüroHavale kayıtlarına giren dilekçesinde, adli yargıyerindesadece mali sonuçlar yönünden Üniversiteleriylebirlikte diğer davalı Tempo Güvenlik Şirketinin de sorumluolacağının hüküm altınaalındığını, işe iade hususunda Üniversitealeyhine bir hüküm kurulmadığını,davacının karara istinaden başvuruda bulunduğunu,Üniversitelerincemali sonuçlar yönünden sorumluluğunedeni ile hükmedilen tazminatların ödendiğini;davacının işe iade davası ile eş zamanlı olarakkomisyon kararının iptali istemiyle idari yargıda dava açtığını,süreç sonundaişlemin iptaline karar verildiğini,kararkapsamında davacının kamuda sürekli işçikadrosunda istihdam edilmek üzere atama işlemlerininyapılması zorunluluğunun doğduğunu; aynı konudakikararlardaki hüküm fıkralarının birbiri ile çeliştiğini,adli yargıdaki kararda Üniversiteninişe iadeyükümlülüğü doğmazken, idari yargıkararı ile işe başlatma zorunluluğu getirildiğini;İdarelerinin her iki mahkemenin kararını da uygulamak zorundabırakıldığını, adli yargıkararının sonuçları itibarıyla davacınınişe başlatmama tazminatlarının ödendiğini, idariyargı kararının sonuçları itibarıyla dasürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, İdareaçısından davacının asıl işvereniolmadıklarından, adli yargıda verilen kararın tazminatlar ödenerekuygulandığını ve ortadankaldırıldığını, buna karşılık,işe iade zorunluluğu bulunmadığı halde idariyargı kararı ile davacının görevebaşladığını, kararın uygulanmasınoktasında idare açısından idari yargıda verilenkarar ile adli yargıda verilen kararın gerekçesinin birbiriile çelişik hale geldiğini, Üniversitelerinin hemtazminat ödemek hem de işe başlatmak zorundabırakıldığını ifade ederek, UyuşmazlıkMahkemesi Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge AdliyeMahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E.2022/491, K.2022/1116sayılı kararı ile İstanbul 11. İdare Mahkemesinin21/10/2022 tarihli ve E.2022/604, K.2022/1826sayılı kararı arasındaki hükümuyuşmazlığının giderilmesini talep etmiştir.
IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ
13.Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcılıklarınyazılı düşünceleri istenilmiştir.
A. DanıştayBaşsavcılığının YazılıDüşüncesi
14. DanıştayBaşsavcısı; adlî ve idarî yargıdaaçılan davalar ile elde edilmek istenen sonucun aynıolmaması bakımından konusu farklı olan bu kararlararasında hüküm uyuşmazlığıbulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddiyönünde yazılı düşünce bildirmiştir.Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:
"...Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinden, ortada adlî ve İdarîyargı merciilerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlarınbulunduğu, taraflardan en az birinin aynı olduğu, her ikidavanın esasının hükme bağlandığı vekararların kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2247 sayılı Kanunuyarınca hüküm uyuşmazlığının varolduğunun kabul edilebilmesi için gereken şartlardan biri deaynı konuya ilişkin olmasıdır.
Aralarında uyuşmazlık(çelişki) bulunan hükümlerin (hukuk mahkemesi ve idaremahkemesi kararlarının) aynı dava hakkında verilmişolması gerekir. Aynı davadan maksat, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflardan en az biri aynı olan davalardır. (KURUBaki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, Cilt I, s. 770)
Dava konusu (müddeabih) enkısa tanımıyla dava ile elde edilmek istenen sonuçtur.Davanın konusu kavramının kanunî olarak hiç biryerde açık seçik bir tanımıyapılmamıştır. Doktrinde dava konusunun niteliğitartışmalıdır ve bu sebeple dava konusu kavramınıaçıklayabilmek amacıyla birçok teori ilerisürülmüştür. Türk hukuk doktrininde genel olarakdava konusunun "dava konusu yapılmış olan hak, yani davaile elde edilmek istenen sonuç (netice)" olduğu konusundagörüş birliği olduğu söylenebilir. Yargıtaykararlarında dava konusu "dava ile elde edilmek istenensonuç" şeklinde betimlenmesi ile yetinilmiştir. Davakonusu talep sonucundan oluşurken dava sebebi ise maddîvakıadan oluşur. Hukukî sebep ise bu kavramlar altındadeğerlendirilemez. Davacının talep sonucu ile mahkemedenistediği dava konusu iken bunu maddî vakıayadayandırması ise dava sebebidir. Dava konusunu belirleyen tek veasıl unsurun talep sonucu (usulî talep) olduğunubelirtebiliriz. Diğer bir deyişle talep sonucu (usulî talep)sağlanması mahkemeden istenilen hukukî korunma, dava konusununbizatihi kendisidir. Usulî talebi genel hatlarıyla bir hukukîsonucun kesin bir şekilde belirlenmesini konu alan ve mahkemeyeyöneltilmiş bulunan istek şeklinde tanımlayabiliriz. (Dr.Levent BÖRÜ, Dava Konusu Kavramı ve Teorileri 2012, BATİDER, Cilt XXVIII, Sayı 21, Sayfa 258-287)
Mahkemelerce verilenhükümlerin aynı konuya ilişkin olupolmadığının incelenmesi:
İdarî yargımerciinde görülen davanın konusu; personelçalıştırılmasına dayalı hizmetalımı sözleşmesi kapsamında, yüklenici firma olanT.Güv.Hiz.Limited Şirketinin işçisi olarak MarmaraÜniversitesi Rektörlüğü bünyesinde görevyapan davacının, 696 sayılı Kanun HükmündeKararname ile yapılan düzenleme uyarınca kamuda sürekliişçi kadrosuna atanmamasına ilişkin MarmaraÜniversitesi Rektörlüğü işleminin iptaline kararverilmesi istemi olup, davacı bu dava ile kamuda sürekliişçi kadrosuna atanmayı amaçlamaktadır.
Hükümuyuşmazlığına konu edilen İdare Mahkemesininkesinleşen kararı ile dava konusu işlem iptal edilmiş olup,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun"Kararların sonuçları" başlıklı 28.maddesinde yer alan, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri,idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasınailişkin kararlarının icaplarına göre idare,gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Busüre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğindenbaşlayarak otuz günü geçemez." kuralıuyarınca, İdare Mahkemesi kararının yerine getirilebilmesiiçin davacının sürekli işçi kadrosunaatanmasının zorunlu olduğu açıktır.
Nitekim, Marmara ÜniversitesiRektörlüğü tarafından anılan yargıkararı gereği yerine getirilerek, davacının sürekliişçi kadrosuna ataması gerçekleştirilmiştir.
Adlî yargı merciindegörülen davanın konusu ise; davacınınRektörlük tarafından kamuda sürekli işçikadrosuna atanmamasına ilişkin olan ve İdarî yargıdadava konusu edilen işlem sonrasında yüklenici firma olan T.Güv.Hiz.LimitedŞirketi tarafından hizmet sözleşmesinin feshedilmesiüzerine, iş akdinin haksız nedenle feshedildiğinin tespitiile işe iadesine ve yapılan fesih nedeniyle yoksun kaldığıücret ve diğer hakları ile tazminatınınödenmesine karar verilmesi istemi olup bu dava ile davacı,yüklenici şirketteki işine iadesini ve parasalhaklarının tazmin edilmesini amaçlamıştır.
Hükümuyuşmazlığına konu edilen ve idarî yargıkararının kesinleşmesinden önce kesinleşen BölgeAdliye Mahkemesi kararı ile, feshin geçersizliğine vedavacının T.Güv.Hiz.Limited Şirketi nezdindeki işineiadesine, yasal sürede başvurusuna rağmen işvereninsüresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesigereken tazminat miktarı veçalıştırılmadığı süreiçinde kazanılacak olan ve kararın kesinleştiğitarihe kadar gerçekleşen ücret ve diğer haklarıtutarı hüküm altına alınarak davalılardanmüştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıyaödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
4857 sayılı İşKanunu'nun "geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları"başlıklı 21. maddesi uyarınca Mahkemece işverentarafından gösterilen fesih sebebi geçerlibulunmadığından davacının işe iadesi içinişverene süresi içinde başvurması halindekazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadarçalıştırılmadığı süreiçin doğmuş bulunan ücret ve diğerhaklarının, Mahkemece hüküm altına alınan tutardadavalılar tarafından davacıya ödendiği ve kararınbu şekilde uygunlandığıanlaşılmaktadır..."
B. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığının YazılıDüşüncesi
15. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı;adli ve idari yargı mercileri tarafındanesasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkemekararlarının dava konusunun aynı olmadığıvekararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması koşulunun da gerçekleşmediği gerekçesiyle, başvurunun reddiyönünde yazılı düşünce bildirmiştir.Yazılı düşüncenin ilgili kısmışöyledir:
"...İdareMahkemesindeki davanın, sürekli işçi kadrosuna atanmamaişleminin iptaline; Bölge Adliye Mahkemesindeki davanın ise buişlem nedeniyle iş akdi feshedilen davacının işeiadesine ve parasal haklarının ödenmesine ilişkinolması karşısında, mahkeme kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulüiçin gerekli olan koşullardan, dava konusunun aynı olmasıkoşulunun gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.
Öte yandan, davalarınkonusu aynı olsa ve kararlar arasında çelişki bulunsabile hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için bu çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması da gerekmektedir.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararlar incelendiğinde; İdare Mahkemesindegörülen dava sonunda sürekli işçi kadrosuna atanmamaişleminin iptaline karar verildiği, bu karar sonucundadavacının sürekli işçi kadrosunaatanmasının gerçekleştirildiği, Bölge AdliyeMahkemesinde görülen dava sonunda ise bu işlem nedeniylesözleşmesi feshedilen davacının işe iadesine veparasal haklarının ödenmesine karar verildiği,davacının sürekli işçi kadrosunaatamasının yapılmasıyla geçici işçikadrosunda çalışmasına esas teşkil eden işsözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan davasonucu işe iadesine karar verilmesinin mahiyetleri itibarıylafarklı sonuçlar doğurduğu, bu itibarla, İdareMahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulüiçin gerekli olan koşullardan, "Kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması" koşulunun da gerçekleşmediğianlaşılmıştır..."
V. İLGİLİ HUKUK
16.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un “Mahkemeningörevi” başlığınıtaşıyan 1. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
“UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir.”
17.2247 sayılı Kanun'un "Yargımerciince yapılacak işlemler" başlıklı15. maddesi şöyledir:
"(Değişik: 23/7/2008– 5791/6 md.)
Olumsuz görevuyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlikkararını veren yargı merciince, bu kararınkesinleşmesinden sonra taraflardan birinin istemi üzerine, ilkgörevsizlik kararını veren yargı merciine ait davadosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilirve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir."
18.2247 sayılı Kanun'un "UyuşmazlıkMahkemesince yapılacak işlemler" başlıklı16. maddesi şöyledir:
"(Değişik: 21/1/1982- 2592/5 md.)
Uyuşmazlık Mahkemesi,olumsuz görev uyuşmazlığı ile ilgili dosyalarınilk incelemesi sırasında ve gerekli gördüğühallerde ilgili Başsavcıların görüşünüde alarak, görevli yargı merciini belirten kararını verir."
19.2247 sayılı Kanun'un 3. Bölümünde, "HükümUyuşmazlığı" üstbaşlığı altındaki 24. maddesi şöyledir:
"(Değişik birincifıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargımercileritarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabul edilir.
(Mülga ikinci fıkra:2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurarak hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesini istiyebilir. Bu halde olumsuz görevuyuşmazlığının çıkarılması ileilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kuralları uygulanır."
20.2247 sayılı Kanun'un "Hükümuyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları" başlıklı25. maddesi şöyledir:
"Hükümuyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi,Danıştay Yargılama usulünün bu kanuna aykırıolmayan hükümlerini uygulamak suretiyleanlaşmazlığın esasını da karara bağlar.
(Mülga ikinci fıkra:2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
Uyuşmazlık Mahkemesi hükümuyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek kararabağlar. Gerekli gördüğü hallerde veya isteküzerine tarafları dinleyebilir."
21.2247sayılı Kanun'un "İncelemedeizlenecek sıra"başlıklı 27. maddesişöyledir:
"UyuşmazlıkMahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görevuyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil vesüre açısından inceler; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddeder."
VI. İNCELEME VE GEREKÇE
22.Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan03/06/2024 tarihli toplantısında; Raportör-HakimGülşen AKAR PEHLİVAN'ın, 2247 sayılıKanun’da öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
23.2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde anılan hükme göre,hüküm uyuşmazlığının ortayaçıkabilmesi için:
a)Uyuşmazlık doğuran hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b)Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c)Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d)Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız olması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.
24.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen adli ve idari yargı kararlarınınincelenmesinden, ortada adlî ve idarî yargı yerlerinceverilmiş ve kesinleşmiş kararların bulunduğu,taraflardan en azbirinin aynı olduğu, her iki davanınesasının hükme bağlandığı ve kararlarınkesinleştiği anlaşılmaktadır.
25.Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığına gelince,yukarıda ayrıntılı olarak değinilen mahkemekararları irdelendiğinde; adlî yargı yerindegörülen davanın konusunun,personelçalıştırılmasına dayalı hizmetalımı sözleşmesi kapsamında, yüklenicişirket olan T.Güv.Hiz.Limited Şirketinin işçisiolarak Marmara Üniversitesi Rektörlüğü bünyesindegörev yapan davacının, yüklenici şirkettarafından hizmet sözleşmesinin feshedilmesi üzerine,iş akdinin haksız nedenle feshedildiğinin tespiti ile işeiadesine ve yapılan fesih nedeniyle yoksun kaldığıücret ve diğer hakları ile tazminatınınödenmesine karar verilmesi istemine ilişkinolduğu,davacının bu dava ile, yüklenici şirkettekiişine iadesini ve parasal haklarının tazmin edilmesiniamaçladığı; idarî yargı yerindegörülen davanın konusunun ise; davacının 696sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılandüzenleme uyarınca kamuda sürekli işçi kadrosunaatanmamasına ilişkin Marmara ÜniversitesiRektörlüğü işleminin iptaline karar verilmesi istemiolduğu, davacının bu dava ile kamuda sürekliişçi kadrosuna atanmayı amaçladığıgörülmektedir.
26.Hüküm uyuşmazlığına konu edilen Bölge AdliyeMahkemesi kararı ile, feshin geçersizliğine vedavacının T.Güv.Hiz.Limited Şirketi nezdindeki işineiadesine, yasal sürede başvurusuna rağmen işvereninsüresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesigereken tazminat miktarı veçalıştırılmadığı süreiçinde kazanılacak olan ve kararın kesinleştiğitarihe kadar gerçekleşen ücret ve diğer haklarıtutarı hüküm altına alınarak davalılardanmüştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıyaödenmesi gerektiğinin tespitine; İdare Mahkemesininkesinleşen kararı ile dava konusu işleminiptaline kararverilmiştir.
27.4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, adli yargıyerince,işveren tarafından gösterilen sebebin geçerliolmadığı yolunda karar verildiği halde başvurusuüzerine işveren tarafından işçi bir ay içindeişe başlatılmadığı için, anılan Kanunmaddesinde belirtilen tazminatın ve kararın kesinleşmesine kadarçalıştırılmadığı süreiçin doğmuş bulunan ücret ve diğerhaklarının, Mahkemece hüküm altına alınan tutardadavalılar tarafından davacıya ödendiği veadliyargı kararının bu şekilde uygunlandığıgörülmüş;İdare Mahkemesince işlemin iptaledilmesi üzerine de 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun "Kararlarınsonuçları" başlıklı 28. maddesindekural uyarınca, Marmara Üniversitesi Rektörlüğütarafından anılan yargı kararı gereği yerinegetirilerek, davacının sürekli işçi kadrosunaataması gerçekleştirilmiştir.
28.Bu duruma göre, İdare Mahkemesindeki davanın, sürekliişçi kadrosuna atanmama işleminin iptaline; Bölge AdliyeMahkemesindeki davanın ise içeriği aynı işlemnedeniyle iş akdi feshedilen davacının işe iadesine veparasal haklarının ödenmesine ilişkin olmasıkarşısında, mahkeme kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü içingerekli olan koşullardan, dava konusunun aynı olmasıkoşulunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
29.Diğer taraftan, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için, kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması koşulu incelendiğinde; İdare Mahkemesindegörülen dava sonunda davacının sürekliişçi kadrosuna atanmasının gerçekleştirildiği,Bölge Adliye Mahkemesinde görülen dava sonunda ise,sözleşmesi feshedilen davacının işe iadesine veparasal haklarının ödenmesine karar verildiği, bukararların nitelik itibariyle farklı sonuçlardoğurduğu, kararların sonuçlarının, davacıyönünden diğerinin uygulanmasına engelolmadığı, dolayısıylahükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü içingerekli olanbu koşulunda gerçekleşmediğianlaşılmıştır.
30.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak,2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "konu ve dava sebebinin aynıolması" ve "kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması”koşullarını taşımayan başvurunun reddigerekmiştir.
VII. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle,
2247sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "konu ve dava sebebinin aynıolması" ve "kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması”koşullarını taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE,
03/06/2024tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.
BaşkanVekili Üye Üye Üye
Kenan Nilgün Doğan Eyüp
YAŞAR TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN