T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/764
KARAR NO : 2023/690
KARAR TR : 27/11/2023
ÖZET: 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen "aynı konuya ilişkin olması" koşulunu taşımayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.
KA R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesiniİsteyen
İdariYargıda Davacı
AdliYargıda Mağdur :İ.D
Vekili : Av. M. A.A
KarşıTaraf
İdariYargıda Davalı : Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı
Vekili :Av. R.E
I. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay
1.Mağdur İ.D'ın 5. Kor. As. Cezaevinde piyade er olarak askerlikvazifesini yerine getirdiği esnada aynı yerde askerlik göreviniyapması nedeniyle arkadaşı olan sanık konumundaki piyade erM.Y.K ile 30/09/1995 günü sabah içtimasından öncebirbirlerinin belini kütletmek istedikleri ve mağdur ile sırtsırta vererek birbirlerini kaldırdıkları sıradamağdurun, sanığın sırtından kafa üstübeton zemine düştüğü, sevk edildiği GATA HaydarpaşaAskeri Hastanesince tanzim edilen 15/12/1995 tarihli kati raporla hayatitehlike altına girdiği, olay tarihinden itibaren quadriplejinedeniyle rapor tarihine kadar süresi belli olmayan iş vegüç kaybına maruz kaldığınınbelirtildiği, bu suretle sanığın tedbirsizlik vedikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verdiğinin savunma, tanıkbeyanları ve tüm dosya kapsamıylaanlaşıldığı gerekçesiyle sanığınsevk maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle K.K.K. 5.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafındanaskeri yargı yerinde dava açılmıştır.
B. Yargılama Aşamaları
2. K.K.K. 5. KolorduKomutanlığı Askeri Mahkemesi 26/08/1996 tarih ve E.1996/290,K.1996/366 sayılı kararı ile "sanığın30/09/1995 tarihinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyetvermek suçunu işlediğinden bahisle TCK'nin 459/2. maddesiuyarınca cezalandırılması için kamu davasıaçılmış ise de; yargılama esnasında terhisolduğu, sanığa isnat edilen suçun TCK'dedüzenlendiği, bu nedenle sanığın askeri mahkemedeyargılanmasını gerektirir ilginin kesildiğianlaşıldığından 353 Sayılı Kanun'un 17-19.maddeleri uyarınca askeri mahkemenin görevsizliğine,sanığın anılan suç ve madde uyarıncacezalandırılabilmesi için suç dosyasınındavaya bakmakla görevli Çorlu Asliye Ceza Mahkemesinegönderilmek üzere 5.Kor.As. Savcılığınatevdiine" karar vermiş, tarafların temyiz etmemesiüzerine karar kesinleşmiştir.
3. Çorlu Asliye Ceza Mahkemesi 09/10/1997 tarihve E.1996/1030, K.1997/890 sayılı kararı ile, "olay günü sanık ile mağdurbirlikte askerlik görevini yaparken mağdurun sırtınınağrıdığı ve sanığa birbirlerininsırtına vererek kaldırıp indirilmesi hususundaanlaştıkları bu eylemi yaparken mağdurun düşerekömür boyu iş ve gücünden kalacak ve uzuv tatili olacakderecede yaralandığı ve sanığın olayda 1/8oranında kusurlu bulunduğu mağdurun anlatımları, katitabip raporu, yeminli tanık beyanları, sanığınsavunmaları, nüfus ve sabıka kaydı, kusur yönündenbilirkişi beyanı ile tüm dosya kapsamındananlaşıldığından birbirini teyit ederek vebütünleşerek sanık hakkındaki iddiayıböylece doğrulayan kanıtlar karşısındasanığın atılı suçunun subut bulduğu vemahkumiyeti gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak" TCK'nin459/2. maddesi uyarınca 337.500 lira ağır para cezası ilemahkumiyetine karar vermiş, tarafların temyiz etmemesi üzerinekarar kesinleşmiştir.
II. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİ
A. Dava Konusu Olay
4.Davacı İ.D vekili tarafından, müvekkilinin askerlikgörevini yapmakta iken 29/09/1995 günü görev esnasındameydana gelen olay sonucunda yaralandığını vegörmüş olduğu tedavi sonucunda hakkında askerliğeelverişli değildir kararı verildiğini, olayın askerlikgörevinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğini, olaydamüvekkilinin herhangi bir kastı veya kusurununbulunmadığını, olayın ardından davacıya 5434sayılı Kanun hükümlerince emekli aylığıbağlanması talepli 13/11/2017 tarihli başvurularınındavalı idarenin 01/12/2017 tarihli işlemi ile reddedildiğini,davacının, kanun, tüzük ve emir dışındahareket etmiş olduğunu ortaya koyacak yeterli bilgi ve belgeninbulunmadığını ve maluliyetin 5434 sayılı Kanun'un45. maddesinde öngörüldüğü biçimdegörevin yapıldığı sırada ve görevden doğanbir maluliyet olduğunu, davacı görev esnasında görevinsebep ve tesiri ile sakatlandığından dava konusu retişleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırıbulunması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiğini beyanederek, davacıya 5434 sayılı Kanun ve sair ilgili mevzuatgereğince vazife malulü emekli aylığıbağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
B. Yargılama Aşamaları
5.Ankara 5. İdare Mahkemesi 16/11/2018 tarih ve E.2017/3415, K.2018/2315sayılı kararı ile, "davacınıngörevi sırasında ve görevinin etkisiyle malul halegeldiği anlaşıldığından vazife malulü kabuledilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemdehukuka uygunluk bulunmamaktadır" gerekçesiyle davakonusu işlemin iptaline karar vermiş, karar istinaf edilmiştir.
6. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdariDava Dairesi 15/10/2021 tarih ve E.2019/4601, K.2021/4130 sayılıkararı ile, davalı idarenin istinaf başvurusununkabulüne, Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 16/11/2018 tarih ve E.2017/3415,K.2018/2315 sayılı kararın kaldırılmasına,davanın reddine kesin olarak karar vermiş, davacı vekilininyargılamanın yenilenmesi istemi Ankara Bölge İdareMahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 02/11/2022 tarih ve E.2022/2738,K.2022/4443 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
"Dosyanın incelenmesinden,davacının Çorlu 5. Kolordu Komutanlığı 2.Sınıf Askeri Cezaevi Müdürlüğü emrindeaskerlik görevini yapmakta iken 30.09.1995 günü sabah sporuiçtimasından önce sırtlarını gevşetmekamacıyla arkadaşıyla karşılıklı olaraksırt sırta vererek birbirlerini tartmak amacıylayaptıkları hoppacık hareketi sonucu beton zeminedüştüğü, düştüğü yerdenboynunun kırılması nedeniyle kalkamadığı,GATA'nın 25.12.1996 tarihinde davacı hakkında;"askerliğe elverişli olmadığı, hayati tehlikegeçirdiği, uzuv tatili mahiyetinde vücut fonksiyonkaybının mevcut olduğu, vücut fonksiyon kaybının% 100'e uyduğu ve yaşamını idame ettirmek için birbaşkasının yardım ve desteğine ileri derecedemuhtaç olduğu" şeklinde rapor düzenlendiği,12.01.2010 tarihli Elazığ Harput Devlet Hastanesi raporu iledavacının özür oranının % 91,6 olarak raporungeçerlilik süresinin ise "sürekli" olarakbelirlendiği, maluliyetin görevin neden ve etkisi ile olduğundanbahisle hakkında vazife malullüğü hükümleriuygulanarak aylık bağlanması talebi ile davalı idareye yapılanbaşvurunun reddi üzerine bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerile mevzuat hükümleri birlikte dikkatealındığında, davacının her hangi bir emir ya datalimat olmaksızın sabah sporu öncesinde yemekhaneninönünde arkadaşı ile şakalaştığısırada yaralandığı, bu olay nedeniyleşakalaştığı arkadaşı hakkında davaaçıldığı, yaralanma olayı askerlik göreviesnasında meydana gelmekle birlikte, görevinin neden ve etkisiyledeğil, ortaya çıkan kaza sonucu meydana geldiği, budurumun da askerlik durum belgesi ile tanık ifadelerinde ortayakonulduğu göz önüne alındığında;davacı hakkında vazife malülü hükümlerininuygulanmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukukaaykırılık görülmemiştir."
III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK
7.Başvurucu vekili, Çorlu Asliye Ceza Mahkemesince verilen kesinhüküm haline gelen mahkumiyet kararının olayınnasıl meydana geldiğine ilişkin gerekçesi ile birlikteidare makamlarını ve yargı mercilerini bağlayan bir kararolduğunu, bir diğer ifadeyle Çorlu Asliye Ceza Mahkemesininolayın sübutuna ilişkin "mağdurunsırtının ağrıdığı ve sanığabirbirlerinin sırtına vererek kaldırıp indirilmesihususunda anlaştıkları bu eylemi yaparken mağdurundüşerek ömür boyu iş ve güçten kalacak veuzuv tatili olacak derecede yaralandığı" şeklindekitespit ve kabulünün idari yargı mercilerini de bağlayan birkarar olmasına rağmen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11.İdari Dava Dairesince davacının "arkadaşı ile şakalaştığı sıradayaralandığı" şeklindeki kabul sonucudavanın reddine karar verildiğini, ceza mahkemelerinin olayınsübutuna ilişkin kabulünün diğer mahkemelertarafından yorum yoluyla değiştirilmesinin hukuk devleti, hukukigüvenlik ve belirlilik ilkelerine açıkaykırılık oluşturacağını beyan ederek adlive idari yargı yerlerince verilen kararlar nedeniyle bir hakkınyerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle,hüküm uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle,Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmek üzere idari yargıyerine başvuru dilekçesi vermiştir.
8.Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi 07/12/2022tarih ve 2022/2738 sayılı üst yazısı ile,başvurucu vekilinin talebi doğrultusunda iddia olunanhükümler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesiiçin dilekçe Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş,Uyuşmazlık Mahkemesince adli ve idari yargıdosyalarının asılları mahkemelerinden teminedilmiştir.
IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCELERİ
9.Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
A. DanıştayBaşsavcılığının YazılıDüşüncesi
10.Danıştay Başsavcısı; adlî ve idarîyargıda açılan davalar ile elde edilmek istenen sonucunaynı olmaması bakımından konusu farklı olan bukararlar arasında hüküm uyuşmazlığıbulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddiyönünde düşünce bildirmiştir.Başsavcılık düşüncesinin ilgili kısmışöyledir:
"Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinden, ortada adlî ve idarî yargıyerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararların bulunduğu,taraflardan birinin aynı olduğu, her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığı ve kararlarınkesinleştiği görülmekle birlikte; Bölge İdareMahkemesi kararının; davacıya vazifemâlüllüğü hükümleri uygulanarak aylıkbağlanması istemiyle Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı'na yapılan başvurunun reddine dairişlemin iptali istemine, Asliye Ceza Mahkemesi kararının ise,aynı olayda dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yaralamaya sebebiyet verme suçundandolayı M.Y.K hakkında açılan ceza davası sonucunda adıgeçenin cezalandırılmasına ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
2247 sayılı Kanunuyarınca, hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edilebilmesi için gerekenşartlardan biri de her iki kararın aynı konuya ilişkinolmasıdır.
Dava konusu (müddeabih) enkısa tanımıyla dava ile elde edilmek istenen sonuçtur.Davanın konusu kavramının kanunî olarak hiç biryerde açık seçik bir tanımıyapılmamıştır. Doktrinde dava konusunun niteliğitartışmalıdır ve bu sebeple dava konusu kavramınıaçıklayabilmek amacıyla birçok teori ilerisürülmüştür. Türk hukuk doktrininde genel olarakdava konusunun "dava konusu yapılmış olan hak, yani davaile elde edilmek istenen sonuç (netice)" olduğu konusundagörüş birliği olduğu söylenebilir. Yargıtaykararlarında dava konusu "dava ile elde edilmek istenensonuç" şeklinde betimlenmesi ile yetinilmiştir. Davakonusu talep sonucundan oluşurken dava sebebi ise maddîvakıadan oluşur. Hukukî sebep ise bu kavramlar altındadeğerlendirilemez. Davacının talep sonucu ile mahkemedenistediği dava konusu iken bunu maddî vakıayadayandırması ise dava sebebidir. Dava konusunu belirleyen tek veasıl unsurun talep sonucu (usulî talep) olduğunubelirtebiliriz. Diğer bir deyişle talep sonucu(usulî talep) sağlanmasımahkemeden istenilen hukukî korunma, dava konusunun bizatihi kendisidir. Usulîtalebi genel hatlarıyla bir hukukî sonucun kesin bir şekildebelirlenmesini konu alan ve mahkemeye yöneltilmiş bulunan istekşeklinde tanımlayabiliriz. (Dr. Levent BÖRÜ, Dava KonusuKavramı ve Teorileri 2012, BATİDER, Cilt XXVIII, Sayı 21, Sayfa258-287)
İdarî yargıdaaçılan davanın vazife mâlullüğühükümleri uygulanarak aylık bağlanması istemiyleyapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemineilişkin olması, adlî yargıda açılandavanın ise dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yaralamaya sebebiyet vermesuçundan dolayı adı geçenincezalandırılmasına yönelik bulunmasıkarşısında her iki dava ile elde edilmek istenen sonucunaynı olmaması bakımından, konusu farklı olan bukararlar arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir."
B. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığının YazılıDüşüncesi
11. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı; adli ve idari yargı mercileri tarafındanesasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkemekararlarının konu ve dava sebebinin aynı olmadığıve kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması koşulunun dagerçekleşmediği gerekçesiyle,başvurunun reddi yönünde düşüncebildirmiştir. Başsavcılık düşüncesininilgili kısmı şöyledir:
"Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinde; ortada, taraflardan en az birinin aynıolduğu, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasayollarına başvurularak şeklen kesinleşmişkararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanınesasının hükme bağlandığı ve yasayollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Ancak, anılan mahkemelerceverilen hükümlerin konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığı konusunun ayrıca incelenmesinde faydabulunmaktadır.
Ankara Bölge İdareMahkemesi 11. İdari Dava Dairesindeki dava; er olarak askerlikgörevini yapmakta iken yaralanan ve ''Askerliğe elverişlideğildir raporu uyarınca terhis edilen davacı tarafından,hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanarakaylık bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddineilişkin işlemin iptali istemiyle açılmış vemahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Çorlu Asliye CezaMahkemesindeki dava ise; davacı İsa Doğan'ınyaralanmasına neden olan M.Y.K'ın 765 sayılı TCK'nın459. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncacezalandırılması istemiyle açılmış vemahkemece sanığın atılı suçtancezalandırılmasına karar verildiğianlaşılmıştır.
Bu duruma göre, idariyargıda açılan davanın vazife malullüğühükümleri uyarınca aylık bağlanmaşartlarının oluşup oluşmadığınınbelirlenmesine ilişkin olması, adli yargıda açılandavanın ise davacının yaralanmasına sebebiyet verensanığın cezalandırılmasına ilişkinolması karşısında, hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, konuve dava sebebinin aynı olması koşulunungerçekleşmediği sonucuna varılmıştır."
V. İLGİLİ HUKUK
12.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesişöyledir:
“UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir ”
13.2247 sayılı Kanun’un "HükümUyuşmazlığı" başlıklı24.maddesi şöyledir:
"1 nci maddede gösterilenyargı mercileritarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabul edilir.
(Mülga ikinci fıkra:2/7/2018 – KHK-703/183 md.)
İlgili kişi veya makamUyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hükümuyuşmazlığının giderilmesini istiyebilir. Bu haldeolumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılmasıile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kurallarıuygulanır."
VI. İNCELEME VE GEREKÇE
14.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan27/11/2023 tarihli toplantısında; Raportör-HâkimSüleyman ARIDURU'nun uyuşmazlığa konu kararlararasında hüküm uyuşmazlığıbulunmadığı yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan,ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurununreddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
15.2247 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 24. maddesihükmüne göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a)Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idari yargımercileri tarafından verilmesi,
b)Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c)Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d)Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
16.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari ve adli yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu, taraflardan en az birininaynı olduğu anlaşılmıştır.
17.Mağdur İsa Doğan'ın 5. Kor. As. Cezaevinde piyade er olarakaskerlik vazifesini yerine getirdiği esnada aynı yerde askerlikgörevini yapması nedeniyle arkadaşı olan sanıkkonumundaki piyade er M.Y.K ile 30/09/1995 günü sabahiçtimasından önce birbirlerinin belini kütletmekistedikleri ve mağdur ile sırt sırta vererek birbirlerinikaldırdıkları sırada mağdurun, sanığınsırtından kafa üstü beton zeminedüştüğü, sevk edildiği GATA HaydarpaşaAskeri Hastanesince tanzim edilen 15/12/1995 tarihli kati raporla hayatitehlike altına girdiği, olay tarihinden itibaren quadriplejinedeniyle rapor tarihine kadar süresi belli olmayan iş vegüç kaybına maruz kaldığınınbelirtildiği, bu suretle sanığın tedbirsizlik vedikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verdiğinin savunma, tanıkbeyanları ve tüm dosya kapsamıylaanlaşıldığı gerekçesiyle sanığınsevk maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle K.K.K. 5.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığıtarafından askeri yargı yerinde açılan davada, mahkemece"olay günü sanık ilemağdur birlikte askerlik görevine yaparken mağdurunsırtının ağrıdığı ve sanığabirbirlerinin sırtına vererek kaldırıp indirilmesihususunda anlaştıkları bu eylemi yaparken mağdurundüşerek ömür boyu iş ve gücünden kalacak veuzuv tatili olacak derecede yaralandığı vesanığın olayda 1/8 oranında kusurlu bulunduğumağdurun anlatımları, kati tabip raporu, yeminli tanıkbeyanları, sanığın savunmaları, nüfus vesabıka kaydı, kusur yönünden bilirkişi beyanı iletüm dosya kapsamından anlaşıldığındanbirbirini teyit ederek ve bütünleşerek sanıkhakkındaki iddiayı böylece doğrulayan kanıtlarkarşısında sanığın atılı suçununsubut bulduğu ve mahkumiyeti gerektiği" gerekçesiylesanık M.Y.K hakkında TCK'nin 459/2. maddesi uyarınca 337.500lira ağır para cezası ile mahkumiyetine karar verildiğianlaşılmıştır.
18.Davacı İsa Doğan vekili tarafından, müvekkilininaskerlik görevini yapmakta iken 29/09/1995 günü görevesnasında meydana gelen olay sonucunda yaralandığınıve görmüş olduğu tedavi sonucunda hakkındaaskerliğe elverişli değildir kararı verildiğini,olayın askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğini,olayda müvekkilinin herhangi bir kastı veya kusurununbulunmadığını, olayın ardından davacıya 5434sayılı Kanun hükümlerince emekli aylığıbağlanması talepli 13/11/2017 tarihli başvurularınındavalı idarenin 01/12/2017 tarihli işlemi ile reddedildiğini,davacının, kanun, tüzük ve emir dışındahareket etmiş olduğunu ortaya koyacak yeterli bilgi ve belgeninbulunmadığını ve maluliyetin 5434 sayılı Kanun'un45. maddesinde öngörüldüğü biçimdegörevin yapıldığı sırada ve görevdendoğan bir maluliyet olduğunu, davacının görev esnasındagörevin sebep ve tesiri ile sakatlandığından dava konusuret işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırıbulunması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiğini beyan ederekdavacıya 5434 sayılı Kanun ve sair ilgili mevzuat gereğincevazife malulü emekli aylığı bağlanmamasıişleminin iptaline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerindeaçılan davada ise, mahkemece "davacınınher hangi bir emir yada talimat olmaksızın sabah sporu öncesindeyemekhanenin önünde arkadaşı ileşakalaştığı sırada yaralandığı, buolay nedeniyle şakalaştığı arkadaşıhakkında dava açıldığı, yaralanma olayıaskerlik görevi esnasında meydana gelmekle birlikte, görevininneden ve etkisiyle değil, ortaya çıkan kaza sonucu meydanageldiği, bu durumun da askerlik durum belgesi ile tanık ifadelerindeortaya konulduğu göz önüne alındığında;davacı hakkında vazife malülü hükümlerininuygulanmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılıkgörülmemiştir." gerekçesiyle davanınreddine karar verildiği anlaşılmıştır.
19.Adli yargı yerinde, mağdur İsa Doğan'ın piyade erolarak askerlik vazifesini yerine getirdiği esnada aynı yerdeaskerlik görevini yapması nedeniyle arkadaşı olansanık konumundaki M.Y.K ile önce birbirlerinin belini kütletmekistedikleri ve mağdur ile sırt sırta vererek birbirlerinikaldırdıkları sırada mağdurun, sanığınsırtından kafa üstü beton zeminedüştüğü, olay tarihinden itibaren quadriplejinedeniyle rapor tarihine kadar süresi belli olmayan iş vegüç kaybına maruz kaldığınınbelirtildiği, bu suretle sanığın tedbirsizlik vedikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verdiği gerekçesiyleaçılan davada mağdurun yaralanmasına ilişkinsanığın kusuru noktasında bir yargılamayapılmış ve sanık hakkında mahkumiyet hükmükurulmuştur.
20.İdari yargı yerinde Davacı İsa Doğan'ın askerlikgörevini yapmakta iken görev esnasında meydana gelen olaysonucunda yaralandığını ve görmüşolduğu tedavi sonucunda hakkında askerliğe elverişlideğildir kararı verildiğini, olayın askerlik görevininsebep ve tesiri ile meydana geldiğini, olayda müvekkilinin herhangibir kastı veya kusurunun bulunmadığını, olayınardından davacıya 5434 sayılı Kanun hükümlerinceemekli aylığı bağlanması talepli 13/11/2017 tarihlibaşvurularının davalı idarenin 01/12/2017 tarihliişlemi ile reddedildiğini beyan ederek; davacıya 5434sayılı Kanun ve sair ilgili mevzuat gereğince vazife malulüemekli aylığı bağlanmaması işleminin iptalinekarar verilmesi istemiyle açılan davada ise, mahkemece; davacıhakkında vazife malullüğü hükümlerininuygulanıp uygulanamayacağının inceleme konusu yapılmaksuretiyle hüküm kurulduğu görülmektedir. Bunagöre uyuşmazlık yaratıldığı iddia olunanhükümlerin konusunun aynı olmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargıkararları arasında bir çelişkiden veya hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale gelmesinden bahsetmek mümküngörünmemektedir.
21.Bu durumda, adli ve idari yargı yerlerince farklı konularailişkin olarak verilen kararlar arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğundan sözedilemeyeceğinden; Çorlu Asliye Ceza Mahkemesi ile AnkaraBölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü için gerekli olan koşullardan, "aynı konuya ilişkin olması"koşulunun gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.
22.Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak, 2247sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen "aynı konuya ilişkin olması"koşulunu taşımayan başvurunun reddi gerekmiştir.
VII. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
2247sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen "aynıkonuya ilişkin olması" koşulunutaşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE,
27/11/2023tarihinde,OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Nilgün Doğan Eyüp
TOPAL TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN