T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016/456
KARAR NO : 2016/552
KARAR TR : 28.11.2016
ÖZET: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı : Ö.Ş. Vekili :Av. G. T. Davalı :Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı,Başbakanlık GümrükMüsteşarlığı Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü,Kaçakçılık İstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü, Ambarlı GümrükMüdürlüğü O L A Y : İstanbulKaçakçılık İstihbarat ve Narkotik GümrükMuhafaza Müdürlüğü’nce, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nce tescilli E.Elek. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmanın 24.01.2008/IM010852ve 05.02.2008/IM015783 tarih ve sayılı beyannamelerinin ithalatişlemlerinde kullanılan TSE uygunluk belgesi ile ilgili olarak firmanınortağı ve imza yetkilisi M.A., gümrükiş takipçisi T.A. ve gümrük müşaviridavacı Ö.Ş. hakkında yapılan soruşturmasırasında; TSE Avrupa Yakası İthalatMüdürlüğü tarafından ithalatınınmümkün olmadığı yönünde uygunsuzluk belgesiverilen eşyalarla ilgili sahte TSE uygunluk belgesi düzenlemeksuretiyle yurda eşya ithal ettiklerinin tespit edildiğininihbarı üzerine, davacı Ö.Ş. ve yukarıda isimleriyazılı kişiler hakkında, sahte TSE uygunluk belgesidüzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunuişledikleri ileri sürülerek cezalandırılmalarıiçin kamu davası açılmış; ayrıca,“İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veyabelli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesinetabi olan eşyayı, aldatıcı işlem vedavranışlarla ithal etmek” eyleminin de kabahatolduğu değerlendirilerek, davacı ve diğer kişileradına, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129, Karar No:2010/2290sayılı kararı ile, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3.maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncaayrı ayrı 339.806,95 TL idari para cezası verilmiş; İstanbul Kaçakçılık İstihbarat ve NarkotikGümrük Muhafaza Müdürlüğü’nce,Ambarlı GümrükMüdürlüğü’nce tescilli H. Aydınlatma Elek.İth.İhr.Ltd. Şti. unvanlı firmanın 18.12.2007/IM146903tarih ve sayılı beyannamesinin ithalat işlemlerindekullanılan TSE uygunluk belgesi ile ilgili olarak firmayı temsileyetkili şirket müdürü B.Ö., gümrükmüşaviri davacı Ö.Ş. ve gümrük iştakipçisi T.A. hakkında yapılan soruşturmasırasında; TSE Avrupa Yakası İthalatMüdürlüğü tarafından ithalatınınmümkün olmadığı yönünde uygunsuzluk belgesiverilen eşyalarla ilgili sahte TSE uygunluk belgesi düzenlemek suretiyleyurda eşya ithal ettiklerinin tespit edildiğinin ihbarıüzerine, davacı Ö.Ş. ve yukarıda isimleriyazılı kişiler hakkında, sahte TSE uygunluk belgesidüzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunuişledikleri ileri sürülerek cezalandırılmalarıiçin kamu davası açılmış; ayrıca,“İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veyabelli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesinetabi olan eşyayı, aldatıcı işlem vedavranışlarla ithal etmek” eyleminin de kabahatolduğu değerlendirilerek, davacı ve yukarıda isimleriyazılı kişiler adına, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı KabahatBürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat DefteriNo:2009/1274, Karar No:2010/2292 sayılı kararı ile de, 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikincifıkrası uyarınca ayrı ayrı 604.885,00 TL idari paracezası verilmiştir. Davacı Ö.Ş. ile T.A., Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129, Karar No:2010/2290sayılı kararı ile verilen idari yaptırımkararının kaldırılması istemiyle ayrı ayrıitiraz dilekçeleriyle adli yargı yerine başvuruda bulunmuşlar,Büyükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nce, 2011/463D.İş numarasına kaydedilen davacıya ait başvurudosyası, T.A.’e ait olup Mahkemenin 2011/106D.İş numarasına kaydedilen dava dosyası ile her iki davadosyası arasında hukuki ve fiili irtibat olduğu gerekçesiylebirleştirilerek, yargılama ve incelemenin 2011/106 D. İşsayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine,2011/463 D.İş sayılı dosyasınınkaydının bu şekilde kapatılmasına karar verilmiştir. BÜYÜKÇEKMECE 3.SULH CEZA MAHKEMESİ; 15.7.2013 gün ve D.İş No:2011/106 sayıile; 5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu ile yeniden düzenlendiği vebu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesi olarak gösterildiğigerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir. Bu kez, davacı Ö.Ş., Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129, Karar No:2010/2290sayılı kararı ile aynı CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1274, Karar No:2010/2292sayılı kararı ile verilen idari yaptırımkararlarının kaldırılması istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nce,davacı Ö.Ş. tarafından, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosu’nun,6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1274, Karar No:2010/2292sayılı kararı ile verilen idari yaptırım kararınınkaldırılması istemiyle dava açıldığıbelirtilerek, savcılık tarafından verilen idariyaptırım kararının, 5326 sayılı Yasakapsamında kalan idari yaptırım kararı niteliğindebulunduğu, bu karara karşı 5326 sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğiaçıklanarak, davanın görev yönündenreddine karar verilmesi üzerine, karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiş, Danıştay 10. Dairesi, 28.12.2015 gün veE:2014/2267, K:2015/6272 sayılı kararı ile, davanın Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010gün ve 2010/2290 ve 2010/2292sayılı idariyaptırım kararlarının kaldırılması istemiyleaçıldığını belirterek, davadosyasının 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesiuyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, davanıngörev yönünden reddine şeklinde verilen kararda hukukiisabet bulunmadığı gerekçesiyle kararınbozulmasına karar vermiştir. İSTANBUL 3. İDAREMAHKEMESİ; 23.5.2016 gün ve 2016/849 sayı ile; savcılıktarafından, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’ndayapılan değişiklikten önce bu Kanun uyarınca verilenidari yaptırım kararına karşı 5326 sayılıKanunun 27. maddesi hükmü gereğince sulh ceza mahkemesineitiraz edilebileceği açıklanarak, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'nebaşvurulmasına karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 28.11.2016 günlütoplantısında: 1-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında,“2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyleincelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden,savcının ya da şahsi davacının talebi ile başlayanyargılaması sonunda sanığın mahkûmiyetine ya daberaatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleriarasında çıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılmasıgerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idariorganlara bırakılan cezalar, adli nitelikteolmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya daaçılan davalar ‘ceza davası’ olaraknitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalarailişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin HukukBölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgöz önüne alındığında, olaybölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığınınHukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, “davacı Ö.Ş.tarafından, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosu’nun,6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129,Karar No:2010/2290 sayılı kararı ile verilen idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleaçılan dava yönünden oluşan” görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi . II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. mad-desinin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin onbirinci fıkrasında, “İthali, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal edenkişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin ikikatı idari para cezası verilir”, “Nitelikli haller”başlığı altında düzenlenen 4. maddesinin ikincifıkrasında, “Bu Kanunda tanımlanan suçların,üç veya daha fazla kişi tarafından birlikteişlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır”,“Yetkili merciler”başlığı altında düzenlenen 17. maddesinin birincifıkrasında, “Bu Kanun hükümlerine göre idaripara cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı, 14üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuyageçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebiüzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunuhükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir”denilmekte iken; Kanunun 3. maddesinin başlığı“Kaçakçılık suçları”, maddeninon birinci fıkrası ise, (Değişik: 18/6/2014-6545/89md.) Ulusal markeruygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumununbelirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veyahiç içermeyen akaryakıtı; a)Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, b) Satışa arz eden veya satan, c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçlasatın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olanakaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğununanlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüneistinaden cezaya hükmolunur.”şeklinde yeniden düzenlenmiş, 28.3.2013 gün ve 6455sayılı Kanunun 66. maddesiyle 17. maddesinin birincifıkrası yürürlükten kaldırılmış,aynı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesininikinci fıkrasında ise, “Bu Kanunun yayımı tarihindenönce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulü 5252 sayılı Kanunun9 uncu maddesi hükmüne göre yapılır”hükmü yer almıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılan eşyanınithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,bu vergilerinüç katı para cezası alınır ” denilmekteiken, madde; “1. Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonrakontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ithalinin yasaklanmışolduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrük vergilerininalınmasının yanı sıra, gümrüklenmişdeğerinin dört katı idari para cezası verilir. b) (a) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına altı yüz Türk Lirasıolarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. c) Eşyanınithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. d) (c) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2. İhracat rejimine tabitutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene vedenetleme veya kontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ihracının yasaklanmışolduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir. b) Eşyanın ihracı,lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar idaripara cezası verilir. 3. Yolcuların,gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşyakapsamı dışında olup beyanlarına aykırıolarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşımaaraçlarında çıkan ya da başkasına aitolduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdiklerieşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır veeşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileriödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4. Birinci fıkranın (a)ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir ve eşya 177 ila 180 inci maddehükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur. 5. Türkiye GümrükBölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbestdolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin birşekilde farklı cinste eşya olduğunun tespiti halinde,farklı çıkan eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir ”şeklinde28/3/2013gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12 maddesi ile yenidendüzenlenmek suretiyle, 5607 sayılı Kanun’dakaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgilidüzenlemeler tamamen ortadan kaldırılmış,4458sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun’un“ İtirazlar ” başlığı altındadüzenlenen 242.maddesinde ise, “1. Yükümlüler kendilerine tebliğedilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargımercilerine başvuru-labilir ” hükmü yeralmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi” başlığınıtaşıyan 23. maddesinde, “(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkçahüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarîyaptırım kararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suçdolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında birkabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyetsavcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiş; 5252 sayılı“Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun”un, “Lehe olan hükümlerinuygulanmasında usul ” başlığı altındadüzenlenen 9. maddesinde ise, “ ….. (3) Lehe olanhüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütünhükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkansonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasısuretiyle belirlenir ” hükmü yeralmıştır. Dosyanınincelenmesinden, İstanbul Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarıncadavacı hakkında yapılan soruşturma sırasında, TSEAvrupa Yakası İthalat Müdürlüğü tarafındanithalatının mümkün olmadığıyönünde uygunsuzluk belgesi verilen eşyalarla ilgili sahte TSEuygunluk belgesi düzenlemek suretiyle yurda eşya ithal ettiğinintespit edilmesi üzerine yapılan ihbar sonucunda, davacınınresmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasıistemiyle kamu davası açıldığı, ayrıca,“İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veyabelli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesinetabi olan eşyayı, aldatıcı işlem vedavranışlarla ithal etmek” eyleminin de kabahat olduğudeğerlendirilerek, davacı ve yukarıdaisimleri yazılı kişiler adına,Büyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat DefteriNo:2009/1129, Karar No:2010/2290 sayılı kararı ile, 5607sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun3. maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca ayrı ayrı 339.806,95 TL idari para cezası verildiğianlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır”; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir”düzenlemeleri yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olaytarihinde yürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında, soruşturma konusunun suçolmayıp, kabahat olduğu değerlendirilerek, 5326 sayılı Kanun uyarınca, CumhuriyetSavcısı tarafından davacıya verilen idari paracezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesindebelirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu veKabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinindikkate alınacağı, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin suç değil dekabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırımkararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığıkararına itiraz edildiği takdirde, idari yaptırımkararına karşı başvurunun da bu itiraz merciindeinceleneceği açıkça belirtildiğinden, 5607sayılı Kanun’un 28.3.2013 gün ve 6455sayılı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8.maddesinin ikinci fıkrasında da, bu Kanunun yayımıtarihinden önce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulünün 5252 sayılıKanunun 9. maddesi hükmüne göre yapılacağıbelirtildiğinden, davanın görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul 3. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile, Büyük-çekmece 3. SulhCeza Mahkemesince verilen 15.07.2013 gün ve D.İş No:2011/106 sayılı görevsizlikkararının davacı Ö.Ş. tarafından, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Büro-su’nun, 6.12.2010gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129, KararNo:2010/2290 sayılı kararı ile verilen idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleaçılan dava yönünden verilen kısmının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İstanbul 3. İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUNKABULÜ ile, Büyükçekmece 3. SulhCeza Mahkemesince verilen 15.07.2013 gün ve D.İş No:2011/106 sayılı görevsizlikkararının davacı Ö.Ş. tarafından, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129, KararNo:2010/2290 sayılı kararı ile verilen idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleaçılan dava yönünden verilen kısmının KALDIRILMASINA,28.11.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy