T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016/584
KARAR NO : 2016/588
KARAR TR : 28.11.2016
ÖZET: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı :T.A. Vekili :Av. M. A. Davalı :Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı,Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü, Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü, Ambarlı GümrükMüdürlüğü O L A Y : İstanbulKaçakçılık İstihbarat ve Narkotik GümrükMuhafaza Müdürlüğü’nce, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nce tescilli E. Elek. İth. İhr.San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmanın 24.01.2008/IM010852 ve05.02.2008/IM015783 tarih ve sayılı beyannamelerinin ithalatişlemlerinde kullanılan TSE uygunluk belgesi ile ilgili olarak firmanınortağı ve imza yetkilisi M. A., gümrükiş takipçisi davacı T.A. ve gümrükmüşaviri Ö.Ş. hakkında yapılan soruşturmasırasında; TSE Avrupa Yakası İthalatMüdürlüğü tarafından ithalatınınmümkün olmadığı yönünde uygunsuzluk belgesiverilen eşyalarla ilgili sahte TSE uygunluk belgesi düzenlemeksuretiyle yurda eşya ithal ettiklerinin tespit edildiğinin ihbarıüzerine, davacı T.A. veyukarıda isimleri yazılı kişiler hakkında, sahte TSEuygunluk belgesi düzenlemek suretiyle resmi belgede sahteciliksuçunu işledikleri ileri sürülerekcezalandırılmaları için kamu davasıaçılmış; ayrıca, “İthali, lisansa,şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşlarınvereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek”eyleminin de kabahat olduğu değerlendirilerek, davacı ve diğerkişiler adına, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1129, Karar No:2010/2290sayılı kararı ile, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3.maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncaayrı ayrı 339.806,95 TL idari para cezası verilmiştir. Davacı T.A.vekili ile Ö.Ş., BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı KabahatBürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat DefteriNo:2009/1129, Karar No:2010/2290 sayılı kararı ile verilen idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyle ayrıayrı itiraz dilekçeleriyle adli yargı yerine başvuruda bulunmuşlar,Büyükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nce, 2011/463D.İş numarasına kaydedilen Ö.Ş.’e aitbaşvuru dosyası, davacı T.A.’eait olup Mahkemenin 2011/106 D.İş numarasına kaydedilen davadosyası ile her iki dava dosyası arasında hukuki ve fiiliirtibat olduğu gerekçesiyle birleştirilerek, yargılama veincelemenin 2011/106 D. İş sayılı dava dosyasıüzerinden yürütülmesine, 2011/463 D.İşsayılı dosyasının kaydının bu şekildekapatılmasına karar verilmiştir. BÜYÜKÇEKMECE 3.SULH CEZA MAHKEMESİ; 15.7.2013 gün ve D.İş No:2011/106 sayıile; 5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu ile yeniden düzenlendiği vebu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesi olarak gösterildiğigerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, verilen karar itirazedilmeden kesinleşmiştir. Bu kez, davacı T.A. vekili, aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nce,savcılık tarafından verilen idari yaptırımkararının, 5326 sayılı Yasa kapsamında kalan idariyaptırım kararı niteliğinde bulunduğu, bu kararakarşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca sulhceza mahkemesine itiraz edilebileceği açıklanarak, davanın görev yönünden reddine karar verilmesiüzerine, karar taraflarca temyiz edilmiş, Danıştay 10.Dairesi, 10.3.2016 gün ve E:2014/696, K:2016/1290 sayılıkararı ile, dava dosyasının 2247 sayılı Kanun’un19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerekirken,davanın görev yönünden reddine şeklinde verilenkararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiylekararın bozulmasına karar vermiştir. İSTANBUL 10.İDARE MAHKEMESİ; 4.10.2016 gün ve 2016/1672 sayı ile; savcılıktarafından, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’ndayapılan değişiklikten önce bu Kanun uyarınca verilenidari yaptırım kararına karşı 5326 sayılıKanunun 27. maddesi hükmü gereğince sulh ceza mahkemesineitiraz edilebileceği açıklanarak, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'nebaşvurulmasına ve işinincelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesi’nin karar vermesinedeğin ertelenmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıylayapılan 28.11.2016 günlü toplantısında: 1-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında,“2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyleincelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden,savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkûmiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri veadli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerindendolayı bu davalara ilişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin HukukBölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgöz önüne alındığında, olaybölümünde yazılı başvuru konusu görevuyuşmazlığının Hukuk Bölümündeincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde kesinleşme şerhli adli yargı kararı ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından,“davacı T.A.tarafından idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyle açılandava yönünden oluşan” görevuyuşmazlığın esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. mad-desinin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin onbirinci fıkrasında, “İthali, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal edenkişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin ikikatı idari para cezası verilir”, “Nitelikli haller”başlığı altında düzenlenen 4. maddesinin ikincifıkrasında, “Bu Kanunda tanımlanan suçların,üç veya daha fazla kişi tarafından birlikteişlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır”,“Yetkili merciler” başlığıaltında düzenlenen 17. maddesinin birinci fıkrasında,“Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına kararvermeye Cumhuriyet savcısı, 14 üncü maddehükümlerine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesine iseCumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza mahkemesiyetkilidir. Bu kararlara karşı, 30/3/2005 tarihli ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre kanun yolunabaşvurulabilir” denilmekte iken; Kanunun 3. maddesininbaşlığı “Kaçakçılıksuçları”, maddenin on birinci fıkrası ise,(Değişik: 18/6/2014-6545/89 md.) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, EnerjiPiyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altındaulusal marker içeren veya hiç içermeyenakaryakıtı; a)Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, b) Satışa arz eden veya satan, c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçlasatın alan, kişi iki yıldan beşyıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ilecezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesigeçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurdasokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkrahükmüne istinaden cezaya hükmolunur.” şeklinde yenidendüzenlenmiş, 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 66.maddesiyle 17. maddesinin birinci fıkrası yürürlüktenkaldırılmış, aynı Kanunun 64. maddesi iledüzenlenen geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında ise,“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanunamuhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması usulü5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göreyapılır” hükmü yer almıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşya çıkarılmasıhalinde,çıkarılan eşyanın ithalat veya ihracatvergilerinin yanı sıra,bu vergilerin üç katı paracezası alınır ” denilmekte iken, madde; “1. Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonrakontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ithalinin yasaklanmışolduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrük vergilerininalınmasının yanı sıra, gümrüklenmişdeğerinin dört katı idari para cezası verilir. b) (a) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına altı yüz Türk Lirasıolarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. c) Eşyanınithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. d) (c) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2. İhracat rejimine tabitutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene vedenetleme veya kontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ihracınınyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir. b) Eşyanın ihracı,lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar idaripara cezası verilir. 3. Yolcuların,gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşyakapsamı dışında olup beyanlarına aykırıolarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşımaaraçlarında çıkan ya da başkasına aitolduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdiklerieşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır veeşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileriödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4. Birinci fıkranın (a)ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir ve eşya 177 ila 180 inci maddehükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur. 5. Türkiye GümrükBölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbestdolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin birşekilde farklı cinste eşya olduğunun tespiti halinde,farklı çıkan eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir ”şeklinde28/3/2013gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12 maddesi ile yenidendüzenlenmek suretiyle, 5607 sayılı Kanun’dakaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgilidüzenlemeler tamamen ortadan kaldırılmış,4458sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun’un“ İtirazlar ” başlığı altındadüzenlenen 242.maddesinde ise, “1. Yükümlüler kendilerine tebliğedilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargımercilerine başvuru-labilir ” hükmü yeralmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi” başlığınıtaşıyan 23. maddesinde, “(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkçahüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarîyaptırım kararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suçdolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında birkabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyetsavcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiş; 5252 sayılı“Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun”un, “Lehe olan hükümlerin uygulanmasındausul ” başlığı altında düzenlenen 9.maddesinde ise, “ ….. (3) Lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütünhükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkansonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasısuretiyle belirlenir ” hükmü yer almıştır. Dosyanınincelenmesinden, İstanbul Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarıncadavacı hakkında yapılan soruşturma sırasında, TSEAvrupa Yakası İthalat Müdürlüğütarafından ithalatının mümkün olmadığıyönünde uygunsuzluk belgesi verilen eşyalarla ilgili sahte TSEuygunluk belgesi düzenlemek suretiyle yurda eşya ithal ettiğinintespit edilmesi üzerine yapılan ihbar sonucunda, davacınınresmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasıistemiyle kamu davası açıldığı, ayrıca,“İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veyabelli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesinetabi olan eşyayı, aldatıcı işlem vedavranışlarla ithal etmek” eyleminin de kabahatolduğu değerlendirilerek, davacı veyukarıda isimleri yazılı kişiler adına,Büyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat DefteriNo:2009/1129, Karar No:2010/2290 sayılı kararı ile, 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikincifıkrası uyarınca ayrı ayrı 339.806,95 TL idaripara cezası verildiği anlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektirenbütün fiiller hakkında, uygulanır”; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir”düzenlemeleri yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kurallarıkamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olaytarihinde yürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında, soruşturma konusunun suçolmayıp, kabahat olduğu değerlendirilerek, 5326 sayılı Kanun uyarınca, CumhuriyetSavcısı tarafından davacıya verilen idari paracezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesindebelirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu veKabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinindikkate alınacağı, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin suç değil dekabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırımkararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığıkararına itiraz edildiği takdirde, idari yaptırımkararına karşı başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceğiaçıkça belirtildiğinden, 5607 sayılıKanun’un 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 64.maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesinin ikincifıkrasında da, bu Kanunun yayımı tarihinden önceişlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerinuygulanması usulünün 5252 sayılı Kanunun 9. maddesihükmüne göre yapılacağı belirtildiğinden,davanın görüm ve çözümünde adliyargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul 10. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile Büyük-çekmece 3.Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.07.2013 gün ve D.İşNo:2011/106 sayılı görevsizlikkararının davacı T.A.ile ilgili kısmınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İstanbul 10. İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUNKABULÜ ile Büyükçekmece 3.Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.07.2013 gün ve D.İşNo:2011/106 sayılı görevsizlikkararının davacı T.A.ile ilgilikısmının KALDIRILMASINA, 28.11.2016 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy