T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016/585
KARAR NO : 2016/589
KARAR TR : 28.11.2016
ÖZET: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı :Y.T. Vekilleri : Av. Z.E.,Av. E.A. Davalı : Adalet Bakanlığı Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı, İstanbul Gümrük ve MuhafazaBaşmüdürlüğü O L A Y : İstanbulKaçakçılık İstihbarat ve Narkotik GümrükMuhafaza Müdürlüğü’nce yapılansoruşturma sırasında, Ambarlı GümrükMüdürlüğü’nce T-A. İhracat Sanayi veTicaret Limited Şirketi unvanlı firma adına tescilli6.10.2010/AN014252 tarih ve sayılı Antrepo Beyan-namesimuhteviyatı eşyaların alıcısı T-A.İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı fir-manınortağı ve imza yetkilisi Ş.Ç. ile E.Ç.ve Gümrük Müşaviri olarak çalışan Y.O. ile,bu eşyaların depolandığı İkiel GıdaPazarlama Tekstil İnşaat Taahhüt Lojistik Sanayi ve TicaretLimited Şirketinin ortağı davacı Y.T. hakkında, buşirkete ait A34000338 kod numaralı A tipi genel antrepoda bulunanserbest dolaşımda olmayan( Ambarlı GümrükMüdürlüğü’nce tescilli 6.10.2010/AN014252 tarihve sayılı Antrepo Beyannamesi muhteviyatı eşyaları)gümrük işlemine tabi tutmaksızın Türkiye’yeithal ettiklerinden bahisle yapılan ihbar üzerine, eyleminkabahat olduğu değerlendirilerek, davacı ve isimleriyukarıda belirtilen kişiler adına, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosu’nun, 5.10.2011 gün ve Kabahat Defteri No:2011/845, Karar No:2011/2113sayılı kararı ile, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesininsekizinci ve 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrıayrı 449.261,58 TL idari para cezası verilmiştir. Davacı vekili, idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleadli yargı yerine başvuruda bulunmuştur. BÜYÜKÇEKMECE1. SULH CEZA MAHKEMESİ; 10.6.2013 gün ve D.İş:2011/1484sayı ile; 5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklikile kaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235. maddesi ile yenidendüzenlendiği ve bu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesiolarak gösterildiği gerekçesiyle başvurunun görev yönündenreddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir. Davacı vekili,bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul 6. İdareMahkemesi’nce, 9.9.2013 gün ve E:2013/1841, K:2013/1502sayılı karar ile, idari para cezasının 5607sayılı Kanun uyarınca cumhuriyet savcısıtarafından verildiği, bu durumda 5326 sayılı Kanunuyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğiaçıklanarak, açılan davanın görüm veçözüm görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyledavanın görev yönünden reddine karar verilmesiüzerine, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş,Danıştay 10. Dairesi, 18.6.2014 gün ve E:2014/280, K:2014/4111sayılı kararı ile, dava dosyasının görevliyargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesi gerekirken, davanın görev yönündenreddine şeklinde verilen kararda hukuki isabet bulunmadığıgerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiş,davalı kurum tarafından yapılan karar düzeltme talebi,Dairenin 2.6.2016 gün ve E:2015/123, K:2016/3020 sayılıkararı ile reddedilmiştir. İSTANBUL 6.İDARE MAHKEMESİ; 10.8.2016 gün ve E:2016/1485 sayı ile, 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nda idari para cezalarına karşı idari yargıyerinin görevli olduğuna dair bir hükümbulunmadığı ve idari para cezasının 5607sayılı Kanun uyarınca cumhuriyet savcısıtarafından verildiği açıklanarak, davanınçözümünün adli yargı yerine ait olduğugerekçesiyle 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına ve işin incelenmesininUyuşmazlık Mahkemesi’nin karar vermesine değinertelenmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıylayapılan 28.11.2016 günlü toplantısında: 1-İLKİNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenipdeğerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘cezauyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya daşahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatinehükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasındaçıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği…”açıkça belirtilmiştir. Bu durum gözönüne alındığında, olay bölümündeyazılı başvuru konusu görevuyuşmazlığının Hukuk Bölümündeincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının, Mahkemeceekinde adli yargı dosyası da temin edilerek UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi . II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin sekizinci ve 4. maddesi-nin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasının kaldırılmasıistemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesininsekizinci fıkrasında, “Antrepo veya geçici depolamayerlerindeki serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı,gümrük idaresinin izni olmadan kısmen veya tamamençıkaran veya değiştiren kişiye, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir ”, 4.maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu Kanundatanımlanan suçların ve kabahatlerin, üç veya dahafazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek cezayarı oranında artırılır”, “Yetkilimerciler” başlığı altında düzenlenen 17.maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun hükümlerinegöre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı,14 üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuyageçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebiüzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunuhükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir”denilmekte iken; Kanunun 3. maddesinin başlığı“Kaçakçılık suçları”, maddeninsekizinci fıkrası ise, “ İhracı kanun gereğiyasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişi fiildaha ağır cezayı gerektiren başka bir suçoluşturmadığı takdirde altı aydan iki yılakadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıile cezalandırılır” şeklinde önce 28.3.2013gün ve 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile yenidendüzenlenmiş, daha sonra 18.6.2014 gün ve 6545 sayılıKanunun 89. maddesiyle fıkrada yer alan “altı aydan ikiyıla” ibaresi “bir yıldan üçyıla” şeklinde değiştirilmiş,“4.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “vekabahatlerin” ibareleri, 28.3.2013 gün ve 6455 sayılıKanunun 55. maddesiyle madde metninden çıkarılmış,aynı Kanunun 66. maddesiyle 17. maddesinin birinci fıkrasıyürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesinin ikincifıkrasında ise, “Bu Kanunun yayımı tarihindenönce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulü 5252 sayılı Kanunun9 uncu maddesi hükmüne göre yapılır”hükmü yer almıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılaneşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,buvergilerin üç katı para cezası alınır ”denilmekte iken, madde; “1.Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrolsonucunda; a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerle ithalininyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra,gümrüklenmiş değerinin dört katı idari paracezası verilir. b)(a) bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde geleneşya için ton başına otuz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına altı yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. c)Eşyanın ithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıyaveya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilikbelgesine tabi olduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabideğilmiş veya belge alınmış gibi beyanedildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanın gümrük vergilerininyanı sıra, eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir. d)(c) bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde geleneşya için ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2.İhracat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak,yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya kontrol sonucunda; a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerleihracının yasaklanmış olduğunun tespiti halinde,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. b)Eşyanın ihracı, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olduğu halde uygunluk veyeterlilik belgesine tabi değilmiş veya belge alınmışgibi beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanıngümrüklenmiş değeri kadar idari para cezası verilir. 3.Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel vehediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarınaaykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veyataşıma araçlarında çıkan ya dabaşkasına ait olduğu halde kendi eşyasıymışgibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki katolarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Gümrükvergileri ödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4.Birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir veeşya 177 ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiyeye tabitutulur. 5.Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen ve transit rejimbeyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın,beyan edilenden belirgin bir şekilde farklı cinste eşyaolduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir ” şeklinde 28/3/2013 gün ve 6455 sayılıKanun’un 12 maddesi ile yeniden düzenlenmek suretiyle, 5607sayılı Kanun’da kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatlerle ilgili düzenlemeler tamamen ortadankaldırılmış, 4458 sayılı Kanun ilekaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatler yenidendüzenlenmiştir. Bu Kanun’un “ İtirazlar ”başlığı altında düzenlenen 242.maddesinde ise,“1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilengümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işleminyapıldığı yerdeki idari yargı mercilerinebaşvuru-labilir” hükmü yer almıştır. 30.3.2005 gün ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyetsavcısının karar verme yetkisi ”başlığını taşıyan 23. maddesinde ise,“(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkçahüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarîyaptırım kararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suçdolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında birkabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyetsavcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir” denilmiş;aynı Kanun’un “Başvuru yolu”başlığı altında düzenlenen 27. maddesininaltıncı fıkrasında, “Soruşturma konusu fiilinsuç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyleidari yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yerolmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idariyaptırım kararına karşı başvuru da bu itirazmerciinde incelenir” ; 5252sayılı “Türk Ceza Kanununun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkında Kanun”un, “Lehe olanhükümlerin uygulanmasında usul”başlığı altında düzenlenen 9. maddesinde ise,“ ….. (3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonrakikanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,ortaya çıkan sonuçların birbirleriylekarşılaştırılması suretiyle belirlenir ”hükmü yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarıncadavacı Y.T. hakkında yapılan soruşturmasırasında, soruşturma konusu “antrepo veya geçicidepodaki serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı izinsiz olarakçıkarmak veya değiştirmek” eylemi hakkındabir karar verilmesi için, soruşturma dosyasınınBüyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosuna gönderildiği ve BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosunca,eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek idari paracezasını gerektirdiği nedeniyle, davacının 5607sayılı Kanun’un 3. maddesi sekizinci fıkrası uyarıncaidari para cezası ile cezalandırılmasına kararverildiği anlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır”;Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27.maddesinin 1. fıkrasında ise “idari para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş güniçinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süreiçinde başvurunun yapılmamış olması halindeidari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleriyer almıştır. Budüzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenenuyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olay tarihindeyürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında soruşturma konusunun suçolmayıp, kabahat olduğu değerlendirilerek, 5326 sayılıKanun uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafındandavacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınacağı,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca veaynı maddenin altıncı fıkrasında, soruşturmakonusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğugerekçesiyle idari yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmayayer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idariyaptırım kararına karşı başvurunun da bu itirazmerciinde inceleneceği açıkça belirtildiğinden, 5607sayılı Kanun’un 28.3.2013 gün ve 6455 sayılıKanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesinin ikincifıkrasında da, bu Kanunun yayımı tarihinden önceişlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerinuygulanması usulünün 5252 sayılı Kanunun 9 uncumaddesi hükmüne göre yapılacağıdüzenlendiğinden, davanın görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul 6. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinceverilen 10.6.2013 gün ve D.İş:2011/1484 sayılıgörev-sizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İstanbul 6. İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUNKABULÜ ile, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinceverilen 10.6.2013 gün ve D.İş:2011/1484 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.11.2016gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy