T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017/147
KARAR NO : 2017/186
KARAR TR : 13.3.2017
ÖZET : 2247 sayılı Yasa’nın 20. maddesi kapsamında görev uyuşmazlığının çözümü için Uyuşmazlık Mahkemesine başvuru yapabilecek mercilerin, temyiz incelemesi yapmaya yetkili yüksek mahkemeler olduğunun belirlenmesine karşın, Bölge Adliye Mahkemesinin yasa metninde geçtiği şekilde yüksek mahkeme olarak kabulü mümkün olmadığından, başvuru koşullarının oluşmaması nedeniyle, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :T. İnş.Taah.San.ve Tic. A.Ş.
Vekili :Av. M.D.
Davalı : KadıköyBelediye Başkanlığı
Vekili : Av. C.G.
O L A Y :Davcı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket ile MaliyeHazinesinin Kadıköy İlçesi,Tuğlacıbaşı Mahallesinde bulunan 421 ada, 161 parselsayılı taşınmaz üzerine yapılacak inşaat veİstanbul Meteoroloji Bölge Müdürlüğüne aithizmet binalarının Kartaldaki taşınmaza yapılmasıhususunda Maliye Bakanlığı İstanbulDefterdarlığı ile düzenleme şeklinde katkarşılığı inşaat sözleşmesi yaparakanlaştıklarını, daha sonra 10.05.2007 tarihinde eksözleşme yapıldığını, 28.08.2007 tarihindeuygulama protokolü imzalandığını, proje ve sair yasalişlemlere 2005 yılında başlandığını,inşaat ruhsatının 19.09.2007 tarihinde davalı Belediyetarafından verildiğini, inşaat yapılacak 161 parselin dahasonra 285 ve 286 parseller ile yeşil alan, yol, kültürel tesisparsellerine ayrıldığını, 18.02.2005 tarihinde 1/5000ölçekli imar planının meclis kararı ileonaylandığını, 1/1000 lik imar planının11.05.2006 da İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı meclis kararı ileonaylandığını, 04.08.2006 da kesinleştiğini, buplana itirazın Kadıköy Belediye Meclisinin 08.09.2006 tarihlikararı ile reddedildiğini, 27.11.2006 da davacının imardurumu verilmesi için başvuru yaptığını,belediyenin İstanbul 7.İdare Mahkemesinde planın iptaliiçin dava açıldığını bahane ederek imardurumu verilemeyeceğini bildirdiğini, bu duruma itirazedildiğini, daha sonra 22.02.2007 tarihinde belediyeninkısıtlı imar durumu verdiğini, 04.04.2007 de İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı tarafındanAvan Projenin onaylanarak Kadıköy Belediye Başkanlığınagönderildiğini, inşaat ruhsatı vermeyen davalıbelediyeye 21.06.2007 de müracaat edildiğini, bunun üzerinedavalı Belediyenin 19.09.2007 de A,B,C,D bloklar için ayrıayrı yapı ruhsatı verdiğini, onay tarihinin 11.05.2006olarak görüldüğünü, hafriyat devam ederkenbelediyenin müracaatı üzerine İstanbul 4.İdareMahkemesinin 2006/2769 dosyasında 1/5000 lik nazım imarplanının yürütmesinin durdurulduğunu, ancakdavacı şirkete verilen yapı ruhsatının iptaledilmediğini, 1/1000 lik planın yürürlükte olduğunu,davacı şirketin bu karara itiraz ederek davaya müdahaleettiğini ve ayrıca 1/5000 lik imar planının tadilatteklifini İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı’na sunduğunu, tadilat teklifinin23.05.2008 de onaylandığını, KadıköyBelediyesinin ikinci plana da itiraz ettiğini, temel ruhsatınındeğerlendirilmesi için 27.08.2009 da belediyeye dilekçeverdiklerini ancak kabul edilmediğini, İstanbul 4.İdareMahkemesinin 1/5000 lik imar planını yasaya uygun görerekdavayı reddettiğini, İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı meclisinin 16.10.2009 tarihli kararı ilemahkeme kararının Danıştaydan dönmesinin beklenmesinekarar verdiğini, Kadıköy Belediyesinin İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı’nayazı yazarak 1/5000 lik imar durumunun geçerli olupolmadığını sorduğunu, İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı’nın14.05.2010 da uygulamanın yapılmasına karar verdiğini vebunu 10.06.2010 da Kadıköy Belediyesine bildirdiğini, buyazının gelmesi üzerine davacının büyükçapta zarara uğramasına rağmen işebaşladığını, bu defa da davalı belediyenin yasadışı eylemlere başvurarak şantiye girişinibelediye araçları ile kapattığını, bununyanında çeşitli engellemelere ve davacının ticariitibarına haksız saldırı faaliyetlerinegiriştiğini, buna ilişkin mahkeme delil tespit tutanakları,bilirkişi raporları ve noter tespitlerinin bulunduğunu,Danıştay 6.Dairesinin 2002/4645 sayılı kararında imarplanının yargı kararı ile iptal edilmesinin bu plana uygunalınmış ruhsatları ortadankaldırmayacağından yapının mühürlenerek durdurulmasınailişkin işlemlerin hukuka aykırıolmadığını açıklandığını,inşaata 2010 tarihinde başlanabildiği içinKadıköy Belediyesinin yasa dışı ve kasti engellemelerisebebi ile işin yapım süresinin ve maliyetlerinin önemlişekilde arttığını, davalının tümeylemlerinin idari tasarruf değil yasa dışı eylemlerniteliğinde olduğunu, davalının 7 yıllıksüre boyunca davacıyı oyaladığını,davacının inşaat ruhsatından sonra sadece 6 ayçalışabildiğini, davalının eylemlerinin idaribir tasarruf değil, tamamen keyfi haksız eylem sayılanhareketler olduğunu, idari usul ve esaslar dışında idareceyapılan haksız fiil niteliğitaşıdığından bu eylemlerden dolayıyargılamanın Adli Yargıda yapılması gerektiğini,bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesinin 2009/244 sayılı kararıolduğunu ve hukuki ihtilafın çözümündemahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, ileri sürerekdavacı şirketin uğradığı zarar, inşaatmaliyetlerinin artış sebebi ile zarar ve ziyanı,kullanılmaya mecbur kalınan krediler sebebi ile ödenen faizler,bu suret içinde istihdam edilen zaruri personele ödenen aylıkve sosyal haklar sebebi ile uğranılan zararın fazlayailişkin talep hakkı saklı kalmak kaydı ile 5.000.000.TL.nın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdantahsilini, ayrıca davalı belediyenin ağır hizmet kusuru ilede manevi tazminat yükümlüsü olduğunu vedavalının kastının da aranmayacağını iddiaederek 1.000.000.TL manevi tazminatın da dava tarihinden itibaren yasalfaizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerindedava açmıştır.
İstanbulAnadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi : 8.11.2016 gün ve E:2015/57,K:2016/344 sayı ile,
“…Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre;
a) Davalıtaraf başlangıçta ve yargılama aşamasındaısrarlı bir şekilde, davanın Belediyenin,davacının iddiasının tamamen davalı idarenin hizmetkusuruna dayalı olması bakımından idari yargınıngörev alanına girmesi sebebi ile davanın görevyönünden reddini savunmuş ise de, inşaatıngecikmesinin davalı belediyenin haksız fiil niteliğindekiişlem ve eylemlerinden kaynaklandığı ve bu sebepleİdari Yargının görevli olmadığı, haksızfiiller sebebi ile inşaatı geciktirmesinden doğan davanınAdli Yargının görevine girdiği ve mahkememizin görevliolduğu kanaatine varıldığından davalı idareningörev itirazının reddine karar verilmesi,
b)Kadıköy Belediyesinin, Mahkemelerin tespit raporları, Notertutanakları, gazete beyanları ve toprak sahibi kurumun (kamu kurumu)elemanlarınca tutulmuş tespitlerle de parseldeki inşaatlaraengelleme yapmış olduğu ve yer teslimi tarihi itibari ile 30aylık süre sonunda (29/11/2007-29/05/2010) tamamlanmasına maniolduğu inşaatı zamanında tamamlayamaması sebebi iledavacı şirketin maddi zararları oluştuğu,
c) Dava tarihiitibari ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Birimfiyatları ile 4 bloğun tamamlanma maliyetleri 88.493.097.TLKadıköy Belediyesinin yapmış olduğu engellemelersonucu T. İnşaat Taah.San. ve Tic.AŞ.’nin fazla bedelharcanmasına sebep olunduğu,
d) T.İnşaat Taah. San. ve Tic. AŞ.’nin maliyettablolarından Aralık 2010 ile dava tarihi 13/02/2015 arasındasüreçte inşaatın gecikmesinin toplam 145.932.924.USDmaliyet harcaması oluştuğunun belirlendiği,
f) AlınanMali Müşavir raporuna göre, davacı şirketininşaatın gecikmesi sebebi ile fazla ödemek zorunda kaldığıfinansman maliyetinin 23.304.481.USD olduğu,
g) Bu suretleinşaatın gecikmesinden doğan inşaat maliyetartışı ve finansman maliyetinin TL olarakkarşılığının 101.859.043,16.TL olduğu vedavacı tarafın ıslah dilekçesi ile maddi tazminattalebini yükselttiği anlaşıldığındanıslah dilekçesi dikkate alınarak davacının madditazminat talebinin kabulüne karar verilmesi,
ğ)Davacı şirket inşaatın gecikmesinden dolayı manevitazminat talebinde bulunmuş ise de, davacının TüzelKişilik olduğu ve inşaatın gecikmesinden dolayı ManeviTazminat şartlarının oluşmadığıanlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddinekarar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hükümkurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle,
1- Davalıtarafın görev itirazının reddi ile , ıslahdilekçesi dikkate alınarak 101.859.043,16 TL Maddi tazminatın13.02.2015 dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birliktedavalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Davacıtarafın MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE,
3- Peşinalınan 102.465,00.TL. harç ile, daha sonra alman 1.654.125,02.TL,harcın toplamı olan 1.756.590,02.TL. harcın mahsubu ile bakiye5.201.401,21 TL harcın davalıdan alınmasına,davacının yatırdığı toplam 1.756.590,02 TL harcındavalıdan alınarak davcıya verilmesine…” kararvermiş, bu karara karşı davalı idare vekilince istinaftalebinde bulunulmuştur.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ: 16.2.2017gün ve E:2017/124 sayı ile, “…Yargılamanınkısa zamanda ve en az masrafla yürütülüp,sonuçlandırılması Anayasa ve AİHShükümleri gereğidir. HMK’nun 353/1-a maddesi uyarıncaBölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi dava şartlarından olanyargı yolu yönünden kesin olarak karar verir. Bu itibarla davaşartı olan yargı yolu bakımından Bölge AdliyeMahkemesi Dairesinin kararı kesin olacaktır. Davacınındavasının yargı yolu dava şartı yönündenreddi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, davacı bu kez idariyargı yerlerinde aynı taleple tam yargı davası açmakzorunda kalacak ve idari yargı yerlerince de yargı yolu nedeniyledavanın reddi halinde görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin uyuşmazlık mahkemesine başvurulmasıgündeme gelecektir. Bu durumda, yargılamanın kısa zamandave en az masrafla yürütülüp, sonuçlandırılmasıgereğine dair Anayasa ve AİHS hükümlerineaykırılık olacaktır.
2247Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun "temyiz incelemesi yapanyargı merciilerinin Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaları" başlığı altındadüzenlenen 20.maddesinde "Daha önce Uyuşmazlık Mahkemesinceyargı mercii belirtilmemiş olan bir davada temyiz incelemesi yapanyüksek mahkeme, davanın, davaya bakan mahkemenin görevidışında olduğu kanısına varırsa,incelediği kararı bozacak yerde, incelemeyi erteleyerek yargımerciinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaya karar verebilir."
BölgeAdliye Mahkemeleri Anayasada sayılan yüksek mahkemelerdendeğilse de, yargı yolu yönünden aynı zamanda denetimgörevi bulunmaktadır. 2247 Sayılı Kanunun kabul tarihi12/06/1979 olup, Bölge Adliye Mahkemeleri sonradan yapılan yasaldüzenlemelerle Türk Yargı Sistemine dahil edilmiştir. Buitibarla; Dairemizce de 2247 sayılı Kanunun 20.maddesi uyarıncaUyuşmazlık Mahkemesine yargı merciinin belirtilmesi içinbaşvurulabileceği düşünülmüştür.Buna göre; davanın davaya bakan mahkemenin (Adli Yargı)görevi dışında olduğu kanısınavarıldığından, incelemenin ertelenerek, yargımerciinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaya karar vermek gerekmiştir.
Davalınınicranın geri bırakılması talebi de mevcut olup, dosyayaİİK 36/1 maddesi uyarınca bir mehil vesikasısunulmadığı gibi, davalı Belediye İİK 36/2maddesi anlamında genel bütçe kapsamındaki kamu idareleriarasında yer almadığından ve devlet sayılamayacağındankeza yargı harç ve giderleri ve teminatlarından muafolduğuna dair bir yasal düzenleme bulunmadığından,davalı Belediyece mehil vesikası sunuluncaya kadar icranın geribırakılması talebi yönünden karar verilmesine yerolmadığına karar vermek gerekmiştir. Bu itibarlaaşağıdaki karar oluşturulmuştur.
KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- 2247Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 20 maddesi uyarıncaincelemenin ertelenerek, yargı merciinin belirtilmesi içinUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNE başvurulmasına, UyuşmazlıkMahkemesince bu konuda bir karar verilinceye kadar incelemenin bekletilmesine,
2-DavalıBelediyece mehil vesikası sunuluncaya kadar icranın geribırakılması talebi yönünden karar verilmesine yerolmadığına…” karar vermiştir.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun “Mahkemelerinbaşvurmalarının incelenmesinde uyulacak usul”başlıklı 21. maddesinde, mahkemelerin gönderdikleriişlerin incelenmesinde Uyuşmazlık Mahkemesince, olumsuzgörev uyuşmazlıkları ile ilgili usul kurallarıuygulanır hükmüne yer verilmiş; UyuşmazlıkMahkemesince yapılacak işlemler başlıklı 16.maddesinde de, Uyuşmazlık Mahkemesinin, olumsuz görevuyuşmazlığı ile ilgili dosyaların ilk incelemesisırasında ve gerekli gördüğü hallerde ilgiliBaşsavcıların görüşünü de alarak,görevli yargı merciini belirten kararını vereceğininbelirtilmiş olması nedeniyle, Mahkememizce dava dosyalarıYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI:
“DavacıT. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. ile davalıKadıköy Belediye Başkanlığı arasındagörülmekte olan tazminat davasında, İstanbul BölgeAdliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinde yapılan istinaf yargılamasısonunda 16/02/2017 tarih ve E.2017/124 sayılı kararla, davanınadli yargının görevi dışında olabileceğikanısına varıldığından, istinaf incelemesininertelenerek 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 20. maddesiuyarınca görevli yargı merciinin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesinedeniyle, görüş ve düşünce bildirilmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığıtarafından gönderilen 2017/147 Esas sayılı dosya incelendi.
İncelemeyekonu dosyada; İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafındanyapılan yargılama sonucunda 08/11/2016 tarih, E.2015/57 ve K.2016/344sayılı kararla maddi tazminat talebinin kabulüne, manevitazminat talebinin ise reddine karar verildiği, bu karara karşıistinaf yoluna başvurulması üzerine dosyanın İstanbulBölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderildiğigörülmektedir.
Başvuruyakonu 2247 sayılı Kanunun 20. maddesinde; “Daha önceUyuşmazlık Mahkemesince yargı mercii belirtilmemiş olan birdavada temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme, davanın, davaya bakanmahkemenin görevi dışında olduğu kanısınavarırsa, incelediği kararı bozacak yerde, incelemeyi erteleyerekyargı merciinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaya karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bu maddekapsamında görev uyuşmazlığınınçözümü için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvuru yapabilecek merciler, temyiz incelemesi yapmaya yetkiliyüksek mahkemelerdir; bölge adliye mahkemelerinin kanun metnindegeçtiği şekilde yüksek mahkeme olarak kabulü mümkündeğildir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri istinafbaşvurularını inceleyip karara bağlama yetkisine sahip isede, 2247 sayılı Kanunun 20. maddesinde, istinaf incelemesi yapanüst derece mahkemelerinin de bu maddeye dayanarak UyuşmazlıkMahkemesine başvuru yapabilmelerine ilişkin bir değişiklikyapılmadığı sürece bu mahkemelerce, 2247sayılı Kanunun 20. maddesi kapsamında UyuşmazlıkMahkemesine başvuru yapılması mümkün değildir.
Bölgeİdare Mahkemesi tarafından 2247 sayılı Kanunun 20. maddesiuyarınca yapılan bir başvuruyla ilgili olarak verilen,Uyuşmazlık Mahkemesinin E.-K.2015/495-511 sayılıkararında da bu hususlar vurgulanmaktadır.
Açıklanannedenlerle, başvuruda 2247 sayılı Kanunun 20. maddesindebelirtilen koşulların oluşmadığıanlaşıldığından, aynı Kanunun 27. maddesiuyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine kararverilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Bu nedenle,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2247sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince yapmışolduğu başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Gereğitakdirlerinize sunulur.” şeklinde görüşbildirmiştir.
Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısı’nın da yazılı düşüncesiistenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI:
“DavacıT. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. ile davalıKadıköy Belediye Başkanlığı arasındagörülmekte olan tazminat davasında, İstanbul BölgeAdliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinde yapılan istinaf yargılamasısonunda 16.02.2017 tarih ve 2017/124 sayılı kararla, davanınadli yargının görevi dışında olabileceğikanısına varıldığından, istinaf incelemesininertelenerek 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 20. maddesiuyarınca görevli yargı merciinin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesinedeniyle görüş ve düşünce bildirilmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığıtarafından gönderilen 2017/147 Esas sayılı dosya incelendi.
İncelemekonusu dosyada; İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafındanyapılan yargılama sonucunda 08.11.2016 tarih ve E:2015/57, K:2016/344sayılı kararla, davalı tarafın görevitirazının reddine, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevitazminat talebinin ise reddine karar verildiği, bu karara karşıistinaf yoluna başvurulması üzerine dosyanın İstanbulBölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderildiğianlaşılmıştır.
Başvuruyakonu 2247 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde; “Dahaönce Uyuşmazlık Mahkemesince yargı merciibelirtilmemiş olan bir davada temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme,davanın, davaya bakan mahkemenin görevi dışındaolduğu kanısına varırsa, incelediği kararıbozacak yerde, incelemeyi erteleyerek yargı merciinin belirtilmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya kararverebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu madde kapsamındagörev uyuşmazlığının çözümüiçin Uyuşmazlık Mahkemesine başvuru yapabilecek merciler,temyiz incelemesi yapmaya yetkili yüksek mahkemelerdir. Bunakarşın, Bölge Adliye Mahkemesinin yasa metnindegeçtiği şekilde yüksek mahkeme olarak kabulümümkün olmadığından 2247 sayılıYasa’nın 20. maddesinde belirtilen koşullarınoluşmaması nedeniyle aynı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddigerekmektedir.
Öteyandan, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu tarafından2247 sayılı Yasa’nın 20. maddesi uyarıncayapılan bir başvuruyla ilgili olarak verilen, UyuşmazlıkMahkemesinin E:2015/495, K:2015/511 sayılı kararında da buhususlar vurgulanmıştır.
SONUÇ :Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 20.maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyleaynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygunbulunmayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesininbaşvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.”şeklinde görüş bildirmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan13.3.2017 günlü toplantısında: Raportör-HakimGülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanınçözümünde başvurunun reddi yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddigerektiği yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veişleyişi Hakkında Kanun’un “Temyiz incelemesi yapanyargı mercilerinin Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaları” başlıklı 20. maddesinde; “Dahaönce Uyuşmazlık Mahkemesince yargı merciibelirtilmemiş olan bir davada temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme,davanın, davaya bakan mahkemenin görevi dışındaolduğu kanısına varırsa, incelediği kararıbozacak yerde, incelemeyi erteleyerek yargı merciinin belirtilmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya kararverebilir.” denilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden, davacı şirket ile Maliye Hazinesinin İstanbulİli, Kadıköy İlçesi, TuğlacıbaşıMahallesinde bulunan 421 ada, 161 parsel sayılı taşınmazüzerine yapılacak inşaat ve İstanbul Meteoroloji BölgeMüdürlüğüne ait hizmet binasının Kartaldakitaşınmaza yapılması hususunda MaliyeBakanlığı İstanbul Defterdarlığı iledüzenleme şeklinde kat karşılığı inşaatsözleşmesi yapılması ile ilgili olarak başlayansüreçte davacı şirketin maddi ve manevi zararauğradığından bahisle açılan davada,İstanbul 6 Asliye Hukuk Mahkemesince işin esasının incelenerekdavanın kabulüne karar verildiği, bu karara karşıdavalı idarece istinaf talebinde bulunulması üzerineİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, 2247sayılı Yasa’nın 20. maddesi uyarınca Mahkememizebaşvurulduğu anlaşılmıştır.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı”başlıklı ÜçüncüBölümünün birinci fıkrasında Genelhükümlere yer verildikten sonra, ikinci fıkrasında“Yüksek Mahkemelere” yer verilmiş, bu bölümde,Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay,Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesiyüksek mahkemeler arasında sayılmıştır.
Diğeryandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun SekizinciKısım Kanun Yolları Başlıklı BirinciBölümünde “istinaf” incelemesine yer verilmiş,bu bölümde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, istinafdilekçesi, istinaf dilekçesinin verilmesi, harç vegiderlerin yatırılması, başvuru süresi, istinafdilekçesinin reddi, istinaf dilekçesine cevap, katılma yoluile başvurma, başvurma hakkından feragat, başvurunun icrayaetkisi, kötü niyetle istinaf yoluna başvurma, ön inceleme,duruşma yapılmadan verilecek kararlar, inceleme, incelemeninkapsamı, duruşma yapılmasına karar verilmesi,yapılamayacak işlemler, duruşmaya gelinmemesi ve giderlerinödenmemesi, kararın hangi hususları içereceğihüküm altına alınmış; bir sonraki bolüm olanİkinci Bölümde de; Temyiz incelemesine yer verilerek, Temyizedilebilen kararlar, Temyiz edilemeyen kararlar, Kanun yararına temyiz,Temyiz dilekçesi, Temyiz dilekçesinin verilmesi, Kıyasyoluyla uygulanacak hükümler, Temyizin icraya etkisi, Kötü niyetletemyiz, Temyiz incelemesi ve duruşma, Onama kararları, Bozmasebepleri, Yargıtay kararlarının tebliği, Bozmaya uyma veyadirenmenin ne şekilde olabileceği konularına yerverilmiştir.
Uyuşmazlığınçözüme kavuşturulabilmesi açısından“Kanun yollarından” istinaf ve temyiz yollarınınincelenmesi gerekmektedir.
İstinaf,bir kanun yolu olarak temyizle benzerlik göstermekle birlikte önemlifarklılıkları da içinde barındırmaktadır.İstinafta da temyiz gibi, daha alt derece (ilk derece) mahkemesinceverilen bir kararın incelenmesi ve bu incelenmenin kararınkesinleşmesine engel olması söz konusudur. Ancak, istinafıtemyizden ayıran temel farklılık, incelemenin niteliğidir.Temyizde kural olarak içtihat birliğini sağlamak içinhukuki denetim yapılmaktadır; istinafta ise maddi haklılıkön planda olup, kanunda sınırları çizilençerçevede, maddi denetim ile hukuki denetim birlikteyapılmaktadır. Ayrıca istinaf kararları (verildiğianda kesin olanları hariç) temyiz talebine tabidir. Oysa temyizsonucu verilen kararlar hakkında başka bir üst yargıorganının denetimi sözkonusu değildir.
Diğerbir anlatımla, istinaf bir kanun yoludur ve kanun yolu olmasınedeniyle bu açıdan temyizle bazı benzerliklertaşımaktadır. Ancak, istinafla temyiz arasında çoktemel farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle temyizdeyapılan denetimin hukuki nitelik taşıdığı;istinaftaki denetimin ise vakıa ve hukuki denetim şeklinde ortayaçıktığı düşünülürse, butemel farklılık verilecek kararlara da yansıyacaktır.İstinafın niteliği gereği, kanunda belirtilensınırlamalara yeniden yargılama yapılması ve durumagöre yeni bir kararın verilmesi de sözkonusu olabilecektir. Busebeple, istinaf yargılaması sonunda verilen karar, birkarşılaştırma yapılacaksa, bir yönü ile ilkderece mahkemesi kararlarına benzerlik göstermektedir; ancak onunlada aynı değildir.
Buradaöncelikle bir husus üzerinde durmak gerekir ki Yargıtay, temyizincelemesi sonunda temyiz başvurusunu haksız ve temyiz konusukararı doğru bulursa temyiz konusu yapılan mahkemekararının “onanmasına”; aksi halde kararın“bozulmasına” karar vermektedir. Ancak, istinaf mahkemesinin,ilk derece mahkemesi kararını haklı yada haksızbulması halinde, onama veya bozma kararı vermeyeceği, ziraistinaf yargılamasında hem vakıa denetimi hem de hukuki denetimyapılacağı açıktır.
Yukarıdakimevzuat hükümleri, açıklamalarla birliktedeğerlendirildiğinde 2247 sayılı Yasa’nın 20.maddesi kapsamında görev uyuşmazlığınınçözümü için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvuru yapabilecek merciler “temyiz incelemesi yapmaya yetkiliYüksek Mahkemelerdir” ve Bölge Adliye ve Bölge İdareMahkemelerinin yasa metninde geçtiği şekilde YüksekMahkeme olarak değerlendirilmeleri mümkünolmadığı gibi, temyiz incelemesi değil, istinaf incelemesiyaptıkların da kabulü gerekmektedir.
Ancak,yargı mercileri arasındaki görevuyuşmalıklarının çözümü 2247sayılı Yasanın yalnızca 20. maddesi hükmüuyarınca değil, 10., 14., 17. ve 19. maddeleri uyarınca damümkün olduğundan, uyuşmazlığın diğermaddeler yönünden de bir değerlendirmeye tabitutulabileceği ve çözümü içinUyuşmazlık Mahkemesine usulüne uygun olarakbaşvurulması halinde Mahkememizce işin esasınınincelenebileceği açıktır.
Açıklanannedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesininbaşvurusunun, 2247 sayılı Yasa’nın 20. maddesindebelirtilen koşulları taşımadığıanlaşıldığından reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Başvuruda 20. maddede belirtilenkoşulların oluşmadığıanlaşıldığından, aynı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUNREDDİNE, 13.3.2017 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy