T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/392
KARAR NO : 2019/648
KARAR TR : 30/09/2019
ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınınnde sözleşmeli uzman yardımcısı olarak görev yapan talep sahibine yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.04.2010 gün ve E:2009/1759, K:2010/797 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve E:2010/1791, K:2011/2376 sayılı KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNEkarar verilmesi gerektiği hk.
K A R A R
HükümUyuşmazlığının
Giderilmesiİsteminde Bulunan
(İdariYargıda Davacı Adli
YargıdaDavalı) :G. T. G.
Vekili : Av. Z. S. D.
İdariYargıda Davalı
(AdliYargıdaDavacı) :Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı
Vekili :Av. E.P.
OL A Y :
I- Davacı vekili, Davalı Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığınakarşı;müvekkilinin, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görevyaptığını, davalı idare tarafından 13.05.2009tarih 525 sayılı yazı ile denetim tazminatıödenmesinin mümkün olmadığı, 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğine karar verildiği, yersizödenen 3.365,38-TL’ nin yasal faizi ile birlikte ödenmesigerektiğinin bildirildiğini; müvekkilinin 25/05/2009 tarihlidilekçe ile bu işleme itiraz ettiğini, ancakitirazının kabul edilmediğini, işlemin hukuka uygunolmadığını, iptalinin gerektiğini ileri sürerek,müvekkiline ödenen denetim tazminatının kesilmesi ile29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatınyasal faizi ile istenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle 10.07.2009 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır.
1-b)Ankara3.İdare Mahkemesi; 29.09.2009 gün ve E:2009/879, K:2009/1099sayı ile “(…) dava konusu işlem, davacıya kendirızasıyla ödemede bulunmaması halinde hakkında genelhükümlere göre işlem yapılacağınailişkin ödemeye çağrı niteliğinde birbildirimden ibaret olup idarenin tek taraflı ve kamu gücünedayalı olarak gerçekleştirdiği kesin ve icrai(yürütülmesi zorunlu) bir işlem niteliğitaşımadığından iptal davasına konu edilebilmesineolanak bulunmamaktadır.
Açıklanannedenle, davanın 2577 sayılı Kanunun 14/3/d ve 15/1/d maddeleriuyarınca incelenmeksizin reddine…” karar vermiş, itirazedilmesi üzerine;
1-c)Ankara Bölge İdare Mahkemesi;02.06.2010 gün ve E:2010/4350,K:2010/4320 sayı ile, “(…) davacı tarafından davadilekçesinde, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında kendisineyersiz ödendiği belirtilen 3.162,25 TL’nin geri istenilmesineilişkin işlemin iptali ile birlikte, kendisine ödenmekte olandenetim tazminatının kesilmesine ilişkin işlemin deiptalinin istenildiği halde, uyuşmazlığın tekhâkim tarafından çözümlendiğianlaşılmıştır.
Budurumda, niteliği itibariyle mahkeme heyetince karara bağlanmasıgereken uyuşmazlık hakkında tek hâkim tarafındankarar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanannedenlerle; itirazın kabulüne, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nceverilen 29/09/2009 gün ve E: 2009/879, K: 2009/1099 sayılıkararın BOZULMASINA; dosyanın mahkemesine iadesine…”karar vermiştir.
1-d)ANKARA 3. İDARE MAHKEMESİ: 28.09.2011 gün veE:2010/1791, K:2011/2376 sayı ile “(…)Dava, davalıidarede uzman olarak görev yapmakta olan davacıya ödenen denetimtazminatının kesilmesi ile 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009 tarihinekadar ödenen 3.365,38 TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenilmesine ilişkin davalı idare işlemininiptali istemiyle açılmıştır.
657sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesinin birincifıkrasında, bu Kanunun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar,Î1 Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özelİdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlarabağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulanfonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi BölgeMüdürlüklerinde çalışan memurlar hakkındauygulanacağı, ikinci fıkrasında, sözleşmeli vegeçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özelhükümlerin uygulanacağı, 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin;memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel veişçiler eliyle gördürüleceği, 146. maddesininbirinci fıkrasında, bu Kanunun birinci maddesinin birincifıkrası kapsamına giren memurların aylık, ücret,ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunlarınşekil ve şartları bakımından bu Kanundakihükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamınagiren memurların özel kanunlardaki hükümlere tabiolduğu, 18.11.2005 gün ve 25997 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 5429 sayılıTürkiye İstatistik Kanununun 45. maddesinin birincifıkrasında, TÜİK Başkanlığında;Başkan, Başkan Yardımcısı, I. HukukMüşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananların, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilecekleri, 17.05.2006 gün ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile yeniden düzenlenen ikincifıkrasında, sözleşmeli olarak Başkanlıkta fiilençalışan personele, bu Kanuna ekli (III) sayılıcetvelde unvanlar itibarıyla yer alan taban ve tavan ücretleriarasında kalmak üzere, Başkan tarafından belirlenecektutarda aylık brüt sözleşme ücretiödeneceği, Başbakanlık merkez teşkilâtındasözleşmeli olarak çalıştırılan emsalipersonelin yararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personelinde aynı usul ve esaslara göre aynenyararlandırılacağı, bu personelin T.C. EmekliSandığı ile ilişkilendirileceği, söz konusupersonele, çalıştıkları günlerleorantılı olarak (hastalık ve yıllık izinleridâhil) ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer aylıksözleşme ücreti tutarında ikramiye ödeneceği,bunlardan üstün gayret ve çalışmaları sonucundaemsallerine göre başarılı çalışmayaptıkları tespit edilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanınuygun görüşü üzerine Başbakan onayı ilehaziran ve aralık aylarında birer aylık sözleşmeücreti tutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebileceği,bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemelerin BakanlarKurulunca tespit edileceği, 57. maddesinin birincifıkrasının ( a) bendinde, 657 sayılı Kanunun 36.maddesinin "Ortak Hükümler" bölümünün(A) fıkrasının (11) numaralı bendine, "DışTicaret Uzman Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmeküzere "Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcıları," ibaresi; "Dış TicaretUzmanlığına," ibaresinden sonra gelmek üzere"Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanlığına,"ibaresinin eklendiği hüküm altına alınmış,657 sayılı Kanunun 36. maddesinde, bu Kanuna tabi kurumlardaçalıştırılan memurlarınsınıflarının, sınıfların öğrenimdurumuna göre giriş ve yükselebilecek derece ve kademelerigösterilmiştir.
09.01.1996tarih ve 96/7822 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1.maddesinin ( B ) bendinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuile aynı Kanunun ek geçici 9. maddesi kapsamına girenkurumlardan aylık alanlara 1996 yılında, hangi görevleriçin ne oranda “özel hizmet tazminatı”ödeneceğinin bu Karara ekli II sayılı cetveldegösterildiği, II sayılı cetvelin “F) Özel HizmetTazminatı” bölümünün ( a ) bendinde,sözleşmeli olarak çalışan personele özel hizmettazminatının verilmeyeceği düzenlemesine yer verilmiş,97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının I/B maddesinde,ekli 2 sayılı listede adları yazılı kuruluşlardakadro karşılığı sözleşmeli olarakçalıştırılanlara, “özel hizmettazminatı” ödenmeyeceğine ilişkin, 96/7822sayılı Kararname ile diğer kararnamelerde yer alanhükümlerin uygulanmayarak, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 1327 sayılı Kanunun 71. maddesi ile eklenen “zam vetazminatlar” başlıklı ek maddesinde yer alan,“özel hizmet tazminatının” söz konusu personeleatandıkları kadrolar göz önüne alınmak suretiyle,adı geçen Kararname ile belirlenen oranlar ile aynı konudabundan sonra çıkarılacak kararnamelerde belirlenecekoranların 1/3’ünün (mesleğe uzmanyardımcılığı sınavını kazanarak atananve en az üç yıllık yardımcılık döneminimüteakip yapılan yeterlik sınavı ile uzmanunvanını elde edenlere sözü edilen kararnamelerlebelirlenen oranların 1/2’sinin) başka bir işleme gerekkalmaksızın ayrıca ödenmesine kararabağlanmış, 11.4.1997 tarih ve 97/9429 sayı ile 29.12.2003tarih ve 2003/6697 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarıyla özelhizmet tazminatı oranları yükseltilmiştir.
15.08.2006gün ve 26260 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren ve 5429 sayılı Kanunun 45.maddesine istinaden hazırlanan 2006/10795 sayılı“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKararın” 1. maddesinde, bu Kararın amacının,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli olarakçalıştırılacak personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri, sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işlerini düzenlemekolduğu, 8. maddesinde, sözleşmeli personelin aylıksözleşme ücretlerinin, ilgililerin sözleşmedeöngörülen görev unvanları ve kadro dereceleriitibarıyla, bu maddede belirtilen sınırlar içerisindekalınarak Yönetmelikte belirlenen ilkelere göre Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanı tarafından tespit edileceği,sözleşmeli olarak çalışan personele, Devletmemurlarına ödenen aile, doğum, ölüm yardımlarıödeneklerinin verileceği, Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personelinde aynı usul ve esaslara göre aynenyararlandırılacağı, bu personelin Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı ile ilişkilendirileceği,sözleşmeli olarak çalışanlara,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izin süreleri dâhil) Ocak, Nisan,Temmuz ve Ekim aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarında ikramiye ödeneceği, bunlardan üstün gayretve çalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü ve Başbakanın onayı ile Haziran veAralık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebileceği, aylıkücretlerin peşin olarak ve her ay başındaödeneceği, emeklilik ve ölüm halleri hariç, aysonundan önce ayrılanlardan kalan günlere ait ücret veikramiye tutarının re’sen geri alınacağı,Başkanlık merkez ve taşra teşkilatı kadrolarındaçalışan sözleşmeli personele 10/10/1984 tarihli ve3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücretinin aynı esas ve usullere göreödeneceği düzenlemesine yer verilmiştir.
“DevletMemurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin”2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinde,657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile aynı Kanunun ekgeçici 9 uncu maddesi kapsamına giren kurumlardan aylıkalanlara, bu Kanunun 152 nci maddesine göre 2006 yılında; a)Ödenecek “İş Güçlüğü,İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali SorumlulukZammının” bu Karara ekli I sayılı Cetvelde, b)Ödenecek “Özel Hizmet Tazminatının” bu Kararaekli II sayılı Cetvelde, c) Ödenecek “DiğerTazminatların, bu Karara ekli III sayılı Cetvelde, ç) Teknikve sağlık hizmetler sınıflarına dâhil kadrolardabulunan personele, bazı yörelerde verilecek ek zam vetazminatların belirlenmesinde esas alınacak yerleşimbirimlerinin “Kalkınmada Öncelikli YörelerinDereceleri” başlığı ile, bu Karara ekli IV sayılıCetvelde, d) Milli Eğitim Bakanlığına bağlıMesleki ve Teknik Okul ve Kurumlardan, ilave Eğitim-ÖğretimTazminatı ödenecek olanların listesinin, bu Karara ekli Vsayılı Cetvelde gösterildiği belirtilmiş; IIsayılı “Özel Hizmet Tazminatı”başlıklı cetvelin “B” bölümündedenetim hizmetlerinde görev yapanlara ödenecek tazminat oranlarıbelirlenmiş; III sayılı “Diğer Tazminatlar”başlıklı cetvelin “E” bölümünde, IIsayılı cetvelin ( B ) Denetim Hizmetleribölümünün, 1,2, ve 3. sıralarındasayılanlardan, KİT personeline %10, diğerlerine %30, 4,5,6 ve 7.sıralarında sayılanlara %20 denetim tazminatıödeneceği, 11. maddesinin ( 1 ) numaralı bendinin ( a ) altbendinde; bu Karara ekli I sayılı cetvelde ve bu kararın 4.maddesinin birinci fıkrasının ( b ) bendinde yer alan zamlar ileII ve III sayılı cetvellerde yer alan tazminatların herstatüdeki sözleşmeli personele, 6.2.1997 tarihli ve 97021sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere,ödenmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden, davacının, 5429sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra adı geçen Kanunun değişik 45. maddesi ile bumaddeye istinaden Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkındaki BakanlarKurulunun 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Kararı ileMaliye Bakanlığınca vize edilen Tip sözleşmeye uygunolarak kendisi ile imzalanan Hizmet Sözleşmesi ile Kurum merkezindeTÜİK Uzmanı kadrosunda kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edildiği, 5429sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenŞubat 2009 tarihine kadar da 17.4.2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulunun "Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatlara İlişkin Kararın” 11 inci maddesininbirinci fıkrasının ( a ) bendine göre 657 sayılıKanuna ekli Özel Hizmet Tazminatı başlıklı IIsayılı cetveldeki Denetim Hizmetleri Tazminatı ile DiğerTazminatlar başlıklı III sayılı cetveldeki DenetimTazminatının ödendiği, 15.2.2009 tarihinde davacıyaödenen maaşın içinde de yer alan DenetimTazminatının yersiz ödendiğinin görülmesiüzerine bu tarihten itibaren söz konusu tazminatınödenmesinin durdurulduğu, Maliye Bakanlığının20.4.2009 gün ve 5084 sayılı yazısında istinaden de,5429 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten15 Şubat 2009 tarihi dâhil olmak üzere ödendiğibelirlenen fazla ödemelerin tahsili yönünde işlemlerbaşlatıldığı, bu kapsamda 13.5.2009 tarihli ve 530sayılı yazı ile davacıdan 15.02.2006-14.1.2009 tarihleriarasında yersiz ödenen toplam 3.162,25 TL Denetim Tazminatlarıtoplamının geri ödenmesinin istenildiği,davacının 18.05.2009 tarihli dilekçe ile böyle bir borcuolmadığı için borç tahakkukuna ilişkinişlemin ortadan kaldırılması istemiyle yapmışolduğu başvurunun 2.6.2009 tarihli ve 786 sayılı işlemile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Olayda,Maliye Bakanlığının 20.4.2009 gün ve 5084sayılı yazısında, 5429 sayılı Kanunun 45. maddesiuyarınca çıkarılan 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Türkiye istatistikKurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkında Kararda”da, TÜİK’da kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işlerinindüzenlendiği, ayrıca, Bakanlar Kurulunun, Kanunlardanalmış olduğu kadro karşılığısözleşmeli personele yapılacak diğer ödemeleri tespitetme yetkisine dayanılarak 6.2.1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararını çıkardığı,anılan Kararın birinci fıkrasının I/B bendinde,söz konusu Karara ekli (2) sayılı listede adlarıyazılı kuruluşlarda kadro karşılığısözleşmeli olarak çalıştırılanlara,atandıkları kadrolar esas alınmak suretiyle ayrıcaözel hizmet tazminatının ödeneceğininbelirtildiği ve bu Karara ekli (2) sayılı listede Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına da yer verildiği,diğer taraftan, Devlet memurlarına ödenecek zam vetazminatların 657 sayılı Kanunun 152 inci maddesindedüzenlendiği, söz konusu maddede belirlenen tavan nispetlerinekadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecekesas, ölçü ve nispetler dâhilinde ödenecektazminatların, farklı adlar altında ve farklı kapsamdakipersonele ödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlendiği,bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatının da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlendiği, buna göre, TÜİK'da Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiylesözleşmeli olarak istihdam edilen personele, sadece 10.07.2006tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaöngörülen ödemeler ile 06.02.1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararında öngörülen "özelhizmet tazminatının” ödenmesinin gerektiği, 657sayılı Kanunun 152 nci maddesinde özel hizmet tazminatındanfarklı bir tazminat olarak düzenlenen "denetimtazminatının” kadro karşılığısözleşmeli personele de ödeneceğine dair, gerek 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararında gerekse diğer mevzuattaherhangi bir düzenleme yer almadığından, söz konusupersonele denetim tazminatının ödenmesinin mümkünbulunmadığının belirtilmesi üzerine dava konusuişlemlerin tesis edildiği görülmüştür.
Yukarıdayer alan mevzuat hükümlerinin irdelenmesinden, 657 sayılıKanunun “Mali Hükümler” başlıklı 146.maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalışmakta olduğu Türkiye İstatistik Kurumu ileilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu Kararın ise 657 sayılıKanunun 152. maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları” düzenlendiği, TÜİK’daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenKararın 11. maddesinin ( 1 ) numaralı bendinin ( a ) numaralıalt bendinde sözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapandavacıya ödenmesinin mümkün olmadığı,davacının, 5429 sayılı Kanunun 45. maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı Karara tabi olduğuanlaşılmıştır.
Budurumda, Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli personelolarak çalışan davacıya denetim tazminatıödenmesine ilişkin olarak, çalışmışolduğu Kurumla ilgili özel kanun nitelinde olan 5429 sayılıKanunun 45. maddesi ile adı geçen madde hükmüne istinadençıkarılan “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Kararda” her hangi bir düzenlemenin yeralmadığı görüldüğünden, sehvenödenen denetim tazminatının kesilmesi yolunda tesis edilenişlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 15.02.2006tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.162,25 TL tazminatınyasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin davalıidare işleminin iptali istemine gelince;
5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesinde,kamu zararının; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veyaihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veyaeylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veyaeksilmeye neden olunması olduğu, kamu zararınınbelirlenmesinde; “iş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması, transferniteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatlaalınması veya yaptırılması, idare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılmasının esas alınacağı, kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğutarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziylebirlikte ilgililerden tahsil edileceği, alınmamış para, malve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağındabir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibikanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş,imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında TürkCeza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümlerinin uygulanacağı, ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdâhil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verileceği, kamu zararının,bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek vetüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esasların,Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenleneceği hükmüne yer verilmiş olup, KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
5018sayılı Kanuna göre kamu zararı, kamu görevlilerininkasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunması olup, kendisineyapılan yersiz ödemede her hangi bir eylemi bulunmayan kamugörevlileri hakkında söz konusu Kanun hükümlerininuygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
Diğerbir anlatımla, kamu kaynağında meydana gelen zararın, birkamu görevlisinin kendi eylemleri nedeniyle değil de başka birkamu görevlisinin işlem veya eylemleri ile ortayaçıktığı durumlarda, kendisine yersiz olaraködeme yapıldığını bilmeyen iyi niyetli kamugörevlisi hakkında 5018 sayılı Kanun hükümlerininuygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle, kendisineyapılan ödemenin haksız olduğunu bilmeyen ilgilihakkında genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı kararında, idarenin açıkhata, yokluk, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibakadayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği,bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere (60) güniçinde kabil olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş, anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibakişlemine, idare edilenin gerçek dışı beyanıveya hilesi sebep olmuşsa ya da geri alman idari işlem yok denilecekkadar sakatlık taşımakta ise, yahut yapılan ödemelerdeidare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatabulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyiniyetinden söz etmeye imkan olmadığı ve bu işlemleredayanılarak yapılan ödemeler için süredüşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman gerialınabileceği, ancak bunun dışındaki hatalıödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadarönemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilenistisnalar dışındaki hatalı ödemelerin o tarihte davaaçma süresi olan (60) gün içinde gerialınabileceği vurgulanmıştır.
Davadosyasının incelenmesinden, Ocak 2009 tarihinden itibaren otomasyonageçilmesi nedeniyle personel ve özlük haklarınailişkin bilgilerin Maliye Bakanlığı tarafındanişletilen E-bütçe sistemine girişi sırasındasistemin Kurumda TÜİK uzmanı ve uzman yardımcısıkadrosunda sözleşmeli istihdam edilen personelin “Denetim Tazminatımailişkin bilgileri kabul etmemesi üzerine, yapılanaraştırmada söz konusu tazminatın “kadrokarşılığı sözleşmeli statüde”istihdam edilen personele ödenmemesi gerektiğinin ortayaçıkması üzerine 15.02.2006 tarihinden 14.1.2009 tarihinekadar ödenen 3.162,25-TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Olayda,yukarıda açıklaması yer alan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararındabelirtildiği üzere, idare, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadınabir Mahkeme kararma gerek olmadan karar verebilecek, ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veyaintibaka dayanarak ödediği meblağı geri alabilecektir.
Uyuşmazlıkkonusu olayda, “denetim tazminatı” adı altındadavacıya yapılan yersiz ödemenin, hatalı olduğununbasit bir inceleme ile fark edilmeyip hesapların denetimi sonucu ortayaçıkarıldığı hususu dikkatealındığında, bu ödemelerin açık hatakapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamakta olup,hatalı ödemenin yapılmasında davacınıngerçek dışı beyanı ya da hilesininbulunduğundan söz etmek de mümkün değildir.
Budurumda, davacıya yapılan yersiz ödemenin 5018 sayılıKanun hükümleri kapsamında olmaması, öte yandan,yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme KuruluKararı uyarınca davacıya yapılan ödemelerin,hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten çok sonra yersizödendiği ileri sürülen tutarın iadesinin istenilmesinehukuken olanak bulunmaması nedeniyle, 15.02.2006 tarihinden 14.01.2009tarihine kadar ödenen 3.162,25 TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 530sayılı davalı idare işleminde hukuka uyarlıkgörülmemiştir.
Açıklanannedenlerle, 15.02.2006 tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.162,25TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesineilişkin 13.5.2009 gün ve 530 sayılı işlemin iptaline,denetim tazminatının kesilmesi işleminin iptali istemineilişkin olarak ise davanın reddine…” karar vermiş;temyiz edilmesi üzerine;
Danıştay11. Dairesince; 27.04.2016 gün ve E:2015/1550, K:2016/2105 sayıile,temyiz istemi reddedilerek onanan kararın düzeltilmesi istemi deaynı Dairece; 31.01.2018 gün ve E:2016/8507, K:2018/526 sayı ilereddedilen Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
II- Davacı Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili Davalı GülçinGültekin’ e karşı; davalının TUİK uzmanyardımcısı kadrosunda sözleşmeli olarak görevyaptığını, Maliye BakanlığıBütçe Ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün20.04.2009 tarih ve 262/5084 sayılı yazıları ile kurumdaTUİK uzmanı ve uzman yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli 111.sayılı denetim cetvelinin"E Denetim Tazminatı" bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen tazminatların ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiği, bu durumda da davalıya sehvenödenen ödemelerin geri alınması gerektiğiBaşbakanlık Makamının 29.04.2009 tarih ve 869/355sayılı onayıyla değerlendirildiğini, 15/02/2006 -14/01/2009 tarihi itibariyle davalının, yersiz ödemedendolayı hazineye 3.162,25-TL. borcu bulunduğunu, ödemesiiçin müvekkili idarece, davalıya tebligatyapıldığını ancak, rızaen ödeme sözkonusuolmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak üzere, yersiz ödenen 3.162,25-TL. ,'nınödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle 11.08.2009 tarihinde adliyargı yerinde dava açmıştır.
ANKARA2. SULH HUKUK MAHKEMESİ: 22.04.2010 gün ve E:2009/1759,K:2010/797 sayı ile “(…)Bilirkişi raporu, yukarıdaaçıklanan Yargıtay denetiminden geçmiş emsal kararve dosya kapsamından; davalının, davacı kurumdasözleşmeli TUİK uzman yardımcısı olarakçalıştığı, 657 Sayılı DevletMemurları Kanunun 152 maddesinde memurlara ödenecek zam vetazminatların tek tek sayıldığı, aynı maddeninözel hizmet tazminatı başlığı altında"h" bendinde TUİK Uzmanlarına yer verildiği, denetimtazminatı başlığı altında ise "h"bendinde sayılan TUİK uzmanlarına %20 oranında denetimtazminatının verileceğinin belirtildiği, budüzenlemenin kadrolu TUİK uzmanlarına ilişkin olduğu,sözleşmeli uzman ya da uzman yardımcılarına böylebir tazminatın verileceği hususunun ayrıca hükmebağlanmadığı, öte yandan Bakanlar Kurulutarafından yürürlüğe konulan 06/02/1997 tarih1997/9021 sayılı kararnamede de sözleşmeli TUİK uzmanve uzman yardımcılarına özel hizmet tazminatınınödenmesinin kararlaştırıldığı, bunundışında ayrıca denetim tazminatınınödeneceğinin hükme bağlanmadığı haldedavalıya 15/02/2006 - 14 01/2009 tarihleri arasında toplam:3.162,25-TL denetim tazminatı ödendiği, yapılan buödemenin şart tasarrufa dayanmayıp mevzuataaykırılık teşkil ettiği ve açık hata niteliğindeolduğu ve BK nun haksız iktisap kurallarıçerçevesinde davalıdan geri istenebileceği”gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile 3.162.25 TL alacağın14.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine…” kararvermiş; temyiz edilen karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin, 29.09.2011gün ve E:2011/8260, K:2011/14176 sayılı ilamıyla Onanarakkesinleşmiştir.
UYUŞMAZLIKMAHKEMESİNDEN İSTEK: İdare Mahkemesinde görülendavada davacı olan Gülçin Gültekin Türkücüvekili;
“1-)Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkilimedenetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL’nın, yasal faizi ile birlikte geriistenmesine ilişkin 13.05.2009 tarih 525 sayılı idareişlemi, Ankara 3.İdare Mahkemesinin 28/09/2011 tarih E.2010/1791K.2011/2376 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Karar,Danıştay 11.Dairesinin 27/04/2016 tarih E.2015/1550 K.2016/2105sayılı Onama ve aynı dairenin 31/01/2018 tarih E.2016/8507 K.2018/526sayılı Karar Düzeltme talebinin reddine dair kararı ilekesinleşmiştir.
İdareninişlemi iptal edilmesine rağmen, idare tarafından hukukmahkemesinde açılan alacak davası ise kabul edilmiştir.Kesinleşen Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/04/2010 tarih E:2009/1759K:2010/797 sayılı kararı, Yargıtay 3.HD’nin29/09/2011 gün, E:2011/8260 K:2011/14176 sayılı ilamı ileonanmıştır.
2-)Her ikisi de kendi dalında ayrı yargı kararları olup herbirinin uygulanabilirliği vardır ve nitekim uygulamada da böyle olmaktakurum, ilgiliden parayı tahsil etmektedir. Bir yandan da bu işlemaslında iptal edilmiştir, kurumun bu parayı isteyememesigerekir. Hukuk ve adalet bir bütündür, aksi durum adaletsizsonuçlar doğurmuştur.
3-)2577 Sayılı İYUK'nun 28.maddesinde İptalKararlarının sonuçları gösterilmiş olup,Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerininesasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkinkararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizinişlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Kararakonu idari işlem ve bu işlemin doğurduğu hukuksalsonuçlar iptal kararı üzerine ortadan kalkar. İptalkararları geriye yürür ve hiç alınmamışsayılır.
İdareninaldığı iade kararı tüm ilgiliçalışanları bağlamış ve denetimtazminatı ödenen tüm çalışanlardan aynımiktarlar geri istenmiştir. İdare Mahkemesinin İptal kararıile birlikte İdarenin iade talebinin hukuka aykırı olduğukanıtlanmıştır. Buna rağmen idarece adli yargıdaalacak davası açılarak iadeye ilişkin karar verilmesi,hakkın yerine getirilmesine engel oluşturmuştur.
Danıştay,Kamu Görevlilerine yapılan fazla ödemelerin gerialıntında uygulanacak mevzuatın saptanması ve buuyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin belirlenmesininönem taşıdığım, buuyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi halde Anayasanın 155.maddesi ile kurulan“İdari Rejim” sistemine aykırılık teşkiledeceğini belirtmektedir. Adli Yargı dosyasında bu husus dilegetirilmiş, uyuşmazlık itirazında da bulunulmuş ise dekabul görmemiştir.
4-)Olayda Hüküm Uyuşmazlığının Şartlangerçekleşmiştir. Nitekim 20/03/2018 tarih 30366sayılı RG’de yayınlanan Yüksek Mahkemenizin26/02/2018 tarih E.2016/542 K.2018/79 sayılı kararı da buyöndedir (Ek-6). Aynı konuda açılmış dava ileilgili bu kararda Sulh Hukuk Mahkemesi KararınınKaldırılmasına karar verilmiştir. Buçerçevede, yukarıda ayrıntılı olarakaçıklanan çelişkinin giderilmesi içinMahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle, Ankara 3.İdare Mahkemesinin 28/09/2011tarih E.2010/1791 K.2011/2376 sayılı kesinleşen kararı ileAnkara 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/04/2010 tarih E.2009/1759 K.2010/797sayılı kesinleşen kararı arasında doğan“hüküm uyuşmazlığının giderilmesi veanlaşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanmasınısaygı ile arz ve talep ederim” diyerek UyuşmazlıkMahkemesine başvuruda bulunmuştur.
Başkanlıkça,2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliYargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile DanıştayBaşsavcısının yazılı düşünceleriistenilmiştir.
DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “…Hükümuyuşmazlığının çözümünde;ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen 3.162,25.-TL. denetimtazminatı tutarının geri istenilmesine ilişkin işleminniteliği önem kazanmaktadır
Denetimtazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenin tek yanlıiradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin ve yürütülmesizorunlu nitelikte bir idari işlem olup İdare Hukukunun usuldeparalellik ilkesine göre, bir idari işlemin geri alınmasınailişkin işlemin de aynı nitelikte olması gerekir.Başka bir anlatımla bir idari işlemin geri alınmasınailişkin işlemler de icrai nitelikte işlemlerdir.
Tümüyleidari nitelikte olan işleme ilişkin uyuşmazlığınidari yargı usul ve esaslarına göreçözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ile kurulan"idari rejim" sistemi gereğidir.
657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam ve tazminatlarbaşlığı altında yeniden düzenlenen, 152.maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklıadlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecek şekildeayrı ayrı belirtilmiş; bunlar arasında özel hizmettazminatı ve denetim tazminatlarına da yer verilmiştir.
AnılanYasa maddesi uyarınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılıResmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğekonulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlaraİlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararının "Ödeme yapılmayacakhaller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekliIII sayılı Cetvelin E kısmında denetim tazminatına yerverilmiştir.
Anılandüzenlemeler uyarınca Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında kadro karşılığısözleşmeli uzman olarak görev yapan, davanın tarafıolan ilgiliye denetim tazminatı ödenmesine olanakbulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davadosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararınaekli III sayılı Cetvelin "E-Denetim Tazminatı"bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429 sayılıTürkiye İstatistik Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, bugörüş yazısı doğrultusunda TÜİK'tekadro karşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 530 sayılı yazıile davacıya 15.02.2006-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.162,25.-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacaktakip dosyasının dava açılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiği ve buişlemin 14.05.2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiğianlaşılmaktadır.
Olayda,15.02.2006-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek davacıya denetim tazminatı ödemesininyapıldığı, davacının söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır.
Bubakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının, 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesikapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesinin birincifıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetinin sunumundakullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup, mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasırankamu mallarına verilen zararı düzenleyen 12. maddekapsamında tahsili mümkün değildir.
Devletmemurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerindenkaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerisonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunması "kamu zararı" olarak tanımlanmışanılan maddenin ikinci fıkrasında ise kamu zararıkapsamına giren haller; kamu kaynakları kullanılarak piyasadanmal ve hizmet satın alınması sırasında fazlaödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasındamevzuata aykırı davranılması ve mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yolaçılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılanfıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde (g)bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediğihalde ödeme yapılması" kuralınınkapsamının, yine mal ve hizmet alınılan nedeniyleyapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklindeanlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldıki, bakılan uyuşmazlığa konu tutar, mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesindenkaynaklandığından, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Budurumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin gerialımında 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibiDanıştay içtihatları Birleştirme Kurulu'nun22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararının uygulanması gerektiği açıktır.
Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklıolduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğibelirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyetkuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıylahukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir.
Sözkonusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıhatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiğiilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkelerolduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olaydadavacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının mevzuat hükümlerinin yanlışyorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiğidikkate alındığında, idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceği gibi, denetimtazminatlarının ödenmesinde, davacının hilesi veyagerçek dışı beyanının daolmadığı açıktır.
Buitibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemeleringeri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmakla, mevzuat hükümlerinin davalı idareceyanlış yorumlanması nedeniyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğukanısına varılmıştır.
Kaldıki aynı konuda, adli ve idari yargı mercilerince verilen emsalkararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26.02.2018 tarih ve E:2016/542, K:2018/79sayılı karar da bu yöndedir.
SONUÇ:
1-Ankara3. İdare Mahkemesinin 28.09.2011 gün ve E:2010/1791, K:2011/2376sayılı kararı ile Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen22.04.2010 tarih ve E:2009/1759, K:2010/797 sayılı karararasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;
2-Ankara2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.04.2010 tarih ve E:2009/1759, K:2010/797sayılı kararının kaldırılmasına;
3-Ankara3. İdare Mahkemesinin 28.09.2011 gün ve E:2010/1791, K:2011/2376sayılı kararının kabulüne;
Busurette hüküm uyuşmazlığının giderilmesinekarar verilmesinin uygun olacağıdüşünülmektedir…” yolundadüşünce vermiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; “…Türkiye İstatistikKurumu (TÜİK) Başkanlığında uzman olarakgörev yapan davacı tarafından, kendisine ödenen denetimtazminatının kesilerek 15/02/2006-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.162,25 TL'yi hesaplanacak faiziyle birlikte bir ay içinde geriödemesi gerektiğinin bildirilmesine yönelik, TÜİKBaşkanlığının 13/05/2009 gün ve 530sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada;Ankara 3. İdare Mahkemesi 28/09/2011 tarihli ve E.2010/1791, K2011/2376sayılı kararla, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14sayılı karan uyarınca davacıya yapılan ödemelerinhatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten sonra iadesinin istenilmesine hukukenolanak bulunmaması nedeniyle 15/02/2006-14/01/2009 tarihleri arasındaödenen tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesininistenilmesine ilişkin idare işleminde hukuka uyarlıkbulunmadığı, işlemin denetim tazminatıödenmeyeceğine ilişkin kısmında ise hukukaaykırılık görülmediği gerekçesiyle, davakonusu işlemin yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatının iadesinin istenilmesi ilişkin kısmınıniptaline, aynı işlemin davacı adına denetimtazminatının kesilerek ödenmeyeceğini öngörenkısmı yönünden ise esastan reddine karar verildiği, bukararın temyiz aşamasında Danıştay 11. Dairesinin27/04/2016 tarihli ve E.2015/1550, K.2016/2105 sayılı kararıylaonandığı, karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin31/01/2018 tarihli ve E.2016/8507, K.2018/526 sayılı kararıylareddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Diğertaraftan, TÜİK Başkanlığı tarafından, uzmanolarak görev yapan ilgiliye 15/02/2006-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.162,25 t'nin ödeme yapıldığı tarihlerden tahsiltarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargıda açılan davada; olaydaödemenin şart tasarrufa dayanmayıp mevzuataaykırılık teşkil ettiği, açık hataniteliğinde olduğu ve Borçlar Kanununun haksız iktisapkuralları çerçevesinde davalıdan geriistenebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüyle,yapılan ödemenin 14/05/2009 tarihinden itibaren yasal faiziylebirlikte davalıdan tahsiline karar veren Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin22/04/2010 tarihli ve E.2009/1759, K.2010/797 sayılıkararının, temyiz aşamasında Yargıtay 3. HukukDairesinin 29/09/2011 tarihli ve E.-K.2011/826-14176 sayılıkararıyla onanarak kesinleştiğianlaşılmıştır.
DavalıGülçin Gültekin Türkücü vekilinceUyuşmazlık Mahkemesine verilen 03/04/2018 havale tarihlidilekçe ile Ankara 3. İdare Mahkemesinin 28/09/2011 tarihli veE.2010/1791, K.2011/2376 sayılı kararı ile Ankara 2. Sulh HukukMahkemesinin 22/04/2010 tarihli ve E.2009/1759, K.2010/797 sayılı kararındanhangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundanve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğindenbahisle hüküm uyuşmazlığının Ankara 3.İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın benimsenmesisuretiyle giderilmesi talebinde bulunulmuştur.
MEVZUATYÖNÜNDEN İNCELEME:
İdarive adli yargı kararları arasında oluştuğu ilerisürülen hüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “7 incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir” hükmü yer almaktadır.
Anılanhükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeriyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b-Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c-Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d-Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e-Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülenkararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve yasa yollarına başvurularak şeklenkesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynı olduğukararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanınesasının hükme bağlandığı ve yasayollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Hükümuyuşmazlığına konu Ankara 3. İdare Mahkemesikararında, davacıya ödenen denetim tazminatınınkesilerek 15/02/2006-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.162,25 t'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesi gerektiğinibelirten 13/05/2009 tarih ve 530 sayılı işlemin, yersizödendiği belirtilen tutarın yasal faiziyle birlikte geriödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı iptal edilmesinekarşın, Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi kararında, sözkonusu denetim tazminatının yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverildiği anlaşılmakla, iki karar arasında oluşançelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli ve idariyargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlem, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olup, aynı şekilde bu idari işlemingeri alınmasına yönelik işlem de icrai nitelikte idari birişlemdir. Bu bakımdan, tümüyle idari nitelikte olan birişlemle ilgili uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesiyle kurulan "idari rejim" sisteminin gereğidir.
Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında,TÜİK'te uzman olarak çalışan GülçinGültekin Türkücü'ye 15/02/2006-14/01/2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntespiti gerekmektedir.
657sayılı Devlet Memurları Kanununun "Tazminatlar"başlıklı 152/11. maddesinde, görevin önem, sorumlulukve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi,kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargözönüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, bu maddede belirtilen oranları aşmamaküzere Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek esas, ölçüve nispetler dahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, "Özel Hizmet Tazminatı"başlığı altında düzenlenen kısmın otarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcıları dasayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetim tazminatıile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlankapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir.
Konuile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihli ResmiGazetede yayımlanan 17/04/2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; ekli cetvellerde yer alanve içinde denetim tazminatı da bulunan tazminatların (97/9021sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklı kalmak üzere) herstatüdeki sözleşmeli personele ödenmeyeceği kuralaltına alınmıştır.
Yukarıdaaktarılan mevzuat hükümlerine bakıldığında,her ne kadar 657 sayılı Kanunda denetim tazminatı verileceklerarasında TÜİK uzman ve uzman yardımcıları da sayılmışise de; aynı Kanunda zam ve tazminatları kimin alıpalamayacağı hususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır.
Davadosyasından, TÜİK Başkanlığınca,kurumlarında uzman ve uzman yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek şartıylasözleşmeli olarak istihdam edilen personele denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafındanverilen 20/04/2009 gün ve 5084 sayılı görüşyazısında denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılıTÜİK kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen denetim tazminatlarının geri alınmasıgerektiğinin belirtilmesi üzerine, TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 530 sayılı yazıile davacıya 15/02/2006-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır.
Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E.1968/8, K. 1973/14 sayılı kararında, idarenin; yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veyaintibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman gerialabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalanhatalı ödemelerin geri alınmasının hatalıödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde mümkünolduğu, bu süre geçtikten sonra genalınamayacağı esasa bağlanmıştır.Anılan İçtihatları Birleştirme Kurulu kararıile konulan ilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata, hileya da gerçek dışı beyanı söz konusuolmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilenihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak 2577sayılı Kanunda dava açma süresi olaraköngörülen 60 gün içinde gerialınabileceği, bu süre geçtikten sonra idari istikrar vehukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bu tutarı gerialamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda,davacıya 15/02/2006-14/01/2009 tarihleri arasında mevzuatınyorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Buitibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemeleringeri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun yukarıda zikredilen kararınınuygulanması gerektiği, bu sebeple mevzuat hükümlerinindavalı idare tarafından yanlış yorumlanması sebebiyledavacıya yapılan ödemelerde, davacının hilesi vegerçek dışı beyanı olmadığından,yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talepedildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
1)Ankara 3. İdare Mahkemesinin 28/09/2011gün ve E.2010/1791,K.2011/2376 sayılı kararı ile Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin22/04/2010 tarihli ve E.2009/1759, K.2010/797 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne,
2)Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/04/2010 tarihli ve E.2009/1759, K.2010/797sayılı kararının kaldırılmasına;
3)Ankara 3. İdare Mahkemesinin 28/09/2011gün ve E.2010/1791,K.2011/2376 sayılı kararının benimsenmesine,
Kararverilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesinin mümkün olduğudüşünülmektedir…” gerektiği yolundadüşünce bildirmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ’un katılımlarıyla yapılan 26.11.2018günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıkların kesin olarak çözmeye yetkili ve bukanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) ise, 1 nci maddede gösterilenyargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş,aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlıkyaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerindenen az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu,dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c) Her ikikararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlardadavanın esasının hükme bağlanması,
e) Kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli veidari yargı kararlarının incelenmesinden ortada adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu,kararlarda da işin esasının hükmebağlandığı ve davaların taraflarınınaynı olduğu anlaşılmaktadır.
Konuve dava sebebinin aynı olup olmaması ile kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunması koşullarının incelenmesi:
Hüküm uyuşmazlığına konu edilen Ankara 3.İdare Mahkemesi kararında; davacıya yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaolmaması, öte yandan, yukarıda belirtilenİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarıncadavacıya yapılan ödemelerin, hatalı ve yersiz olduğuileri sürülerek ancak ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük idari dava açma süresiiçinde geri alınması mümkün iken, bu süregeçirildikten çok sonra yersiz ödendiği ilerisürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmaması nedeniyle, 15.02.2006 tarihinden 14.01.2009 tarihine kadarödenen 3.162,25 TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 530sayılı davalı idare işleminde hukuka uyarlıkbulunmadığına karar verilerek dava konusu işlemin iptaledildiği, Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde ise; mevzuat ile denetimtazminatı ödeneceği hükme bağlanmadığıhalde davalıya 15/02/2006 - 14 01/2009 tarihleri arasında toplam3.162,25-TL denetim tazminatı ödendiği, yapılan bu ödemeninşart tasarrufa dayanmayıp mevzuata aykırılıkteşkil ettiği ve açık hata niteliğinde olduğuve BK nun haksız iktisap kuralları çerçevesindedavalıdan geri istenebileceği” gerekçesiyle yapılanödemenin geri alınmasına karar verildiği dolayısıyladavaların konu ve sebeplerinin aynı olduğugörülmektedir.
Buna göre, her iki mahkemenin vardığısonuçların birbirinden farklı olduğu; İdareMahkemesi ile Sulh Hukuk Mahkemesi kararları arasında oluşançelişki nedeni ile bir hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 3. İdare Mahkemesi ile Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesininkararları arasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24.Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğu,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzereBaşbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığına bildirilmesi, verilen cevaplarınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanması,
b) Usulüişlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki raporyazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesigerektiğine OY BİRLİĞİ İLE KARARVERİLMİŞTİR.
Bununüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş, TÜİKvekili süresinde sunduğu dilekçesinde sonuç olarak;Yargıtay İçtihatları ve Mahkememizin 13/10/2014 gün,E:2013/1607, K:2014/887 sayılı ilamı doğrultusunda Ankara2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/04/2010 tarihli ve E.2009/1759, K.2010/797sayılı kararının benimsenmesine ve Ankara 3. İdareMahkemesinin 28/09/2011 gün, E.2010/1791, K.2011/2376 sayılıkararının kaldırılmasına karar verilmesini talepetmiştir.
II-ESASIN İNCELENMESİ:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 30.9.2019günlü toplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcılarındüşünce yazıları, dayanılan Yasa kuralları,taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim EnginSELİMOĞLU’nun hazırladığı rapor okunupincelendikten veilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’IN yazılı düşünceleri doğrultusundakiaçıklamaları alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığında uzmanolarak görev yapan Gülçin TürkücüGültekin'e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuataaykırı olarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TLdenetim tazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Dosyanınincelenmesinden; davacının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak sözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında,TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı cetvelin “E.Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.05.2009gün ve 525 sayılı yazısı ile TÜİK UzmanıGülçin Türkücü Gültekin’den29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında kendisine yersiz ödenendenetim tazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL' yi bir ayiçerisinde ödemesi, aksi takdirde hakkındaki alacak takipdosyası hakkında genel hükümlere göre takibatyapılacağı yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğive bu işlemin 25.05.2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiğianlaşılmaktadır.
GülçinTürkücü Gültekin vekili tarafından, müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilerek yersiz ödendiğitespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38 TL'yi hesaplanacakfaiziyle birlikte bir ay içinde geri ödemesi gerektiğininbildirilmesine yönelik, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 13.05.2009 gün ve 525sayılı işleminin iptali istemiyle davaaçılmış; Ankara 3. İdare Mahkemesi 28.09.2011gün, E:2010/1791, K:2011/2376 sayılı dosyasında,davacıdan Şubat 2006 ila Şubat 2009 tarihleri arasındaödenen 3.365,38 TL’nin geri istenilmesine ilişkin 13.05.2009gün ve 525 sayılı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının işleminin iptaline kararvermiş, temyiz üzerine Danıştay 11. Dairesince; 27.04.2016gün ve E:2015/1550, K:2016/2105 sayı ile temyiz istemi, 31.01.2018gün ve E:2016/8507, K:2018/526 sayı ile karar düzeltme istemireddedilerek Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Diğertaraftan, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından, Kurumda uzman olarak görev yapanGülçin Türkücü Gültekin’ekarşı, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38 TL'nin ödeme yapıldığı tarihlerden tahsiltarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargıda dava açılmış;Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, 22.04.2010 tarih ve E:2009/1759, K:2010/797sayı ile "Bilirkişi raporu, yukarıda açıklananYargıtay denetiminden geçmiş emsal karar ve dosyakapsamından; davalının, davacı kurumda sözleşmeliTUİK uzman yardımcısı olarakçalıştığı, 657 Sayılı DevletMemurları Kanunun 152 maddesinde memurlara ödenecek zam vetazminatların tek tek sayıldığı, aynı maddeninözel hizmet tazminatı başlığı altında"h" bendinde TUİK Uzmanlarına yer verildiği, denetim tazminatıbaşlığı altında ise "h" bendindesayılan TUİK uzmanlarına %20 oranında denetimtazminatının verileceğinin belirtildiği, budüzenlemenin kadrolu TUİK uzmanlarına ilişkin olduğu,sözleşmeli uzman ya da uzman yardımcılarına böylebir tazminatın verileceği hususunun ayrıca hükmebağlanmadığı, öte yandan Bakanlar Kurulutarafından yürürlüğe konulan 06/02/1997 tarih1997/9021 sayılı kararnamede de sözleşmeli TUİK uzmanve uzman yardımcılarına özel hizmet tazminatınınödenmesinin kararlaştırıldığı, bunundışında ayrıca denetim tazminatınınödeneceğinin hükme bağlanmadığı haldedavalıya 15/02/2006 - 14 01/2009 tarihleri arasında toplam:3.162,25-TL denetim tazminatı ödendiği, yapılan buödemenin şart tasarrufa dayanmayıp mevzuataaykırılık teşkil ettiği ve açık hataniteliğinde olduğu ve BK nun haksız iktisap kurallarıçerçevesinde davalıdan geri istenebileceği”gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile 3.162.25 TL alacağın14.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine…” kararvermiş; temyiz edilen karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin, 29.09.2011gün ve E:2011/8260, K:2011/14176 sayılı ilamıyla Onanarakkesinleşmiştir.
GülçinTürkücü Gültekin’e denetim tazminatı adıaltında yapılan fazla ödemenin, idarece 5018 sayılıKanun kapsamında değerlendirilerek tahsil yoluna gidilmesiüzerine adli ve idari yargıda davalaraçılmıştır. Denetim tazminatınınödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyletesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlemolduğunda kuşku bulunmadığı gibi, söz konusuidari işlemin geri alınması da idari niteliktedir. İdarinitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın 155. Maddesigereğince idari yargıda çözümlenmesi gerektiğikuşkusuzdur.
Budurumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatının Gülçin TürkücüGültekin’e ödenip ödenmeyeceği hususunda birdeğerlendirme yapılması gerekli olduğundan, bu konudakiyasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
10.11.2005tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu, 18.11.2005 tarih25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir.
Busuretle çalıştırılacakların sözleşmeusul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşitödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usul ve esaslarıBakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlıkmerkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan (kadro karşılığıçalışan sözleşmeli personel dâhil) memurlara10.10.1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alanfazla çalışma ücreti aynı esas ve usullere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır.
AnayasaMahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yenidendüzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeli olarakBaşkanlıkta fiilen çalışan personele, bu Kanuna ekli(III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alan taban vetavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usul ve esaslara göre aynen yararlandırılır. Bupersonel T.C. Emekli Sandığı ile ilişkilendirilir. Sözkonusu personele, çalıştıkları günlerleorantılı olarak (hastalık ve yıllık izinleri dahil)ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer aylık sözleşmeücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardan üstüngayret ve çalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile sözkonusu personele yapılacak diğer ödemeler Bakanlar Kuruluncatespit edilir.” şeklini almıştır. Daha sonra11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır.
5429sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45. maddesi ise;“ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptalikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihli ve E.:2005/143,K.:2005/99 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme:17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usul ve esaslarıBakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülgason fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)” şeklindedir.
5429sayılı Kanun uyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b) bendindeyer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir.
Diğertaraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 146. Maddesindesözleşmeli personel ücretlerinin özel kanunlardakihükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine“kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde"ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirlenmiş; bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatıile denetim tazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir.
Yukarıdaaçıklanan yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146. Maddesininbirinci fıkrası uyarınca sözleşmeli ve geçicipersonel hakkında özel kanunlardaki hükümlerinuygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları” nı düzenlediği, TÜİKda çalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendinde sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğininaçıkça belirtilmesi nedeniyle, bahse konu tazminatın,sözleşmeli olarak görev yapan GülçinTürkücü Gültekin'e ödenmesinin mümkünolmadığı, Gülçin TürkücüGültekin'in 5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır.
Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında da,sözleşmeli uzman olarak çalışan GülçinTürkücü Gültekin’e 29.11.2005-14.01.2009tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bunoktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan GülçinTürkücü Gültekin'e yapılan fazla ödemelerin gerialımında uygulanacak mevzuatın tesbiti gerekmektedir.
657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “(Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları,görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslimedilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır haldebulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Devletmemurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zararauğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafındanrayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.” şeklindebir düzenlemeyi öngörmektedir.
Budüzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararında özetle; İdarenin,hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediğimeblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzumolmadan karar verilebileceği ve bu karara karşıaçılacak davaların çözümününDanıştay’ın görevi içinde olduğu;İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde, sürearanmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalardışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur.
“Öteyandan, benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadıBirleştirme kararına da değinmekte yarargörülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemişolmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu(özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriyeyürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bunedenle yanlış işlemin (intibakın) bu sürelergeçtikten sonra geri alınması durumunda, geri almagününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceğine ve içtihatların bu yoldabirleştirilmesine…” denilmektedir. Anılan kararıngerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz edenşu değerlendirmelerde bulunulmaktadır : “…Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerdenanlaşılacağı gibi, yanlış bir şarttasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayıödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukukdüzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılıksağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davasısüresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriyeyürür şekilde geri almak için bir sınır olarakkabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisiiçin hüküm ifade edecek şekilde gerialınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…”
Bukonuda uygulanması düşünülebilecek diğer birdüzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı;kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır.
Kamuzararının belirlenmesinde;
a)İş, mal veya hizmet karşılığı olarakbelirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b)Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödemeyapılması,
c)Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemedebulunulması,
d)İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksekfiyatla alınması veya yaptırılması,
e)İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuatauygun bir şekilde yapılmaması,
f)(Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g)Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esasalınır.
(Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir.
Alınmamışpara, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamışhizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibigösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiylekamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir.
(Değişikson fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
5018sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesindeöncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir.
Belirtileniçtihatlar ve yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. GülçinTürkücü Gültekin’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılanGülçin Türkücü Gültekin'in ödemelerinyapılması konusunda gerçek dışı beyanıveya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyleGülçin Türkücü Gültekin' in kolaycaanlayabileceği açık bir hata ve kusur da söz konusuedilemeyeceğinden, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenendenetim tazminatının geri istenilmesinin koşullarınınmevcut olmadığı görülmektedir.
Açıklanannedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığınınnde sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak görev yapan GülçinTürkücü Gültekin' e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygunolmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne kararveren Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.04.2010 gün veE:2009/1759, K:2010/797 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 3.İdare Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve E:2010/1791, K:2011/2376sayılı kararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine gerekmiştir.
S O N U Ç:Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınınndesözleşmeli uzman yardımcısı olarak görev yapanGülçin Türkücü Gültekin' e29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.04.2010gün ve E:2009/1759, K:2010/797 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin28.09.2011 gün ve E:2010/1791, K:2011/2376 sayılı KARARININKABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNE, 30.9.2019 gününde Üye BirolSONER'in KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan Gülçin Türkücü Gültekin' e 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında mevzuata aykırı olarak yersizödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindeolanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idareedilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi nedenolmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadarsakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edileninkolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa veidareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden sözetmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarakyapılan ödemeler için süredüşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman gerialınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalıödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadarönemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilenistisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak davasüresi içinde geri alınabileceği"vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermişolduğu kararında; "Burada çözüme bağlanansorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şan tasarrufunsonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha öncebu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olanfazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göremümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ilesebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlışşart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini)ancak iptal davası süresi içinde geriye yürürşekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonrayanlış tasarrufun geri alınması halinde geri almagününe kadar doğmuş durumların, parasalsonuçları da dâhil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiği,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadıbirleştirme kararının, idare tarafından yapılanbütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksıziktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması vememurların yapmış oldukları bütün hatalıödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılankişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyiişlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle birsonucun hukukça savunulması mümkün değildir. Bunedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamıdışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa dayanmayansalt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukununhaksız iktisap kurallarına dayanılarak geriistenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnmehükmünün bozulmasına karar vermiştir (YargıtayHukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E, 1984/997 Karar sayıilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olanmülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsizzenginleşme bağımsız bir borçkaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer -Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 - Sayfa 201vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında,yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksinedenetim tazminatının hataen ödendiği konusundatereddüt bulunmadığından, ödenen denetimtazminatının geri istenilmesinin koşullarının mevcutolduğu görülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan Gülçin TürkücüGültekin' e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz olaraködenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkinidari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren Ankara 3. İdareMahkemesi’nin kararının kaldırılmasına; hukuk veusule uygun bulunan Adli Yargıya ait Ankara 2. Sulh HukukMahkemesi’nin 22.04.2010 gün ve E:2009/1759, K:2010/797sayılı kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idariyargı kararının benimsenmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum.30.09.2019
ÜYE
Birol SONER
Full & Egal Universal Law Academy