T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/530
KARAR NO : 2019/531
KARAR TR : 30.09.2019
ÖZET: 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (l) bendi uyarınca verilen idari para cezasının kaldırılması istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :M.K.
Vekili :Av. K.S.
Davalı :Tarım ve Orman Bakanlığı
Vekili :Av. E.D.B.
O L A Y :Gıda Tarım ve Hayvancılık BakanlığıGıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün19.03.2018 gün …-E.793951 sayılı İdariYaptırım Kararı ile, 4207 sayılı TütünÜrünlerinin Zararlarının Önlenmesi veKontrolü Hakkında Kanun’un 3. maddesinin onüçüncü fıkrası hükmüneaykırı olarak, tütün ürünlerini işletmedışından görülecek şekilde satışa arzettiğinden bahisle, davacıya 4733 sayılı Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (l) bendiuyarınca 50.302,00 TL idari para cezası verilmiştir.
Davacı vekili, idari paracezasının iptali istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
BURSA 2. İDAREMAHKEMESİ:04.05.2018 gün ve E:2018/470, K:2018/561 sayı ile, idari paracezalarına karşı açılan davalarda, idari paracezasının verilmesine ilişkin işlemin dayanağıolan kanunda açıkça idari yargı yerinin görevliolduğu belirtilmemişse veya para cezasının verildiğiişlem kapsamında, idari yargının görev alanınagiren kararın bulunmaması durumunda adli yargı yeriningörevli olduğunun düzenlendiği, dava konusu idari paracezasının dayanağı olan 4207 sayılıTütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi veKontrolü Hakkında Kanun’da da idari yargı yeriningörevli olduğuna ilişkin bir hükmünbulunmadığı ve para cezasının verildiğiişlem kapsamında idari yargının görev alanınagiren bir kararın alınmadığınınanlaşıldığı belirtilerek, dava konusu idari paracezasına ilişkin uyuşmazlığınçözümünün adli yargı yerinin görevalanına girdiği gerekçesiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiş, davacı vekilitarafından yapılan itiraz İstanbul Bölge İdareMahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesinin 27.09.2018 gün ve E:2018/2637,K:2018/2224 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir.
Davacı vekili, bu kezaynı istemle adli yargı yerine başvuruda bulunmuştur.
BURSA 2. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ:07.05.2019 gün ve D.İş No:2018/4297 sayı ile, 4733sayılı Kanun’un 8. maddesinin onuncu fıkrasıuyarınca bu Kanuna göre verilen idari para cezalarınakarşı açılacak davalar yönünden idaremahkemelerinin görevli kılındığı gerekçesiylebaşvurunun görev yönünden reddine ve oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının çözümlenmesiiçin dosyanın re’sen Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık MahkemesininHicabi DURSUN’un başkanlığında, ÜyelerŞükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ,Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan30.09.2019 tarihli toplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre;
Olay kısmındabelirtildiği üzere tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş birgörevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelendavayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247 sayılıYasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsizgörmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilir.” hükmünegöre, idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlikkararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuzgörev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukukalanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247 sayılıYasanın 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerindenbirisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veyaincelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlikkararı veren merciin görevli olduğu kanısınavarırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindekiişin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinedeğin erteler ” hükmüne göre ise, adli yargıyeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararıveren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli birkarar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince kararverilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtivaetmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye görehukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığıdoğması halinde her iki yargı merciince işten elçekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanıntaraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasınıamaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlikkararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargımerciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurma olanağını tanımıştır.
Olayda, adli yargı yerince,görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş,ayrıca görevli merciin belirtilmesi için davadosyasının re’sen Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine de karar verildiğianlaşılmıştır.
Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasadaöngörülen yönteme uymamakta ise de, davanıntaraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek,Sulh Ceza Mahkemesince re’sen yapılan başvurunun 2247sayılı Yasanın 19. maddesi kapsamında olduğununkabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesinin önünegelmiş bulunan görev uyuşmazlığınınçözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekUyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygunolacağından görev uyuşmaz-lığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-HâkimGülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 4733 sayılı Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının DüzenlenmesineDair Kanun’un 8. maddesinin beşincifıkrasının (l) bendi uyarınca verilen idari paracezasının kaldırılması istemiyleaçıldığı anlaşılmıştır.
4207 sayılı Kanun’un “Diğerkoruyucu önlemler” başlığı altındadüzenlenen 3. maddesinin on üçüncüfıkrasında “ Tütün ürünleri, onsekizyaşını doldurmamış kişilerin doğrudanulaşacağı ve işletme dışındangörülecek şekilde satışa arz edilemez. Tütünürünleri satış belgesi olmaksızın vesatış belgesinde belirtilen yerin dışındasatışa sunulamaz.” denilmiş, “Cezahükümleri” başlığı altındadüzenlenen 5. maddesinde bu yasağa ilişkin her hangi bir cezadüzenlenmemiş;
4733 sayılı Kanun’un “Amaç”başlığı altında düzenlenen 1. maddesinde, “(Değişik: 20/11/2017-KHK-696/77 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/72md.) Bu Kanunun amacı; tütün, tütün mamulleri ve alkolpiyasasının düzenlenmesine, tütün, tütünmamulleri ve alkolün Türkiye’de üretimine, iç ve dışalım ile satımına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemektir.” denilmiş;
“Cezai hükümler”başlıklı 8. maddesinde ise, “(Değişik:3/4/2008-5752/3 md.) Ticari amaç olmaksızın, kendiürettiği ürünleri kullanarak şahsi tüketimiiçin elli kilogramı aşmayan sarmalıkkıyılmış tütün elde eden veya üç yüzelli litreyi aşmayan fermente alkollü içki imal edenlerharicinde, Kurumdan tesis kurma ve faaliyet izni almadan; tütünişleyenler veya tütün mamulleri, etil alkol, metanol ya daalkollü içki üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathanekuran ve işletenler bir yıldan üç yıla kadar hapisve beş bin günden on bin güne kadar adlî para cezasıile cezalandırılır. Bu Kanunun 6ncı maddesinin ikinci veüçüncü fıkralarına aykırı hareketedenler ile tesislerinde izin verilen kategori dışındafaaliyette bulunanlara da aynı ceza verilir.
(Mülga ikinci fıkra: 28/3/2013-6455/31 md.)
(Mülga üçüncü fıkra:28/3/2013-6455/31 md.)
(Mülga dördüncü fıkra:28/3/2013-6455/31 md.)
Tütün, tütün mamulleri, etil alkol,metanol ve alkollü içkiler piyasasında Gıda, Tarımve Hayvancılık Bakanlığından gerekli izinleri alarakveya almadan mal veya hizmet üreten, işleyen, ihraç veya ithaleden, pazarlayan, alan veya satan gerçek ve tüzel kişilereaşağıda yazılı idarî yaptırımlaruygulanır: (………..)
1) Tütün mamulleri veya alkollüiçkileri satış yerlerindeki raf veya standlara, hertürlü teşhir ünitesine, reklam ve tanıtımınailişkin mevzuata ve Gıda, Tarım ve HayvancılıkBakanlığı düzenlemelerine aykırılıkoluşturacak veya herhangi bir firmaya üstünlüksağlayacak şekilde yerleştirenlere otuzbin Yeni TürkLirası idarî para cezası verilir.” hükmü yeralmış; dokuzuncu fıkrası ve devamında ise;
“Beşinci fıkranın (f), (g), (ı),(j) ve (o) bentlerinde yazılı fiiller hakkında idarîyaptırım uygulamaya ve bu fiillerin konusunu oluşturan hertürlü eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesikararını vermeye mahalli mülkî amirler, diğerbentlerde yazılı fiiller hakkında idarî para cezasıvermeye Kurum yetkilidir. Mahalli mülkî amirlerce uygulananidarî yaptırımlar onbeş gün içinde Kurumailetilir.
Bu Kanun hükümlerine göre verilen idarîyaptırım kararlarına karşı 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunuhükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir. Ancak, idaremahkemesinde dava, işlemin tebliği tarihinden itibaren on beşgün içinde açılır. İdare mahkemesinde iptaldavası açılmış olması, kararın yerinegetirilmesini durdurmaz.
İdarî yaptırımlara ilişkin olarakbu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu hükümleriuygulanır.(……..) “ denilmiştir.
30.3.2005 tarih ve 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun birinci maddesinde, “Bu Kanunda; toplum düzenini,genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi veekonomik düzeni korumak amacıyla;
a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler,
b) Kabahatler karşılığındauygulanabilecek olan idari yaptırımların türleri vesonuçları,
c) Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci,
d) İdari yaptırıma ilişkin kararlarakarşı kanun yolu,
e) İdari yaptırım kararlarınınyerine getirilmesine ilişkin esaslar,
belirlenmiş ve çeşitli kabahatlertanımlanmıştır” denilerek Kanunun amaç vekapsamı belirlenmiş; ikinci kısmında yer alan 32 ila43. maddelerinde, Türk Ceza Kanunu kapsamı dışındakalan çeşitli kabahatler sayılarak, bu eylemlereyaptırımlar öngörülmüştür.
Anılan Kanun’un 2. maddesinde,“kabahat” deyiminden, kanunun karşılığındaidari yaptırım uygulanmasınıöngördüğü haksızlığınanlaşılacağı; 16. maddesinde, kabahatlerkarşılığında uygula-nacak olan idariyaptırımların “idari para cezası” ve“idari tedbirler”den ibaret bulunduğu; “idaritedbirler”in de mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgilikanunlarda yer alan diğer tedbirler olduğu belirtilmiştir.
Olayda, davanın, 4733 sayılıKanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (l) bendiuyarınca verilen idari para cezasının iptaline ilişkinolarak açıldığı, 4733 sayılıKanun’un 8. maddesinin onuncu fıkrasında bu Kanunhükümlerine göre verilen idarî yaptırımkararlarına karşı 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yolunabaşvurulacağının, bu Kanun’da hükümbulunmayan hallerde 5326 sayılı Kabahatler Kanunuhükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, budurumda davaya konu idari para cezasına dayanak olan 4733 sayılıKanun’da bu Kanun uyarınca verilen idari para cezalarınakarşı kanun yoluna ilişkin düzenlemenin yeraldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 sayılıKabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde,“ (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî paracezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesiyaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında, uygulanır”; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise,“İdari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararınakarşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç on beş gün içinde, sulh ceza mahkemesinebaşvurulabilir. Bu süre içinde başvurununyapılmamış olması halinde idari yaptırımkararı kesinleşir” düzenlemeleri yeralmıştır.
Bu düzenlemelere göre; KabahatlerKanunu’nun, idarî yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağıanlaşılmaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkinolduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesephak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andakikurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsizhale gelmiş ise, (davanın açıldığı andagörevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen)mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğegirmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dairintikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemecegörevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenenuyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri veAlkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun uyarınca verildiği, 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 4733sayılı Kanun’da bu Kanun uyarınca verilen idarîyaptırım kararlarına karşı 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanunyoluna başvurulabileceğinin düzenlenmişolup, itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterildiğianlaşılmıştır. Bu durumda, KabahatlerKanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3.maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, 4733sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasınakarşı açılan davanın görüm veçözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,Bursa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan başvurunun 2247sayılı Kanun’un 19. madde kapsamında kabulü ile Bursa2. İdare Mahkemesince verilen 04.05.2018 gün ve E:2018/470,K:2018/561 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç: Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Bursa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılanBAŞVURUNUN 2247 sayılı Kanun’un 19. madde kapsamındaKABULÜ ile Bursa 2. İdare Mahkemesince verilen 04.05.2018gün ve E:2018/470, K:2018/561 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.09.2019gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Hicabi
DURSUN
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy