T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/738
KARAR NO : 2020/161
KARAR TR : 24/02/2020
ÖZET: Davacının donatanı olduğu geminin kazaya uğramasından sonra davalının hukuka aykırı ve haksız surette hareket ederek geminin batmasına ve tam zayi olmasına sebebiyet verdiği iddiasıyla ve oluşan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : Ö.T. - T. Denizcilik Gemi Kiralama ve Brokerlik Hizmetleri
Vekili : Av. T.C.
Davalı:D.Römorkörü Donatanı Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş
Vekilleri: Av. K.F.Ç.Av. H.H.K.
OL A Y:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin donatanı olduğu MV Z. gemisinin kazayauğramasından sonra davalıların hukuka aykırı vehaksız surette hareket ederek geminin batmasına ve tam zayiolmasına sebebiyet verdikleri, sigortacının poliçeuyarınca geminin kaza neticesinde batmamış olması nedeniylepoliçe değeri olan 1.000.000,00 USD' yi ödemediğini ilerisürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,şimdilik 1.000,00 TL üzerinden açılan belirsiz alacakdavasının kabulüne, uğramış olduğu zarartutarının tespit edilmesine, bu tespit neticesinde ortayaçıkan bedelin, geminin tam zayi olduğu 04/11/2011 tarihindenitibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birliktedavalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline kararverilmesi istemiyle davalılar Ulaştırma Denizcilik veHaberleşme Bakanlığı ve Antalya LimanBaşkanlığı ve Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş. 'ne karşı adli yargı yerindedava açmıştır.
Antalya1. Asliye Ticaret Mahkemesi: 08.10.2015 gün, E:2013/73, K:2015/723sayılı dosyada "davacının gemisinin yarıbatık halde bulunduğu yerden çekilmesine karar verenin idareolduğu ve idarenin hatalı karar ve uygulamalarınakarşı açılan davaların adli yargı yerindedeğil idari yargı yerinde görülebileceği gerekçesiyledavanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine" dair verdiğikarar temyiz edilmiştir.
Yargıtay11. Hukuk Dairesi: 03/05/2017 gün, E:2015/15506, K:2017/2623sayılı ilamıyla "davalılardan D.Römorkörü Donatanı Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş özel hukuk tüzelkişisi olupaleyhine donatan sıfatıyla davaaçılmıştır. Davacı, davalılardan D.Römorkörü Donatanı Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş’ nin gemiyi çekerken ve gemininçıkarıldıktan sonra bırakıldığıyerin hatalı olması nedeniyle geminin hasargördüğünü ve battığını iddiaederek iş bu davalının haksız fiiline dayalı tazmintalebinde bulunmuştur. Bu durumda, anılan davalıyönünden haksız fiil esaslarına göre davaya bakmagörevinin adli yargı yeri olduğundan hakkındakidavanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmek suretiyleişin esasının incelenmesi gerekirken bu davalıbakımından da görevsizlik kararı verilmesi doğrugörülmemiş bozmayı gerektirmiştir" diyerekdosyayı mahalline iade etmiştir.
ANTALYA1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ: 02/07/2019 gün,E:2019/330 sayılı dosyada bozma ilamına uyarak "D.Römorkörü Donatanı Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş aleyhine açılan davanın tefrikedilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine" karar vermiştir.
Davalıvekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile"tüm davalılar yönündenuyuşmazlığın idari yargı yerindegörülmesi" gerektiği düşüncesiyle olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasıistemiyle başvuruda bulunulması üzerine, dilekçe davadosyası ile birlikte DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmiştir.
DANIŞTAYBAŞSAVCISI; "...Dava dosyasının incelenmesinden,M/V Z. isimli kuru yük gemisinin 11/04/2011 tarihinde Antalya ili Kaşilçesi Kekova koyunda su altında bulunan kayalıklaraçarpması neticesinde kaza meydana geldiği, akabinde su alangeminin bulunduğu bölgenin 1. Derece Doğal Sit alanıolması nedeniyle davalı Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş. tarafından geminin başka birbölgeye çekilerek karaya oturtulduğu, geminin bulunduğubölgeden 15 gün içerisinde kaldırılması gerektiğinindavacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.
DenizcilikMüsteşarlığı Antalya Bölge Müdürlüğü’nün04.11.2011 tarih ve 3733 sayılı yazısı ile Kekova, TersaneKoyu civarında “Z.” isimli bir geminin karaya oturduğu vebatma tehlikesi içinde bulunduğu bu nedenle söz konusu gemiyiacilen kurtarmak üzere römorkör gönderilmesinin emredilmesiüzerine Antalya Limanının işletme hakkıözelleştirilmesi kapsamında yapılan 31/08/1998 tarihliişletme hakkı devir sözleşmesiyle Devletin hükümve tasarrufu altındaki taşınmazlar ile Türkiye Denizcilikİşletmeleri A.Ş.’nin mülkiyetinde bulunan diğertaşınmazlar ve bunların altyapı tesisleri, yerüstü yapıları ve bütünleyiciparçalarının 30 yıl süreyle işletme hakkıdevredilen davalının kendisine ait “D.”römorkörünü bölgeye gönderdiği, diğerdavalı İdare’nin, olay tarihi olan 04.11.2012 günüilettiği - bu yazılı emir içeriği yapılacakmüdahale ile ilgili koordinasyonun BölgeMüdürlüğü GSK Uzmanları tarafındansağlanacağının açıkça belirtildiğiGemi seyir jurnalinden görüleceği üzere,davalının römorkörüne çıkan idareelemanları emir ve talimatlarına göre hareket ettiğigörülmektedir.
2872sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesinde; “hertürlü atık ve artığı, çevreye zararverecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara veyöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylıbiçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak,uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmanın yasakolduğu, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerinkirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirletenlerinkirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak içingerekli tedbirleri almakla yükümlü olduklarıhüküm altına alınmıştır.
5312sayılı" Deniz Çevresinin Petrol ve DiğerZararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale veZararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun'un 3/ı maddesinde; birolayın meydana gelmesinden sonra ortaya çıkabilecek muhtemelkirlenmeyi önlemek veya sınırlı tutmak amacıyla almantedbirler koruyucu önlem olarak tanımlanmış, 4. maddesinde;“Bu Kanun'un uygulanması bakımından genel koordinasyongörevi Bakanlığa aittir. Bu Kanunla yetkili kılınankurum ve kuruluşlar, bu Kanun kapsamında elde ettikleri bilgiler ileyapılan işlemleri gecikmeksizin Bakanlığa bildirmekleyükümlüdürler. Acil müdahaleplânlarının hazırlanması, kıyıalanlarında acil müdahale plânlarınınuygulanması, kirlenmenin türü ve etkilerinin belirlenmesi,çevreye olan zararların tespiti ve olay sonrası kirliliktenetkilenen alanların rehabilitasyonuna ilişkin yetki, görev ve sorumluluklarBakanlığa; deniz araçlarından kaynaklanan deniz kirliliğininönlenmesine yönelik acil müdahale plânlarınınuygulanması, hazırlıklı olma, kirliliğe müdahale,zararların tazmini ve malî sorumluluk garantilerinin bildirimikonularında icraya ilişkin yetki, görev ve sorumluluklarMüsteşarlığa; asayiş ve kolluk görevlerineilişkin yetki, görev ve sorumluluklar Sahil GüvenlikKomutanlığına aittir" hükmüne, 5. maddesinde;"Bu Kanun kapsamındaki tüm gemi ve kıyı tesislerininsorumlu tarafları; olayın meydana gelmesinin önlenmesi,olayın meydana geldiği durumlarda ise zararınazaltılması, giderilmesi, sınırlandırılmasıamacıyla hazırlıklı olma ve koruyucu önlemler de dahiluluslararası hukukun öngördüğü ve seyir, can, malve çevre emniyetinin gerektirdiğiyükümlülüklere ilişkin tüm tedbirleri almaklayükümlüdürler" hükmüne, 6. maddesinde; buKanun kapsamına giren gemi ve kıyı tesislerinin sorumlutarafları, uygulama alanlarında gemi ve kıyı tesislerindenkaynaklanan olay sonucu ortaya çıkan kirlenmenin veya kirlenmetehlikesinin neden olduğu; temizleme masraflarını, koruyucuönlemlere ilişkin masrafları, canlı kaynaklar ve denizyaşamına verilen zararları, bozulan çevrenin yenidenoluşturulması, toplanan atıkların taşınmasıve bertarafı için yapılacak masrafları, geçimiçin kullanılan doğal ve canlı kaynaklarda meydana gelenzararları, özel mallardaki zararları, şahıslarınyaralanması ve ölümünden kaynaklanan zararları, gelirkayıplarını, gelir ve kazanç kapasitelerine verilenzararları ve diğer kamu zararlarını tazmin etmeklemüteselsilen sorumludur. Garantörün sorumluluğu, diğersorumlu tarafların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Garantörün tazmin etmediği zararlar diğer sorumlutaraflarca tazmin edilir. İki veya daha fazla gemininkarışmasıyla meydana gelen bir olayda ortaya çıkanzarardan tüm gemilerin sorumlu tarafları müştereken vemüteselsilen sorumludur. Olay sonucu ortaya çıkan zararıödeyenlerin zarara neden olanlara rücû hakkısaklıdır "10. maddesinde de; Bakanlık temsilcisinin başkanlığında;Müsteşarlık, Sahil Güvenlik Komutanlığı,Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri GenelMüdürlüğü ile ilgili valilik ve belediyelerintemsilcilerinden zarar tespit komisyonu oluşturulur. Komisyon gerekgörürse ilgili diğer kurum ve kuruluşların temsilcilerinive uzmanlarını da komisyona çağırabilir. Komisyonunçalışmalarına ilişkin usûl ve esaslaryönetmelikle belirlenir. Komisyon, zararların tamamınınveya bir kısmının tespitini, bu konuda uzman Türk veyayabancı kişi ve kuruluşlara yaptırabilir. Bu şekildetespit edilen zarar miktarı, komisyon tarafından onaylanmasıüzerine geçerlilik kazanır hükmüne yerverilmiştir.
5312sayılı yasanın 15/1. maddesinde ise, “Olay sonucundaortaya çıkan kirlenmeye ve kirlenme tehlikesine müdahale etmeyetkisi Müsteşarlığa aittir. Müsteşarlık bugörevi, Bakanlığın görüşlerini alarak,diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ve bu alanda meslek icra edenveya bu amaçla kurulmuş olan ve merkezi Türkiye'de bulunanşirketlere yaptırabilir. Bu durum,Müsteşarlığın sorumluluğunu ortadankaldırmaz ve görevlendirilen kamu kurum ve kuruluşlarına veşirketlere, sorumlu taraftan doğrudan tazminat talep etme yetkisivermez. Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma işletmeleri GenelMüdürlüğünün kurtarma ve yardımailişkin hakları saklıdır, "hükmü yeralmıştır.
DenizÇevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle KirlenmesindeAcil Durumlarda Müdahale Ve Zararların Tazmini Esaslarına DairKanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Zarar tespit komisyonu veçalışma esasları" başlıklı 38.maddesinde ; (1) Birinci ve ikinci seviyedeki bir olayda, zarar tespitkomisyonu; sorumlu vali başkanlığında, il çevre veorman müdürlükleri, Müsteşarlığınilgili bölge müdürlüğü, Kıyı Emniyetive Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü,Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı, ilgilibüyükşehir ve/veya belediye başkanlığıtemsilcilerinden olmak üzere en az beş kişiden oluşur.Üçüncü seviyedeki bir olayda, zarar tespit komisyonu;Çevre ve Orman Bakanı başkanlığında, DenizcilikMüsteşarı, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarmaİşletmeleri Genel Müdürü, Sahil GüvenlikKomutanı, sorumlu vali ve ilgili belediyelerin başkanları veyagörevlendirecekleri temsilcilerinden olmak üzere en az beşkişiden oluşur. Birinci ve ikinci fıkralarda bahse konuKomisyonlar gerek görürlerse ilgili diğer kurum/kuruluşlarıntemsilcilerini ve uzmanlarını da Komisyonçalışmalarına çağırabilirler.Komisyonlar; zararların tamamının veya birkısmının tespitini, zararın cinsine ve miktarınagöre, bu konuda meslek icra eden veya bilimsel temele dayalı olarakzararları belirleyeceğini değerlendirdiği Türk veyayabancı kişi ve kurum/kuruluşlara ücretkarşılığında yaptırabilir. Zarar tespitineilişkin çalışmalar somut veri ve bilimseldeğerlendirmelere dayalı gerekçelerle detaylı olarakhazırlanmış zarar tespit raporu ile kayıt altınaalınır...Zarar tespiti çalışmaları tamamen sonaerdikten veya herhangi bir konuda ortaya çıkan zararınbelirlenmesi tamamlandıktan sonra, tespite ilişkin rapor vetutanaklar yapılacak tazminat taleplerine esas olmak üzereMüsteşarlığa gönderilir. Tespiti uzun sürecekzararlar için tahmini toplam zararı aşmayacak şekildekısmi zarar tespiti de komisyon tarafındanMüsteşarlığa gönderilebilir kuralına, "Zarartespit komisyonunun görevleri" başlıklı 39. maddesindede; (1) Bu Yönetmeliğin 38 inci maddesinde çalışmausul ve esasları belirtilen zarar tespit komisyonu; olay sonucu ortayaçıkan kirlenmenin temizleme masraflarını, koruyucuönlemlere ilişkin masrafları, canlı kaynaklar ve denizyaşamına verilen zararları, bozulan çevrenin yenidenoluşturulması, toplanan atıkların taşınmasıve bertarafı için yapılacak masrafları, geçimiçin kullanılan doğal ve canlı kaynaklarda meydana gelenzararları, özel mallardaki zararları, şahıslarınyaralanması ve ölümünden kaynaklanan zararları, gelirkayıplarını, gelir ve kazanç kapasitelerine verilenzararları ve diğer kamu zararlarını belirlemegörevlerini yapar kuralı yer almıştır.
Anayasa'nın125'inci maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararları ödemekle yükümlü olduğu hükmebağlanmış, 129. maddesinin 1. fıkrasında, memurlar vediğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarakfaaliyette bulunmakla yükümlü olduklarına, 5.fıkrasında ise, memurlar ve diğer kamu görevlilerininyetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğantazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla vekanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancakidare aleyhine açılabileceğine işaret edilmiştir.
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun"İdari dava türleri ve idari yargı yetkisininsınırı" başlıklı 2' nci maddesinin l'incibendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları ile tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,idari dava türleri olarak sayılmıştır.
İdare,kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tamyargı davalarında, öncelikle zarara yolaçtığı öne sürülen idari işlem veyaeylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esasalındığından, olayın oluşumu ve zararınniteliği sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken desorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktakianlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğesahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundandolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve aslinedenini oluşturmaktadır.
Uyuşmazlıkta,özel faaliyetler için söz konusu olamayacak üstünayrıcalıklara sahip olan, yükümlülükler rejiminetabi tutulan ve sorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamu otoritesitarafından üstlenilen kamu hizmeti niteliğindeki kıyıkurtarma ve römorkaj faaliyetini imtiyaz niteliğinde işletmehakkı devir sözleşmesi uyarınca yürütendavalı şirketin, bu kapsamda idarenin talimatıyla ve onundenetim ve gözetiminde yaptığı faaliyetlerdendoğduğu ileri sürülen zararların yargısaldenetimini yapma ve bu faaliyetlerden doğan tazminat istemini kararabağlama görevinin idari yargı merciine ait olduğu sonucunaulaşılmıştır” şeklindeki gerekçe ile2247 sayılı Yasanın 10'uncu maddesi uyarınca olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasınave dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir.
Başkanlıkçagörüşünün alınması için YargıtayCumhuriyet Başsavcısına gönderilmiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI: "Görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması açısından davalı OrtadoğuAntalya Liman İşletmeleri A.Ş.’nin hukuki yapısıincelendiğinde; davalı şirketin, Türkiye DenizcilikHizmetleri A.Ş. tarafından işletilmekte iken işletmehakkı devir yöntemiyle özelleştirilen AntalyaLimanının işletme hakkını 31/08/1998 yılındadevralan, faaliyetlerini Türk Ticaret Kanunu kapsamındayürüten bir özel hukuk tüzel kişisi olduğuanlaşılmaktadır.
Olayda,kazaya uğrayan davacının donatanı olduğu gemininhukuka aykırı ve haksız müdahale sebebiyle batmasısebebiyle oluştuğu ileri sürülen zararın, gemininbatmasında kusuru bulunduğu ileri sürülen davalıdantazmini istemiyle dava açılmıştır.
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun“İdari Dava Türleri ve İdari Yargı YetkisininSınırı” başlıklı 2. maddesinindeğişik 1 numaralı bendinde: ua) İdari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları, / b) İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları, / c) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar’'’ idari davatürleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idariyargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşıaçılan davalara bakılabilir.
Bunagöre, davanın açıldığı tarihte davalımevkiinde bulunan Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleriA.Ş.’nin kamu kuruluşu niteliği taşımayanözel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olmasıkarşısında, bu şirket bakımından idari yargıyetkisi kapsamında açılmış bir idari davabulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan,uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
UyuşmazlıkMahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve E.-K.-2019/315-423 sayılıkararında da benzer hususların vurgulandığıgörülmektedir.
Bubakımdan; dosyadaki uyuşmazlığın görüm veçözümü adli yargının görev alanınagirmektedir.
Bunedenle, Danıştay Başsavcılığının 2247sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince yapmışolduğu başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir"
Şeklindegörüş bildirmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 24.02.2020günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davalı vekilininanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınYargıtay bozma ilamına uymak suretiyle reddedilmesi ve 12/1. maddedebelirtilen süre içinde Davalı vekilince başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca,10. maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının donatanı olduğu gemisinin kazayauğramasından sonra davalının hukuka aykırı vehaksız surette hareket ederek geminin batmasına ve tam zayiolmasına sebebiyet verdiği iddiasıyla ve oluşanzararın tazminine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
Kruvaziyerlimanı, konteyner limanı, dökme yük ve marina içerençok amaçlı bir liman olan Antalya Limanınınişletmesinin, 2006 yılında Çelebi Holding iştirakiÇelebi Yatırım Danışmanlık ve İşletmeA.Ş., Global Yatırım Holding iştiraki Global Limanİşletmeleri A.Ş. ve Antmarin İnşaat Turizm ve TicaretA.Ş.'nin ortak olduğu Ortadoğu Antalya Limanİşletmeleri A.Ş. tarafından 22 yıl süre iledevralındığı anlaşılmaktadır. Bubağlamda davalının özel hukuk tüzel kişisisıfatı taşıdığında şüphe yoktur.
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun“İdari Dava Türleri ve İdari Yargı YetkisininSınırı” başlıklı 2. maddesinindeğişik 1 numaralı bendinde:
“a)(Değişik : 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkındayetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları,
b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları,
c)(Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülenimtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleriolarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancakDevlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılandavalara bakılabilir.
Bunagöre, kamu kuruluşu niteliği taşımayan OrtadoğuAntalya Liman İşletmeleri A.Ş.’ne karşı davaaçıldığı gözetildiğinde, idari yargıyetkisi kapsamında açılmış bir idari davabulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan;uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerinegöre görüm ve çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilennedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nınbaşvurusunun reddi gerekmiştir.
S O N U Ç: Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE,24.02.2020 gününde, üyeler Aydemir TUNÇ ve AhmetARSLAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞIOY
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesinde;“her türlü atık ve artığı, çevreyezarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlarave yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylıbiçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak,uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmanın yasakolduğu, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerinkirlenmeyi önlenmekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerdekirletenlerin kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veyaazaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüoldukları hüküm altına alınmıştır.
5312 sayılı “Deniz Çevresinin Petrol veDiğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahaleve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun’un 3/1 maddesinde;bir olayın meydana gelmesinden sonra ortaya çıkabilecekmuhtemel kirlenmeyi önlemek veya sınırlı tutmakamacıyla alınan tedbirler koruyucu önlem olaraktanımlanmış, 4. maddesinde; “Bu Kanun’unuygulanması bakımından genel koordinasyon görevi Bakanlığaaittir. Bu Kanunla yetkili kılınan kurum ve kuruluşlar, bu Kanunkapsamında elde ettikleri bilgiler ile yapılan işlemlerigecikmeksizin Bakanlığa bildirmekleyükümlüdürler. Acil müdahaleplânlarının hazırlanması, kıyıalanlarında acil müdahale plânlarınınuygulanması, kirlenmenin türü ve etkilerinin belirlenmesi,çevreye olan zararların tespiti ve olay sonrası kirliliktenetkilenen alanların rehabilitasyonuna ilişkin yetki, görev vesorumluluklar Bakanlığa; deniz araçlarından kaynaklanandeniz kirliliğinin önlenmesine yönelik acil müdahaleplânlarının uygulanması, hazırlıklı olma,kirliliğe müdahale, zararların tazmini ve malî sorumlulukgarantilerinin bildirimi konularında icraya ilişkin yetki, görevve sorumluluklar Müsteşarlığa; asayiş ve kollukgörevlerine ilişkin yetki, görev ve sorumluluklar SahilGüvenlik Komutanlığına aittir.” hükmüne, 5.maddesinde; “Bu Kanun kapsamındaki tüm gemi ve kıyıtesislerinin sorumlu tarafları; olayın meydana gelmesininönlenmesi, olayın meydana geldiği durumlarda ise zararınazaltılması, giderilmesi, sınırlandırılmasıamacıyla hazırlıklı olma ve koruyucu önlemler de dahiluluslararası hukukun öngördüğü ve seyir, can vemal ve çevre emniyetinin gerektirdiğiyükümlülüklere ilişkin tüm tedbirleri almaklayükümlüdürler” hükmüne, 6. maddesinde; buKanun kapsamına giren gemi ve kıyı tesislerinin sorumlutarafları, uygulama alanlarında gemi ve kıyı tesislerindenkaynaklanan olay sonucu ortaya çıkan kirlenmenin veya kirlenmetehlikesinin neden olduğu; temizlenme masraflarını, koruyucuönlemlere ilişkin masrafları, canlı kaynaklar ve denizyaşamına verilen zararları, bozulan çevrenin yenidenoluşturulması, toplanan atıkların taşınmasıve bertarafı için yapılacak masrafları, geçimiçin kullanılan doğal ve canlı kaynaklarda meydana gelenzararları, özel mallardaki zararları, şahıslarınyaralanması ve ölümünden kaynaklanan zararları, gelirkayıplarını, gelir ve kazanç kapasitelerine verilenzararları ve diğer kamu zararlarını tazmin etmeklemüteselsilen sorumludur. Olay sonucu ortaya çıkan zararıödeyenlerin zarara neden olanlara rücu hakkı saklıdır“10. Maddesinde de ; Bakanlık temsilcisininbaşkanlığında; Müsteşarlık, SahilGüvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti ve Gemi
Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğüile ilgili valilik ve belediyelerin temsilcilerinden zarar tespit komisyonuoluşturulur. Komisyon gerek görürse ilgili diğer kurum vekuruluşların temsilcilerini ve uzmanlarını da komisyonaçağırabilir. Komisyonun çalışmalarınailişkin Usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Komisyon,zararların tamamının veya bir kısmının tespitini,bu konuda uzman Türk veya yabancı kişi ve kuruluşlarayaptırabilir. Bu şekilde tespit edilen zarar miktarı, komisyontarafından onaylanması üzerine geçerlilik kazanırhükmüne yer verilmiştir.
5312 sayılı yasanın 15/1. maddesinde ise, “Olaysonucunda ortaya çıkan kirlenmeye ve kirlenme tehlikesinemüdahale etme yetkisi Müsteşarlığa aittir.Müsteşarlık bu görevi, Bakanlığın görüşlerinialarak, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ve bu alanda meslekicra eden veya bu amaçla kurulmuş olan ve merkeziTürkiye’de bulunan şirketlere yaptırabilir. Bu durum,Müsteşarlığın sorumluluğunu ortadankaldırmaz ve görevlendirilen kamu kurum ve kuruluşlarına veşirketlere, sorumlu tarafatan doğrudan tazminat talep etme yetkisi vermez.Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri GenelMüdürlüğünün kurtarma ve yardımailişkin hakları saklıdır,” hükmü yeralmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, MA/ Z. isimli kuru yükgemisinin 11/04/2011 tarihinde Antalya ili Kaş ilçesi Kekovakoyunda su altında bulunan kayalıklara çarpmasıneticesinde kaza meydana geldiği, akabinde su alan geminin bulunduğubölgenin 1. Derece Doğal Sit alanı olması nedeniyledavalı Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleri A.Ş.tarafından geminin başka bir bölgeye çekilerek karayaoturtulduğu, geminin bulunduğu bölgeden 15 güniçerisinde kaldırılması gerektiğinin davacıyabildirildiği anlaşılmaktadır.
Denizcilik Müsteşarlığı Antalya BölgeMüdürlüğü’nün 04.11.2011 tarih ve 3733sayılı yazısı ile Kekova, Tersane Koyu civarında“Z.” isimli bir geminin karaya oturduğu ve batma tehlikesiiçinde bulunduğu bu nedenle söz konusu gemiyi acilen kurtarmaküzere römorkör gönderilmesinin emredilmesi üzerineAntalya Limanının işletme hakkı özelleştirilmesikapsamında yapılan 31/08/1998 tarihli işletme hakkı devirsözleşmesiyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındakitaşınmazlar ile Türkiye Denizcilik İşletmeleriA.Ş.’nin mülkiyetinde bulunan diğer taşınmazlarve bunların altyapı tesisleri, yer üstü yapılarıve bütünleyici parçalarının 30 yıl süreyleişletme hakkı devredilen davalının kendisine ait “D.”römorkörünü bölgeye gönderdiği, diğerdavalı İdare’nin, olay tarihi olan 04.11.2012 günüilettiği - bu yazılı emir içeriği yapılacakmüdahale ile ilgili koordinasyonun Bölge MüdürlüğüGSK Uzmanları tarafından sağlanacağınınaçıkça belirtildiği Gemi seyir jurnalindengörüleceği üzere, davalınınrömorkörüne çıkan idare elemanları emir vetalimatlarına göre hareket ettiği görülmektedir.
Anayasa’nın 125’inci maddesinde, idarenin kendi eylemve işlemlerinden doğan zararları ödemekleyükümlü olduğu hükme bağlanmış, 129.maddesinin 1. fıkrasında, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyettebulunmakla yükümlü olduklarına , 5. fıkrasındaise, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminatdavalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idarealeyhine açılabileceğine işaret edilmiştir.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamuhizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğanzararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuruveya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yolaçtığı öne sürülen idari işlem veyaeylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esasalındığından, olayın oluşumu ve zararınniteliği sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken desorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu birhizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktakianlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğesahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundandolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve aslinedenini oluşturmaktadır.
Uyuşmazlıkta, özel faaliyetler için sözkonusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan,yükümlülükler rejimine tabi tutulan ve sorumluluğu iledenetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamuhizmeti niteliğindeki kıyı kurtarma ve römorkaj faaliyetiniimtiyaz niteliğinde işletme hakkı devir sözleşmesiuyarınca yürüten davalı şirketin, bu kapsamda idarenintalimatıyla ve onun denetim ve gözetiminde yaptığıfaaliyetlerden doğduğu ileri sürülen zararlarınyargısal denetimini yapma ve bu faaliyetlerden doğan tazminatistemini karara bağlama görevinin idari yargı merciine aitolduğu görüşü ile aksi yöndeki çoğunlukkararına katılmıyoruz.
Üye
Aydemir TUNÇ
Üye
Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy