T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/899
KARAR NO : 2020/12
KARAR TR : 27.01.2020
ÖZET: 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun uyarınca verilen idari para cezası ile ürünlerin “piyasaya arzının yasaklanması, toplatılması, bertaraf edilmesine v.s” ilişkin olarak verilen kararın iptali istemiyle açılan davanın, Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27/1. maddesi hükümleri uyarınca ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : G.Saç Tokaları San. ve Tic. A.Ş.
Vekili : Av.R.N.
Davalı : TicaretBakanlığı
Vekili : Av.A.T.Y.
O L A Y : TicaretBakanlığı Tüketicinin Korunması ve PiyasaGözetimi Genel Müdürlüğü’nün 07.08.2018gün ve 97344757-590-E-00036457978 sayılı idariyaptırım konulu yazısı ile, davacıya ait firmatarafından üretilen/ithal edilen “TaşlıKüpe” isimli üründen numune alınarak“Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni veKısıtlanması Hakkında Yönetmelik”kapsamında Ekoteks Laboratuar ve Gözetim Hizmetleri Ltd.Şti.’ne test ve muayenesi yaptırılan ürünlerintest raporunun incelenmesi sonucu, alınan numunenin içerdiğitehlikeli kimyasal madde miktarının adı geçenYönetmelikde izin verilen limitlerin üzerinde olması suretiyletemel gerekleri sağlamaması ve tüketicilerinsağlığına yönelik ciddi risk taşımasısebebiyle güvenli olmadığınınanlaşılması üzerine, söz konusu ürünhakkında 4703 sayılı Kanun’un 11. maddesinde belirtilenönlemlerin alınmasına ve 12. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendindeki idari para cezasının uygulanmasına kararverildiği;
Budoğrultuda 4703 sayılı Kanun, Ürünlerin PiyasaGözetimi ve Denetimine Dair Yönetmelik ile Gümrük veTicaret Bakanlığı Piyasa Gözetimi ve DenetimiYönetmeliğinin ilgili hükümleri uyarınca;
4703sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında adıgeçen ürünün piyasaya arzınındurdurulması, piyasadaki ürünlerin toplatılması veürünün güvenli hale getirilmesi mümkün ise bunuispat eden belgeler ve hazırlanan düzeltici faaliyet planı ilebirlikte, kararın tebliğinden itibaren on beş güniçinde Bakanlığa başvurulması, güvenli halegetirilmeyen ya da güvenli hale getirilmesi mümkün olmayanürünlerin tebliğ tarihinden itibaren en geç altı ayiçinde davacı firma tarafından piyasadan toplatılıpbertaraf edilmesine ilişkin faaliyet planı hazırlanarak Ticaretİl Müdürlüğüne sunulması, güvensiz ürüne ilişkin verilen piyasaya arzyasağı, toplatma ve bertaraf kararlarının uygulanmasıve risk altındaki tüketicilerin bilgilendirilmesi amacıylaüretici tarafından duyuru yapılması, Bakanlıkçaduyuru veya duyuru şekli uygun bulunmaz veya yetersizgörülürse, Basın İlan Kurumu şubesiaracılığıyla iki ulusal gazetede birer kere sayfanındörtte biri büyüklüğünde, firmanın adı,unvanı ve adresini içeren,ürünün adı, markası,modeli, cinsi, fotoğrafı, seri ya da lot numarası veyaürünü net şekilde tanıtan, ürünün geriçağrılma nedeni, güvensiz olduğu ve alınanönlemler hakkında bilgi veren, ürünün iadeedileceği yerler veya üründeki sorunun giderilmesini teminengönderilebileceği adresleri içeren, ürününtaşıdığı risk, riskten sakınmak veya sorunugidermek için önerilen yöntemler hakkında bilgileriiçeren ilanın yapılarak ilan örneklerinin Bakanlıkidari işleminin tebliğinden itibaren on gün içinde Ticaretİl Müdürlüğüne gönderilmesi, belirtilenşartlara uygun olarak hazırlanan ilanın, ulusal karasal TVkanallarından iki tanesinde 07:00-22:00 saatleri arasındayazılı ve sesli olarak açık ve anlaşılırbiçimde 30 saniyeden az olmamak şartıyla birer kereyayınlatılıp TV kanalının logosunun, tarih ve saatiningörüldüğü yayın kayıtlarının veyayına ilişkin TV kanalıyla yapılan sözleşmeörneğinin tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde Ticaretİl Müdürlüğüne gönderilmesi, güvensizürünü satın alan risk altındaki kişilerin yerel yayınyapan gazete ve televizyon kanalları vasıtasıylabilgilendirilmesinin mümkün olduğu durumlarda, bu duyuru yerelbasın ve yayın organları yoluyla, risk altındakikişilerin tespit edilebildiği durumlarda ise bu kişilerindoğrudan bilgilendirilmesi yoluyla yapılabileceği;
4703sayılı Kanun’un 12. maddesinin birincifıkrasının (b) bendi uyarınca adına 19.000,00 TL idaripara cezası verildiği davacıya bildirilmiştir.
Davacıvekili, idari yaptırım ve para cezası kararının iptaliistemiyle adli yargı yerine başvuruda bulunmuştur.
İSTANBUL7. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ: 01.10.2018 gün veD.İş No:2018/4103 sayı ile, 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun 27/8. maddesi uyarınca idari yaptırımkararının verildiği işlem kapsamında aynıkişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanınagiren kararların da verilmiş olması halinde, idariyaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılıkiddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idariyargı merciinde görüleceği belirtildiğinden, itiraz edilen kararda hem idari para cezasına, hem de idari işlemniteliğinde bir takım müeyyidelere yer verildiğigörüldüğünden başvurunun görüm veçözümünün idari yargı yerine ait olduğugerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, davacı vekili tarafından yapılan itiraz İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.10.2018 günve D.İş No:2018/5616, davalı vekili tarafından yapılanitiraz İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğinin19.10.2018 gün ve D.İş No:2018/5590 sayılıkararları ile kesin olarak reddedilmiştir.
Davacıvekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
İstanbul 12. İdare Mahkemesi, 24.10.2018gün ve E:2018/1650, K:2018/1659 sayılı kararı ile,davanın görüm ve çözümünde dava konusuidari işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yerdeki Ankara İdareMahkemesi’nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönündenreddine kesin olarak karar vermiş, dava dosyası AnkaraNöbetçi İdare Mahkemesi’ne gönderilmiştir.
ANKARA 13. İDAREMAHKEMESİ: 20.11.2019 gün ve E:2018/2227 sayı ile, 4703sayılı Kanun uyarınca davacı şirket hakkında uygulananidari yaptırımların, idari para cezası ve idaritedbirlerden ibaret olduğu hususunda duraksama bulunmadığı,söz konusu idari yaptırımların, 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde sözü edilen ilgili kanunlarda yer alantedbirler kapsamında olduğu, 5326 sayılı Kanun’un 19.maddesi ve 27. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına girenidari işlemlerden de olmadığınınanlaşıldığı, dolayısıyla 4703sayılı Kanun’da kanun yolu gösterilmediği dikkatealındığında ve Uyuşmazlık Mahkemesinin konu ileilgili kararları emsal alınarak, idari para cezası ve idaritedbirlerden oluşan idari yaptırımlara karşıaçılan davanın görüm veçözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle,2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesininUyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık MahkemesininHicabi DURSUN’un başkanlığında, ÜyelerŞükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ,Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıylayapılan 27.01.2020 tarihli toplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 4703sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca verilen idariyaptırım kararları ile 12. maddesinin birincifıkrasının (b) bendi uyarınca verilen idari paracezasının iptali istemiyleaçılmıştır.
29.6.2001 gün ve 4703 sayılı Ürünlereİlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması veUygulanmasına Dair Kanun’un 5. maddesininüçüncü fıkrasında, “Üretici,piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır.Teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğukabul edilir. Teknik düzenlemenin bulunmadığı hallerde,ürünün güvenli olup olmadığı; ulusal veyauluslararası standartlara; bunların olmaması halinde isesöz konusu sektördeki iyi uygulama kodu veya bilim ve teknolojidüzeyi veya tüketicinin güvenliğe ilişkin makulbeklentisi dikkate alınarak değerlendirilir.” denilmiş,12. maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kanunun; ..… (b) 5inci maddesinin üçüncü fıkrasınaaykırı hareket eden üreticiler hakkında on dokuz binTürk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasınakadar…… idari para cezası uygulanır” denilerekidari para cezaları düzenlenmiş; “Ürününpiyasaya arzının yasaklanması, toplatılması vebertarafı” başlıklı 11. maddesinde ise,“İlgili teknik düzenlemeye uygunluğu belgelenmiş olsadahi, bir ürünün güvenli olmadığına dairkesin belirtilerin bulunması halinde, bu ürünün piyasayaarzı, kontrol yapılıncaya kadar yetkili kuruluşçageçici olarakdurdurulur.
Kontrol sonucunda ürünün güvenliolmadığının tespit edilmesi halinde, masraflarıüretici tarafından karşılanmak üzere, yetkilikuruluş;
a) Ürünün piyasaya arzınınyasaklanmasını,
b) Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadantoplanmasını,
c) Ürünlerin, güvenli hale getirilmesininimkânsız olduğu durumlarda, taşıdıklarırisklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf edilmesini,
d) (Değişik: 18/6/2017-7033/69 md.) (a), (b) ve (c)bentlerinde belirtilen önlemler ve ürününiçerdiği riskler hakkındaki bilgilerin, üreticitarafından etkili olacak şekilde duyurulmasını,üretici tarafından yapılan duyuru veya duyuru şekli uygunbulunmaz veya yetersiz görülürse, ülke genelindedağıtımı yapılan iki gazete ile ülke genelindeyayın yapan iki televizyon kanalında ilanı suretiyle riskaltındaki kişilere duyurulmasını,
Sağlar.
Risk altındaki kişilerin yerel yayın yapan gazete vetelevizyon kanalları vasıtasıyla bilgilendirilmesininmümkün olduğu durumlarda, bu duyuru yerel basın veyayın organları yoluyla, risk altındaki kişilerin tespitedilebildiği durumlarda ise bu kişilerin doğrudan bilgilendirilmesiyoluyla yapılır.
(Ek fıkra: 18/6/2017-7033/69 md.) İkinci fıkrada yer alanhükümler, yetkili kuruluş tarafından 4 üncümaddenin ikinci fıkrasında belirtildiği şekildehazırlanarak yürürlüğe konulan teknik düzenlemedeyer alan diğer önlemlerin alınmasını engellemez.
Bu madde kapsamında alınacak önlemler, gerektiğindeKomisyona iletilir.” hükmü yer almış; 13. maddesinde,bu idarî para cezalarına karşı, tebliğ tarihindenitibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine itirazedilebileceği öngörülmüşken, 23.1.2008 günve 5728 sayılı Kanun’un 496. maddesi ile 13. madde, ”BuKanunda yer alan idarî para cezaları, yetkili kuruluşlartarafından verilir” şeklinde değiştirilmiş; 5728sayılı Kanun, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
4703sayılı Ürünlere İlişkin Teknik MevzuatınHazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’da idari paracezasına ve idari tedbirlere karşı kanun yoluna ilişkin birdüzenlemeye yer verilmemiştir.
Öteyandan, 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun3 üncü maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560sayılı Yasa’nın 31. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a) İdariyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümleri, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde,
b) Diğergenel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yaptırımını gerektiren bütünfiiller hakkında,
uygulanır”denilmiş;
AnılanKanun’un birinci maddesinde, “Bu Kanunda; toplum düzenini,genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi veekonomik düzeni korumak amacıyla;
a)Kabahatlere ilişkin genel ilkeler,
b) Kabahatlerkarşılığında uygulanabilecek olan idariyaptırımların türleri ve sonuçları,
c) Kabahatlerdolayısıyla karar alma süreci,
d) İdariyaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu,
e) İdariyaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkinesaslar,
Belirlenmişve çeşitli kabahatler tanımlanmıştır” denilerek Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmiş; ikincikısmında yer alan 32 ila 43. maddelerinde, Türk Ceza Kanunukapsamı dışında kalan çeşitli kabahatlersayılarak, bu eylemlere yaptırımlaröngörülmüştür.
AynıKanun’un 2. maddesinde, “kabahat” deyiminden, kanununkarşılığında idari yaptırımuygulanmasını öngördüğühaksızlığın anlaşılacağı; 16.maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olanidari yaptırımların “idari para cezası” ve“idari tedbirler”den ibaret bulunduğu; “idaritedbirler”in de mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgilikanunlarda yer alan diğer tedbirler olduğu belirtilmiştir.
Kanun’un “Mülkiyetin kamuya geçirilmesi” başlıklı 18.maddesinde de:
“(1)Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edileneşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanundaaçık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.
(2)Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar,eşyanın;
a)Kullanılmaz hale getirilmesi,
b)Niteliğinin değiştirilmesi,
c) Ancakbelli bir surette kullanılması,
Koşullarındanbirinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süregeciktirilebilir. Belirlenen süre zarfında koşulun yerinegetirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir.
(3)Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararkesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafındaneşyaya elkonulabileceği gibi; eşya, kişilerinmuhafazasına da bırakılabilir.
(4)Eşyanın mülkiyeti, kanunda açık hükümbulunan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna, aksi takdirde Devletegeçer.
(5)Eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine kararverilebilmesi için fail hakkında idari para cezası veyabaşka bir idari yaptırım kararı verilmiş olmasışart değildir.
(6) Kaimdeğerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir.
(7)Mülkiyeti kamuya geçirilen eşya, başka suretledeğerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilir.
(8)Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar,kesinleşmesi halinde yerine getirilir” denilmiş; “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasında,“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Busüre içinde başvurunun yapılmamış olmasıhalinde idari yaptırım kararı kesinleşir.” ; 27.maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizincifıkrasında ise; idari yaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgiliolarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırımkararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idariyargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış,bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, KabahatlerKanunu’ndaki düzenlemelerin ortayaçıkardığı bağlantı sorununaçözüm getirilmesinin amaçlandığı ifadeedilmiştir.
19.12.2006tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeyegöre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırımkararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğerkanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idari yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddialarının, buişlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciindegörüleceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesi’nce, idari para cezasıyönünden oluşan olumsuz görev uyuşmazlık-larınınçözümünde, idari para cezasına konu işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararın da verilmiş olması vedosya içeriğinden bu kararın idari yargı yerinde davakonusu edildiğinin anlaşılması halinde; idari paracezasına ilişkin kararın hukukaaykırılığı iddiasının da, idari yargıyerinde görüleceği sonucuna varılarak, idari yargıyerince verilen görevsizlik kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Somut olayda,idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişiile ilgili olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesi amacıyla“ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması,masrafların üreticisi tarafından karşılanmak üzerepiyasada bulunan ürünlerin üreticisi tarafındantoplanması, ürünlerin bertaraf edilmesi, alınacakönlemlere ilişkin bilgilerin risk altındaki kişilereduyurulması amacıyla mevzuata uygun olarak gerekli ilan, duyuru veçağrıların yapılmasına” da kararverildiği ve bu kararın da dava konusu yapıldığıanlaşılmış, yukarıda anlatıldığışekilde, söz konusu yaptırımın kabahatlerkarşılığında uygulanacak olan ilgili kanununda yeralan diğer tedbirler içinde sayılan mülkiyetin kamuyageçirilmesi amacıyla uygulanan yaptırımlardan biriolduğu ve bu karara karşı 4703 sayılı Kanun’dakanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğigözetildiğinde, olumsuz görevuyuşmazlığının çözümünde,“ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması,masrafların üreticisi tarafından karşılanmaküzere piyasada bulunan ürünlerin üreticisi tarafındantoplanması, bertaraf edilmesi, alınacak önlemlere ilişkin bilgilerin risk altındaki kişilere duyurulmasıamacıyla mevzuata uygun olarak gerekli ilan, duyuru veçağrıların yapılmasına” ilişkin işleminiptali istemiyle açılan davanın da adli yargı yerindegörüleceği açıktır.
Görev kurallarıkamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan vefakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlikkararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görevkuralının, değişikliğin yürürlüğegirmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dairintikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemecegörevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göregörevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesigerekir.
İncelenenuyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezası ilediğer idari yaptırımların 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 4703 sayılı Ürünlereİlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve UygulanmasınaDair Kanun’da idari para cezasına ve ilgili idariyaptırımlara itiraz konusunda görevli mahkemeningösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda,Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idariyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleridikkate alınacağından, dava konusu idari yaptırımkararlarına (idari para cezası ve diğer idari tedbirler)karşı açılan davanın görüm veçözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Ankara 13. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile, İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinceverilen 01.10.2018 gün ve D.İş No:2018/4103 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
S O N UÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle, Ankara 13. İdare Mahkemesinceyapılan BAŞVURUNUN KABULÜ ile, İstanbul7. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 01.10.2018 gün ve D.İşNo:2018/4103 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 27.01.2020 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Hicabi
DURSUN
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy