T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/617
KARAR NO : 2020/659
KARAR TR : 26/10/2020
ÖZET: Tarım sigortalısı çalışanı davacının tedavisi için reçete edilen ilaç bedelinin ödenmesine ilişkin başvurusunun reddine dair kurum işleminin iptali istemiyle açtığı davanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : C.A.
Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili :Av. M.Z.Ç.
OL A Y: Davacı dava dilekçesinde özetle;geçirdiği akciğer rahatsızlığı tedavisindekullanılan, "T." adlı ilaç bedelinin davalıidare tarafından karşılanması ile tedaviye acilenbaşlanması zorunluluğu karşısında 3kullanımlık "T." doz için ödemişolduğu 34.900,00 TL'nin iadesi talebiyle yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı Erzurum Sağlık ve Sosyal GüvenlikMerkezi'nin 21/11/2019 tarih ve E.18147805 sayılı işlemin iptalive tedaviye acilen başlanması zorunluluğukarşısında 3 doz için ödenen 34.900,00 TLilaç bedelinin yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlıgı'na karşıidari yargı yerinde dava açmıştır.
Davalıidare vekili süresi içinde verdiği savunmadilekçesinde; uyuşmazlığın adli yargı yerindegörülmesi gerektiği görüşüyle davanıngörev yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
ERZURUM1. İDARE MAHKEMESİ: 20.02.2020 gün ve E:2019/1505sayılı kararında; “…663 sayılıKHK’nın 27. maddesinin ikinci fıkrasının (a)bendinde; “Görev alanına giren ürünlerinruhsatlandırılması, üretimi, depolanması,satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı,dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması vekullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bufaaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileriile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemekve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizleriniyapmak veya yaptırmak”, Türkiye İlaç ve TıbbiCihaz Kurumunun görev ve yetkileri arasındasayılmıştır.
3359sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3.maddesinin (k)bendinde ise; "Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edicihizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum ve benzeribiyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esasolup, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakopemamulleri kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham veyardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim,dağıtım ve tüketiminin, amaç dışıkullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılıkyapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum vebenzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontroluna, murakabesineve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücretkarşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya,özel mevzuata göre ruhsatlandırma, izin ve fiyat vermeişlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal YardımBakanlığı yetkilidir." hükmüöngörülmüştür.
Öteyandan, Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.1.4.maddesinde; "Birilacın ruhsatlı endikasyonları ve prospektüs dozudışında kullanımı ancak SağlıkBakanlığınca verilecek endikasyon dışıilaç kullanım onayı ile mümkündür."açıklaması yapılmıştır.
5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu'nun 62. maddesinde; " Bu Kanun gereğince genelsağlık sigortasından sağlanacak sağlıkhizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlıksigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğukişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet vehakların finansmanını sağlamak biryükümlülüktür. Sağlık hizmetlerinden vediğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmaklayükümlü olduğu kişiler yararlandırılır.Bu Kanun kapsamındaki kişilere sağlanacak sağlıkhizmetleri ve diğer haklar ile kişilerden alınan primlerintutarı arasında ilişki kurulamaz. ", 63. maddesinde; "Genel sağlık sigortalısının ve bakmaklayükümlü olduğu kişilerin sağlıklıkalmalarını; hastalanmaları halindesağlıklarını kazanmalarını, iş kazasıile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucutıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını,iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasınıveya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumcafinansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerişunlardır:
...
b)Kişilerin hastalanmaları Halinde ayakta veya yatarak:; hekimtarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzumüzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvartetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulanteşhise dayalı olarak yapılacak tıbbi müdahale vetedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kökhücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlıkhizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunlarıgereğince sağlık meslek mensubu sayılanlarınhekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbi bakım vetedaviler.
...
f)Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlıkhizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecekkan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç,ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişikullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf,iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerininsağlanması, takılması, garanti süresi sonrasıbakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri " kuralabağlanmıştır.
Davadosyasının incelenmesinden; davacıya tedavigördüğü Atatürk Üniversitesi Hastanesince"Adeno CA" teşhisi konulduğu,"TECENTR1Q"adlı ilacın kullanımının doktoru tarafından uygungörülmesi üzerine davacı tarafından, halen tedavisindekullanılan. "T." adlı ilaç bedelinin davalıidare tarafından karşılanması ile tedaviye acilenbaşlanması zorunluluğu karşısında 3kullanımlık "T." doz için ödemişolduğu
34.900,00-TL'niniadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkinSosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ErzurumSağlık ve Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 21/11/2019 tarih veE:18147805 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılandavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Olayda,davacının akciğer kanseri (metastatik) olduğu,rahatsızlığının tedavisininyapıldığı Atatürk Üniversitesi Hastanesiuzmanları tarafından "TECENTR1Q" isimli ilacınkullanımının uygun olacağının belirlendiği,nitekim kullanımından olumlu sonuçalındığının Atatürk ÜniversitesiHastanesinin 12/02/2020 tarihli yazısı ile belirtildiği,ayrıca ilacın herhangi bir muadilinin debulunmadığının belirtildiği görülmektedir.
Budurumda, davacının tedavisinin planlanmasında ve bu tedavideuygulanacak ilacın belirlenmesi noktasında, tedavisininyapıldığı sağlık kurumunun (ya da hekimin)sorumluluğu bulunmakta olup, talep edilen ilacınkullanılmasında ve kullanılması sonrasındaçıkacak sonuç ile bu ilacın kullanımınıngerekip gerekmediği hususundaki mesuliyetin, tedaviyi planlayan ve taleptebulunan sağlık kurumunda olduğundan, 1982 Anayasasının56.maddesi uyarınca söz konusu ilacın temininin idarece yerinegetirilmesi gerektiği, ilacın muadilinin debulunmadığı, hususları dikkatealındığında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında genelsağlık sigortasından sağlanacak sağlıkhizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmanın genelsağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlüolduğu kişiler için bir hak olduğu ve bu hizmet vehakların finansmanını sağlamanın davalı idareninyükümlülüğünde olduğu anlaşılmaktadır.
Bunagöre; dava konusu uyuşmazlık iş akdinden ya da İşKanunundan kaynaklanan bir uyuşmazlık olmayıp, işleminidarenin kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlıirade açıklaması sonucu tesis edilmiş olduğuanlaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle; davalı idarenin görev itirazının reddine”karar vermiştir.
Davalıidare tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ileolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…)Bilindiği gibi31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göreücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendihesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular),tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar(Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerindeücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları),devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlıkhizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beşfarklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak veyükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15/12/2006 tarihli ve E.-K.2006/111-112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17/04/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1. ve Geçici 4. maddelerle,5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği01/10/2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlarile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesinin 30/03/2011 tarihli ve E.2008/56, K.2011/58 sayılı kararıile reddedilmiştir.
5510sayılı Kanunun 101. maddesinde yer alan “...bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.'’’’ bölümününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22/12/2011 tarihli ve E.2010/65, K.2011/169 sayılı kararıyla(RG. 25/01/2012, Sayı: 28184) davayı redlesonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararınuyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şugerekçeye dayandırmıştır: “ ...5754sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden öncememur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaktaolanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileribakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devamedecek; ancak 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarakçalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalısayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esaslaruygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır.5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun ’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli,dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumunun tesis edeceğiişlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra,prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasaya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce statüde bulananmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlikmevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idarieylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır...”
Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur vediğer kamu görevlisi dışındakiçalışanlar ile bu Kanunun yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmaya başlayanların ise 5510 sayılıKanunun 4. maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanununöngördüğü kural ve esasların uygulanacağıdolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerindeçözümleneceği açıktır.
Budurumda, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce iştirakçi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli,dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği, bunun dışındakalan kişiler yönünden çıkanuyuşmazlıkların görüm veçözümünün ise adli yargı yerindeolacağı sonucuna varılmıştır.
UyuşmazlıkMahkemesinin 29/04/2019 tarihli ve E.-K.2019/137-263 sayılıkararında da aynı hususların vurgulandığıgörülmektedir.
Somutolayda davacının, 01/05/1996 tarihinde 2926 sayılıTarımda Kendi Adına ve Hesabına ÇalışanlarSosyal Sigortalar Kanunu kapsamında zorunlu tarım sigortalıtescil kaydının yapıldığı ve aynıstatüde sigortalılığını devam ettirdikten sonra5510 sayılı Kanunun 60/c-3. maddesi kapsamında genelsağlık sigortalısı olduğuanlaşıldığından, "Akciğer Ca"teşhisi nedeniyle kullanılan "T." ilacınınparasının ödenmesi istemiyle açılan davanınadli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği kanaatinevarılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile 2247sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine karar vererek 06/05/2020 gün ve 2020/42305sayılı görüş yazısı ile Mahkememizebaşvurmuş, başvuru 09/10/2020 tarihinde kayıt altınaalınmıştır.
Emsaldosyalara ilişkin görüşü bilinmekle,Başkanlığımızca ayrıca DanıştayBaşsavcılığından görüşalınmasına gerek görülmemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesinin Burhan ÜSTÜN’ünbaşkanlığında, Üyeler Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan26.10.2020 tarihli toplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; davalı vekilinin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerineYargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nca 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin bir noksanlık bulunmadığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, tarım sigortalısı çalışanıdavacının tedavisi için reçete edilen ilaçbedelinin ödenmesine ilişkin başvurusunun reddine dair kurumişleminin iptali istemiyle açılmıştır.
31.05.2006tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar(memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul veyetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir.Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…”
Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, dahaönce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerinetabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği;ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmayabaşlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesiuyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalısayılacağı ve haklarında 5434 sayılıKanun’un değil 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği açıktır.
Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.
Budurumda, somut olayda davacının tarım sigortalısıçalışanı olduğuanlaşıldığından, tedavisi için reçeteedilen ilacının parasının davalı idare tarafındanödenmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddineilişkin işleme karşı açılan davanın 5510sayılı Yasa hükümlerine göreçözümlenmesinde adli yargı yerleri görevlibulunmaktadır.
Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının Başvurusunun Kabulü ile Erzurum 1.İdare Mahkemesinin 20.02.2020 gün ve E:2019/1505 sayılıgörevlilik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
SO N U Ç: Davanın çözümünde ADLİYARGI yerinin görevli olduğuna, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Erzurum 1.İdare Mahkemesinin 20.02.2020 gün ve E:2019/1505 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 26.10.2020 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Bilal
ÇALIŞKAN
Full & Egal Universal Law Academy