UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/223
KARAR NO : 2021/318
KARAR TR : 03/05/2021
ÖZET: Trafik kazasında uğranılan zararın
tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı
Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe
giren 110. maddesi kapsamında ADLİ
YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği
hk.
K A R A R
Davacılar : 1-F.T. 2-E.T. (Kendi adlarına asaleten, çocukları C.T., S.T., S.T., M.T.,
Ç.T., U.T., A.T., K.T. ve S.T. adına velayeten)
Vekilleri : Av. A.E.
Davalı : Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. A.C.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacılar vekili, müvekkili F.T.'in 27/02/2009 tarihinde motosikletiyle seyir
halindeyken 31 A..... plakalı aracın çarpması neticesinde yaralanarak sakat kaldığını ve halen
yürümekte zorlandığını, kazanın olduğu yolda belediye görevlilerinin yol çalışması nedeni ile
ulaşımın yolun bölünmek suretiyle sağlandığına ilişkin uyarı levhası koymadıklarını, ayrıca
kaza sonrasında müvekkilinin motosikletinin kullanılamaz hale geldiğini belirterek, fazlaya
ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla F.T. ile eşi ve çocukları için toplam 136.650 TL maddi ve
manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren reeskont oranında faizi ile birlikte davalılar Mersin
Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve C.A.'tan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
2. Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/09/2014 tarih ve E.2010/43, K.2014/443
sayı ile Davacı F.T. yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davacıların davasının reddine
karar vermiş, karar temyiz edilmiştir.
3. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 05/10/2017 tarihli ve E.2015/2578, K.2017/8668 sayılı
ilamıyla "Somut olayda davacı vekili, davalı Belediye'nin gerekli önlemleri almaması
sonucunda kazanın meydana geldiğini, belediyenin kusurlu olduğunu ileri sürerek davasını
hizmet kusuruna dayandırdığını, bu durumda mahkemece, davalı belediye bakımından davaya
bakma görevi idari yargıya ait olduğundan belediye bakımından tefrik kararı verilip yargı yolu
görevsizliğine ve dava dilekçesinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu
biçimde hüküm kurulması doğru olmadığı" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vererek
dosyayı mahalline iade etmiştir.
4. Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 05/06/2018 tarihli ve E.2018/266
K.2018/461 sayılı dosyasında, bozma ilamı doğrultusunda "davalı Büyükşehir Belediyesi
yönünden davanın tefrikine karar verilmiş ve kamu hizmeti görmekle yükümlü belediye, kamu
hizmetinin ifası sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi olmayıp, idari
yargılama usulü hakkındaki kanunun 2.maddesi gereği davanın idare mahkemelerinde tam
Esas No : 2021/223
Karar No: 2021/318
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
yargı davası olarak bakılması gerektiği" gerekçesiyle "Davası tefrik edilen Mersin Büyükşehir
Belediyesi için idari yargı mahkemeleri görevli olmakla görevsizlik nedeniyle davanın usulden
reddine" kararı vermiş, temyizde onanan kararın 23/12/2020 tarihi itibarıyla kesinleştiği
anlaşılmıştır.
5. Davacılar vekili bu kez benzer istemle idari yargıda dava açmıştır.
B. İdari Yargıda
6. Mersin 2. İdare Mahkemesi, 18/03/2021 tarihinde E.2021/144 sayılı gönderme
kararına istinaden; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında
Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için 29/03/2021 tarih ve
2021/144 E. sayılı üst yazı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmuştur. Kararın gerekçesinin
ilgili kısmı şöyledir:
"2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe
giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde, “İşleteni veya sahibi
Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları
dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu
görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen
tren-trafık kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye
Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları
üzerine Anayasa Mahkemesince “... Anayasa Mahkemesi 'nin daha önceki kimi kararlarında
da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa ’da adli ve idari yargı ayrımına
gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili
kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel
hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev
alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun
koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari
yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu
yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu
kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete
ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı
kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının
adli yargıda görüleceğini öngörmektedir, itiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade
edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var
olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul
belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların
görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandır ildiği, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının
olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen
düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı
Kanun'da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan
sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare
tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi,
aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten
araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan
nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 125. ve 155. maddelerine aykırı değildir.
İtirazın reddi gerekir...” gerekçesiyle kural Anayasa'ya aykırı görülmeyerek iptal isteminin
reddine karar verilmiştir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, 26/12/2013 tarih ve E:2013/68,
K:2013/165 sayılı kararı; R.G. 27/03/2014, Sayı: 28954).
Uyuşmazlık Mahkemesi de Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararını referans
alarak, "..Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında "Diğer mahkemelerle, Anayasa
Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır. ”
denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen karan, yasa
koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,
Esas No : 2021/223
Karar No: 2021/318
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan
doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa ’ya aykırı
bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa
’nın 158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından
da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile
Anayasa Mahkemesi ’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin
karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini
ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,
şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve
bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana
gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği
sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle benzer uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu
sonucuna ulaşılmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı, E:2014/834, K:2015/79). Yine
Uyuşmazlık Mahkemesinin E:2020/705, K:2020/767 sayılı ve E:2020/683, K:2020/766 sayılı
kararları ile diğer pek çok kararında da benzer uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli
yargının görevli olduğu belirtilmiştir.
Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda özetine yer
verilen kararlarında da işaret edildiği üzere, dava konusu uyuşmazlığın 2918 sayılı Kanun'a
dayanan sorumluluk davası niteliğinde olması nedeniyle 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi
gereğince görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği sonucuna ulaşılmaktadır."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
7. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının
karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini
ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2.
maddesinde, bu Kanun'un trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların
uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,
çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanun'un karayollarında uygulanacağı; 10.
maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini
sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı
işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin
görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
8. Öte yandan 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya
sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin
olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin
kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana
gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının
merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer
mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de
açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının
göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare
Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.
9. Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa
Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”
denilmektedir.
Esas No : 2021/223
Karar No: 2021/318
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
B. Yargı Kararları
10. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa
3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz
başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2013/68,
K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal
istemini oy birliğiyle reddetmiştir:
“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel
gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari
uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu
nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına
giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren
bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun
mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının
denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu
yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu
kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete
ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı
kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının
adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade
edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var
olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul
belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların
görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının
olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen
düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı
Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan
sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare
tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi,
aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten
araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan
nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir.
İtirazın reddi gerekir…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
11. Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI’nın başkanlığında, Üyeler
Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet
ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 03/05/2021 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.
maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılan Kanun'un 19.
maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli
yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir
noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği
ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
12. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde adli yargının
görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca
görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,
Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları
da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Esas No : 2021/223
Karar No: 2021/318
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
13. Dava, davalı Belediyenin sorumluluk alanındaki yolda meydana gelen kazada
yaralanan davacının ve ailesinin uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
14. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun
idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918
sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm
sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı
bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa'nın
158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da
uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
15. Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.
maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun
maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik
güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili
kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili
kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı,
dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve
çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu
davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
16. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Mersin 2. İdare
Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/06/2018
tarihli ve E.2018/266, K.2018/461 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Mersin 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ İLE Mersin 3.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/06/2018 tarihli ve E.2018/266, K.2018/461 sayılı
GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
03/05/2021 tarihinde Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE
KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Esas No : 2021/223
Karar No: 2021/318
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
KARŞI OY
İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan
görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen
kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına
göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil,
davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen
hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından
kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu
sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun
kararına katılmıyorum. 03/05/2021
Üye
Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy