UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/274
KARAR NO : 2021/303
KARAR TR : 03/05/2021
ÖZET: Davacı Şirkete ait ormanlık alanda
inşa edilen rüzgar enerji santrali nedeniyle
davalı idare tarafından talep edilen ve
ihtirazi kayıtla ödenen ilave ağaçlandırma
ve gecikme bedeli ile KDV toplamının
davalıdan tahsili istemiyle açılan davanın
İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi
gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : E.Enerji Üretim Ticaret ve Sanayi A.Ş
Vekili
: Av. A.O.
Davalı : Orman Genel Müdürlüğü
Vekilleri : Av.H.Ş. Av.I.H.S.K. Av.G.E.E.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, davalı idare tarafından tahakkuk ve tahsil olunan 2.093.846,59 TL
ilave ağaçlandırma bedelinin istirdadı istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
2. İzmir 5. İdare Mahkemesi 21/01/2016 tarihli ve E.2016/34, K.2016/159 sayılı
dosyasında "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1 -a. maddesi hükmü uyarınca
görev yönünden reddine" karar vermiş olup, kararın temyiz edilmeksizin 25/03/2016
tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir;
“...ön izin taahhüt senedini imzalayan davacının, ön izin senedi gereğince ilave
ağaçlandırma bedeli ödemeyi kabul ettiği, bu haliyle ilave ağaçlandırma bedeline ilişkin
işlemin kamu hukukunu ilgilendiren idari işlem niteliğinde olmadığı, ilave ağaçlandırma
bedeli tahsilatından doğan tazminat talepli uyuşmazlığın özel hukuk çerçevesinde adli yargı
yerinde çözümlenmesi gerektiği ..."
3. Davacı vekili bu kez benzer istemle adli yargıda dava açmıştır.
B. Adli Yargıda
4. Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi 22/09/2020 tarihli ve E.2017/147,
K.2020/296 sayılı dosyada istinaf edilmeksizin 10/02/2021 tarihinde kesinleşen "Davanın
HMK 114/1-b ve 115/2 Maddeleri gereğince yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava
şartı yokluğundan usulden reddine" karar vermiştir. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu
şekildedir;
“...dava konusunu oluşturan ağaçlandırma bedelinin, 6831 sayılı Orman Kanunu ve
Orman Kanunu’nun 17/3 ve 18. Maddesinin uygulanma yönetmeliği ve kesin izin taahhüt
Esas No : 2021/274
Karar No: 2021/303
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
senedi hükümleri gereğince oluşturulduğu, uyuşmazlık mahkemesinin 28/01/2019 tarihinde
ve 2018/751 esas ve 2019/25 sayılı kararı ile "Ormanlık alandan geçen enerji nakil hattı
nedeniyle davalı idare tarafından talep edilen ve ihtirazı kayıtla ödenen ilave ağaçlandırma
bedelinin davalıdan tahsili ve buna yönelik işlemlerin iptali istemi ile açılan davaların idari
yargı yerinde görülmesi gerektiği " yönünde vermiş olduğu karar karşısında 2577 sayılı
Kanun’un idari dava türlerinin sayıldığı 2/1-c maddesinde de belirtildiği üzere kamu
hizmetlerinden birinin yürütülmesi amacıyla ve kamusal nitelikte üstün hak ve yetkilere
dayanarak yaptığı idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı
olduğu..."
5. Davacı vekilinin 11/02/2021 tarihli müracaatı üzerine, oluşan olumsuz görev
uyuşmazlığının çözümü için Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi 02/04/2021 tarihli ve
2017/147 esas sayılı üst yazısıyla dava dosyasını, idari yargı dosyası ile beraber Uyuşmazlık
Mahkemesine gönderilmiştir.
III. İLGİLİ HUKUK
6. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16.maddesi şöyledir:
“(Değişik birinci fıkra: 10/6/2010-5995/19 md.) Devlet ormanları içinde maden
aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme
ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin
verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet
ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları,
orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu
alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine
bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi
yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı
madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz.
Ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, ruhsatname veya imtiyaz alacaklar, işe
başlamadan evvel çalışma sahalarını orman idaresine haber vermeye ve ormana zarar
gelebilecek hallerde, orman idaresinin göstereceği tedbirleri almaya ve yapmaya
mecburdurlar.
(Ek fıkra: 26/5/2004-5177/34 md.) Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her
türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda
veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin
verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi
hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir.
(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/19 md.) Madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde
idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanları rehabilite
edilir. Rehabilite maksadı ile bu alanların orman yetiştirilmek üzere inşaat, yıkıntı ve
hafriyat atıkları ile doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi için büyükşehir
mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine
bedeli karşılığında izin verilebilir.
(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/19 md.) Maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve
esaslar yönetmelikle düzenlenir.”
7. Aynı Kanun'un 17.maddesinin üçüncü fıkrası ise şöyledir:
"Savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı, katı atık
bertaraf ve düzenli depolama tesislerinin; baraj, gölet, sokak hayvanları bakımevi ve
mezarlıkların; Devlete ait sağlık, eğitim, adli hizmet ve spor tesisleri ile ceza infaz
kurumlarının ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın Devlet ormanları üzerinde
bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde, gerçek ve tüzel
kişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Devletçe yapılan
Esas No : 2021/274
Karar No: 2021/303
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
ve/veya işletilenlerden bedel alınmaz. Bu izin süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu alanlarda
Devletçe yapılanların dışındaki her türlü bina ve tesisler iznin sona ermesi halinde eksiksiz
ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer. Söz konusu tesisler
Orman Genel Müdürlüğü veya Çevre ve Orman Bakanlığı ihtiyacında kullanılabilir veya
kiraya verilmek suretiyle değerlendirilebilir. İzin amaç ve şartlarına uygun olarak faaliyet
gösteren hak sahiplerinin izin süreleri; yer, bina ve tesislerin rayiç değeri üzerinden
belirlenecek yıllık bedelle doksandokuz yıla kadar uzatılabilir. Bu durumda devir işlemleri
uzatma süresi sonunda yapılır. Verilen izinler amaç dışında kullanılamaz”
8. Aynı Kanun'un18.maddesinde ise şu düzenlemeye yer verilmiştir:
“Devlet ormanlarında; arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına ve bu alanların
kullanımına, tarihi eserlerin restorasyonu ve korunması için gerekli tesislere, odun kömürü,
terebentin, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına, balık
üretmek üzere tesis kurulmasına ve göl, baraj ve deniz yüzeyinde yapılan balık üretimi için
karada yapılması mecburi tesislere ve yeraltında depolama alanı kurulmasına Orman Genel
Müdürlüğünce bedeli alınarak yirmidokuz yıla kadar izin verilebilir. Bu süre sonunda her
türlü bina ve tesis eksiksiz ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğü tasarrufuna geçer ve
söz konusu bina ve tesisler Orman Genel Müdürlüğü ihtiyaçları için kullanılabilir veya
kiraya verilmek suretiyle değerlendirilebilir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarına bu madde kapsamında verilen
izinlerden bedel alınmaz. Ancak bedelsiz izne konu tesisler de dâhil olmak üzere tesislerin;
izin sahibince üçüncü kişilere kiralanması halinde orman sayılan alana isabet eden kira
bedelinin yüzde ellisi her yıl Orman Genel Müdürlüğü bütçesine gelir kaydedilmek üzere
ilgili muhasebe birimi hesabına izin sahibi tarafından yatırılır.
Yangın görmüş ormanlarla, gençleştirmeye ayrılmış veya ağaçlandırılan sahalarda
birinci fıkradaki faaliyetlere hiçbir surette izin verilemez.”
9. 18/04/2014 tarihli, 28976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Orman
Kanununun 17/3 ve 18 inci Maddelerinin Uygulama Yönetmeliği”nin 3.maddesinde bu
Yönetmelikte geçen; “Ağaçlandırma bedeli”nin; İzin verilen alan üzerinden bir defaya
mahsus alınan bedeli ifade eder, şeklinde tanımlanmış; “İnceleme ve değerlendirme” başlıklı
7.maddesinde, “(…) (4) Ormanlık alandan verilen izin, müracaat sahibine tebliğ edilir.
Tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde izin sahibinden teminat, bedeller ve
onaylı taahhüt senedi alınır. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde bedellerin
yatırılmaması, teminatın veya onaylı taahhüt senedinin verilmemesi halinde ise saha teslimi
yapılmaz, her hangi bir bildirime gerek kalmaksızın izin iptal edilir. İptal işlemi ilgiliye
bildirilir. Aynı yerle ilgili yeniden izin talep edilmesi yeni izin talebi olarak
değerlendirilir.(…)” “Alınacak bedeller” başlıklı 8.maddesinde; “(1) Verilen ön izinlerde ön
izin bedeli, kesin izinlerde ise; /a) Ağaçlandırma bedeli,/ b) Arazi izin bedeli,/ c) Orköy
bedeli,/ç) Erozyon bedeli,/ alınır.(…)” “Bedellerin tespiti” başlıklı 9.maddesinde, “(1)
Alınacak bedellerden;/ a) Ağaçlandırma bedeli; Genel müdürlükçe, Asgari Ücret Tespit
Komisyonu tarafından yılın ikinci yarısı için tespit edilen 16 yaşını doldurmuş işçilerin bir
günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 294 gün/hektar katsayısıyla çarpımı
sonucu belirlenen ağaçlandırma birim hektar bedelinin, izin alanı ile çarpımı
sonucu,(…)bulunur(…)” “Gecikme zammı” başlıklı 10.maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik
hükümlerine göre bedelli olarak verilen izinlerde, zamanında ödenmeyen bedeller için,
izinlerin iptaline ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bildirime gerek kalmaksızın 6183
sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan gecikme zammı oranında faiz uygulanır. Kısmen
ödeme yapılması halinde yapılan ödeme öncelikle faize mahsup edilir.(…)” düzenlemelerine
yer verilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
Esas No : 2021/274
Karar No: 2021/303
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
A. İlk İnceleme
10. Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI’nın başkanlığında, Üyeler
Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet
ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 03/05/2021 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.
maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdari ve adli yargı yerleri arasında anılan
Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve
adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi
üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve
usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev
uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
11. Raportör-Hâkim Engin SELİMOĞLU'nun davanın çözümünde adli yargının
görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca
görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı
Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da
dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
12. Dava, davacı Şirkete ait ormanlık alanda inşa edilen rüzgar enerji santrali
nedeniyle davalı idare tarafından talep edilen ve ihtirazi kayıtla ödenen ağaçlandırma bedeli
ile gecikme bedelinin; talep edilen ilave ağaçlandırma bedelinin mevcut mevzuatta yer
almadığından bahisle; ihtirazi kayıtla ödenmiş olan ilave ağaçlandırma ve gecikme bedeli ile
KDV toplamının davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.
13. Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde; dava
konusunu oluşturan ağaçlandırma bedelinin, 6831 sayılı Orman Kanunu, Orman Kanunu'nun
17/3. ve 18. maddelerinin Uygulama Yönetmeliği ve Kesin İzin Taahhüt Senedi hükümleri
uyarınca oluşturulduğu görülmektedir. Kesin İzin Taahhüt Senedinin sözleşme niteliğinde
olup olmadığı hususunu irdelemek gerektiğinde; İdare, özel hukuk kişileri gibi özel hukuk
sözleşmeleri yapabildiği gibi; kamusal yetkisinin verdiği üstünlük ve ayrıcalıklara dayanarak
konusu, hüküm ve koşulları bakımından özel hukuk sözleşmelerinden farklı olan sözleşmeler
de yapabilir. İdare hukuku esaslarına tabi bulunan bu sözleşmeler “idari sözleşme” olarak
adlandırılırlar. İdarenin, genel ehliyetini kullanarak, sözleşme serbestisi ve tarafların eşitliği
gözetilerek gerçekleştirdiği sözleşmelerin tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olması ve
dolayısıyla bunların yargısal denetiminin adli yargı yerince yapılmasına karşılık, 2577 sayılı
Kanun’un idari dava türlerinin sayıldığı 2/1-c maddesinde belirtildiği üzere, kamu
hizmetlerinden birinin yürütülmesi amacıyla ve kamusal nitelikte üstün hak ve yetkilere
dayanarak yaptığı idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde ise,
idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.
14. Bu bağlamda, Devlet Ormanı üzerinde, kişi ve kuruluşlara, koşulları, sınırları
Kanun'la ve Devlet organlarınca belirlenen kesin izin verilmesi ve bu iznin karşılığında, kesin
izin taahhüt senedi verilmesinin zorunlu kılınmasının, bir genel hizmetin yürütülmesi için
yapılan ve idari sözleşme niteliği taşıyan bir uygulama olduğu açıktır.
15. Öte yandan, ağaçlandırma bedeline ilişkin işlemin, taahhüt senedi dışında,
Kanun ve ilgili Yönetmelikte de dayanağını bulduğu göz önüne alındığında, sadece senet
hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan bir uyuşmazlıktan söz etme olanağı da
bulunmamaktadır.
16. Bu durumda, idarece tek yanlı olarak, kamu gücüne dayanılarak, 6831 sayılı
Esas No : 2021/274
Karar No: 2021/303
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
Orman Kanunu, Orman Kanunu'nun 17/3. ve 18. maddelerinin Uygulama Yönetmeliği ve
Kesin İzin Taahhüt Senedi hükümleri kapsamındaki ağaçlandırma/ veya ilave ağaçlandırma
bedeli talep edilmesine ilişkin işlemden doğan uyuşmazlığın çözümünde, idari yargı yerinin
görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
17. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İzmir 5. İdare
Mahkemesinin 21/01/2016 tarihli ve E.2016/34, K.2016/159 sayılı görevsizlik kararının
kaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Davanın çözümünde İDARİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. İzmir 5. İdare Mahkemesinin 21/01/2016 tarihli ve E.2016/34, K.2016/159 sayılı
GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
03/05/2021 tarihinde Üyeler Şükrü BOZER ve Birol SONER'in KARŞI OYU ve OY
ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Esas No : 2021/274
Karar No: 2021/303
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
KARŞI OY
Dava, davacı kuruluşa ait ormanlık alandan geçen enerji nakil hattı nedeniyle davalı
idare tarafından talep edilen ve ihtirazı kayıtla ödenen ağaçlandırma bedeli ile gecikme
bedelinin; talep edilen ilave ağaçlandırma bedelinin mevcut mevzuatta yer almadığından
bahisle; adli yargı yerinde, ilave ağaçlandırma bedeli borçlarının bulunmadığının tespiti ile
ihtirazı kayıtla ödenmiş olan ilave ağaçlandırma ve gecikme bedeli ile KDV toplamının
davalıdan tahsili; idari yargı yerinde ise, bu taleplere ek olarak; davalı idarenin, ilave
ağaçlandırma ve ilave ağaçlandırma bedeli gecikme zammına yönelik işlemlerin iptali
istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlık, davacı ile davalı kurum ile arasında yapılan kesin izin taahhüt senedi
ile Orman Kanunu'nun 17., 18. maddeleri ile uygulama yönetmeliğinin 15., 16., 17., 18.. ve
devamı maddeleri gereğince yargı yolu uyuşmazlığı bakımından somut davaya bakmakla
görevli yargı mercinin hangisi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı ile davalı Orman Genel Müdürlüğü arasında yapılan “Kesin İzin Taahhüt
Senedi” başlıklı sözleşme ile davacı tarafa özel hukuk hükümlerine göre enerji nakil hattı
hususunda izin verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme tarafların serbest iradeleri
ile imzalanmış olup, idarenin kamu gücünü kullanarak yapılmış bir işlem yoktur. Bu nedenle
sözleşmenin özel hukuk alanında sonuçlar doğurduğunu kabul etmek zorunludur. Taraflar
arasında sözleşmenin imzalanması ile birlikte taraflar arasındaki ilişki özel hukuk alanında
sonuçlar doğurmaya başlamıştır. Bu itibarla sözleşmenin imzalanmasından sonraki tüm
aşamalar ve ihtilaflar özel hukuk alanını ilgilendirmekte olup, dolayısıyla uyuşmazlıkların
çözümünde de görevli mahkeme adli yargı mahkemeleridir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle Yüksek Mahkeme Sayın Çoğunluğunun eldeki davaya
bakmakla görevli yargı mercinin İdari Yargı olduğu konusundaki görüşüne katılmıyoruz.
03/05/2021
Üye
Üye
Şükrü BOZER
Birol SONER
Full & Egal Universal Law Academy