UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/277
KARAR NO : 2021/396
KARAR TR : 05/07/2021
ÖZET: Davacıların hissedarı olduğu
taşınmazlardan 3194 ve 2981 sayılı
Kanun'lar uyarınca iki kez düzenleme
ortaklık payı alındığından bahisle açılan
tazminat davasının İDARİ YARGI
YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar : 1-Ş. E.2-M.A.
Vekili : Av. S.K.
Davalı : Melikgazi Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. Z.S.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacılar, hissedarı oldukları taşınmazların İmar Kanunu'nun 18. madde
uygulaması neticesinde oluştuğu, bu taşınmazlarla ilgili olarak davalı Belediye tarafından
İmar Kanunu'nun 18. maddesi uygulaması yapıldığı ve uygulamaya giren taşınmazların
kaydının kapatıldığı, bu taşınmazların daha önce 2981 sayılı Kanun uygulaması ile oluştuğu
ve taşınmazların evveliyatından 2981 sayılı Kanun kapsamında "düzenleme ortaklık payı"
(DOP) kesildiği halde, İmar Kanunu 18. madde uygulaması yapılırken ve imar parsellerinden
hisse tahsis edilirken hisselerinden ikinci kez, mükerrer olarak “düzenleme ortaklık payı”
kesintisi yapıldığından bahisle yol, yeşil alan olarak kamu hizmetine terk edilen ikinci
kesintinin bedelinin tahsilinin gerektiğini ifade ederek, dava konusu taşınmazlardan İmar
Kanunu'nun 18. maddesi uygulaması ile mükerrer olarak kesilerek kamu hizmeti alanlarına
terk edilen alanın bedeli olarak belirlenen tutarın işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan
tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
2. Davalı vekili, süresi içinde verdiği dilekçesinde, davanın idari yargı yerinde
çözümlenmesi gerektiğinden bahisle görev itirazında bulunmuştur.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
3. Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 14/03/2019 tarihli ve E.2019/3, K.2019/130
sayılı kararı ile, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik
kararı vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
".... Davacı tarafça açılan iş bu davada adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu iddia
edilmişken, davalı tarafça idari yargı mahkemelerinin görevli olduğu iddia edilmiştir. Dava
dosyasında muhakeme devam ederken 24.01.2019 tarihli Resmi Gazete'de yukarıda bahsi
geçen iki adet Uyuşmazlık Mahkemesi kararı yayımlanmış olup, bahsi geçen kararlarda
Esas No : 2021/277
Karar No: 2021/396
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
özetle; bu iddia ile açılan davaların, idarece kamu gücü kullanılarak, re'sen ve tek yanlı
biçimde tesis edilen imar uygulama işlemlerinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin
bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan
"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından
açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargı
yerince çözümlenmesi gerektiği ifade edildiğinden mahkememizce belirtilen Uyuşmazlık
Mahkemesi kararları göz önünde bulundurularak açılan davanın HMK'nın 114/1-b
bendinde belirtilen dava şartlarından olan "yargı yolunun caiz olması" şartının mevcut
olmaması nedeniyle usulden reddi gerektiğinden bu nedenle dava dilekçesinin reddine karar
verilmiştir.
Her ne kadar Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen kararlar olumlu görev
uyuşmazlığı çıkarılması yoluyla uyuşmazlık mahkemesi önüne götürülen dava dosyaları için
verilmiş ise de; uyuşmazlık mahkemesinin aynı iddiaya dayalı dava dosyaları için idari
yargı yerinin görevli olduğuna dair karar vermiş olması ve uyuşmazlık mahkemesi kararına
konu dava dosyaları açısından mahkemelerince idari yargı yolunun görevli olması
nedeniyle görevsizlik kararı verileceği bu haliyle de aynı sebebe dayalı davalarda
uyuşmazlık mahkemesi kararına aksi olarak adli yargı yolunun görevli olduğu kabul
edilerek yargılamaya devam edilmesi durumunda aynı sebebe dayalı dava dosyalarının
farklı yargı yollarında görülmesi gibi hukuk birliğine ters düşecek bir duruma sebebiyet
verilmemesi amacıyla mahkememizce de Uyuşmazlık Mahkemesi kararı doğrultusunda
usulden red kararı verilmesi yoluna gidilmiştir. Ayrıca yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi
kararı sonrasında mahkememizce davalı idarenin görev itirazının reddine karar verilmesi
halinde idarece olumlu görev uyuşmazlığına gidilmesi ihtimali kuvvetle muhtemel
olduğundan usul ekonomisi ilkesi gereğince de Uyuşmazlık Mahkemesi kararı
doğrultusunda karar verilmiştir."
4. Bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye
Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 03/06/2020 tarihli ve E.2019/1645, K.2020/587 sayılı kararı
ile, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi hükmü uyarınca ikinci defa düzenleme ortaklık
payı alınması, taşınmazın aynına ilişkin olup, kamulaştırmasız el atma niteliğinde
olduğundan ve adli yargıda bakılması gerektiğinden, bedele ilişkin değerlendirme de
Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağından 2942 sayılı Kanun’un 37. maddesi
uyarınca adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına ve
davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine kesin olarak karar vermiştir.
5. Dosya Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2020/129 sayılı esasına
kaydedilmiştir. Davalı İdare vekili 1.10.2020 tarihli 1.oturumda yargı yolu/göreve ilişkin
itirazlarının değerlendirilmesini talep etmesine karşın Mahkemece bir karar verilmemiş;
davalı İdare vekili 2.2.2021 tarihli 3.oturumda da aynı istemini tekrarlamıştır.
6. Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 02/02/2021 tarihli ve E.2020/129 sayılı
kararı ile, Ankara BAM 14. H.D.'nin
E.2019/1645, K.2020/587 sayılı ilamı doğrultusunda
keşif yapılmasına ve buna ilişkin usuli işlemlerin nasıl olacağına karar vermiştir.
7. Davalı idare vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile, Kayseri 7. Asliye
Hukuk Mahkemesinin E:2020/129 esasına kayıtlı olarak açılan davada; yapılan görev
itirazlarının karşılanmayarak yargılamaya devam edilmesi üzerine görev itirazının zımnen
reddedildiğinin kabul edilmesi gerektiğinden bahisle, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması
istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasının bir örneği ile birlikte
Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.
Esas No : 2021/277
Karar No: 2021/396
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Danıştay Başsavcılığı
Talebi
8. Danıştay Başsavcısı, 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara
Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında Kanun'un 10. ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi hükümlerine yer
verdikten sonra; uyuşmazlığın çözümünün idari nitelikteki imar uygulamalarının hukuki
denetiminin yapılmasına bağlı olduğu; idarece kamu gücü kullanılarak, tek yanlı biçimde
yapılan uygulamalar sonucunda uğranılan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde yer alan "İdari eylem ve
işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı
davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargı yerince
çözümlenmesi gerektiği, nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 22/06/2020 günlü, E.2020/262,
K.2020/395 sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 10.
maddesi uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık
Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ
9. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir.
10. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, 2981 ve 3194 sayılı Kanun'ların ilgili
hükümlerine değindikten sonra; mevzuat ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları dikkate
alınarak davaya konu olan olay incelendiğinde, idarece kamu gücü kullanılarak, re'sen ve tek
yanlı biçimde tesis edilen uygulama işlemlerinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin
bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1.b maddesinde yer alan
"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan
tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargı yerince
çözümlenmesi gerektiği, Uyuşmazlık Mahkemesince bu tür davaların çözümünde idari yargı
yerlerinin görevli olduğunun vurgulandığı gerekçesiyle; Danıştay Başsavcılığının
başvurusunun kabulü ile Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararının
kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
11. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve
işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, tam yargı davaları,
idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından
açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
12. İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak
tam yargı davalarına konu edilmeleri, anılan Kanun hükümlerinin gereğidir.
13. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,
kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler, "idari
işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi
faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de, "idari eylem" olarak tanımlanmaktadır.
Esas No : 2021/277
Karar No: 2021/396
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
14. 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı
İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un
"Tapu verme" başlıklı 10. maddesinin (b) bendi şöyledir:
" b) Üzerinde imar mavzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel
parselasyona dayalı arsa veya arazilerde, kişilerin hisse miktarları ve fiili kullanma
durumları dikkate alınarak valilik veya belediyelerin talebi üzerine:
1. Henüz kadastrosu yapılmamış yerlerde, kadastro müdürlüklerince bu
Kanunda belirtilen mülkiyet tespitine dair hükümler de uygulanarak,
2. Kadastrosu veya tapulaması tamamlanmış yerlerde ise bu Kanunla verilen
yetkiler kadastro müdürlüklerince kullanılarak,
Islah imar planlarının yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın: onayların
alınmasına ve ilanların yapılmasına (askı ilanları hariç), komisyonların kurulmasına lüzum
kalmaksızın 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri veya 766 sayılı Tapulama Kanunu
hükümlerine göre hak sahipleri tespit veya yeniden tayin edilerek adlarına tescil edilir.
Bu tespit sırasında özel parselasyon planında görülen veya hisseli satışlar
sonucu fiilen oluşan yol, meydan, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha vs hizmetlere ayrılan
yerler ile bunlara ilişkin hisseler bedelsiz olarak resen tapudan terkin; okul, ibadet yeri ve
benzer kamu hizmetlerine ayrılan yerler ise, bedelsiz olarak ilgili idareler adına tespit ve
tescil edilir.
Hazine, belediye veya il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün
idare ettiği arsa veya arazileri üzerinde yapıldığı tespit edilen gecekondular hakkında da
yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
(Ek : 18/5/1987 - 3366/4 md.) Belediye, hazine, özel idare veya Vakıflar Genel
Müdürlüğünün idare ettiği arsa ve araziler üzerine gecekondu yapıldıktan sonra tespit
edilerek kira kontratı düzenlenmiş gecekondu hak sahiplerine tapu tahsis belgesi ve tapuları
verilir.
Hak sahibi olmadığı halde tapu verilen kişilerin tapuları resen iptal edilir."
15. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun; “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması”
başlıklı 8. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara
uyulur.
a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme
potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere
hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar
veya yaptırır.
b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir.
Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye
sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır
veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme
dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye
başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay
süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir.
Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi
onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.
Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya
ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe
girer. (Yeniden düzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihinden itibaren
valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş
zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar
Esas No : 2021/277
Karar No: 2021/396
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara
bağlar...
...Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.
Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.
İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye
Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya
kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir...
...c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı
Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere
plânlanamaz.(…) ”
16. Aynı Kanun'un davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan "Arazi ve arsa
düzenlemesi" başlıklı 18. maddesi şöyledir:
"İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer
hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına
veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun
ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak
sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü
edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe
kullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı
sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana
gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu
maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve
arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez. (1)
(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları,
düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve
ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve
karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla
kullanılamaz.
Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi
hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde,
eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde
düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.
Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme
ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme
yapılmasına mani teşkil etmez.
Bu düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenleme ortaklık payı
alınanlarından, bu düzenleme sebebiyle ayrıca değerlendirme resmi alınmaz.
Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şüyulanma sadece zemine ait olup, şüyuun
giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır.
Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir
yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve
mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar
parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri,
ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin
edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına
devam olunur.
Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye
veya valilikçe kamulaştırılmadıkça yıktırılamaz.
Esas No : 2021/277
Karar No: 2021/396
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları
olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük
ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye
tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde
imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral
parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir.
Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli
yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve
mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait
sahalardan yer verebilirler.
Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat
Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için
yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde
her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon
planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz."
V. İNCELEME VE GEREKÇE:
A. İlk İnceleme
17. Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI’nın başkanlığında, Üyeler
Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet
ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 05/07/2021 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.
maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin, anılan Kanun'un 10/2
maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının ZIMNEN reddedilmesi
ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca,
10. maddede öngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin
herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının
incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
18. Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK'in, davanın çözümünde idari yargının görevli
olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca
görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı
Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da
dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
19. Dava, davacıların hissedar olduğu taşınmazların da bulunduğu alanda, 3194
sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre yapılan imar uygulamasında, 2981 sayılı Kanun
uyarınca alınmış olan düzenleme ortaklık payı dikkate alınmaksızın tekrar düzenleme
ortaklık payı alınarak ikinci kez kesinti yapılması nedeniyle taşınmazlara kamulaştırmasız el
atıldığından bahisle ve tazminata karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
20. Belediyelerin yukarıda alıntılanan mevzuat hükümleri uyarınca tek yanlı irade
açıklaması ile tesis ettiği, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve bu planlara dayanılarak
tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat, düzenleme ortaklık payı alınması gibi bireysel
işlemler, "idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorunda olduğu program ve
uygulamaları bunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki
hareketsizlikleri de, "idari eylem" niteliği taşımaktadır.
Esas No : 2021/277
Karar No: 2021/396
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
21. Dosyanın incelenmesinden; daha önce Kayseri İli, Melikgazi İlçesi, Esentepe
Mahallesinde davacıların hissedarı olduğu taşınmazların da bulunduğu alanda, 2981 sayılı
Kanun’un 10/b maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı, uygulama sonucu oluşan
taşınmazların bulunduğu bölgede 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca
parselasyon işlemi tesis edildiği, bu kapsamda, belirlenen düzenleme ortaklık payı kesilerek
yeni oluşturulan parsellerden davacılara pay tahsis edildiği, davacılar tarafından 2981 sayılı
Kanun uyarınca kesinti yapıldıktan sonra ikinci kez kesinti yapılamayacağından bahisle,
kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı
anlaşılmaktadır.
22. Bu durumda, idarece tesis edilen parselasyon işlemi sonucu alınan düzenleme
ortaklık payı nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan ve idarece
kamu gücü kullanılarak, resen ve tek yanlı biçimde tesis edilen imar uygulama işlemlerinden
kaynaklanan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları
doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı
hükümleri çerçevesinde idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.
23. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Danıştay Başsavcısının
başvurusunun kabulü ile davalı idare vekilinin yaptığı görev itirazının zımnen reddine ilişkin
Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/02/2021 tarihli ve E.2020/129 sayılı kararının
kaldırılması gerekmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı idare vekilinin
yaptığı görev itirazının zımnen reddine ilişkin Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin
02/02/2021 tarihli ve E.2020/129 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
05/07/2021 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy