UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/514
KARAR NO : 2021/447
KARAR TR : 20/09/2021
ÖZET: Karayolunda meydana gelen
trafik kazasında uğranılan zararın
tazmini istemiyle açılan davanın, 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun
19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren
110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI
YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar :1-R.Ç. (Kendi adına asaleten, oğlu U.Ç.'ye
velayeten)
2-U.Ç.
Vekilleri : Av. A.A., Av. S. Y.
3-F. E. (Adli ve İdari yargıda ortak)
4-E. E.
"
5-M.E.
"
6-M.E.
"
7-N.T. "
Vekili : Av. G.S.
Davalı : Karayolları Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. H.K.Ö.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacılar R. Ç., U.Ç., F. E., E. E., M.E., M. E.ve N. T.'in vekili 08/12/2010
tarihinde N. K.'un yönetimindeki 51 ... 425 plakalı çekici ve buna bağlı 51 ... 958 plakalı yarı
römork ile D-100 karayolunu izleyerek Sakarya-Akyazı yönünde seyir halinde iken, Akyazı
kavşağında dönüş yaparken yarı römorkun yolu kapattığı sırada, Sakarya-Akyazı yönünde
seyreden İshak Erdoğan yönetimindeki 81 DE 835 plakalı araçla çarpışması sonucu, 81 ...
835 plakalı otomobil sürücüsü İshak Erdoğan ile araçta bulunan, M.Ç., R. Ç., E. H. Ç. ve
dava dışı M. K. A.'ın öldüklerini; Sakarya C.Savcılığının 24/12/2010 tarihli ve E.2010/7680
sayılı iddianamesine ve trafik kazası tespit tutanağı ile bilirkişi raporuna ve Adli Tıp Trafik
İhtisas Dairesi Başkanlığından alındığı belirtilen rapora göre, kazanın oluşunda 51 ... 425
plakalı tır aracı sürücüsü N. K.'un asli kusurlu ve kazada ölen 81 ... 835 plakalı araç sürücüsü
İshak Erdoğan'ın tali kusurlu olduğunu; kazanın meydana gelmesinde gerekli tedbirleri
almayan davalı idarelerin kusur ve sorumluluğunun bulunduğunu ifade ederek; uğranılan
zararlara karşılık ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik toplam 25.000 TL
maddi, ve 400.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle N.K., Axa Sigorta A.Ş.,
Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı 23/11/2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmış; bu
dava İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/428 sayılı esasına kaydedilmiştir.
2. Davacılardan R.ve U.Ç.'nin vekili, aynı somut olay nedeniyle, öncelikle açtıkları
iş bu davanın İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/428 sayılı dosyası ile
bağlantılı olduğunu, davaların aynı sebepten doğması ve verilecek kararların birbirini
etkileyecek nitelikte bulunduğunu ifade ederek; bu davanın anılan dosya ile birleştirilmesine,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kusur ve poliçe limiti dahilinde 25.399,21
TL'nin olay tarihinden işleyecek en yüksek faiziyle davalıdan alınarak davacılara ödenmesine
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
karar verilmesi istemiyle, Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine karşı 19/02/2013 tarihinde
adli yargı yerinde dava açmış; bu dava İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/104
sayılı esasına kaydedilmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
3. İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve E.2013/104,
K.2014/78 sayılı kararı ile, davacı yanın birleştirme istemi ile İstanbul 7. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 2011/428 esas sayılı dosyası ile birlikte değerlendirilmesi sonucu, davalar
arasındaki bağlantı nedeniyle Mahkemelerinin dosyası ile dayanak yapılan İstanbul 7. Asliye
Hukuk Mahkemesinin E.2011/428 sayılı dosyalarının birleştirilmesine, birleştirme kararı
doğrultusunda Mahkeme dosyalarının esasının kapatılarak yargılamanın bundan sonra
İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/428 sayılı dosyası üzerinde yürütülmesine
karar verilmiştir.
4. İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve E.2011/428,
K.2016/312 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın esası incelenerek davanın kısmen kabulüne,
kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
5. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/02/2019 tarihli ve E.2016/15835, K.2019/1461
sayılı kararı ile, açıklanan kısmen hükmün bozulmasına ve kısmen de temyiz itirazlarının
incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"Asıl ve birleşen davalar, trafik kazasına nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı
istemine ilişkindir.
1-(...)
Mahkemece davacılar tarafından açılan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat
bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş ve buna göre hüküm kurulmuş ise de
her davanın davacıları ve davalıları ile talepleri birbirinden farklı olup birleştirilen davalar
bağımsızlıklarını koruyacağından her davada talepler ve yargılama gideri, vekalet ücreti ve
harçlar ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması gerekir.
Buna göre mahkemece asıl ve birleştirilen davalar hakkında tek hüküm kurulmuş
olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; davaya konu olayda, kazanın gerçekleştiği yolda gerekli
aydınlatmanın, işaret ve levhaların olmaması nedeniyle kazanın meydana geldiği iddiası ile
davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine husumet yöneltilmiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü kamu tüzel kişisi olup görmekle yükümlü
bulunduğu kamu hizmeti sırasında verdiği iddia olunan zararlardan dolayı sorumluluğu özel
hukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine
verilen görev ve yetkileri kullanırken oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan
kaynaklanmakta olup bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet
kusurlarına dayanılarak İdari Yargılama Usul Kanunu 2. madde hükmü uyarınca idari yargı
yerinde tam yargı davası ikamesi gerekmektedir. (11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay
İçtihadı Birleştirme Kararı)
Somut olayda, davacı vekili, kazada hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek davalı
Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden hizmet kusuruna dayalı olarak dava açmıştır.
Buna göre, görev-yargı yolu yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacak
hususlardan olduğundan, mahkemece davalı Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki dava
tefrik edildikten sonra, bu davalı yönünden idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkta
yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı Karayolları Genel
Müdürlüğü yönünden esas girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma ilamının neden ve şekline göre hükmü temyiz eden taraf vekillerinin tüm
temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir."
6. Yargıtay bozma ilamına uyulduktan sonra, İstanbul 7. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/180, sayılı kararı ile, Karayolları Genel
Müdürlüğü açısından davanın başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
7. İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/763,
K.2019/514 sayılı kararı ile, davanın Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden tefrik
edildikten sonra, davacının davasının yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2 maddesi
gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar kesinleşmiştir.
Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"Toplanan tüm deliller ve dosya içeriğine; Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü kamu
tüzel kişisi olup görmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmeti sırasında verdiği iddia olunan
zararlardan dolayı sorumluluğu özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel
kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanırken oluşan
zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanmakta olup bu zararların tazmini
amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayanılarak İdari Yargılama Usul
Kanunu 2. madde hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikamesi
gerekmektedir. (11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı)
Somut olayda, davacı vekili, kazada hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek davalı
Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden hizmet kusuruna dayalı olarak dava açmıştır.
Buna göre, görev-yargı yolu yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacak
hususlardan olduğundan, mahkemece davalı Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki dava
tefrik edildikten sonra, bu davalı yönünden idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkta
yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan
davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
8. Davacılar Fatma Erdoğan, Eyüp Erdoğan, Mustafa Erdoğan, Melek Erdoğan ve
Nagehan Tahsin'in vekili, bu defa uğranılan zarara karşılık 20.000 TL maddi ve toplam
75.000 TL manevi zararın tazmini istemiyle Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı idari yargı
yerinde dava açmıştır
B. İdari Yargıda
9. İstanbul 8. İdare Mahkemesi 06/05/2021 tarihli ve E.2021/715, K.2021/834 sayılı
kararı ile, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin l/a bendi uyarınca davanın yetki yönünden
reddine, dava dosyasının yetkili Sakarya İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
10. Sakarya 2. İdare Mahkemesi 16/06/2021 tarihli ve E.2021/431 sayılı kararı
ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1., 2., 3., 10., 19.1.2011 tarihli Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. ve
geçici 21. maddesi hükmüne; ayrıca 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının
iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince
yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin, anılan kuralı
Anayasa'ya aykırı görmeyerek iptal istemini oy birliğiyle reddettiği 26/12/2013 tarih ve
E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararına yer verdikten sonra; uyuşmazlığın çözümünde adli
yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, Mahkemelerinin görevli olmadığına,
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
2247 sayılı Kanun'un 15. ve 19. maddeleri uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için
ilk görevsizlik kararını veren İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyası da temin
edilerek eklenmek suretiyle dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya
incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine
karar vermiştir. Başvuru kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi
ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun
maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak
trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un,
trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve
denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma
usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk
davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın
tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna
varılmıştır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 03.05.2021 tarih, E;2021/223,
K:2021/318 sayılı kararı da bu doğrultudadır."
C. Uyuşmazlık Mahkemesinde
11. Aynı somut olay nedeniyle, Davacılar'dan Umut Çiftci ve Remzi Çiftçi ile
davalı Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki davada, Sakarya 1. İdare Mahkemesi
15/03/2021 tarih ve E.2021/213 sayı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvuru yaparak,
uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğundan bahisle, İstanbul 7. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı kararı nedeniyle doğan
görev uyuşmazlığının giderilmesini talep etmiştir.
12. Uyuşmazlık Mahkemesi 7/6/2021 tarihli, E.2021/349, K.2021/346 sayılı
kararıyla, Davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna, Sakarya 1. İdare
Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/2019
tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
13. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının
karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik
güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu ifade edilmiş;
“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanun'un trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve
yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,
yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun
karayollarında uygulanacağı belirtilmiştir.
14. Kanun’un, “Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri” başlıklı 7.
maddesi şöyledir:
“ Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev ve yetkileri şunlardır:
a) Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden
gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
b) Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol
etmek,
c) (Mülga: 17/10/1996-4199/47 md.)
d) Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolu güvenliğini ilgilendiren
konulardaki projeleri incelemek ve onaylamak,
e) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, İçişleri Bakanlığının uygun
görüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız
sınırları belirlemek ve işaretlemek,
f) Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamak ve karayollarında,
gerekli önleyici teknik tedbirleri almak veya aldırmak,
g) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren
kavşak, durak yeri, aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak, yaptırmak
veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek,
h) Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizi sonucu,
altyapı ve yolun fiziki yapısı ile işaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önünde
bulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,
i) (Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)
j) (Değişik: 17/10/1996-4199/5 md.) Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak
üzere Bu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırı hareket
edenler hakkında suç veya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d)
bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanakla belirlemek ve
gerekli işlemin yapılması için en yakın trafik kuruluşuna teslim etmek,
k) (Ek:18/10/2018-7148/14 md.) Bu Kanunun 31 ve 49 uncu maddeleri kapsamında
takoğraf ve çalışma-dinlenme süreleri yönünden karayolları denetim istasyonlarında
denetim yapmak ve trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlemek,
l) (Ek:29/11/2018-7153/9 md.)(5) Otoyolların habitatları böldüğü yerlerde Doğa
Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşünü alarak yaban hayvanlarının
geçişlerine izin verecek menfez, ekolojik köprü ve benzeri tesisleri yapmak,
m) (Ek:29/11/2018-7153/9 md.)(5) Otoyollarda yaban hayvanlarından kaynaklanacak
trafik kazalarını önlemek maksadı ile kafes tel çit yapmak,
n) (Ek:29/11/2018-7153/9 md.)(5) Yaban hayvanlarının muhtemel yaşam alanlarının
bulunduğu bölgelerdeki karayollarında uyarıcı levhalara yer vermek,
o) Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer
görevleri yapmaktır.
(Son fıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)”
15. Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir:
“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği
zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda
görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.
Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının
merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer
mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de
açılabilir”;
16. Kanun'un Geçici 21. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe
girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan
davalara uygulanmaz”
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
B. Yargı Kararları
17. Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı
(R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147) kararının ilgili kısmı şöyledir:
“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,
tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve
idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.
Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk
alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev
alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun
koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak,
idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden
ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir.
İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın
askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına
göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm
sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu
düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli
yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu
davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı
yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,
bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların
adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu
anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki
araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir
tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin
kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket
eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını
gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın
2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin
26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,
s.136-147.)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
18.Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI’nın başkanlığında, Üyeler
Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet
ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 20/09/2021 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.
maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun'un 19.
maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Kanun'un 14. maddesine göre olumsuz görev
uyuşmazlığı bulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın “tarafları, konusu ve sebebinin
aynı” olması koşulunun öngörülmüş bulunması karşısında, adli ve idari yargı yerleri
arasında her iki yargı yerinde ortak taraf olan" davacılar Fatma Erdoğan, Eyüp Erdoğan,
Mustafa Erdoğan, Melek Erdoğan ve Nagehan Tahsin ile davalı Karayolları Genel
Müdürlüğü yönünden görev uyuşmazlığının doğduğu; idari yargı dosyasının Mahkemece,
ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin
herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının
incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
B. Esasın İncelenmesi
19. Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK'in davanın çözümünde adli yargının görevli
olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca
görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,
Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü
açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
20. Dava, karayolunda meydana gelen maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası
nedeniyle oluştuğu ileri sürülen maddi ve manevi zararların, davalı idarece tazmin edilmesi
istemiyle açılmıştır.
21. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa
3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz
başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,yukarıda belirtilen gerekçesi ile
anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
22. Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa
Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas
alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,
Kanunkoyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine
verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile
öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi
düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda
verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi
olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
23. Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.
maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun
maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik
güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle
ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,
ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı,
dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve
çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu
davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
24. Aynı somut olay nedeniyle Sakarya 1. İdare Mahkemesince yapılan başvuru
üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi, 7/6/2021 tarihli, E.2021/349, K.2021/346 sayılı kararıyla,
davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna, İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin
14/11/2019 tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına
karar verdiğinden; bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığı açıktır.
25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Sakarya 2. İdare
Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/2019
tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması konusunda, "karar
verilmesine yer olmadığına" karar vermek gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Sakarya 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile (Uyuşmazlık
Mahkemesince daha önce kaldırıldığından) İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin
14/11/2019 tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ
KALDIRILMASI KONUSUNDA, "KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA",
20/09/2021 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU
İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
KARŞI OY
Dava karayolunda meydana gelen maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası nedeniyle
oluştuğu ileri sürülen maddi ve manevi zararların, davalı idarece tazmin edilmesi istemiyle
açılmıştır.
Esas No : 2021/514
Karar No: 2021/447
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
Aynı somut olay nedeniyle, davacılar'dan Umut Çiftçi ve Remzi Çiftçi ile davalı
Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki davada, Sakarya 1. İdare Mahkemesi 15/03/2021
tarih ve E.2021/213 sayı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvuru yaparak, uyuşmazlığın
çözümünde adli yargının görevli olduğundan bahisle, İstanbul 7. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı kararı nedeniyle doğan
görev uyuşmazlığının giderilmesinin istenilmesi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesinin
07/06/2021 tarihli, E.2021/349, K.2021/346 sayılı kararıyla, davanın çözümünde adli
yargının görevli olduğuna, Sakarya 1. İdare Mahkemesinin başvurunun kabulü ile İstanbul 7.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı
görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/763,
K.2019/514 sayılı görevsizlik kararı üzerine diğer davacılar Fatma Erdoğan, Eyüp Erdoğan,
Mustafa Erdoğan, Melek Erdoğan ve Nagehan Tahsin'in vekilleri tarafından idari yargıda
ayrıca açılan davada Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 16/06/2021 tarihli, E.2021/431 sayılı
kararı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir. Davada görev
uyuşmazlığının bulunduğu açıktır.
Aynı somut olay nedeniyle Sakarya 1. İdare Mahkemesince yapılan başvuru üzerine
Uyuşmazlık Mahkemesinin 07/06/2021 tarihli, E.2021/349, K.2021/346 sayılı kararıyla,
davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna, İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin
14/11/2019 tarihli ve E.2019/763, K.2019/514 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına
karar verilmiş ise de; davanın adli yargıda aynı ancak idari yargıda farklı tarafları tarafından
Sakarya 2. İdare Mahkemesince açılan davada yapılan başvuru üzerine görev uyuşmazlığı
bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığı kararı değilde esastan karar
verilerek uyuşmazlığı çözecek yargı yerinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede yapılan inceleme sonucunda, idarenin kendi kuruluş kanununda
belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım,
işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan
hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın,
özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından
görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu
işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması
karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna
ulaşıldığından, çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy