UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/90
KARAR NO : 2021/177
KARAR TR : 05/04/2021
ÖZET: 2918 sayılı Kanun’un Ek 17.
maddesi uyarınca düzenlenen aday sürücü
belgesinin iptaline ilişkin tutanağa karşı
yapılan itirazın İDARİ YARGI YERİNDE
çözümlenmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M.Y.A.
Vekili : Av. M.Ö.Y.
Davalı : İstanbul Valiliği
I. DAVA KONUSU OLAY
1. İstanbul Valiliği Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce yapılan denetim sırasında
yapılan Polnet bilgisayar sorgusunda, aday sürücü belgesi sahibi davacı adına, 80 ceza puanının
bulunduğundan bahisle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca 11/08/2020 tarihli ve
369750 sayılı sürücü belgesinin daimi iptaline ilişkin tutanak tutulmuş, ayrıca aday sürücü
olması sebebiyle aday sürücünün belgesinin iptaline dair tutanak düzenlenmiştir.
2. Davacı vekili, aday sürücü belgesinin iptaline ilişkin tutanağının iptali istemiyle
idari yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
3. İstanbul 11. İdare Mahkemesi 03/09/2020 tarihli ve E.2020/1185, K.2020/780
sayılı kararı ile; 5326 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca davanın
çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar
vermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
4. Davacı vekili, bu kez, aynı istemle adli yargı yerine başvuruda bulunmuştur.
B. Adli Yargıda
5. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 05/01/2020 tarihli ve D.İş No.2020/4238 sayılı
kararı ile; konu ile ilgili Uyuşmazlık Mahkemesinin emsal bir kararı da gösterilerek, sürücü
belgesinin iptali kararına karşı yapılan başvurunun çözümünün idari yargı yerine ait olduğu
gerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine karar vermiş, ayrıca görevli merciin
belirtilmesi için dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar vermiş,
verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
III. İLGİLİ HUKUK
6. 2918 sayılı Kanun’un “Aday sürücülük” başlıklı Ek 17. maddesi şöyledir:
İlk defa sürücü belgesi alanlar en az bir yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler.
Aday sürücülüğün süresi, aday sürücülerin sürücü belgelerinin iptal edilme ve yeniden
sürücü belgesi alma şartları ile diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Esas No : 2021/90
Karar No: 2021/177
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
Aday sürücülerle ilgili olarak yönetmelikte belirtilen iptal edilme şartlarının oluşması
hâlinde, bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından sürücü belgeleri iptal
edilir.”;
7. 17/04/2015 tarihli 29329 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Karayolları Trafik
Yönetmeliğinin “Aday sürücülük” başlıklı Ek 3. maddesi şöyledir:
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sürücü belgesi alanlar ile
herhangi bir sebeple sürücü belgesi iptal edilmiş olup da yeniden sürücü belgesi alanlar,
belgenin alındığı tarihten itibaren iki yıl süreyle aday sürücü olarak kabul edilir.
Aday sürücülük süresi içerisinde 2918 sayılı Kanunun;
a) 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin üç kez ihlal edilmesi,
b) 48 inci veya 118 inci maddelerine istinaden sürücü belgelerinin geri alınması,
c) 51 inci maddesinin üç kez ihlal edilmesi,
ç) 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasının üç kez ihlal edilmesi,
d) 74 üncü maddesinin üç kez ihlal edilmesi,
e) Koruyucu tertibatın kullanılması ile ilgili 78 inci maddesinin üç kez ihlal edilmesi
hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi veya araç cinsine bakılmaksızın 0,20 promilin
üzerinde alkollü olarak araç kullanıldığının tespit edilmesi veya toplam 75 ceza puanının
aşılması durumunda sürücü belgesi trafik görevlilerince iptal edilir.
Belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için; sürücü kurslarına devam
etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları
gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için tabi tutulacakları
psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi sonucunda sürücülüğe engel hali
bulunmadığını gösterir belgenin sürücü kursuna ibrazı ve varsa iptal nedenlerinde yer alan
geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması zorunludur.”
8. Uyuşmazlık Mahkemesi, 2918 sayılı Kanun’un 116. maddesi kapsamında araç tescil
plakasına göre düzenlenenler dışında trafik zabıtasınca uygulanan idari para cezalarına karşı
açılan davaları; bu uygulamanın idari ceza kapsamında bulunması; Kanun'da idari cezalarla
ilgili davalarda görevli yargı yerini açıkça belli eden bir hükme yer verilmemesi; 12/07/2013
tarih ve 6495 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hali ile, bu
Kanun'da gösterilen adli cezalara hükmetmekle görevli mahkemeye işaret eden 112. maddeye
de herhangi bir atıfta bulunulmamış olması karşısında ve göreve ilişkin genel ilkelere göre idari
yargının görev alanında görmüştür.
9. 01/06/2005 tarihinde 5326 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine Uyuşmazlık
Mahkemesince, sözü edilen Kanun’un diğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımlar ile
bunlara karşı yapılacak itirazlara ilişkin görev hükümleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
sonucunda: diğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımın, dayanağı olan kanunun amacı
dikkate alınarak; Kabahatler Kanunu’nun 1., 2., 16. ve 19. maddelerinde belirtilen koşulları
taşıması, 27. maddenin (1) numaralı bendinde belirtilen idari yaptırımlardan olması halinde,
idari para cezaları ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin olanlarına karşı 01/06/2005
tarihinden sonra yapılacak itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin genel görevli kılındığına ve bu
nedenle doğan görev uyuşmazlıklarında adli yargı yerinin görevli bulunduğuna karar
verilmiştir.
10. Daha sonra, 30/03/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kanun’un 3. maddesini değiştiren
06/12/2006 tarihli, 5560 sayılı Kanun’un 31. maddesi şöyledir:
Esas No : 2021/90
Karar No: 2021/177
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
“(1) Bu Kanunun;
a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda
aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi
yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır.”
11. Kanun'un 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari
yaptırımların idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin ise,
mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirler olduğu hükme
bağlanmış; “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasında ise “idari para cezası ve
mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya
tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu
süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.”
düzenlemeleri yer almıştır.
12. Aynı Kanun’un 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise;
idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının
görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka
aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala
bağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, Kabahatler Kanunu’ndaki
düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığı ifade
edilmiştir.
13. 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler
Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer
kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli
mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararının
verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren
kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık
iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.
14. Bu hükümler dikkate alınarak, Uyuşmazlık Mahkemesi, idari para cezası
yönünden oluşan olumsuz görev uyuşmazlıklarının çözümünde, idari para cezasına konu işlem
kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın da verilmiş
olması ve dosya içeriğinden bu kararın idari yargı yerinde dava konusu edildiğinin anlaşılması
halinde; idari para cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde
görüleceği sonucuna varmış, idari yargı yerince verilen görevsizlik kararlarının kaldırılmasına
karar vermiştir.
15. 2918 sayılı Kanun’un Adli Kovuşturma ve Cezaların Uygulanması başlıklı
Dokuzuncu Kısım’a dahil “Bu Kanundaki suçlarla ilgili davalara bakacak mahkemeler ve
yetkileri” başlığı altında düzenlenen 112. maddesinin ilk paragrafında; sürücü belgelerinin
geçici olarak geri alınması hariç olmak üzere bu Kanun'daki hafif para cezasını veya bu
kanundaki hafif hapis cezasını, belgelerin geri alınması ve iptali veya işyerlerinin kapatılması
cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunların bulunmadığı
yerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerinde bakılacağı ifade edilmiş; böylelikle sürücü
belgelerinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin uygulamalar, trafik ve sulh ceza
mahkemelerinin görevi dışında tutulmuş iken; 12/07/2013 tarihli 6495 sayılı Kanun’un 20.
maddesiyle değiştirilen maddenin başlığı, “Sürücü belgelerinin geri alınmasında ve iptalinde
yetki”; şeklinde, madde ise şöyledir:
Esas No : 2021/90
Karar No: 2021/177
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
“Bu Kanunun 6ncı maddesinde sayılan görevlilerin ve trafik tescil kuruluşlarının
yetkilendirildiği haller hariç olmak üzere, sürücü belgelerinin geri alınmasına ve iptaline sulh
ceza mahkemeleri karar verir.
Bu Kanunun 51 inci maddesinin ihlali ve 118 inci maddesinin ikinci ve üçüncü
fıkralarında yazılı “100 ceza puanını doldurmak” eylemi nedeniyle sürücü belgelerinin geri
alınmasına yine bu Kanunun 6ncı maddesinde sayılan görevliler yetkilidir.
Sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması veya iptaline dair verilen kesinleşmiş
mahkeme kararı örnekleri, sürücülerin sicillerine işlenmek üzere mahkemelerce ilgili trafik
birimlerine gönderilir.
Bu Kanuna göre görülen davalar, diğer kanunlara göre görülen davalarla
birleştirilemez.
……. ”
16. 5326 sayılı Kanun’un “Saklı tutulan hükümler” başlığını taşıyan 19. maddesi ise
şöyledir:
“(1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için;
a) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,
b) İşyerinin kapatılması,
c) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,
d) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması,
gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun
değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
17. Uyuşmazlık Mahkemesinin Celal Mümtaz AKINCI’nın başkanlığında, Üyeler
Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet
ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 05/04/2021 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.
maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzere tarafları, konusu ve
sebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle
verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen
davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir
değerlendirme yapılması gerekmektedir.
18. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının
bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları konusu ve
sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin
veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın
taraflarınca ileri sürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik
kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi
halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu
uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
19. 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden
birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye
başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin
görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için
Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin
Esas No : 2021/90
Karar No: 2021/177
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
karar vermesine değin erteler” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin
daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile
doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru
kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin
incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
20. Kanunkoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı
doğması halinde her iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini
davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını
amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı
inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma
olanağını tanımıştır.
21. Olayda, adli yargı yerince, görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla
yetinilmemiş ayrıca görevli merciin belirtilmesi için dava dosyasının re’sen Uyuşmazlık
Mahkemesine gönderilmesine de karar verilmiştir.
22. Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Kanun'da öngörülen yönteme uymamakta ise
de, davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek, Sulh Ceza Hakimliğince re’sen
yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile
Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme
kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına
uygun olacağından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
23. Raportör-Hâkim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde idari
yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili
Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay
Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da
dinlendikten sonra; gereği görüşülüp düşünüldü:
24. Dava, 2918 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesi uyarınca düzenlenen aday sürücü
belgesinin iptaline ilişkin tutanağın iptal edilmesi istemiyle açılmıştır.
25. Uyuşmazlık Mahkemesince, 2918 sayılı Kanun’un 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı
Kanun’un 20. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 112. maddesi ve 5326 sayılı Kanun
birlikte incelendiğinde, 2918 sayılı Kanun’un, bu Kanun’daki suçlarla ilgili davalara bakacak
mahkemeler ve yetkilerinin düzenlendiği 112. maddesi uyarınca, sürücü belgelerinin geçici
olarak geri alınmasına ilişkin davaların sulh ceza mahkemelerinin görevine dahil edilmediği ve
5326 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli
bir süre için ehliyetin geri alınmasına ilişkin hükümlerin geçici istisnalar içinde sayıldığı
dikkate alındığında; sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin davalara bakma
görevinin idare mahkemesine ait olduğu sonucuna varılmış iken; 2918 sayılı Kanun’un 112.
maddesinde yapılan yeni düzenleme ile Kanun’da yer alan göreve ilişkin maddenin
değiştirildiği ve idari yaptırımlarla ilgili Kabahatler Kanunu hükümlerine uygun değişikliğin
yapıldığı sonucuna varılmış, 5326 sayılı Kanun’un “Saklı tutulan hükümler” başlığını taşıyan
19. maddesinde, “diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için, …..
ehliyetin geri alınması, …….gibi yaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun
hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır” denilerek, ilgili kanununda, bu
Esas No : 2021/90
Karar No: 2021/177
UYAP Bilişim Sistemiile erişebilirsiniz.
Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı tutulan, başka bir deyişle,
belirtilen istisnalar içinde sayılan yaptırımlardan biri olan ehliyetin geri alınmasına ilişkin
hükmün, 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle, 2918 sayılı Kanun’un 112.
maddesinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlendiği ve bu karara karşı kanun yoluna ilişkin
bir düzenlemeye yer verilmediği gözetilerek, sürücü belgesi geri alma tutanağının iptali
istemiyle yapılan itirazların adli yargı yerinde görüleceğine karar verilmiştir.
26. Somut olayda ise, davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek 17.
maddesi uyarınca aday sürücü belgesinin iptaline karar verilmiştir. Yukarıda anlatılan nedenler
ile sürücü belgesinin belli bir süre için geri alınması değil iptal edildiği dikkate alındığında bu
kararın idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari bir işlem olduğu ve
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 19. maddesi kapsamında bulunmadığı açıktır.
27. İncelenen uyuşmazlıkta, sürücü belgesinin iptali ne ilişkin kararın idarenin tek
taraflı bir şekilde kamu gücüne dayanarak, üstün hak ve yetkileri çerçevesinde yaptığı bir idari
işlem olduğu, bu durumda 5326 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, aday
sürücü belgesinin iptaline karşı açılan davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu
sonucuna varılmıştır.
28. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 9. Sulh Ceza
Hakimliğince yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun’un 19. madde kapsamında kabulü ile,
İstanbul 11. İdare Mahkemesince verilen 03/09/2020 tarihli ve E.2020/1185, K.2020/780 sayılı
görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğince yapılan BAŞVURUNUN 2247 sayılı Kanun’un
19. madde kapsamında KABULÜ ile, İstanbul 11. İdare Mahkemesince verilen 03/09/2020
tarihli ve E.2020/1185, K.2020/780 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
05/04/2021 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Şükrü
BOZER
Üye
Mehmet
AKSU
Üye
Birol
SONER
Üye
Aydemir
TUNÇ
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ahmet
ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy