Olaylar ve Olgular: 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren kesinleşen kararlara Türk Anayasa Mahkemesi önünde yeni bir hukuk yoluna başvurarak itiraz edilebilmektedir. Türk Anayasa Mahkemesi mevcut durumda Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokolleri tarafından korunan temel özgürlüklere ve haklara ilişkin bireysel başvuruları inceleme yetkisine sahiptir.
Yargıtay, önceden başvuran tarafından kullanılan bir arsa parselinin üçüncü bir taraf adına kaydedilmesi kararını, başvuranın itirazına rağmen, 25 Eylül 2012 tarihinde onamıştır. Başvuran yukarıda belirtilen yeni hukuk yoluna başvurmamıştır.
Hukuksal Değerlendirme – 35 § 1 Maddesi: Mahkeme Anayasa Mahkemesi’nin yasal yetkisinin alanına, kendisine tanınan olanaklara ve kararlarının etkileri ile kapsamına ilişkin olarak yasama meclisinin yeni usulü oluşturmadaki niyetlerini incelemeden önce, ilk olarak bu hukuk yolunun erişilebilirlik ve bireysel başvuru koşulları gibi pratik koşullarını incelemiştir.
(a ) Erişilebilirlik – Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, olağan hukuk yolları dışında, önceden başka bir hukuk yoluna başvurmak veya başka bir talepte bulunma koşuluna bağlı değildir. Muhtemel başvuranların tüm ulusal mahkemeler önünde itirazda bulunma hakkı vardır ve dolayısıyla seyahat etmeleri veya karmaşık bir usul izlemeleri gerekmemektedir. Otuz günlük süre sınırı, ilkesel olarak, makul bir sınırdır ve bu sürenin bitiş tarihine kadar itiraz etmenin mümkün olmadığı durumlarda bu süre istisnai olarak on beş gün uzatılmaktadır. Son olarak, bu tür bir itirazda bulunmak için alınan ücretler, bu hukuk yolunun erişilebilirliğini azaltmamaktadır. Söz konusu ücretlerin aşırı olmadığı ve başvuranların adli yardım alma hakkı bulundukları görülmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuru usulünün erişilebilirliği konusunda bir sorun olduğu görülmemektedir.
(b ) Hukuk Yolundan Yararlanılmasına İlişkin Hükümler – Mahkeme şu unsurları dikkate almıştır. Anayasa Mahkemesi’nin yeni içtüzüğü, bireysel başvurulara ilişkin mevzuat hükümlerinin yürürlüğe girmesinden uzun zaman önce yürürlüğe girmişti. Anayasa Mahkemesi’nin itirazların incelenmesi veya yargılamalar için ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri tüm makamlardan talep etme hususunda yargı yetkisine sahipti. İçtihattaki tüm çelişkileri giderebilecek bir sistem mevcuttu. Anayasa Mahkemesi resen veya başvuranın haklarını korumak için gerekli gördüğü takdirde başvuranın talebi üzerine ara tedbirler belirleme yetkisine sahipti. Son olarak, Anayasa Mahkemesi’nin konu bakımından (ratione materiae) yargı yetkisi Türkiye tarafından imzalanan Sözleşme’yi ve Sözleşme’de yer alan protokolleri kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yukarıdakileri göz önünde bulundurarak Mahkeme, Anayasa Mahkemesi önündeki başvuru usulünün, ilkesel olarak, insan haklarının ve temel özgürlüklerinin korunması için uygun bir mekanizma olduğu kanaatine varmıştır.
(c ) Yasama Meclisinin Niyetleri – İlgili mevzuat hükümleri ve düzenleyici hükümlerin Anayasa Mahkemesi’ne bireysel hukuk yolu mekanizmasının uygulamaya konması için gerekli olanakları sağladığı görülmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi’ne Sözleşme ihlallerine ilişkin hükümler belirlemesi için belirli bir yargı yetkisi vermiş ve tazminata hükmederek veya tazmin yöntemini belirleyerek ihlallerin telafi edilmesini sağlamak için gerekli yetkileri verme doğrultusundaki niyetini ortaya koymuştur. Verilen bu yetkiler sayesinde Anayasa Mahkemesi, gerekli olduğu takdirde, ilgili makamları söz konusu hakkı ihlali devam ettirmesini yasaklayabilir ve yasaklamalıdır ve mümkün mertebe hakkı önceki durumuna (status quo ante) getirebilir ve getirmelidir. Mahkeme heyetindeki yargıç sayısı arttırılmıştır ve yazı işleri müdürlüğünün ihtiyaçları için yeterli kaynaklar sağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararları tüm Devlet organlarını, tüm bireyleri ve tüm tüzel kişiler için bağlayıcı olmuştur. Bir bireysel başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlara uygulamada riayet edilmesi konusunda ilkesel olarak Türkiye’de sorun meydana gelmemelidir. Geçmişte Anayasa Mahkemesi’nin koalisyon hükümetinin bir parçası olarak iktidarda olan bir siyasal partiyi kapatma kararının bile yürürlüğe konduğunu belirtmek yeterli olmuştur.[1]
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yollarının tüketilmemesi).
[1] Refah Partisi ve Diğerleri / Türkiye [BD], no: 41340/98 et al., 13 Şubat 2003, Bilgi Notu 50.
Full & Egal Universal Law Academy