Valchev ve Diğerleri / Bulgaristan – 47450/11, 26659/12 ve 53966/12 - 21.01.2014 tarihli Karar [5. Bölüm]
Olaylar- Başvuranlar farklı hukuk davalarına taraf olmuşlardır. 2010-2011 yılında hukuki bir sorun temelinde itirazda bulunmuşlardır. Ancak Yargıtay, 2007 tarihli Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda belirtilen kriterleri karşılamadığı gerekçesiyle itirazı incelemeyi reddetmiştir. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca; yerel mahkemelerin, hukuki sorun temelinde gerçekleştirdikleri itiraza karşılık olarak davalıların beyanlarını kendilerine iletmemeleri ve bu beyanlara yazılı olarak ve Yargıtay önünde sözlü olarak yanıt verme imkânı tanımamalarının, gerçekleştirmiş oldukları itirazın kabul edilip edilmeyeceği konusunda belirleyici olmasının, çekişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkelerine aykırı olarak kendilerini karşı taraf yanında dezavantajlı bir duruma soktuğu konusunda şikâyette bulunmuşlardır. Başvuranlar ayrıca Yargıtay Yüksek Mahkemesine erişim haklarının hukuka aykırı olarak engellendiği hususunda şikâyette bulunmuşlardır.
2007 tarihli Bulgar Hukuk Muhakemesi Kanunu, hukuk davalarında Yargıtay Yüksek Mahkemesi için yeni bir rol öngörmüştür. Bu Kanun kapsamında, Yargıtay Yüksek Mahkemesinin temel görevi, ilkelere dayalı kararlar vererek yasanın uygulanmasını tek tip hale getirmektir. Bu nedenle, hukuki bir sorun temelinde gerçekleştirilen itirazlar, 1952 tarihli Hukuk Muhakemesi Kanununda olduğu gibi, haklar ile ilgili olmayıp, ön seçime tabidir. Ön seçim işlemlerinde, Yargıtay Yüksek Mahkemesi, davanın esasıyla veya hukuki sorun temelinde yapılan itirazın esasıyla ilgilenmez. Yalnızca kanunda belirtilen kriterlere ilişkin olarak itirazın incelenmeye kabul edilip edilmemesi gerektiğine karar verir. İtirazın kabul edilip edilemeyeceğini sorgulayan ve itirazda bulunan kişi tarafından verilen bilgiler ve davalının buna yanıt olarak verdiği ifadeler temelinde bu işlemi gerçekleştirir. Kanunda, davalıların ifadelerinin itirazda bulunan kişiye iletilmek üzere alınmasına yönelik herhangi bir hüküm ve itirazda bulunan kişinin bunlara yanıt verip veremeyeceği konusunda herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Buna ek olarak Kanun, kabul edilebilirlik hususunun kapalı bir duruşmada değerlendirilmesine yönelik bir hüküm içerir. Bu hususları açıkça ifade etmek ve Yargıtay Yüksek Mahkemesini itirazın incelenmesi gerektiği konusunda ikna etmek, itirazda bulunan kişinin görevidir.
Hukuki değerlendirme – Madde 6 § 1
(a) Silahların eşitliği ve çekişmeli yargı ilkesi – Mahkeme, mevcut içtihatlarında, yüksek bir mahkeme önünde görülebilirlik izni veya benzer işlemlerle ilgili olarak 6. maddenin uygulanabilirliği açısından tek tip bir yaklaşım olmadığını dikkate alarak; bu hususu tartışmaya açık bırakmıştır.
Söz konusu husus, Bulgar mahkemelerinin hukuki bir sorun temelindeki itirazlara yanıt olarak davalıların beyanlarını, itirazda bulunan kişilere göndermeme ve itirazda bulunan kişilere bu konuda yanıt verme fırsatı tanımama konusundaki uygulamalarının, açık bir kural olmaksızın silahların eşitliği ve çekişmeli yargı ilkelerine aykırı olup olmadığı ile ilgilidir. Mevcut davada, başvuranların her biri; 2007 tarihli Kanunun ilgili hükümlerine ilişkin olarak, itirazlarının incelenmesinin neden kabul edilmesi gerektiği hususundaki tüm görüşlerini Yargıtay Yüksek Mahkemesi önünde dile getirme imkânına sahip olmuşlardır. Buna karşılık olarak alınan davalı ifadelerinin kendilerine iletilmemesi ve bu ifadelerin sonucu olarak, -yargılamaların özel mahiyeti göz önüne alındığında- bu hususun yeniden değerlendirilmesi için ek bir fırsat sunulmaması, başvuranları karşı taraf yanında önemli ölçüde zarara sokmuş veya yargılamaların çekişmeliliği üzerinde büyük etkiye sahip olmuştur. Ayrıca, başvuranların davasının Yargıtay Yüksek Mahkemesi önüne gitmeden önce tam yargı yetkisine sahip iki aşamalı yargı tarafından tam ve çekişmeli bir incelemeye tabi olduğu göz ardı edilmemelidir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
(b) Mahkemeye erişim – 2007 tarihli Kanunla ortaya konulan ön seçim usulünün bir sonucu olarak, 2010 – 2012 arasındaki dönemde, Yargıtay Yüksek Mahkemesine hukuki ve ticari davalarla ilgili olarak bulunulan, hukuki bir sorun temelindeki itirazların yalnızca yüzde yirmiye yakını, inceleme için kabul edilmiştir. Yargıtay Yüksek Mahkemesi bu şekilde, çok sayıdaki davayı esas açısından inceleme görevinden muaf olmakla birlikte; yasanın uygulanması konusunda açıklama getiren ve bu uygulamaları tek tip hale getiren kararlar verme görevine odaklanmaya başlamıştır. En yüksek temyiz mahkemelerine erişimle ilgili benzer kurallar, Arnavutluk, Ermenistan, Finlandiya, Fransa, Macaristan, Polonya, İsveç, Ukrayna ve Birleşik Krallık gibi diğer Sözleşmeci Devletlerde mevcuttur. Bu koşullar altında Mahkeme, Bulgaristan Yargıtay Yüksek Mahkemesi önünde hukuk davalarıyla ilgili olarak gerçekleştirilen, hukuki bir sorun temelindeki itirazların kabul edilebilirliğine getirilen kısıtlamaların, meşru bir hedefi izlediği konusunda memnuniyet duymaktadır. Söz konusu kısıtlama işleminin 2007 tarihli Kanunda yer alma biçimi, Devletin takdir payı kapsamındadır. İtirazların ön seçime tabi tutan hükümlerin belirsiz olduğu iddiasına ilişkin olarak; bu tür hükümler, yüksek temyiz mahkemelerine, davanın incelenmeye kabul edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi için yeterli özgürlüğü verecek şekilde düzenlenmek durumundadır. Böylelikle bu hükümler yüksek temyiz mahkemelerine; kapsamında yer aldıkları adli sistem yoluyla, yasanın tek tip olarak uygulanması hususundaki görevlerine odaklanmaları konusunda olanak tanımıştır. Bu kapsamda, 2007 tarihli Bulgar Kanununun ilgili hükmüne karşı, Anayasa Mahkemesi önünde itirazda bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesi ise, bu hükmün az miktarda belirsizlik taşımasına rağmen, bütün olarak anayasaya aykırı olmadığına ve uygulanma biçiminin içtihatlar ve adli uygulamaların konusu olacağına karar vermiştir. Yargıtay Yüksek Mahkemesi bu karara yanıt olarak, yorumlayıcı ve bağlayıcı bir karar çıkarmıştır. Bu kararda, mümkün olduğunca söz konusu hükmün amaçlanan uygulanma biçimini açıklığa kavuşturmayı hedeflemiştir. Özetle Mahkeme, Yargıtay Yüksek Mahkemesinin 2007 tarihli kanunda belirtilen özel görevini dikkate alarak; yukarıda belirtilen mevzuata ilişkin durumun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesini ihlal ettiğinin söylenemeyeceğini tespit etmiştir.
Başvuranlardan her birinin taraf olduğu davalarda, Yargıtay Yüksek Mahkemesinin ilgili kurulları, tam gerekçeli kararlarında; hukuki sorun temelinde gerçekleştirilen itirazların, 2007 tarihli kanunda belirtilen kriterleri karşılamadığını tespit etmiştir. Mahkeme, yerel mahkemelerin üst mahkemesi olan temyiz mahkemesi görevini taşımaması nedeniyle, bu kararların doğru olup olmadığını değerlendirmek zorunda olmadığı kanısına varmıştır. Bu koşullar altında ve başvuranların davalarının Yargıtay Yüksek Mahkemesi önüne gelmeden önce tam yargı yetkisine sahip iki aşamalı yargı tarafından incelendiği dikkate alındığında; başvuranların mahkemeye erişim hakkına yapılan kısıtlama, orantısız olmamakla birlikte söz konusu hakkın özüne aykırı değildir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy