Sanık A. G.'ın, taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK'nın 85/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik olarak sanık müdafisi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla;
İncelenen dosya kapsamından; katılan Y. Ç.'ın 20.09.2019 tarihli istinabe duruşmasında sanıktan şikâyetçi olup davaya katılmak istediğini beyan etmesi nedeniyle 14.11.2019 tarihli duruşmada katılma talebinin kabulüne karar verildiği, ancak, 01.02.2003 doğumlu katılan Yazgül'e yargılama aşamasında zorunlu vekil atanmadığı anlaşılmaktadır.
Gereği görüşüldü;
CMK'nın 234/2. maddesinde; mağdurun, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olması ve bir vekili de bulunmaması hâlinde, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirileceği hüküm altına alınmıştır.
SONUÇ : Bu itibarla, onsekiz yaşını doldurmamış olan katılan Y. Ç.'a vekil atanıp gerekçeli karar vekile tebliğ edilerek buna ilişkin tebliğ evrakının ve vermesi hâlinde vekilin istinaf dilekçesi ile bu dilekçenin katılanlar Y. Ç., A. Ç. ve E. Ç. ile sanık müdafisine tebliğine ilişkin evrakın ve varsa sanık müdafisinin cevaplarını bildirir dilekçesinin eklenmesinden sonra istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize iadesi için dosyanın CMK'nın 278/1. maddesi uyarınca hükmü veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 03.07.2020 tarihinde Başkan Y. Y.'ın (107494) karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
15-18 yaş grubunda olan katılan Y. Ç.'ın duruşmadan haberdar edildiği, yaşı itibarıyla şikâyet ve katılma hakkı kendisinde bulunan katılan Y. Ç.'ın bu hakkını kullanarak katılan sıfatını aldığı, yokluğunda verilen gerekçeli kararın da kendisine tebliği edildiği anlaşılmakla, dosyada taraf teşkili sağlanmış olup her ne kadar İlk Derece Mahkemesince 15-18 yaş grubunda olan katılan Y. Ç.'a yaşı itibarıyla CMK'nın 234/2. maddesi uyarınca zorunlu olarak bir vekil görevlendirilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de, bu hususun ancak aleyhe bir istinaf başvurusu bulunması hâlinde bozma nedeni olabileceği, istinaf kanun yoluna yalnızca sanık lehine başvurulduğunda aleyhe bozma yasağının söz konusu olduğu, ancak bu husustan dolayı istinaf başvurusunun esasına geçilmeden dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi ve buna bağlı olarak atanacak zorunlu vekilin aleyhe istinaf başvurusunda bulunması durumunda CMK'nın 283. maddesinde "İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklinde düzenlenen, öğreti ve uygulamada da kanun yoluna yalnızca sanık ve müdafisi ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da temsilcisi tarafından başvurulduğunda hükümde yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir anlatımla aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması şeklinde tanımlanan cezayı aleyhe değiştirememe kuralı işlemez hâle geleceğinden CMK'nın 280. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasının incelenmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu itibarla, sayın çoğunluğun katılan Y. Ç.'a zorunlu vekil atanması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararına katılmıyorum. (¤¤)