Sanık Ü. T.'ın, tehdit suçundan beraatine, kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 86/3-a, 62/1, 53 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükümlere yönelik olarak katılan Bakanlık vekili tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmakla;
1-) Tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yapılan ön incelemede, Dairemizin yetkili ve görevli olduğu, istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı, incelenmesi istenen kararın Bölge Adliye Mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olduğu, başvuranın istinaf hakkının bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nın 279. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından aynı Kanun'un 280/1. maddesi uyarınca dosya ve dosyayla birlikte sunulmuş olan deliller incelendi.
Gereği görüşüldü;
KARAR: İlk Derece Mahkemesi'nin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmakla, katılan Bakanlık vekilinin; eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, sanığın suçu işlediğinin sabit olduğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-) Kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
Yapılan ön incelemede, Dairemizin yetkili ve görevli olduğu, istinaf başvurularının süresinde yapıldığı, incelenmesi istenen kararın Bölge Adliye Mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olduğu, başvuranların istinaf hakkının bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nın 279. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından aynı Kanun'un 280/1. maddesi uyarınca dosya ve dosyayla birlikte sunulmuş olan deliller incelendi.
Gereği görüşüldü;
KARAR: İlk Derece Mahkemesi'nin kararında aşağıda belirtilen husus dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmakla, katılan Bakanlık vekilinin; sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının reddine, ancak;
1-) Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2018 tarihinde kesinleşmiş, 06.07.2017 tarihli ve 2015/674 Esas - 2017/238 Karar sayılı ilamına konu cezanın sanığın 18 yaşından önce işlediği bir suça ilişkin olması nedeniyle TCK'nın 58/5. maddesi uyarınca tekerrüre esas olmadığı gözetilmeksizin sanığın mükerrir olduğu yönündeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle TCK'nın 86/2. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi,
2-) CMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasındaki "...tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri...yargılama giderleridir." ve aynı Kanun'un 325. maddesinin birinci fıkrasındaki "Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir" şeklindeki hükümler ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesinin birinci fıkrasındaki "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." düzenlemeleri uyarınca 6284 Sayılı Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan ve kendisini vekille temsil ettiren katılan Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan Bakanlık vekilinin istinaf itirazları bu yönleri ile yerinde ve bu hususların CMK'nın 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümde; gerekçeli kararın "Delillerin Değerlendirilmesi Ulaşılan Kanaat ve Sonuç" kısmında yer alan "Sanığın sabit olan eşe karşı kasten basit yaralama suçundan tekerrüre esas sabıkası nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılmasına, sabıka durumu nedeniyle cezanın ertelenmesine seçenek tedbirlere çevrilmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, cezanın infazı sırasında tekerrür hükümlerini uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.." ve "Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 21/02/2019 tarih, 2018/7458 Esas, 2019/7439 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olması göz önüne alınarak Bakanlık lehine mahkememizce vekalet ücretine hükmedilmemiştir." ibaresinin gerekçe kısmından çıkarılması, kasten yaralama suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan "takdiren 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin çıkarılarak yerine "takdiren adli para cezası seçilmek suretiyle 120 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, TCK'nın 86/3-a maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdaki "6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin çıkarılarak yerine "180 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdaki "5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin çıkarılarak yerine "150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasındaki "-5237 Sayılı TCK'nun 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanmasına- Sanığın tekerrüre esas sabıkalarının bulunması nedeni ile 5237 Sayılı TCK'nın 50. Maddesi gereğince takdiren kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasına ve seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, Sanığın 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum olduğu anlaşıldığından sanığa verilen cezasının TCK 51/1-a maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına," ibaresinin çıkarılarak yerine "Sanığın ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak hükmolunan adli para cezasının TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL'den adli para cezasına çevrilerek sanığın neticeten 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının T.C.K.nın 52/4. maddesi uyarınca birer ay ara ile 20 eşit taksit hâlinde ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının 6545 Sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değişik 5275 Sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca infaz olunacağının sanığa ihtarına," ibaresinin eklenmesi, yine tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "Katılan Bakanlık yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 3.400 TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan Bakanlığa verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dairemiz kararının;
Bir örneğinin Van Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, Birer örneğinin de İlk Derece Mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan katılan Bakanlık vekiline tebliğine,
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, ilgililer yönünden CMK'nın 286/2-d-g maddeleri gereğince temyiz kanun yolu kapalı (KESİN), Van Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı açısından CMK'nın 308/A maddesi uyarınca itiraz yolu açık olmak üzere 14.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)