Sanık ...'in, şantaj suçundan açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığından bahisle TCK'nın 107/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin karara yönelik olarak sanık tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla;
İncelenen dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince 03.12.2015 tarih ve 2015/52 Esas - 2015/110 Karar sayı ile sanığın şantaj suçundan TCK'nın 107/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 31.12.2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde 05.08.2016 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak suçundan Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.05.2018 tarih ve 2018/7 Esas - 2018/430 Karar sayı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu hükmün Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 10.04.2019 tarih ve 2018/2073 Esas - 2019/552 Karar sayı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmek suretiyle 10.04.2019 tarihinde kesinleştiği, bu hükümden dolayı yapılan ihbar üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada 10.10.2019 tarihli celsede açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmak suretiyle sanığın TCK'nın 107/2, 62, 52/2 ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, bilahare İlk Derece Mahkemesince 18.12.2019 tarihinde yeniden celse açılarak 10.10.2019 tarihli celsede kurulan hükümde sehven hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği belirtilerek açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığından bahisle sanığın TCK'nın 107/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, bu kararın da istinaf başvurusuna konu edildiği anlaşılmaktadır.
Gereği görüşüldü;
Mahkemeler hüküm kurmakla işten elini çekmiş olup artık kendi kararları üzerinde değişiklik yapamazlar. Bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli ve 2019/3 Esas - 2019/94 Karar sayılı kararında da; "Mahkemece, CMK'nın 223. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hükümlerden birisinin verilmesiyle duruşma ve dolayısıyla yargılama bitecektir. Diğer bir ifadeyle hükmün bildirimi, duruşmanın ve birinci derece yargılamanın son işlemidir. Mahkemenin hükmü mutlaka yazılı biçimde saptanmalıdır. Bunun amacı, hükmü ve gerekçesini ilgililerin öğrenmesini sağlamak ve bunun değiştirilmesinin önüne geçmektir.
Hüküm, yargı organı adına varılan yargıyı ve bundan sonra o mahkemenin davaya devam edemeyeceğini ifade eder. Mahkemenin, hükmü verip bunu kanunda gösterildiği biçimde bildirdikten sonra, o işten elini çekmesi gerekir. Mahkeme artık kendi kararının üzerinde değişiklik yapamayacaktır. Ancak yargılamanın tarafları bu kararın değiştirilmesini istediklerinde, kanunun kendilerine tanıdığı 'Kanun yollarından' yararlanmaları gerekir. Kanun yolları, bir karara karşı bunun denetlenmesi, değiştirilmesi ve düzeltilmesi isteminin gerçekleştirilmesi için tanınmış yasal çarelerdir. CMK'nın 'Kanun yollarına başvurma hakkı' başlıklı 260. maddesinin birinci fıkrasında 'Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır' denilmek suretiyle, mahkemenin vermiş olduğu ve yargılamayı bitiren hükme yönelik kanun yollarına başvurma yetkisi tanınan sujeler belirtilmiştir. Kanun yoluna başvurmak yetkisinden söz edebilmek için, mahkemenin veya hâkimin kararını vermiş ve işten el çekmiş olması gerekir. (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, İstanbul 1986, s. 349-362)
Esas olan duruşmada okunmuş bulunan hüküm fıkrası olduğu için gerekçe ile birlikte hüküm fıkrası tekrar yazılırken, duruşmada yazılıp okunmuş olan hüküm fıkrasında, yani kısa kararda hiçbir değişiklik yapılamaz. Bir çelişki hâlinde, ister sanığın lehinde, isterse aleyhinde olsun, 'Okunmuş bulunanın' esas alınması gerekir. Mahkemenin hatasını düzeltmek için de olsa, sonucu değiştirme yetkisi yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Hükmün tashihi' başlıklı 304. maddesinin birinci fıkrasında bulunan 'Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir' biçimindeki maddi hataların doğrudan hükmü veren mahkemece düzeltilmesini öngören bir hükme 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer verilmemiştir. Bu konuda, 5271 sayılı CMK'da açık hüküm bulunmadığı için uygulamada, düzeltme kabul edilmemekte ve kanun yolları ile hatanın giderilmesi kabul edilmektedir. (Nur Centel, Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2018, s. 813-815)"şeklinde açıklanmıştır.
Bu itibarla, Mahkemenin 10.10.2019 tarihli celsede açıklanması geri bırakılan hükmü açıklamak suretiyle sanığın TCK'nın 107/2, 62, 52/2 ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar vermesinden sonra bu hükümle ilgili olarak gerekçeli kararı yazması gerekirken yeniden celse açıp verdiği 18.12.2019 tarihli sanık ...'in, şantaj suçundan açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığından bahisle TCK'nın 107/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olması ve 10.10.2019 tarihli açıklanması geri bırakılan hükmü açıklamak suretiyle sanığın TCK'nın 107/2, 62, 52/2 ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükme yönelik bir istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle sanığın hukuki değerden yoksun olan 18.12.2019 tarihli karara yönelik istinaf başvurusuyla ilgili olarak Dairemizce karar verilmesine yer olmadığına,10.10.2019 tarihli hükme ilişkin gerekçeli kararın yazımından ve sanığa tebliğinden sonra istinaf başvurusunda bulunulması hâlinde dosyanın Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine tevdi edilmesine, 13.07.2020 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)