Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf dilekçeleri içeriğine göre dosya görüşüldü:
CMK'nın 279. maddesi gereğince yapılan ön inceleme sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine, inceleme için görevlendirilen üyenin yazılı raporu ile sözlü açıklamalarının dinlenip sorgulanmasına ve heyetçe müzakere edilmesine göre yapılan incelemede:
A-) Katılan vekilinin, cinsel taciz ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ötürü sanık hakkında verilen beraat ve düşme kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde,
Yerel mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşıldığından,
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf iddiaları yerinde görülmediğinden, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin, CMK'nın 308/A maddesi uyarınca itiraz hakkı bulunan Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere,
B-) Katılan vekilinin ve sanık müdafiisinin, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ötürü sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesine gelince,
Sanığa yükletilen mağdurlar F. K. ve A. Y.'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1-) T.C. Anayasasının 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı cocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 Sayılı Kanun'un 20/2 maddesi gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, CMK'nın 237. ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilmeden katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
2-) TCK'nın 53/1. maddesi uygulanırken, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksunluğun, sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoy dışındakiler bakımından ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
SONUÇ: Kanuna aykırı, sanık S. Y. müdafiisinin ve katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, CMK'nın 303/1-h maddesi uyarınca yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, istinaf yoluna başvurulan kararın (A) ve (B) bölümlerinin 5. fıkralarının çıkartılarak yerine "Sanık hakkında, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ve 7242 Sayılı kanunla yapılan değişikliklerden sonra oluşan durumuna göre, TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına" ifadesinin eklenmesi; katılan kurum lehine vekalet ücretine ilişkin fıkranın çıkartılması biçiminde DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Kararın istinaf edene tebliğ edilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak ya da bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya bulunduğu yer mahkemesine dilekçe vermek ya da tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle, ilgilinin tutuklu veya hükümlü olması halinde CMK'nın 263. maddesi uyarınca zabıt kâtibine ya da tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle (temyiz başvurusunda bulunulması ve başvuruda temyiz nedenlerinin gösterilmemesi durumunda CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde Dairemize bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmesi gerektiğine, temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğinin saptanması halinde merciince temyiz isteminin reddedileceğine) Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere, 16/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)