Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
CMK'nın 279. maddesi gereğince yapılan ön inceleme sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine, inceleme için görevlendirilen üyenin yazılı raporu ile sözlü açıklamalarının dinlenip sorgulanmasına ve heyetçe müzakere edilmesine göre, yargılama giderinin eksik hesaplanması aleyhe istinaf nedeni olmadığından bozma nedeni yapılamayacağı belirlenerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Suça konu eşyanın miktar ve hacim bakımından, taşındığı nakil aracının tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturup oluşturmadığı ve suç tarihi itibariyle aracın kasko, piyasa değeri ile dava konusu eşyanın değerinin tespiti açısından keşif yapılarak TCK'nın 54. maddesinde yer alan hakkaniyet ölçüsünün değerlendirilip tartışılarak sonucuna göre nakil aracının müsaderesi ya da iadesi yönünde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi,
2) Davaya konu kaçak akaryakıt hakkında tasfiye kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, kaçak akaryakıt tasfiye edilmemiş ise 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, tasfiye edilmiş ise; tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve davaya konu kaçak akaryakıtın 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi gereğince müsaderesi yerine TCK'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
3) Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göresanığıneyleminin5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Kanun'un 3/11 ve 3/12. maddeleri kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/11 ve 3/12. maddeleri ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 5015 sayılı Kanun ile 6545 sayılı Kanun ve 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri (5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10-son cümle, 5/2, 3/22 maddeleri) olaya uygulanarak her iki yasanın uygulanması sonucu belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ….'nin müdafisinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)