Sanık hakkında, karşılıksız yararlanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya incelenerek görüşüldü:
1-) Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 08/10/2019 tarih ve 2019/7373 Esas, 14011 Karar sayılı ilamında (benzer nitelikte Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 12/11/2019 tarih ve 2017/9318 Esas, 2019/11506 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 23/05/2016 tarih ve 2014/5627 Esas, 2016/10208 Karar sayılı ilamı) açıkça belirtildiği üzere; 5271 Sayılı CMK'nın 170/3-6. maddesi uyarınca iddianamede "yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar'" gösterilecek, aynı Kanunun 225. maddesine göre de hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilecektir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri, yerini, zamanını açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin, kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açar.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığa yüklenen ve suç olduğu kabul edilen eylemin ne olduğunu açıklamayıp, sadece sevk maddesini gösteren iddianamenin, kanuna uygun dava açan belge sayılamayacağı, dolayısıyla sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçu için anılan belgenin hukuken iddianame sayılamayacağı, yukarıda belirtilen niteliklerde, kanuna uygun bir iddianamenin hazırlandıktan sonra, dosyaların birleştirilmesi ve sanığın bu usulüne uygun olarak hazırlanan iddianameye karşı savunması alınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip hüküm kurularak Anayasanın 90, AİHS'nin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve CMK'nın 225. maddelerine aykırı davranılması,
Kabul ve uygulamaya göre,
2-) Sanık hakkında müşteki şirket görevlilerince tutulan 10/08/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı ile "... sanığın sayaçsız kullanım tespit edildi ..." belirtilmiş olduğu ve müşteki vekili 04/09/2018 tarihli dilekçesi ile 10/08/2018 tarihli tutanağı gerekçe göstererek şikayette bulunduğu, soruşturma sırasında müşteki kurum ile yapılan yazışmalar sırasında, müşteki kurumca bu kez de yukarıdaki kaçak tespit tutanağına ilaveten sanık hakkında aynı yere ilişkin 15/10/2018 tarihli kaçak tespit tutanağının da gönderildiği, bu tutanakta da aynı şekilde "... sanığın sayaçsız enerji kullanım yaptığının tespit edildi ..." belirtilmiş olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16/05/2017 tarihli, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararı ile 08/04/2014 tarihli, 2013/7-591 Esas ve 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; davaların birlikte görülmesi ve delillerin bir bütünlük içinde değerlendirilerek, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle, öncelikle, 15/10/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı akıbetinin araştırılarak, bu tutanağa ilişkin her hangi bir suç duyurusunda bulunup bulunmadığı, kamu davasının açılıp açılmadığı hususları araştırılarak, suç duyurusunda bulunulduğunun veya kamu davasının açıldığının tespiti halinde davaların birleştirme olanağı varsa davaların birleştirilmesi, herhangi bir suç duyurusunda bulunulmadığı, inceleme konusu olaya ek olarak gönderildiğinin anlaşılması halinde ise, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanması koşulları tartışılıp değerlendirilmeden, sanık hakkında yazılı şekilde karar verilmesi,
3-) Müşteki vekilinin 04/09/2018 tarihli şikayet dilekçesi ile sanık hakkında tutulan 10/08/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı hakkında şikayette bulunulduğu, usulüne uygun olmayarak hazırlanan iddianamede ise; müşteki vekilinin bu şikayet dilekçesine atıf yapılarak kamu davasının açıldığı, Yargıtay ilamlarında sıklıkla belirtildiği üzere soruşturma aşamasında hesaplanması gereken vergili ve cezasız kaçak miktarının soruşturma aşamasında belirlenmediği ve sanığa ödeme için her hangi bir ihtarda bulunulmadığı, yine Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere soruşturma aşamasındaki bu eksikliğin kovuşturma aşamasında giderilmesinin mümkün olduğundan, mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilerek sanık tarafından kullanılan vergili ve cezasız kaçak tüketim miktarının belirlenmesi istendiği, ancak bilirkişi tarafından dosya içerisinde iddianameye konu dışında diğer 15/10/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı da dikkate alınarak iki tutanak içinde hesap yapıldığı, yapılan hesaplamada 10/08/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı için belirlenen vergili ve cezasız miktarın 6.154,12 TL olduğu, 15/10/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı için belirlenen vergili ve cezasız miktarın ise 4.101,43 TL olduğu, mahkemece iddianameye konu sadece 10/08/2018 tarihli kaçak tespit tutanağı için belirlenen 6.154,12 TL miktar için sanığa etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması için ödeme önerisinde bulunması gerekirken, iddianame konusu olmayan diğer miktarında eklenmesi ile sanıktan 10.000 TL ödeme için ihtarda bulunulması,
Bu ihtarın bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra, kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi halinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK'nun 168/5. ve CMK'nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartının sonuçları ile benzer sonuçları doğurması nedeni ile suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip, yüze karşı ise talep etmesi halinde, tebligat yapılıyorsa makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, TCK 168/5 uygun olarak yapılmaması
4-) Sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında "... tarlayı kiraladığını 2017 yılında aboneliğin üzerime olduğu aboneliği 25/06/2018 yılında iptal ettirdiğini daha sonra tarlayı E. K.'nın ektiği borcun ona ait olduğunu ..." beyan etmesi ve tutulan tutanakta sanığın imzasının bulunmaması, bu tutanağı tanzim eden görevlilerin tanık sıfatıyla dinlenmemesi, suça konu yerde kaçak dönem öncesi elektrik tükemi ile kaçak dönem kullanım sırasındaki elektrik tüketim miktarlarının araştırılmaması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkması bakımından, öncelikle mahallinde keşif yapılarak, keşif yapılmasının mümkün olmaması halinde, mezkûr kaçak tespit tutanağını düzenleyen görevlilerin olaya ilişkin tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanlarının alınması, özellikle sanık tarafından nasıl kaçak kullanım yapıldığının tespit edildiğinin, bu tespitin fotoğraflanıp videoya çekilip çekilmediğinin sorulması, var ise bunların müşteki kurumdan temin edilmesi, kaçak tespit tutanağını düzenleyen görevlileri olay yerine getirip götüren aracın şoförü, tutanağı düzenleyen görevliler haricinde bir kişi ise, anılan kişinin de olay kapsamında tanık sıfatıyla bilgi ve görgüsünün saptanılması, kaçak elektrik tespit tutanağını düzenleyen görevliler ile sanık arasında husumet bulunup bulunmadığının, sanığın kaçak elektriğin kullanıldığı öne sürülen tarlasına ilişkin, müşteki kurumdan kaçak tespit tarihinden önceki ve sonraki bir yıllık dönemi kapsayan enerji tüketim föylerinin getirtilmesi ve bu dönemler ile kaçak tespit yapıldığı tarihlerde tüketim miktarının, tarlada ekili bulunan ürünlerde dikkate alınarak orantılı olup olmadığı, belirtilen tarihlerde tarlayı kim tarafından kiralanıp kullanıldığı, abonelik işlemlerinin kimin üzerinde olduğu hususunun araştırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmenden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5-) Sanık isminin kısa kararda Ecebettin olarak gösterilmesi suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması,
6-) Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının TCK'nın 50. maddesinde bulunan seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrildiği sırada, madde numarasının gösterilmemesi suretiyle, CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
7-) 6545 Sayılı yasanın 81. Maddesiyle değişik 5275 Sayılı kanun'un 106/3. Maddesine göre, sanığın tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemez ise, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtar olunması ile yetinilmesi yerine, infazı kısıtlar şekilde "...hapis cezasına çevrileceği ..." şeklinde belirtilmesi,
SONUÇ: Kanuna aykırı, sanığın istinaf itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, 7188 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-f ve 289. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 03/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)