Sanık hakkında, nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, kamu malına zarar verme ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak, sanık müdafisi tarafından esasa yönelik olarak, müşteki kurum vekili tarafından ise katılma talebi ve vekalet ücreti ile sınırlı olarak istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya incelenerek görüşüldü:
Sanığın suç tarihinde, gece vakti sayılan zaman diliminde, müşteki T. E.'nin müdürlüğünü yaptığı, diğer müşteki İ. T.'in de kantinini işlettiği Tatvan İstasyon Ortaokulu'na geldiği, alt kattaki sınıf penceresindeki korkuluğu sökerek okul içerisine girip, kantin bölümünde bulunan 60-70 TL bozuk parayı aldığı, ardından da üst katta bulunan müdür odasından kamera kayıt cihazını alarak olay yerinden ayrıldığı, bu surette sanığın nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, kamu malına zarar verme ve mala zarar verme suçlarını işlediği kabul olunan somut olayda,
Duruşmadan haberdar edilmeyen ve yokluğunda hüküm kurulan, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan, bu nedenle CMK'nin 260/1. maddesi uyarınca hükmü istinaf hakkı bulunduğu belirlenen ve istinaf dilekçesi ile de katılma talebinde bulunan suçtan zarar gören Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, istinaf dilekçesinin kapsamı da gözetilerek, 5271 Sayılı CMK'nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1-) Sanık hakkında, müşteki İ.'a yönelik eylemi nedeniyle, mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
CMK'nun 272/3-a maddesine göre hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağından, mahkemece mala zarar verme suçundan doğrudan adli para cezası seçilerek sanığın 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla,
CMK'nun 279/1-b maddesi uyarınca incelenmesi istenen kararın Bölge Adliye Mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
2-) Sanık hakkında, katılan Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yönelik eylemi nedeniyle, kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre Mahkemenin kararında, usule ve esasa ilişkin bir hukuka aykırılığın ve delillerin değerlendirilmesinde herhangi bir eksikliğin bulunmadığı, yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve yasada öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından, diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 14. maddesindeki "kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletir" şeklindeki yasal düzenlemeye aykırı olarak sanığın mahkumiyetine hükmedildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı olup, katılan kurum vekilinin ve sanık müdafisinin istinaf istemi bu nedenle yerinde görülmüş, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen, CMK'nın 280/1-a yollamasıyla 303. maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün kamu malına zarar verme suçuna ilişkin kısmının yer aldığı 1-C bendine "... Katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine ..." paragrafının eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
3-) Sanık hakkında, nitelikli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;
a-) 5271 Sayılı CMK'nın 217/1. maddesinde; "Hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceğinin", 2. fıkrasında "yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğinin", 206/2. maddesinde hangi delillerin reddolunacağının düzenlendiği, CMK'nın 210/1 maddesinde "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez." şeklinde amir hüküm bulunduğu,
Diğer taraftan, 5271 Sayılı CMK'nin 289/1-e maddesine göre; Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması hukuka kesin aykırılık hâllerinden olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde,
Kantinin mülkiyetinin okul idaresine ait olup, sanığın sınıf penceresindeki korkulukları sökerek önce okula, daha sonra ise okul içinde bulunan kantine girmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin tek bir kamu malına zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlali suçlarını oluşturacağı, hırsızlık suçu bakımından ise sanığın, kantinin müşteki İ. tarafından işletildiğini bilebilecek durumda olup olmadığının araştırılması ile kantinin müşteki İ. tarafından işletildiğini bilmediğinin ve bilebilecek durumda olmadığının anlaşılması halinde yine tek bir hırsızlık suçunun oluşacağı, aksi halde ise sanığın müşteki İ.'ın işlettiği kantinden 60-70 TL bozuk para çalması eyleminin ayrıca ikinci bir hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın kantinden çaldığı 60-70 TL bozuk paranın müşteki İ.'a ait olduğunu bildiğine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu da karar yerinde tartışılmaksızın, buna ilişkin çevre araştırması yapılarak, konudan bilgisi olan kişilerin tespiti ile tanık sıfatıyla beyanları alınması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde müşteki İ.'a yönelik hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
b-) Sanık tarafından gerçekleştirilen hırsızlık eyleminin tam olarak hangi saat diliminde gerçekleştiğinin, somut ve objektif deliller ile net olarak tespit edilemediği, suç saatinin tespiti açısından dosyada bulunan deliller irdelendiğinde ise, müşteki İ.'ın kollukta verdiği beyanında "saat 18.00 sıralarında kantin bölümünü kapatarak eve gittiğini" belirttiği, sanığın ise Cumhuriyet savcısına verdiği savunmasında "akşam 19.00-20.00 sıralarında okula girdiğini" beyan ettiği, dolayısıyla sanığın eylemini 18.00-20.00 saatleri arasında, net olarak tespit edilemeyen bir zaman diliminde gerçekleştirmiş olabileceğinin değerlendirildiği, suç tarihi olan 21/04/2017 günü, suçun işlendiği Tatvan ilçesinde güneşin batış saatinin 18:57 olması nedeniyle TCK'nın 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin saat 19:57 itibari ile başladığı, dolayısıyla sanığın eylemini gece vakti sayılan zaman diliminde işlediğine dair somut, kesin ve net bir delilin bulunmadığı, hukukun genel ilkelerinden olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince eylemin gündüz sayılan zaman diliminde işlendiğinin kabulü gerektiği gözetilmeden, hırsızlık suçundan tayin edilen cezalardan TCK'nın 143.maddesi gereğince artırım yapılarak fazla ceza tayini, iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçları bakımından ise aynı yasanın 116/2. maddesi yerine 116/4. maddesinin uygulanması yoluyla fazla ceza tayin edilmiş olması,
c-) Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28/04/2017 tarihli iddanamesi ile sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 116/2. maddesinin uygulanmasının talep edildiği halde, İlk Derece Mahkemesince sanığa 5271 Sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak ek savunma hakkı tanınmadan 5237 Sayılı TCK'nın 116/4. maddesi uygulanması suretiyle hüküm kurularak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d-) Hüküm tarihinden sonra 15.04.2020 gün ve 13100 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 Sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 5237 Sayılı TCK'nin 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesi zorunluluğu,
SONUÇ: Kanuna aykırı, sanık müdafisinin istinaf itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-e ve 289/1-e maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Sanık hakkında, müşteki İ.'a yönelik mala zarar verme suçundan, ilk derece mahkemesince verilen hükmün, sonuç ceza miktarı itibariyle verildiği anda kesin nitelikteki kararlardan olması ve istinaf incelemesi kapsamında bulunmaması nedeniyle, yukarıda açıklanan nedenlerle mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür,
Sanık hakkında müşteki İ.'a yönelik eylemi nedeniyle mala zarar verme suçundan verilen karar yönünden, CMK'nun 268. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle suretiyle Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nun 279. maddesinin son cümlesi uyarınca İTİRAZ yolu açık,
Sanık hakkında nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme ve kamu malına zarar verme suçlarından verilen kararlar yönünden ise, KESİN olmak üzere, 03/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)