Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
5237 Sayılı TCK'nın 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesinin" gerektiği, somut olayda; sanığın soruşturma aşamasında ''...Zabıta memuru olarak görev yaptığı 2000 yıllarında veznedar olarak görev yerinin değiştiği'' şeklindeki beyanı, sanığa ait kadro ve görevlendirmelerine ilişkin bir belgelerin getirtilmemesi ayrıca görevlendirme tarihinde yürürlükte bulunan Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 62. maddesinin “Belediye Zabıtası memurlarına zabıta hizmetleri dışında bir görev yüklenemez” ve yine 13/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 Sayılı Belediye Kanununun 51. maddesine dayanılarak çıkarılan ve 11/04/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 42. maddesinin “Belediye Zabıta görevlilerine zabıta hizmetleri dışında bir görev verilemez. Ancak olağanüstü hallerde mülki amir veya belediye başkanının emri ile geçici olarak hizmetin gerektirdiği başka görevler de verilebilir.” şeklindeki hükümleri karşısında; sanığın belediyede çalıştığı süre boyunca kadro durumunu gösteren görev belgelerinin getirtilerek suça konu işlemlerle ilgili olarak görevlendirilip görevlendirilemeyeceğinin araştırılması, görevlendirmenin yönetmeliğe göre yasal olup olmadığının belirlenmesi suretiyle sanığın suç tarihindeki görev ve sorumlulukları belirlenmeden hüküm kurulması;
Sanığın 2010-2015 yılları arasında maaşların düzenlenmesinde sorumlu gerçekleştirme memuru olarak görev yaptığı, bu dönem içerisinde bordrolarda kesintilerden sonra personele ödemesi gereken net maaş ve ücretlerinin bankaya gönderilen ödeme listesinde kendisine ait bordroda belirtilen net ödenmesi gereken miktardan daha fazla ödeme tutarı belirtmek suretiyle bankadaki maaş hesabından fazla ödemesi sağlayarak 51.153,78 TL'nin zimmetine geçirdiğinin kabulü edilmesi karşısında; sanığın savunması ve dinlenen tanık beyanlarına göre maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından, suça konu paraların sanığa görevinin normal fonksiyonu uyarınca verilip verilmediği, paralar üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı ve yasal tevdi unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp, yasal tevdi ya da koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunması halinde eyleminin zimmet suçunu, aksi halde dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını oluşturabileceği de gözetilerek, maaş bordrolarına ilişkin bütün belgelerin onaylı örneklerin getirtilerek banka listeleri ile bordrolar arasında değişiklik yapılıp yapılmadığının tespit edilerek, tanıkların mutemetlik ücreti adı altında maaşlarından kesinti yapılmasına rıza gösterdiklerini beyan ettikleri gözetilerek, gerekirse tüm çalışanlar dinlenerek muvafakat edilen miktarlar belirlenerek, ayrıca sanığın 2014 yılında kullanılan bazı tahsilat makbuzları gelirlerinden 34.272,37 TL gelirin belediye hesaplarına intikal ettirmeyerek zimmetine geçirdiği bu miktarın 31/05/2019 tarihli belediye yazısından 33.478,12 TL. olduğu yönündeki tespit karşısında miktarlar arasındaki farkın nereden kaynaklandığının da tespit edilerek eylemler nedeniyle zimmet miktarının çelişkisiz ve net olarak belirlenmesi ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi açısından dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda ve sanığın uhdesinde kuruma ait bir paranın bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu hususunda rapor alınmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun ve suç vasfının takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hüküm tarihinden sonra 15.04.2020 gün ve 13100 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 Sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 5237 Sayılı TCK'nin 53. maddesinde yapılan değişikliğin, gözetilmesi zorunluluğu,
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
SONUÇ: Yasaya aykırı ve istinaf edenlerin itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden CMK'nın 289 ve 280/1-i maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 286/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/07/2020 tarihinde karar verildi. (¤¤)