Sanık hakkında "elektrik enerjisi hakkında hırsızlık" suçundan verilen mahkûmiyet hükmü yönünden sanığın istinaf talebinin incelenmesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 11. fıkrasına göre; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir."
Buna göre, sanık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinde mahkeme daha önce açıklanmasını geri bıraktığı mahkûmiyet hükmünü açıklayacak, bu hükümde hukuka aykırılık olsa bile hükmü değiştiremeyecektir.
Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra; sanığın ölmesi, dava zamanaşımı süresinin dolması, şikâyete tabi suçlarda şikâyetten vazgeçilmesi, yürürlüğe giren yeni kanunla fiilin suç olmaktan çıkarılması veya daha az cezayı gerektiren ya da önödemeye tabi bir suç olarak düzenlenmesi gibi durumlarda, mahkemenin bunları dikkate alarak yeni bir hüküm kurması adil yargılama, maddî gerçeğe ulaşma ve çabukluk ilkeleri gereğince zorunludur.
Somut olayda, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasının son cümlesine göre, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 09.01.2012 tarihi ile denetim süresi içinde sanığın işlediği ikinci suçun suç tarihi arasında dava zamanaşımının duracağı ve suç tarihinin 23.02.2008 gözetilerek yapılan incelemede;
6352 sayılı Kanunun 82. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, sanığa isnat edilen bu eylemin 05/07/2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 83. maddesi ile karşılıksız yararlanma suçu kapsamında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. maddesinde yeniden suç olarak düzenlendiği,
1-Öncelikle, sanığa yüklenen "karşılıksız yararlanma'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli TCK'nın 67/4. Maddesi uyarınca uzatılmış dava zamanaşımının, gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için öncelikle sanığın denetim süresi içerisinde işlediği ikinci suç tarihinin tespiti ile durma süreli gözetilerek zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi,
2-Zamanaşımının gerçekleşmediğinin tespiti halinde ise, 6352 sayılı Kanunun 82. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, sanığa isnat edilen bu eylemin 05/07/2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 83. maddesi ile karşılıksız yararlanma suçu kapsamında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. maddesinde yeniden suç olarak düzenlendiği; bu nedenle öncelikle Yargıtay 2.Ceza Dairesi'nin 15.10.2019 tarih,2019/4414 Esas,2019/15587 Karar,04.07.2019 tarih ve 2019/10696 Esas, 2019/12364 Karar, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 04.11.2019 tarih ve 2019/10456 Esas, 2019/15869 Karar, 17.10.2019 tarih ve 2019/12216 Esas, 2019/14697 Karar sayılı emsal ilamları da nazara alınarak bilirkişi marifetince tespit edilecek vergili ve cezasız elektrik bedelinden varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra, kalan miktar belirlenip, sanığa vergili ve cezasız borç miktarı tebliğ edilerek borcunu verilecek makul sürede ödenmesi halinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK’nun 168/5. ve CMK’nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartının sonuçları ile benzer sonuçları doğurması nedeni ile suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı ihtar edilip, yüze karşı ise talep etmesi halinde, tebligat yapılıyorsa makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, bildirim sonrasında verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan5237 sayılı TCK'nın 168/5 maddesi uyarınca kamu davası açılmayacak, soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmadan kamu davası açılması halinde veya 6352 sayılı Kanunun 83. Maddesinin yürürlüğe girdiği 05/07/2012 tarihinden önce işlenen suçlarda sanık tarafından katılanın zararı kovuşturma aşamasında tamamen giderilir ise, bu ödeme soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği gözetilmeden hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 280/1-f maddesi gereğince BOZULMASINA,
Tebligatların mahal mahkemesince yapılmasına,
Dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 08.07.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)