Sanık hakkında, güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olarak, Cumhuriyet savcısı ve katılan tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya incelenerek görüşüldü:
Sanığın olay tarihinde, oyun salonu işleten katılandan suça konu oyun konsolunu günlüğü 65,00 TL karşılığında kiralamış olmasına rağmen, kira süresi sonunda getirmeyerek başka bir kişiye 500,00 TL'ye sattığı, bu surette sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia olunan somut olayda,
CMK’nın 148/4. maddesi gereği müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı hususu da gözetilerek, sanığın kolluk aşamasında müdafi olmaksızın verdiği tevil yollu ikrar içeren savunmasının mahkeme huzurunda kabul etmemesi, katılanın beyanın soyut nitelikte olması ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuk ihtilaf boyutunda kaldığı belirtilerek, sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de,
5271 sayılı CMK'nın 217/1. maddesinde; "Hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceğinin", 2. fıkrasında "yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğinin", 206/2. maddesinde hangi delillerin reddolunacağının düzenlendiği, CMK'nın 210/1 maddesinde "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez." şeklinde amir hüküm bulunduğu,
Bu bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde,
Sanığın suç tarihinde katılandan suça konu oyun konsolunu kiraladığı hususunda tereddüt hasıl olmadığı, aradaki ihtilafın kira süresi sonunda suça konu oyun konsolunun katılana iade edilip edilmediği hususuna ilişkin olduğu, katılan tüm aşamalarda oyun konsolunun kendisine iade edilmediğini beyan etmesine rağmen, sanık oyun konsolunun bozuk olduğunu savunmuş, ancak mahkemece alınan savunmasında, iddiasına göre bozuk çıkan oyun konsolunu ne yaptığı, nerede bulunduğu, katılana iade edilip edilmediği hususunda bir beyanda bulunmadığı gibi bu hususun mahkemece de kendisine sorulmamış olması, ayrıca katılana ait kira başlangıç ve sona erme tarihlerine ilişkin HTS kayıtlarının getirtilerek incelenmemiş olması ve dosya içerisinde bulunan bulunan sanığa ait renkli fotokopi nüfus cüzdanı üzerindeki yazıların kime ait olduğu ve yazan bilgilerin gerçekten sanığa ait olup olmadığı hususunda her hangi bir araştırma yapılmadan karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkması bakımından, öncelikle, sanık mahkeme savunmasında oyun konsolunu iade etmek istediğini, ancak katılanın kabul etmediğini, bunun üzerine eve geldiğini beyan etmiş olması nedeniyle, kira başlangıcı ile sona ermesi (uzatmanın yapıldığı tarih) arasında, katılan ve sanığa ait HTS kayıtlarının getirtilerek, baz istasyonu bilgilerinden sanık ile katılanın kira başlangıcı sonrasında buluşup buluşmadıklarının, dolayısıyla sanığın bu husustaki savunmasının doğru olup olmadığının araştırılması, HTS kayıtlarında elde edilecek bilgilerde kendisine hatırlatılarak sanığın yeniden savunmasının alınması, alınacak savunmasında özellikle bozuk çıktığını iddia ettiği oyun konsolunu ne yaptığı hususunun ayrıntılı şekilde sorulması, katılanın yeniden beyanının alınması, alınacak beyanında özellikle olaya ilişkin tanığı olup olmadığı (güvenlik kamera kayıtlarında yanlarında duran kişinin olaya tanık olup olmadığı), daha önceki ifadesinde geçen kendisine sanık tarafından gönderildiğini belirttiği mesajların var olup olmadığı hususunun sorulması, var olduğu belirtmesi halinde ibraz etmesi için kendisine kesin süre verilmesi, dosya içerisinde bulunan sanığa ait renkli nüfus cüzdanı fotokopisi üzerindeki yazıların kim tarafından yazıldığı hususu ile yazılan bilgilerin doğru olup olmadığı hususunda araştırma yapılarak (örneğin belge üzerindeki sanığın adresi ile kolluk beyanında ki adresleri farklı), sanığın müdafi huzurunda verilmeyen kolluk beyanı göz ardı edilerek, toplanan diğer tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, duruşmada bulunması ve dinlenmesi gereken zorunlu kişilerin yokluğunda, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve katılanın istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e ve 289/1-e maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 10.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)