Sanık hakkında, karşılıksız yararlanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya incelenerek görüşüldü:
1) Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 05/11/2019 tarih ve 2019/11476E, - 13752K, sayılı ilamında ve benzer nitelikli ilamlarında açıkça anlatıldığı üzere, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından suç tutanağı içeriğine göre, vergili ve cezasız zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şüphelinin TCK'nun 168/5. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi, bu hususun dava şartının sonuçları ile benzer sonuçlar doğurduğu, CMK'nun 174. ve 223/8. maddeleri gereğince işlem ifasına da yol açabileceği değerlendirilerek, şüpheliye belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirilip, makul bir süre tanınması, soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde dava açılması gerekmektedir. Bu hususta eksikler olmasına rağmen iddianame düzenlenmiş ve mahkemece de kabul edilmişse CMK’nun 223/8. hükmü karşısında eksikliklerin mahkemece tamamlanması gerekecektir.
Soruşturma aşamasında yapılması gereken, ancak yapılmayan veya eksik yapılan bu usuli işlemlerin kovuşturma aşamasında mahkemece tamamlanması halinde ise, bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, ödenmesi halinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK’nun 168/5. ve CMK’nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartının sonuçları ile benzer sonuçları doğurması nedeni ile suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı sanığa tebliğ ve ihtar edilip, yüze karşı ise talep etmesi halinde, tebligat yapılıyorsa makul bir süre verilerek, ödeme sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği,
Kurum zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan5237 sayılı TCK'nın 168/5 maddesi uyarınca kamu davası açılmayacağı hususu da dikkate alındığında, soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmadan veya eksik yapılarak kamu davası açılmış ve sanık tarafından katılanın zararı kovuşturma aşamasında tamamen giderilmiş ise, bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekecektir. Bu nedenle sanığa kovuşturma aşamasında ödeme yaptığı zaman hakkında düşme kararı verilebileceği (soruşturma aşamasında yapılan ödeme ihtarının usule uygun olmaması nedeniyle) özellikle belirtilmesi gerekmektedir.
24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmakla yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7188 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "f" bendi uyarınca "Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması halinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine" karar verilir hükmü gözetildiğinde,
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde,
Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma aşamasında alınan 01/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda, vergili ve cezasız kaçak tüketim miktarının "1.406,81 TL" olduğu tespit edilmesine rağmen, Başsavcılık tarafından 327,53 TL'nin ödenmesi için ihtarda bulunulduğu, sanık tarafından ödeme yapılmaması üzerine kamu davasının açıldığı, bu eksikliğin mahkeme tarafından fark edilerek bu kez kovuşturma aşamasında sanığa bilirkişi raporunda belirtilen "1.406,81 TL'nin" ödenmesi için ihtarda bulunduğu, yapılan ihtar miktar itibari ile doğru olsa da, bu kez yukarıda açıklandığı üzere sanığa yapacağı ödeme sonucunda hakkında düşme kararı verileceği hususunun bildirilmediği, ödeme ihtarlarının yukarıda belirtilen Yargıtay kararlarına uygun olmadığının anlaşılması karşısında, öncelikle vergili ve cezasız kaçak tüketim miktarının yukarıda açıklandığı üzere usulüne uygun bir şekilde sanığa ödeme için ihtarda bulunulması ve istemesi halinde ödemesi için makul bir süre verilmesi, süre verilirken ödediği durumda bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılan ödeme gibi değerlendirileceği (yukarıda açıklandığı üzere soruşturma aşamasında usulüne uygun bir ödeme bildiriminin bulunmadığı anlaşıldığından) ve 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden hakkında düşme kararı verileceği, ödememe halinde ise yargılamaya devam edilerek, elde edilen delillere göre hakkında bir karar verileceği hususunun açık ve anlaşılır şekilde, usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesi gerektiği, bu bildirim yapıldıktan sonra, sanığın hukuki durumunun ödeme yapıp yapmaması ve duruma göre dava şartı eksikliği nedeniyle "kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceği" hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre ise,
2) Sanığın tüm aşamalarda ki "... Kaçak elektrik kullanmadığına, suçlamaları kabul etmediğine ..."yönelik savunmaları ve tutulan tutanakta sanığın imzasının bulunmaması, bu tutanağı tanzim eden görevlilerin tanık sıfatıyla dinlenmemesi, suça konu ikametgahta kaçak dönem öncesi-sonrası elektrik tüketimi ile kaçak dönem kullanım sırasındaki elektrik tüketim miktarlarının araştırılmaması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkması bakımından, öncelikle mezkûr kaçak tespit tutanağını düzenleyen görevlilerin olaya ilişkin tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanlarının alınması, özellikle sanık tarafından nasıl kaçak kullanım yapıldığının tespit edildiğinin, bu tespitin fotoğraflanıp, videoya çekilip çekilmediğinin sorulması, var ise bunların katılan kurumdan temin edilmesi, sanığın kaçak elektriğin kullanıldığı öne sürülen ikametgahına ilişkin, müşteki kurumdan kaçak tespit tarihinden önceki ve sonraki bir yıllık dönemi kapsayan enerji tüketim föylerinin getirtilmesi ve bu dönemler ile kaçak tespit yapıldığı tarihlerde tüketim miktarının orantılı olup olmadığı hususunun araştırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmenden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3) Sanığa dosya içerisinde bulunan ve delil niteliğinde olan "kaçak tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve kurum yazısı ve dosya içerisinde bulunan diğer tüm bilgi ve belgeler" okunup diyecekleri sorulmadan, hükme esas alınan kanıtlar kovuşturma aşamasında yöntemine uygun ortaya konulmadan, duruşmada tartışılmayan ve ortaya konulmayan kanıtlara dayanarak karar vermek suretiyle CMK'nin 209/1, 210/1 ve 217/1. maddelerine aykırı olarak eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
4) TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı maddenin birinci fıkrasında gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 280/1-f maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 03/07/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)