AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 12960/13
Veysel VESEK ve diğerleri / Türkiye
ve iki diğer başvuru
(bk ekteki liste)
Başkan
Ledi Bianku,
Hâkimler
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci bölüm”), 30 Nisan 2019 tarihinde, Komite olarak toplanarak, ekte bulunan tabloda belirtilen tarihlerde yapılan yukarıda anılan başvuruları ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranlar tarafından cevaben sunulan görüşler dikkate alınarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran tarafların listesi ekte yer almaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1. Üç Başvuruya İlişkin Ortak Olay ve Olgular
4. İstanbul Cumhuriyet Savcısı (“Cumhuriyet Savcısı”) tarafından, 3 Nisan 2012 tarihinde, PKK (Kürdistan İşçi Partisi, yasa dışı silahlı bir örgüt) ve KCK’ya (Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay’ı tarafından PKK’nın “şehir yapılanması” olarak belirlenen « Kürdistan Topluluklar Birliği ») üye oldukları hakkında şüphe duyulan, başvuranlar dâhil olmak üzere elli kişi hakkında, örgüt hesabına faaliyetlerde bulunma ve farklı üyeler arasında mesaj alışverişini sağlama suçlarından soruşturma başlatılmıştır. Cumhuriyet Savcısı, söz konusu kişileri, yukarıda anılan silahlı örgütü yönetme ve üye olmakla suçlamıştır.
5. Hâlihazırda, dava İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi önünde derdesttir.
2. Başvuranlar Hakkında Yürütülen Adli Soruşturmaya İlişkin Basın Makaleleria)12960/13 No.lu Başvuru
6. Yeni Akit gazetesinde, 23 Kasım 2011 tarihinde, “Kandil-İmralı hattına darbe” başlıklı bir makale yayımlanmıştır. Bu makalenin, gazetenin birinci, sekizinci ve dokuzuncu sayfalarında bulunan, somut olaya ilişkin, ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:
‘‘Kandil-İmralı hattına darbe
PKK’nın çatı yapılanması KCK’nın ‘‘siyaset akademilerinin’’ ardından ‘‘avukat görünümlü’’ yöneticilerine de operasyon düzenlendi.
(...)
Gözaltına alınan avukatların Öcalan ile İmralı’da yaptıkları görüşmeler neticesinde, görüşme içeriğini ‘‘örgütsel talimata’’ dönüştürdükleri, bu şekilde KCK/PKK’nın Öcalan tarafından yönetilmesini sağladıkları ortaya çıktı.
Emniyet’in 16 ilde çok sayıda adrese eş zamanlı olarak düzenlediği KCK operasyonunda (...) terör örgütünün Önderlik Komitesinin üye ve yöneticileri, aralarında Öcalan’ın 47 avukatının da bulunduğu, yaklaşık 50’nin üzerinde kişi gözaltına alındı. (...)
Görüşmeleri örgütsel talimata dönüştürüyorlardı
(...) Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmada, avukat görüşmelerinin nasıl Öcalan’ın talimatlarına dönüştürüldüğünü delilleriyle birlikte tespit ettiği öğrenildi. Gözaltına alınan avukatların Öcalan ile İmralı’da yaptıkları görüşmeler neticesinde, görüşme içeriğini ‘‘örgütsel talimata’’ dönüştürdükleri, bu şekilde KCK/PKK’ya verdikleri talimatlarla terör örgütünü yönlendirdikleri ortaya çıktı.
Gözaltılar
(...)16 ilde terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik düzenlenen operasyon kapsamında, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile İmralı Cezaevi’nde görüşen 47 avukatın da aralarında bulunduğu 50’den fazla kişi gözaltına alındı. (...)
(...) Soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı verilen avukatlardan 18’nin İstanbul Barosu’na kayıtlı olduğu dile getirildi.
(...) "
7. 12960/13 No.lu başvuruda bulunan başvuranlar, 23 Ocak 2012 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Savcılığına (”Cumhuriyet Savcılığı”)Yeni Akit gazetesinin yayınevinin sahibi, yazı işleri müdürü ve bir gazetecisi hakkında, hakaret, iftira, halkı kine teşvik etme ve ilgililer hakkında yürütülen soruşturma sürecini etkileme girişiminde bulunma suçları nedeniyle suç duyurusunda bulunmuşlardır.
8. Cumhuriyet Savcısı, 16 Mart 2012 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Cumhuriyet Savcısı, verdiği kararda, ihtilaf konusu basın makalesinin içeriğinin, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bazı ayrıntıları daha önceden bildirilmiş olan ve medyada yer alan bir adli dava hakkında kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığını belirtmektedir. Ayrıca, söz konusu makalenin, olaylar hakkında yorum yapan ve kendi nazarında demokratik bir toplumun temel taşlarından biri olan ifade özgürlüğü sınırlarına riayet eden bir yazı olduğunu belirtmektedir. Cumhuriyet Savcısı, basının, kamu yararına ilişkin konularda bilgi ve fikir yayınlama görevi taşıdığını, bu göreve kamunun bilgi alma hakkının eşlik ettiği ve Mahkemenin Yerleşik İçtihadına göre, ifade özgürlüğünün, gerek olumlu bir şekilde kabul edilen veya zararsız ya da kayıtsız olarak değerlendirilen görüşler gerekse inciten, şaşırtıcı veya kaygılandıran görüşler için de geçerli olduğunu belirtmektedir. Cumhuriyet Savcısına göre, toplumda dolaşan dedikodular bile ispatlama yükümlülüğü olmaksızın bir yayının konusu olabilecektir ve değer yargılarının doğruluğunu gösterilmesinin istenmesi bile ifade özgürlüğüne engel teşkil edebilecektir. Cumhuriyet Savcısı, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, söz konusu makalede ifade özgürlüğü sınırlarına riayet edildiği kanaatine varmıştır.
9. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (“Ağır Ceza Mahkemesi”), 18 Haziran 2012 tarihinde, yukarıda anılan başvuranların itirazlarını reddetmiştir ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı onaylamıştır. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı, 22 Ağustos 2012 tarihinde ilgililere tebliğ edilmiştir.
b)12975/13 No.lu Başvuru
10. Hürriyet gazetesinde, 23 Kasım 2011 tarihinde, “avukat talimde” başlıklı bir makale yayımlanmıştır. Somut olayda, birinci ve yirmi dördüncü sayfalarda bulunan söz konusu makalenin ilgili kısımlarında, başvuranların isimlerinin belirtildiği bir listeyle birlikte, elinde bir tüfek bulunan bir avukatın fotoğrafı ve başvuran Cemo Tüysüz’ün, isminin yazıldığı görev yaptığı avukatlık bürosunun levhasının fotoğrafları yer almıştır. İlgili kısımlar aşağıdaki şekildedir:
“Avukat talimde
16 ilde “KCK operasyonu” düzenlendi. Gözaltına alınan Öcalan’ın avukatlarından İ. D.nin evinde Kandil’de Kalaşnikof’la atış talimi yaparken çektirdiği fotoğraf bulundu.
Çoğu avukat 74 kişi
Terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik düzenlenen operasyonda çoğu avukat 74 kişi gözaltına alındı. Öcalan’ın avukatlarının çalıştığı Beyoğlu’ndaki Asrın Hukuk Bürosu’nda 11 saat arama yapıldı.
İmralı’ya giden avukatlar
Gözaltına alınan avukatların hepsinin, İmralı’ya gidip zaman zaman haftalık olağan görüşmeler yaptıkları PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’ın 130 talimatını örgüte iletmekle suçlandıkları belirtildi. (...)
Öcalan’ın avukatları gözaltında
Hukuki değil örgütsel görüşme iddiası
Öcalan’ın 2010 Mart ayından itibaren 40 avukatla 56 görüşme yaptığı, bunların tamamının örgütsel faaliyetlere ilişkin olduğu dosyada yer aldı. Avukatların Öcalan’dan aldıkları talimatları, üç kopya hazırlayarak, KCK yönetimine, PKK’ya ve örgüte yakın haber ajanslarına verdikleri iddia edildi. Bu talimatlardan bazıları soruşturma dosyasında şöyle sıralanıyor: 27 Temmuz 2010’dan itibaren toplam 132 kişinin öldüğü 471 kişinin yaralandığı silahlı saldırılar, DTK’nın (“Demokratik Toplum Kongresi”) kurulması, A. T. ve A. T.nin Öcalan tarafından DTK’nın eş başkanlığına atanmaları, iç savaşı tetikleme eğitimlerinin verildiği “siyaset akademilerinin” kurulması, halk isyanında sokakları kana bulamakla görevli Öz Savunma Birlikleri’nin kurulması, DTK tarafından Demokratik Özerkliğin ilan edilmesi BDP’nin (“Barış ve Demokrasi Partisi”) seçimi protesto etmesi.
Gözaltına alınanlar
(...)
Alınak da gözaltında
Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı çıkarılan eski DEP milletvekili Mahmut Alınak, Fatih’te gözaltına alınarak Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
(...) "
11. 12975/13 No.lu başvuruda bulunan başvuranlar, 23 Ocak 2012 tarihinde, Cumhuriyet Savcılığına, gazetenin yazı işleri müdürü hakkında, halkı suç işlemeye teşvik etme, halkı kine teşvik etme, hakaret, iftira ve -düşünce özgürlüğüne engel teşkil eden ve kanuna karşı gelmeyi teşvik eden- yürütülen ve derdest olan dava sürecini etkileme girişiminde bulunma suçları nedeniyle suç duyurusunda bulunmuşlardır.
12. Cumhuriyet Savcısı, 19 Mart 2012 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Cumhuriyet Savcısı kararında, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, söz konusu makalenin, yalnızca bilgiler sunduğu, aşağılayıcı, hakaret edici veya incitici hiçbir ifadenin bulunmadığı, rencide etme veya aşağılama niyetiyle yazılmadığı, Sözleşme tarafından güvence altına alınan ve Mahkeme tarafından uygulandığı şekliyle, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün sınırlarına riayet ettiğini belirtilmiştir. Cumhuriyet Savcısı, basının genel menfaat tartışmalarına katkıda bulunmasının engellememek için, ciddi nedenlerin bulunması haricinde, basın üyelerinin cezalandırılmaması gerektiğini belirtmek için Sözleşme’ye ve Mahkemenin İçtihadına atıfta bulunmuştur. Cumhuriyet Savcısı, şikâyet ile hedeflenen suçların unsurlarının bir araya gelmediği kanaatine varmıştır.
13. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Haziran 2012 tarihinde, yukarıda belirtilen başvuranların itirazını reddetmiştir ve Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını onaylamıştır. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı, 22 Ağustos 2012 tarihinde ilgililere tebliğ edilmiştir.
c)15788/13 No.lu Başvuru
14. Bugün gazetesinde, 23 Kasım 2011 tarihinde, “132 şehidin infaz emrini taşımışlar” başlıklı bir makale yayımlanmıştır. Bu makalenin, gazetenin birinci, on ikinci ve on üçüncü sayfalarında bulunan, somut olaya ilişkin, ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:
“132 şehidin infaz emrini taşımışlar
İmralı ile Kandil’in bağlantısı kesildi. Öcalan’ın ‘Katliam’ emirlerini ilettikleri tespit edilen avukatlar da yakalandı.
Avukatların Mart 2011’den bu yana Öcalan’la yaptığı 56 görüşmenin hiçbirinde dava konularının gündeme gelmediği anlaşıldı. Öcalan’ın 27 Temmuz 2011’de avukatlar aracılığıyla ‘Kandil’e’ gönderdiği ‘eylem’ talimatının ardından 132 şehit verdiğimiz ortaya çıktı.
(...)
Bombacı hukukçular!
Gözaltına alınan avukatlardan Nevzat Anuk, Faik Özgür Erol ve Emran Emekçi’nin geçmişi örgütsel bağı gözler önüne serdi. Anuk’un 1993 yılında PKK’nın dağ kadrosuna katılarak silahlı faaliyet yürüttüğü tespit edildi. (...) Erol’un PKK’nın Yunanistan’daki kamplarında bomba eğitimi aldıktan sonra İzmir’de 16 Haziran 1997’de eyleme hazır bomba düzeneği ile yakalandığı tespit edildi. Erol’un hedefinin turistik tesisler olduğu bildirildi. Avukat Emran Emekçi’nin ise PKK terör örgütü adına faaliyet göstermekten 12 Ekim 1994’te yakalanarak tutuklandığı ortaya çıktı.
(...)
Avukatlar örgüt yöneticisi
Soruşturma dosyasına giren 130 talimattan bir kısmının bizzat Öcalan tarafından verildiği, bir kısmının ise avukatlar tarafından eklendiği tespit edildi. Önderlik Komitesi’ndeki avukatlar örgüt yöneticisi olmak ve Öcalan’ı örgüt gündemi hakkında yönlendirmekle suçlanıyor. Öcalan’ın avukatlara silah talimatı verdiği için 12 kez hücre cezası aldığı öğrenildi.
(...)
Örgütü İmralı’dan böyle yönetiyor
‘‘KCK operasyonu’’ teröristbaşının İmralı’dan Kandil’i nasıl yönettiğini gözler önüne serdi. Öcalan’la görüşecek avukatların Asrın Hukuk Bürosu avukatlarınca belirlendiğini tespit etti. (...)
Avukatlar arasında gerçekleşen görüşme içeriklerinin üç farklı suret halinde hazırlandığı belirlendi. İlki üst düzey örgüt yöneticilerine, ikinci suret alt düzey örgüt üyeleri ve kamplarda eğitim gören teröristlere üçüncüsü de basında kullanılmak üzere hazırlanıyor. (...)
Bir kez bile dava görüşmediler
KCK soruşturması Öcalan ve avukatlarının ‘dava dosyası görüşeceğim’ yalanını da deşifre etti. (...) Öcalan’ın Türkiye’deki yargılanma süreci ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (‘‘AİHM’’) süreci çok kısa bir sürede sona erince Öcalan’ın görüşmeleri devam ettirebilmek için AİHM’e göstermelik davalar açtığı öne sürüldü. Son olarak Türkiye aleyhine tazminat davaları açan avukatlar normalde tek dava açabilecekken 3 ayrı dava ile AİHM’e başvurdu. Durumu fark eden AİHM, üç davanın tek davada birleştirilmesine hükmetti. Ancak Öcalan’ın isteği ve avukatlarının itirazı üzerine AİHM davaların tekrar ayrılmasına karar verdi. (...) Böylece Öcalan’a avukatlarıyla görüşme fırsatı doğdu. Ancak Öcalan’ın AİHM’deki tazminat davasını bahane ederek İmralı’ya görüşmeye giden avukatlar soruşturmanın başlama tarihi Mart 2010’dan Kasım 2011’e kadar (...) 56 görüşme yaptı. Bu görüşmelerde bir kez bile AİHM’deki dava ile ilgili bir konunun gündeme gelmediği belirlendi.
(...) "
15. 15788/13 No.lu başvuruda bulunan başvuranlar, 23 Ocak 2012 tarihinde, Cumhuriyet Savcılığına Bugün gazetesinin yazı işleri müdürü ve bir gazetecisi hakkında, sosyal sınıfa dayanan halkın bir kısmının aşağılamak, din, cinsiyet veya coğrafi köken, hakaret, iftira, -inanç, düşünce ve görüş özgürlüğüne engel teşkil eden ve suç işlemeye teşvik eden- yürütülen ve derdest olan dava sürecini etkileme girişiminde bulunma suçları nedeniyle suç duyurusunda bulunmuşlardır.
16. Cumhuriyet Savcısı, 1 Mart 2012 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Cumhuriyet Savcısı, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, makalede, ilgililer hakkında suçlamaların bulunmadığı ve yalnızca haklarında yürütülen bir ceza soruşturması dosyasından yola çıkılarak elde edilen bilgiler ve açıklamalarin sunulduğunu belirtmektedir. Cumhuriyet Savcısı, ihtilaf konusu makalenin, ilgililer hakkında yürütülen yargılamanın gidişatını etkilemediğini, bu makalede ayrımcı gerekçelerle ilgilileri aşağılama amacı taşıyan veya bu konuda etki edecek hiçbir ifade bulunmadığını, gazetecilik özgürlüğüne ve gazetecilerin haber yayma hakkına ve aynı zamanda kamuoyunun bu bilgilere erişebilme hakkına riayet edildiğini ve makalenin yazılış şeklinde ve konusunda bir nedensellik bağının bulunduğunu belirtmektedir. Cumhuriyet Savcısı, bu nedenlerle mevcut durumda şikâyet ile hedeflenen suçların unsurlarının gerçekleşmediği kanaatine varmıştır.
17. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Nisan 2012 tarihinde, söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair yukarıda belirtilen başvuranlar tarafından yapılan itirazı reddetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı, 4 Haziran 2012 tarihinde, ilgililere tebliğ edilmiştir.
18. Hükümet, 15788/13 No.lu başvurunun iletilmesinin ardından, Mahkemeyi 15 Mart 2012 tarihinde, başvuranlar Veysel Vesek ve Haksan Sadak’ın yayınevi ve ihtilaf konusu makalenin yazarı hakkında hukuk mahkemeleri önünde tazminat davası açtıkları ve İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin 17 Ocak 2014 tarihinde, ilgililerin bu taleplerini reddettiği konusunda bilgilendirmiştir. Davalı Hükümet tarafından sunulan son bilgi tarihinde, ilgililer, aleyhlerine verilen kararın kendilerine tebliğ edilmesi amacıyla, gerekli adımlarda bulunmamışlardır.
ŞİKÂYETLER
19. Başvuranlar, Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürerek, ihtilaf konusu makalelerle itibarlarının korunması yönündeki haklarının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedirler.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
A. Başvuruların Birleştirilmesi Hakkında
20. Mahkeme, başvuruların, ileri sürülen şikâyetler ve Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında yöneltilen esasa ilişkin sorunlar bakımından benzer olduklarını tespit etmektedir. Sonuç olarak, Mahkeme, kendi İç Tüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, başvuruların birleştirilmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.
B. Sözleşme’nin 8. Maddesine İlişkin Şikâyet Hakkında
21. Başvuranlar, ihtilaf konusu basın makalelerinin içeriğinin, itibarlarını zedelediğini iddia etmektedirler. Başvuranlar, taleplerini desteklemek için Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürmektedirler.
22. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin bir itiraz ileri sürmektedir. Bu bağlamda, Hükümet, başvuranların tekzip haklarını kullanmış ve hukuk mahkemeleri önünde tazminat davası açmış olmaları gerektiği kanaatine varmaktadır. Hükümet, başvuranlar Veysel Vesek ve Haksan Sadak ile ilgili olarak, hukuk mahkemeleri önünde tazminat davası açtıklarını belirtmekte ancak yargılama sonuçlanana kadar takip etmiş olmaları gerektiğini değerlendirmektedir.
23. Hükümet, esas ile ilgili olarak, üç gazetede yayımlanan makalelerin içeriğinde başvuranlar hakkında yürütülen adli bir soruşturmaya dayanıldığını belirtmektedir. Hükümet, ihtilaf konusu makalelerde, söz konusu soruşturma çerçevesinde yürütülen “KCK operasyonu” kapsamında on altı ilde eş zamanlı olarak yürütülen polis müdahalelerinde, ilgililerin Abdullah Öcalan ve KCK/PKK arasında haberci olarak rol aldıklarının tespit edildiği konusunda bilgi verildiğini belirtmektedir. Ayrıca, Hükümet, bu makalelerde kullanılan ifadelerle ilgili olarak, basının belirli bir abartı dozuna dahası provokasyona başvurma hakkını kullandığını belirtmektedir. Hükümet, söz konusu makalelerinde gazetecilik özgürlüğünün sınırlarına riayet edildiği ve devam eden adli bir soruşturma hakkında kamuoyunu bilgilendirme görevinin yerine getirildiği kanaatine varmaktadır. Öte yandan Hükümet, başvuranların taleplerini reddetmek için, yerel mahkemelerin mevcut durumda söz konusu farklı menfaatler arasında bir denge kurduklarını değerlendirmektedir. Bu nedenlerle, Hükümet, konunun kamuoyu için bir menfaat teşkil ettiğini ve dolayısıyla söz konusu makalelerde başvuranların kişilik haklarına herhangi bir müdahale yapılmadığını iddia etmektedir.
24. Başvuranlar, Hükümetin tezini kabul etmemektedirler. Öncelikle, Hükümet tarafından ileri sürülen ilk itiraz ile ilgili olarak, ceza yolunu kullanan başvuranlar tazminat talebi için ayrıca hukuk mahkemelerine başvurma durumunda olmadıklarını ileri sürmektedirler. Ardından, başvuranlar esas ile ilgili olarak, özellikle 132 kişinin hayatını kaybetmesinin sorumluları olarak, avukat ünvanlarıyla ismen belirtilmeleri sebebiyle, ihtilaf konusu makalelerde mesleki hayatlarına saygı haklarına müdahale edildiğini ve görevlerini icra etmelerine haksız yere bir engel olunduğunu iddia etmektedirler.
25. Mahkeme, , başvurunun her hâlükârda aşağıdaki nedenlerden kabul edilemez olması nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin Hükümetin ilk itirazı hakkında, karar verilmesinin gerekli olmadığı kanaatindedir.
26. Mahkeme, özellikle Couderc ve Hachette Filipacchi Dernekleri/Fransa ([BD], No.lu 40454/07, §§ 83-93, AİHM 2015 (özetler)) ve Tarman/Türkiye (No. 63903/10, §§ 36-38, 21 Kasım 2017) kararlarında özetlenen özel hayatın ve ifade özgürlüğünün korunması konusunda İçtihadı’ndan doğan ilkeleri hatırlatmış ve bu ilkeler Seferi Yılmaz/Türkiye (No. 61949/08 ve diğer 2 başvuru, §§ 64-70, 13 Şubat 2018) kararında son zamanlarda yeniden ele alınmıştır.
27. Somut olayda, Mahkeme üç basın makalesinin, Abdullah Öcalan ve KCK/PKK arasında mesaj iletmekle ve bu nedenle lideri tarafından terör örgütünün yöneltilmesinin sağlanması ile suçlanan Abdullah Öcalan’ın avukatları olan başvuranlar dâhil olmak üzere, elli kişi hakkında başlatılan adli bir soruşturma hususunda üç gazetede yayımlandığını gözlemlemektedir. Ardından Mahkeme, başvuranların Cumhuriyet Savcısı önünde üç suç duyurusunda bulunduğunu ve söz konusu Cumhuriyet Savcısının her birinin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onaylanan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verdiğini gözlemlemektedir.
28. Mahkeme, bu gibi koşullarda, davalı devletin sahip olduğu takdir yetkisini dikkate alarak, ulusal makamların söz konusu makalelerin hangi bağlamda yazıldığını gösteren olgusal bağlamı değerlendirmek için en iyi konumda olduklarını değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Mahkeme yerel makamların ve özellikle Cumhuriyet Savcısının, kendi İçtihadında (yukarıda Tarman, § 38) düzenlenen kriterlere dayanarak, başvuranların itibarlarına saygı hakkı ile karşı tarafın ifade özgürlüğü hakkı arasında kurulması gereken adil dengeye ilişkin bir incelemede bulunduklarını tespit etmektedir. Mahkeme, mevcut durumda, savcısının dosyaları inceledikten sonra, İçtihadına atıfta bulunarak, ihtilaf konusu basın makalelerinde yalnızca derdest olan bir adli davanın soruşturma dosyasında ortaya çıkan olayların belirtildiği ve gazetecilik özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün sınırlarına riayet edildiği kanaatine vardığını kaydetmektedir. Ayrıca, Mahkeme Cumhuriyet Savcısının, kamuoyunun güncel bir konuda bilgi sahibi olma hakkına genel bir menfaat içeren bir tartışmaya katkıda bulunmak için basının görevine dayandığını ve bu nedenle şikâyetlerle hedeflenen suçları oluşturan unsurların, kendisine yapılan şikâyetler arasındaki durumların hiçbirinde oluşmadığına karar verdiğini de kaydetmektedir.
29. Nitekim, Mahkeme, ihtilaf konusu makalelerde özellikle başvuranlar hakkında yürütülen, soruşturma dosyasından yola çıkılarak elde edilen bilgilerin belirtildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, ihtilaf konusu makalede bulunan ibareler ile “avukat görünümlü” ve “hukuki değil örgütsel görüşme” ya da yine ilgililerin 132 şehidin ölüm emrimi taşıdığı iddiaları” şeklinde kullanılan ifadelerle ilgili olarak, gazetecilik özgürlüğünün kullanılması çerçevesinde “abartı” veya “provokasyon” yapılmasına belirli bir dozda izin verildiğini hatırlatmaktadır (Fressoz ve Roire/Fransa [BD], No. 29183/95, § 45, AİHM 1999‑I ve Mamère/Fransa, No. 12697/03, § 25, AİHM 2006‑XIII).
30. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri dikkate alarak, ulusal makamların basın özgürlüğü ile başvuranların itibarının korunması hakkı arasında kurulması gereken dengeye ilişkin ayrıntılı bir değerlendirmede bulundukları kanaatine varmaktadır. Bu farklı menfaatlerin değerlendirilmesinde, yerel makamların kendilerine tanınan takdir yetkisini aştıklarını ve Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında başvuranlar hakkında pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediklerini gösteren hiçbir unsur bulunmamaktadır.
31. Bu nedenlerle, Mahkeme başvuruların, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi 4. fıkrası uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, kabul edilemez olduğuna sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Mahkeme, başvuruların birleştirilmesine;
Mahkeme, başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 23 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
No.
Başvuru No.
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet yeri
Temsilcisi
1.
12960/13
18.12.2012
Veysel VESEK
03.02.1980
Şırnak
Yaşar KAYA
01.01.1962
Ardahan
Aydın ORUÇ
01.01.1974
Denizli
Muharrem ŞAHİN
10.01.1972
Diyarbakır
Faik Özgür EROL
12.02.1976
Istanbul
Hatice KORKUT
15.07.1966
Istanbul
Doğan ERBAŞ
01.03.1964
Istanbul
Mahmut ALINAK
28.01.1952
Kocaeli
Mehmet BAYRAKTAR
01.09.1966
Izmir
Fırat AYDINKAYA
10.08.1979
Istanbul
Emran EMEKÇİ
03.08.1967
İzmir
Ümit SISLIGÜN
01.03.1973
Istanbul
Mustafa ERASLAN
15.11.1972
Istanbul
Nezahat PAŞA BAYRAKTAR
10.01.1974
Izmir
Ayşe BATUMLU KAYA
10.10.1969
BURSA
Nevzat ANUK
01.01.1964
HAKKARI
Asya ÜLKER
24.11.1963
Istanbul
Şaziye ÖNDER
01.01.1975
Iğdır
Mehmet Nuri DENİZ
27.02.1980
Diyarbakır
Davut UZUNKÖPRÜ
29.07.1980
Hakkari
Cemo TÜYSÜZ
21.03.1978
Şanlıurfa
İbrahim BİLMEZ
19.08.1977
Istanbul
Ömer GÜNEŞ
22.02.1979
Istanbul
Mehmet Sani KIZILKAYA
02.02.1976
Istanbul
Muhdi ÖZTÜZÜN
01.03.1964
Batman
Mehmet Deniz BÜYÜK
01.01.1974
BURSA
Mehmet AYATA
08.09.1977
Diyarbakır
Osman ÇELİK
02.02.1974
Diyarbakır
Serkan AKBAŞ
21.05.1977
Diyarbakır
Mizgin IRGAT
04.04.1978
Izmir
Mensur IŞIK
10.02.1975
Muş
Şakir DEMİR
03.03.1981
Siirt
Hakzan SADAK
05.05.1983
Şırnak
Sabahattin KAYA
10.04.1983
Van
Bedri KURAN
16.04.1974
Mersin
Servet DEMİR
26.09.1977
Izmir
Hüseyin ÇALIŞCI
01.02.1974
Istanbul
Fuat COŞACAK
15.03.1973
Diyarbakır
Cemal DEMİR
27.09.1975
Van
Yalçın SARITAŞ
10.05.1977
Van
Cengiz ÇİÇEK
10.02.1978
Istanbul
Gülcan KARTAL BAĞAT
2.
12975/13
21.12.2012
Veysel VESEK
03.02.1980
Şırnak
Yaşar KAYA
01.01.1962
Ardahan
Aydın ORUÇ
01.01.1974
Denizli
Muharrem ŞAHİN
10.01.1972
Diyarbakır
Faik Özgür EROL
12.02.1976
Istanbul
Hatice KORKUT
15.07.1966
Istanbul
Doğan ERBAŞ
01.03.1964
Istanbul
Mahmut ALINAK
28.01.1952
Kocaeli
Mehmet BAYRAKTAR
01.09.1966
Izmir
Fırat AYDINKAYA
10.08.1979
Istanbul
Emran EMEKÇİ
03.08.1967
İzmir
Ümit SISLIGÜN
01.03.1973
Istanbul
Mustafa ERASLAN
15.11.1972
Istanbul
Nezahat PAŞA BAYRAKTAR
10.01.1974
Izmir
Ayşe BATUMLU KAYA
10.10.1969
BURSA
Nevzat ANUK
01.01.1964
Hakkari
Asya ÜLKER
24.11.1963
Istanbul
Şaziye ÖNDER
01.01.1975
Iğdır
Mehmet Nuri DENİZ
27.02.1980
Diyarbakır
Davut UZUNKÖPRÜ
29.07.1980
Hakkari
Cemo TÜYSÜZ
21.03.1978
Şanlıurfa
İbrahim BİLMEZ
19.08.1977
Istanbul
Ömer GÜNEŞ
22.02.1979
Istanbul
Mehmet Sani KIZILKAYA
02.02.1976
Istanbul
Muhdi ÖZTÜZÜN
01.03.1964
Batman
Mehmet Deniz BÜYÜK
01.01.1974
BURSA
Mehmet AYATA
08.09.1977
Diyarbakır
Osman ÇELİK
02.02.1974
Diyarbakır
Serkan AKBAŞ
21.05.1977
Diyarbakır
Mizgin IRGAT
04.04.1978
Izmir
Mensur IŞIK
10.02.1975
Muş
Şakir DEMİR
03.03.1981
Siirt
Hakzan SADAK
05.05.1983
Şırnak
Sabahattin KAYA
10.04.1983
Van
Bedri KURAN
16.04.1974
Mersin
Servet DEMİR
26.09.1977
Izmir
Hüseyin ÇALIŞCI
01.02.1974
Istanbul
Fuat COŞACAK
15.03.1973
Diyarbakır
Cemal DEMİR
27.09.1975
Van
Yalçın SARITAŞ
10.05.1977
Van
Cengiz ÇİÇEK
10.02.1978
Istanbul
Gülcan KARTAL BAĞAT
3.
15788/13
12.11.2012
Veysel VESEK
03.02.1980
Şırnak
Yaşar KAYA
01.01.1962
Ardahan
Aydın ORUÇ
01.01.1974
Denizli
Muharrem ŞAHİN
10.01.1972
Diyarbakır
Faik Özgür EROL
12.02.1976
Istanbul
Hatice KORKUT
15.07.1966
Istanbul
Doğan ERBAŞ
01.03.1964
Istanbul
Mahmut ALINAK
28.01.1952
Kocaeli
Mehmet BAYRAKTAR
01.09.1966
Izmir
Fırat AYDINKAYA
10.08.1979
Istanbul
Emran EMEKÇİ
03.08.1967
İzmir
Ümit SISLIGÜN
01.03.1973
Istanbul
Mustafa ERASLAN
15.11.1972
Istanbul
Nezahat PAŞA BAYRAKTAR
10.01.1974
Izmir
Ayşe BATUMLU KAYA
10.10.1969
BURSA
Nevzat ANUK
01.01.1964
HAKKARI
Asya ÜLKER
24.11.1963
Istanbul
Şaziye ÖNDER
01.01.1975
Iğdır
Mehmet Nuri DENİZ
27.02.1980
Diyarbakır
Davut UZUNKÖPRÜ
29.07.1980
Hakkari
Cemo TÜYSÜZ
21.03.1978
Şanlıurfa
İbrahim BİLMEZ
19.08.1977
Istanbul
Ömer GÜNEŞ
22.02.1979
Istanbul
Mehmet Sani KIZILKAYA
02.02.1976
Istanbul
Muhdi ÖZTÜZÜN
01.03.1964
Batman
Mehmet Deniz BÜYÜK
01.01.1974
BURSA
Mehmet AYATA
08.09.1977
Diyarbakır
Osman ÇELİK
02.02.1974
Diyarbakır
Serkan AKBAŞ
21.05.1977
Diyarbakır
Mizgin IRGAT
04.04.1978
Izmir
Mensur IŞIK
10.02.1975
Muş
Şakir DEMİR
03.03.1981
Siirt
Hakzan SADAK
05.05.1983
Şırnak
Sabahattin KAYA
10.04.1983
Van
Bedri KURAN
16.04.1974
Mersin
Servet DEMİR
26.09.1977
Izmir
Hüseyin ÇALIŞCI
01.02.1974
Istanbul
Fuat COŞACAK
15.03.1973
Diyarbakır
Cemal DEMİR
27.09.1975
Van
Yalçın SARITAŞ
10.05.1977
Van
Cengiz ÇİÇEK
10.02.1978
Istanbul
Gülcan KARTAL BAĞAT
Full & Egal Universal Law Academy