AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 61042/14
X / TÜRKİYE
Başkan
Nebojša Vučinić
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla, 19 Mayıs 2015 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) (“Mahkeme”), 26 Ağustos 2014 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruya ilişkin olarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran, Bay X, 1995 doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Hâlihazırda başvurana verilen hapis cezası Muğla’da infaz edilmektedir. Başvuran, Mahkeme nezdinde annesi tarafından temsil edilmiştir. Mahkeme İçtüzüğünün 47 § 4. maddesi uyarınca Komite tarafından başvuranın kimliğinin gizli tutulmasına karar vermiştir.
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Söz konusu zamanda on dört yaşlarında olan başvuran ve kız arkadaşı, 2009 yılında cinsel birliktelik yaşamışlardır. Kız arkadaşının ebeveynleri tarafından yapılan şikâyet üzerine, başvuran Muğla Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmıştır.
4. Muğla Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Haziran 2010 tarihinde, başvuranı çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan suçlu bulmuş ve başvurana Ceza Kanununun 103. maddesi uyarınca üç yıl dört ay hapis cezası vermiştir.
5. Bu karar, 29 Nisan 2014 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıştır. Başvuran bu karardan, 11 Haziran 2014 tarihinde Cumhuriyet savcılığı tarafından karar kendisine tebliğ edildiğinde haberdar olmuştur.
ŞİKÂYET
6. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca, söz konusu olayların meydana geldiği tarihte kendisi de çocuk olduğu için, kendisine verilen üç yıl dört ay hapis cezasının ağır olmasından ve insanlık dışı muamele teşkil etmesinden şikâyetçidir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
7. Mahkeme, Sözleşmenin 35 § 1. maddesi uyarınca, “tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra davaları ele alabileceğini” anımsatır. İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının amacı, Sözleşmeci Devletlere, aleyhlerinde ortaya konulan ihlal iddialarını, Mahkeme dikkatine sunulmadan önce, önleme veya giderme olanağı tanımaktır. Bu bağlamda, bu kural uyarınca, başvuranların öncelikli olarak ulusal yargı sistemi tarafından sağlanan hukuk yollarını tüketmeleri gerekir. Böylece Devletlerin yaptığı eylemler nedeniyle Avrupa Mahkemesi nezdinde savunma yapma yükümlülüğü ortadan kalkar. Ancak, söz konusu bu kural, ulusal sistemin ihlal iddiası bakımından etkin bir hukuk yolu sağladığı varsayımına dayanır (bk. Aydemir ve Diğerleri (kk.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010; İçyer / Türkiye (kk.), no. 18888/02, 12 Ocak 2006; ve Latak / Polonya (kk.) no. 52070/08, § 75, 12 Ekim 2010).
8. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun başlıca yönlerini inceleyen Mahkeme, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından söz konusu mahkemeye ilke olarak, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen tüm kararlar bakımından, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlüklerin ihlallerinin doğrudan ve hızlı bir şekilde tazmin edilmesini sağlamasına imkân verecek yetkiler verdiğine karar vermiş ve söz konusu hukuk yolunun kullanılması gereken bir hukuk yolu olduğuna hükmetmiştir (Uzun/Türkiye (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013). Bu doğrultuda, başvuran, 6216 sayılı Kanun uyarınca Anayasa Mahkemesi nezdinde oluşturulmuş olan yeni hukuk yoluna başvurmalıdır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle;
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 11 Haziran 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Abel CamposNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy