AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 61984/12 Fatma YAĞLI ve Diğerleri / Türkiye
Başkan
Aleš Pejchal,
Hâkimler
Branko Lubarda,
Pauliine Koskelo,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22 Haziran 2021 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
24 Temmuz 2012 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu,
16 Aralık 2014 tarihli kararı,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranların listesi ekte yer almaktadır. Başvuranlar, Ankara Barosuna kayıtlı Avukat F. Şüküroğlu tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. 3 Mart 1997 tarihinde başvuranların yakını A.Y., bir inşaat alanında iş kazası geçirmesi sonucunda hayatını kaybetmiştir. A.Y.’nin ölümünün ardından, 18 Kasım 1997 tarihinde başvuranlar, Ankara İş Mahkemesi nezdinde, A.Y.’nin işvereni olan özel bir inşaat şirketi aleyhinde hukuk davası açmışlardır ve maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Dava dosyasının incelenmesi ve bilirkişi raporlarının edinilmesinin ardından 31 Ekim 2000 tarihinde mahkeme, inşaat firmasının %75 kusurlu olduğuna karar vermiş ve başvuranlara önemli bir miktarda tazminat ödenmesine hükmetmiştir. İlâveten, söz konusu meblağa, olay tarihinden itibaren işlemek üzere faiz uygulanacağı belirtilmiştir. Başvuranlar, bu karara karşı temyize başvurmamıştır ve karar kesinleşmiştir.
5. Akabinde, 2000 yılında, başvuranlar, icra takibi başlatmış ve söz konusu meblağın ödenmesini talep etmişlerdir. İcra takipleri devam ederken, 2002 yılında özel inşaat şirketi iflasını açıklamıştır ve şirketin, mevcut herhangi bir mal varlığı, taşınmaz veya taşınabilir malları bulunmadığından dolayı başvuranlar borçlarını tahsil edememişlerdir. 26 Mayıs 2011 tarihinde başvuranlar, alacaklarının kaydedilmesi için iflas masasına başvurmuşlardır ve 24 Temmuz 2012 tarihinde aciz vesikası almışlardır.
İlgili iç hukuk ve uygulama6. Borçlar Kanunu kapsamında, haksız fiil veya cezai eylem nedeniyle zarara uğrayan herkes, maddi ve manevi tazminat davası açabilir (söz konusu zamanda yürürlükte olduğu hâliyle 818 sayılı Kanun’un 46 ve 47. maddeleri).
ŞİKÂYET
7. Sözleşmenin 2. maddesi kapsamında, başvuranlar, yakınlarının, inşaat şirketinin ihmalkârlığı sonucunda hayatını kaybetmesine rağmen tazminat davalarından hiçbir sonuç elde edilmediği hususunda şikâyette bulunmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Sözleşme’nin 2. maddesine dayanarak başvuranlar, yerel mahkemeler tarafından hükmedilen tazminatı tahsil edemediklerinden dolayı yakınlarının ölümünü tazmin edecek etkili bir hukuk yolu bulunmadığı hususunda şikâyette bulunmuşlardır.
9. Hükümet, başvuranların iddialarına itiraz etmiştir. Bu bağlamda Hükümet, başvuranların, talepleri kaydedilirken kayıttaki sıralarına itiraz etmedikleri göz önünde bulundurulduğunda iç hukuk yollarını usulüne uygun bir şekilde tüketmediklerini ileri sürmüştür. Esas yönünden ise, Hükümet, Sözleşme’nin 2. maddesinin ihlal edilmediği kanaatine varmıştır, zira A.Y.’nin ölümü hususunda yetkili makamlara herhangi bir kusur atfedilememektedir. Hükümet ayrıca, yetkili makamların, 2. madde kapsamındaki usuli yükümlülüklerini yerine getirdiklerini belirtmiştir.
10. Mahkeme, başvurunun, her hâlükârda, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı kabul edilemez olmasından dolayı Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin itirazını incelemeyi gerekli görmemektedir.
11. Mahkeme, Sözleşme’nin 2 § 1 maddesinin ilk cümlesinin, Devletin sadece, kasıtlı ve hukuka aykırı şekilde herhangi bir kimsenin yaşamına son vermekten kaçınmasını değil, aynı zamanda yetki alanına giren kişilerin güvenliğini sağlamak üzere makul tedbirler almasını da gerektirdiğini yinelemektedir (bk. Nicolae Virgiliu Tănase/Romanya [BD], no. 41720/13, §§ 134-135, 25 Haziran 2019 ve burada anılan davalar). Bahse konu pozitif yükümlülükler, her şeyden önce, Devlete, yaşama hakkını tehdit eden unsurlarla ilgili etkili bir caydırma mekanizması sağlayan yasal ve idari bir çerçevenin oluşturulması görevini yüklemiştir. Ciddi yaralanma ve ölüm durumunda, 2. madde kapsamındaki yükümlülük ayrıca, olayları tespit edebilecek mahiyetteki yasal yolların varlığını güvence altına alan, kusurlu olanları sorumlu tutan ve mağdura uygun tazmin sağlayan etkili ve bağımsız bir yargı sistemine sahip olmayı gerektirir. Söz konusu yükümlülük, bazı özel koşullarda ceza hukuku yolunun sağlanmasını gerektirse de (bk. yukarıda anılan Nicolae Virgiliu Tănase, §§ 158-159), Mahkeme, ne Sözleşme’nin 2. maddesinin ne de başka bir hükmünün, başvurana, üçüncü bir taraf hakkında kovuşturma yürütülmesini ve mahkûmiyet kararı verilmesini temin etme veya “şahsi intikam” hakkı tanıdığını vurgulamaktadır. Mahkeme, bu bakımdan, ölümün ihmal sonucunda meydana gelmesi gibi bir durumda, hukuk sisteminin, mağdurlara hukuk mahkemelerinde bir hukuk yolunu tek başına veya ceza mahkemelerindeki bir hukuk yolu ile birlikte sunması hâlinde Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki yükümlülüğün yerine getirilebileceğini tekrarlar (bk. yukarıda anılan Nicolae Virgiliu Tănase, § 169).
12. Somut davanın koşullarına bakıldığında, Mahkeme, başvuranların yakınının bir iş kazasında hayatını kaybettiğinin ihtilaf konusu olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, başvuranların, Ankara İş Mahkemesi nezdinde medeni hukuk yolunu kullandıklarını ve söz konusu mahkemenin, olayları ve tarafların kazaya ilişkin sorumluluklarını ortaya koyduğunu ve başvuranlara tazmin sağladığını gözlemlemektedir. Mahkeme, başvuranların, söz konusu hukuk yargılamalarının etkililiğine veya hükmedilen miktarlara itirazda bulunmadıklarını not etmektedir. Nitekim, başvuranlar, Ankara İş Mahkemesinin kararına karşı temyize başvurmamışlardır. İlâveten başvuranlar, Ankara İş Mahkemesi nezdindeki yargılamalara tam anlamıyla katılabilmişlerdir ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, başvuranlara önemli bir miktarda tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
13. Bu durumda, Mahkeme, başvuranların şikâyetinin esasen, ödenmesi gereken tazminat miktarını özel bir şirketten tahsil edememelerine ilişkin olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, başvuranların, ödenmesi gereken meblağı şirketten tahsil edememelerini üzüntüyle karşılamaktadır; fakat özel bir şirket aleyhine verilen bir kararın uygulanmasına ilişkin olarak Devletin sorumluluğu, Devlet organlarının icra prosedürüne katılımından öteye geçmemektedir (bk. Fuklev/Ukrayna, no. 71186/11, § 67, ve §§ 90-91, 7 Haziran 2005). Önündeki yazılı delilleri göz önünde bulundurarak, Mahkeme, yetkili makamların, kararın başvuranların lehine uygulanması için yeterli adımları atma yükümlülüklerini yerine getirdikleri kanaatindedir.
14. Yukarıdaki görüşler ışığında ve bu davadaki şüphesiz trajik olaylara karşın, Devletin, başvuranların yakınının ölümüne ilişkin, etkili bir hukuk sistemi sağlayamadığı kanaatine varılamamaktadır (bk. Demir /Türkiye (k.k.), no. 34885/06, 13 Kasım 2012).
15. Dolayısıyla Mahkeme, başvurunun, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddeleri anlamında açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 15 Temmuz 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
{
Hasan Bakırcı Aleš Pejchal
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Sıra No.
Başvuranın Adı
Doğum Yılı
Uyruğu
İkamet Adresi
1.
Fatma YAĞLI
1959
T.C.
Ordu
2.
Eyüp YAĞLI
1990
T.C.
Ordu
3.
İsa YAĞLI
1977
T.C.
Ordu
4.
Musa YAĞLI
1979
T.C.
Antalya