(765 S. K. m. 40, 68) (3167 S. K m. 16)
Dava: Muhtelif suçlardan Konya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.3.1994 gün ve 1994/44 D.İş sayılı kararı ile içtimaen 8 sene 8 ay ağır hapis cezasına hükümlü Nevzat'ın içtima öncesi Sakarya Birinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.12.1990 gün ve 1990/251-763 sayılı kararı ile karşılıksız çek verme suçundan 2 sene hapis cezası ile cezalandırılması nedeniyle kasten adam öldürmek suçundan tutukluluğu durdurularak 27.7.1992 tarihinde bu infazına başlandığı ve vaki vazgeçme nedeniyle Sakarya Birinci Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.1994 gün ve 1990/251-763 sayılı ek kararı ile sanık hakkındaki hükmün bütün neticeleri ile ortadan kaldırılmasına karar verilmesinden dolayı 15.12.1992 tarihi itibariyle infazına son verildiği, sanığın bu nedenle yatmış olduğu 146 günlük tutukluluğunun yatmakta olduğu cezasından mahsubuna ilişkin talebinin reddine dair Konya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.1994 gün ve 1994/187 D.İş sayılı kararına vaki itirazın keza reddine mütedair Konya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.1.1994 gün ve 1995/20 D.İş sayılı kararı ile sanığın adam öldürme suçundan tutukluluğunun durdurulması suretiyle karşılıksız çek suçundan almış olduğu hükümlülüğün infazına başlandığı ve 3863 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle vaki ödeme sonunda hakkındaki hükmün tüm neticeleri ile ortadan kaldırılmasına karar verilmiş bulunmasına göre, sanık lehine olarak yattığı sürenin mahsubu yerine yazılı şekilde reddine karar ittihazında, isabet görülmediğinden bahisle; CMUK.nun 343. maddesi uyarınca Konya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.1.1995 gün ve 1995/20 D.İş sayılı kararının bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12.4.1995 gün ve 8521 sayılı yazılı emirlerine müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.4.1995 gün ve Y.E./39802 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 4.5.1992 gün, 1-67/125 sayılı kararında; cezaların içtimaına ilişkin kurallar TCK.nun Birinci kitap Yedinci yayında 68-80. maddelerinde düzenlenmiştir. TCK.nun 68. maddesinde; "bir kimse, müdeaddit suçlardan dolayı hüküm veya ceza kararnamesinden sonra aynı kimsenin bu mahkumiyetinden önce veya sonra işlediği bir suçtan dolayı mahkum edilmesi halinde cezaların içtimai hükümleri tatbik olunur kuralı yer almakta, devam eden maddelerde de içtimanın hangi yönteme göre yazılacağı düzenlenmektedir. Bu düzenlemede dikkat edilmesi gereken en önemli husus içtimaa konu olabilecek hüküm veya ceza kararnamelerinin fiilen ve hukuken infazının olanaklı bulunması zorunluluğudur.
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasanın gerekçesinde, şartla salıverme kurumunun cezanın muayyen bir infaz şekli olduğu, cezaevine konulan bir hükümlünün iyi halini teşvik etmek amacıyla benimsendiği açıkça vurgulanmaktadır.Yasada belli bir infaz şekli olan şartla salıverma kurumunun koşulları bulunan hükümlülerle uygulaması halinde cezanın fiilen ve hukuken infaz edildiğini kabul etmekte zorunluluk bulunmaktadır. Şartla salıverilmesine karar verilen hükümlünün o suç nedeniyle bir daha cezaevine alınamıyacağı, şartla tahliye kararından sonra bihakkın tahliye tarihinden önce bir başka mahkümiyetinin şartla salıverilen ilamı ile içtimaına yasal imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan bu içtihat karşısında, tahliye tarihine kadar infaz olunan çezanın fiilen ve hukuken infaz olunduğu; infazı biten bir cezadan dolayı TCK.nun 40. maddesi uyarınca başka suçlarda mahsub cihetine gidilemeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.
2- 3167 sayılı Çekle Ödenmelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun, 3863 sayılı Kanunla değişik 16.maddesinde; "şikayetten vazgeçmekle...cezanın ortadın kaldırılmasına" karar verileceği ifade olunduğuna göre, infazı ortadan kaldırılmasına" karar verileceği ifade olunduğuna göre, infazı bitmemiş cezalar hakkında, şikayetten vazgeçmenin infaz açısından hüküm doğuracağı, ancak infazı; bihakkın tahliye tarihi dolmasıyle hukukun tamamlanmış cezada hükümlü açısından her hangi bir sonuç doğurmayacağı açıkça anlaşıldığı gibi, Çek Yasasının 16.maddesini maddenini amacından farklı yorumlayarak vazgeçme halinde "hükmün bütün neticeleriyle birlikte kaldırılmasına" ilişkin ve yasaya aykırı olarak verilen kararlarında hukuki bir netice doğurmayacağı tabiidir.
Bu nedenlerle, adam öldürme suçundan hükümlü olan Nevzat'ın mahsubunu istediği çek yasasına muhalefetten vaki ilamının infazının 27.7.1994 tarihinde şikayetten vazgeçme ile ortadan kaldırma kararı verildiğinden ortada TCK.nun 40. madde uyarınca mahsubu mümkün bir ceza kalmadığından yazılı emre dayalı Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde bozma tamebinin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle Konya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.1.1995 gün ve 1995/20 D. iş sayılı karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, bu kararın CUMK.nun 343.maddesi uyarınca bozulması lüzumuna havi Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin (REDDİNE), 26.05.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy