(1412 S. K. m. 330) (765 S. K. m. 193, 450)
Dava: İşlemiş olduğu suçu gizlemekten, delil ve emarelerini ortadan kaldırmak vede kendisini cezadan kurtarmak maksadıyla Halime ...i öldürmekten ve geceleyin konut dokunulmazlığını bozmaktan sanık İhsan ...ın yapılan yargılanması sonunda; 5 ay geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezasıyla hükümlülüğüne ilişkin Konya Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 31.10.1997 gün ve 267/216 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber Yargıtayca incelenmesi C. Savcısı ile sanık taraflarından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğ name ile Dairemize gönderilmekle;
İncelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.1997 gün ve 267/216 sayılı dosyası Dairemizin 16.3.1998 gün ve 371/668 sayılı kararıyla esastan bozulmuş olduğu halde karar, tebliğ name ve eklerinin dosyaya konulmadığı ve tüm aramalara rağmen bulunamaması üzerine yeniden ele alınmasına karar verilerek;
1- Sanık İhsan ... ve Seyfettin .. haklarında 28.11.1993 gecesi maktüle 1928 doğumlu Halime ...in ırzına geçmek ve bu suçun delillerini yok etmek maksadıyla öldürmek suçlarından Konya 1.Ağır Ceza Mahkemesinde açılan Kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; sanıkların yüklenen suçları işlediklerine ilişkin mahkumiyetleri yönünde inandırıcı yeterli kanıt bulunmadığından beraat kararı verildiği bu karar aleyhine Cumhuriyet Savcısı ve müdahil vekilinin yeterli inceleme yapılmadığı, ancak mahkumiyetleri için kanıtta bulunduğu gerekçesiyle kanun yoluna başvurmalarına karşılık yerel mahkeme hükmünün; Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına ilişkin gerekçesinin dosya içeriğine göre usul ve kanuna uygun bulunarak sübuta, eksik incelemeye yönelen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verildiği,
2- Yüklenen suçlardan beraat kararı verilmesi nedeniyle maktüle Halime'nin gerçek fail veya faillerinin aranmasına devam olunduğu, benzer bir olay ortaya çıkıncaya kadar herhangi bir bulguya rastlanmadığı dinlenen tanık beyanlarının yetersiz kaldığı, ne var ki müdahil tarafın aynı sanıklar yönünden iddialarında ısrarcı olduğu,
3- 26/27.9.1996 gecesi aynı köyde Azime ...un evine girmek ve zorla ırzına geçmek suçlarından sanık olarak İhsan ...ın ifadesi alındığında önceki olaya benzerliği ve C. Savcılığınca daimi arama kayıtlarına alınması sebebiyle bu şüpheli ölüm olayı konusunda da kendisine bazı sorular sorulmuş, sorulan sorulara çelişkili cevaplar vermesi üzerine bu olayın sanığı olarak tekrar sorgulamaya alınmış (28.9.1996 günlü Jandarma görevlileri Ercan ... ve 7 arkadaşının imzalı tutanakları), sürdürülen sorgulamalar sonunda 30.9.1996 tarihli sanık Seyfettin ... ile yüzleştirme, 1.10.1996 günlü zabıta, aynı günlü C. Savcılığınca düzenlenen yer gösterme tutanakları ile 1.10.1996 günlü Jandarma, 2.10.1996 günlü C. Savcılığı ve Sulh Hakimliği beyanlarının alındığı; aşağıda açıklanan çelişkilere rağmen bunlarda genelde maktüleyi öldürdüğünü ifade etmesine rağmen duruşmadaki sorgusunda hazırlık beyanlarının 7 gün süren baskı sonucunda alındığı, Savcı ve Hakim huzurunda da bilincinin yerinde olmadığını söyleyip suçlamayı reddettiği,
4- Beraatle sonuçlanan yargılama ve buna esas olan hazırlık soruşturmasında da suçlamayı kabul etmeyen sanık hakkındaki kamu davasının çelişkili beyanları ile maktülenin evinde bulunan fakat maktüleye ait olmayan 3 pilli elektrik lambası, maktülenin evinin cam ve kapı kollarında bulunan kan izleri ile sanığın 7.12.1993 tarihi itibariyle 5 gün önce yapıldığı tahmin olunan yüzündeki 3 tırnak izi gibi maddi bulgulara dayanıldığı, ancak; sanığın cildinin bozuk olması, tahta kurusu ısırığı, sebebiyle kaşıdığını savunması, üç pilli üzerinde (İ.D) baş harfleri kazınmış elektrik lambasının sahibi İshak ...in bunu daha önce eşyalarıyla ismini hatırlamadığı birine ki bu maktüle de olabilir yada bir başkasına sattığı şeklindeki ifadesi ile kan lekelerinin yeterli olmaması sebebiyle olumlu sonuç alınamaması gibi nedenler karşısında sübuta ulaşılamadığı ve beraatla sonuçlandığı,
5- Yargılamanın yenilenmesi delilinin sadece ve sadece sanık İhsanın hazırlıkta; Jandarma ile Savcı ve Sulh Hakimine verdiği suçu ikrar niteliğinde sayılan anlatımından ibaret olduğu; ne var ki; yargılamanın aleyhe yenilenmesi ve beraatle sonuçlanan kararın kaldırılarak mahkumiyete, hele olayımızda olduğu gibi ölüm cezasını gerektiren bir cezaya dönüşebilmesinin ancak İTİMADA ŞAYAN BİR İKRARA dayanması gerektiği; bu bakımdan bir ikrarın güvenilir olup olmadığının; geriye alınmaması yanında mantığa ve delillere uygun olmakla ölçülmesi icap ettiği,Oysa sanığın bu aşamadaki ikrarının kendiliğinden olmayıp sorgulama ile sağlandığı, buna rağmen bunun dahi maddi bulgulara ve en önemlisi ölüm sebebini ve tarzını açıklayan ölü muayene ve otopsi zaptına uymadığı, bütün bundan ayrı olarak kah suçu yalnız başına işlediğini söylerken bazısında diğer sanık Seyfettin'i de suçladığı; oluş şeklini izahta da farklı anlatımlarda bulunduğu, ayrıca maktülenin kendisini eve kabul biçimi ile izin alıp duvar dibinde küçük ihtiyacını gidermesi gibi anlatımlarıyla mantıklıda bulunmadığı görülmüştür.
Bütün bu nedenlerle beraat kararından sonraki beyanının yargılamanın aleyhe yenilenmesini ve beraat kararının kaldırılarak mahkumiyetini gerektirir nitelik ve güvenilirlikte bulunmadığı anlaşıldığından,
Sonuç: Sanık vekilinin temyiz talebinin kabulü ile muhakemenin aleyhe yenilenmesiyle kurulan mahkumiyet hükmünün tebliğ name deki düşünce gibi BOZULMASINA , bozma sebebine göre sanığın başka suçtan tutuklu yada hükümlü değilse bihakkın TAHLİYESİNE, tahliyesinin telle sağlanması için C. Başsavcılığına müzekkere yazılmasına 16.3.1998de esastan bozma kararı verilmiş olduğundan bu tarihinden geçerli olmak üzere 08.06.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy