(765 S. K. m. 281) (2495 S. K. m. 10) (2559 S. K. Ek m. 9)
Dava: B. D. ile E. D.'yu silahla ayrı ayrı yaralamaktan sanık Y. E.'in yapılan yargılanması sonunda Hükümlülüğüne ilişkin (MERSİN) BİRİNCİ Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.4.2001 gün ve 370/162 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ile müdahiller taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Toplanan delillere karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların nitelikleri tayın, cezayı azaltıcı sebeplerin nitelikleri ve derecesi takdir klınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin tahrikin derecesine, 647 sayılı kanunun 6. maddesinin uygulanması gerektiğine, vesaireye ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Acak;
Sanığın 24.7.1981 gün ve 2495 sayılı "Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkındaki Kanun" kapsamında olacak şekilde görevlendirilip, özel güvenlik görevlisi olması nedeniyle bu yasa çerçevesinde kendisine 22.5.2000 tarihinde 2000/47 Em. Silah no ile silah taşıma belgesi verildiği ve bunda görev alanının suçun işlenmiş olduğu banka olarak ifade edildiği dosyasındaki belgesinden anlaşılmıştır. Sanık yüklenen suçları görevi sırasında ve kendisine bu şekilde verilen silahla işlemiştir. Sözü geçen yasanın 10. maddesine göre sanık "görevlerini yaparken salah taşıma ve 2559 sayılı Palis Vazife ve Selahiyet Kanununa göre silah kullanma yetkisine sahiptir." Şu hale göre; sanık TCK. 281. maddesinde tarif olunduğu şekilde "... cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları kullandığı takdirde eğer kanun esasen memuriyet sıfatını nazarı itibara almamış ise, irtikap olunan cürüm için tayin olunacak ceza... tezyit olunur." Hükmünce kendisine resmen tevdii olunan memuriyetine ait vasıtayı kullanmış olduğundan her iki mağdura yönelik eyleminden dolayı belirlenen cezalarının ayrıca TCK. 281. maddesi ile artırılması gerekir. Buna aykırı uygulama bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla müdahiler vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmekle hükmün kısmen tebliğnameye uygun olarak (BOZULMASINA), 28.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy