(765 S. K. m. 448)
Dava: Kocası H. U.u öldürmekten sanık A. U.'un yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne ilişkin Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 8.11.2001 gün ve 69/123 sayılı hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay'ca incelenmesi sanık ile müdahil taraflarından da istenilmiş, sanık duruşmada talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: En az 1989 yılından beri majör depresyon ve paranoid kişilik bozukluğu denilen akıl hastalıklarına düçar olduğu ve 1993 yılından bu yana infaz koruma memuru olarak çalıştığı anlaşılan maktül ile, avukat D. B.'ın yanında sekreter olarak çalışmakta iken K. Ü. ile 12 yıllık evli olan ve 2 çocuğu bulunan sanığın, olaydan yaklaşık 4,5 yıl önce tartıştıkları sanığın beyanına göre, sanık 1998 yılında önceki eşinden boşandıktan sonra ilişkilerinin sıklaştığı, olaydan 1,5 ay kadar önce düğün yaparak maktülün evinde fiilen evli gibi yaşamaya başladıkları, 30.9.1999 tarihinde ise resmen evlendikleri maktülün belirtilen hastalığının etkisiyle sık sık tedavi gördüğü, ilaç kullandığı ve dosyada mevcut hastane kayıtlarına göre de en az iki kez intihara teşebbüs ettiği, müptela olduğu hastalık sebebiyle intihara meyilli olduğu, olay tarihinde 2 aylık hamile olan sanığın olay günü sancısı ve kanaması olduğundan bahisle akşam 21.25den önce Erzincan Devlet Hastanesine gidip muayene olduğu hastane kayıtlarına göre, hastanede yatışı teklifini kabul etmeyip evine geldiği, gece saat 24.00 sıralarında eşinin rahatsızlandığından bahisle komşularını ve eşinin kardeşlerini çağırdığı, gelenlerin maktülü yer yatağında ölü buldukları, dosyada bulunan raporlardan maktülün organik klorlü insektisit yani böcek ilacından zehirlenerek öldüğünün belirlendiği, mevcut verilerle maktülün ölüm saatinin kesin olarak tespit edilemediği, sanığın maktülün eve 22 sıralarında döndüğünü, 24 sıralarında ise eşinin durumunu fark ettiğini söylediği, evde hiçbir şekilde belirtilen zehre ait kalıntıların bulunmadığı, sanığın da hiçbir aşamada suçunu kabul etmediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığına göre, sadece sanıkla ve müdahillerle aynı köylü oldukları belirlenen ve saat 18.00 sıralarında maktülü kusarken gördüğünü beyan eden tanık Ali Geçit'in ve tam tarihini bile vermediği fakat olaydan 1 hafta önce olduğunu söylediği bir günde sanığın nüfus müdürlüğünde, yetkililere 2. kocam ölürse, maaşını ve sigortasını alabilir miyim dediğini gördüğünü ifade eden, müdahillerin köylüsü tanık Engin'in sanığın kabul etmediği ifadelerine dayanılarak ve soyut ifadeler maddi delillerle desteklenmeksizin, sadece 7 yıllık memur olup, cüzi bir maaş alan kocası öldüğünde de çocuğu ile birlikte geçim sıkıntısı çekeceği aşikar olan sanığın bu menfaate tamahen maktülü öldürdüğünün kabulünün yerinde görülemeyeceği ve şüpheden sanık yararlanır hukuk kaideleri de göz önüne alındığında sanık hakkında beraat kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı olup sanık ve müdafiilerin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmekle, hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, bozma kararının içeriğine göre sanığın bihakkın tahliyesine, 13.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy