(765 S. K. m. 51, 59, 448) (5237 S. K. m. 29, 62, 81)
Dava: Dursun A.'ı kasten öldürmekten sanık Necati A.'ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin Ç. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.5.2001 gün ve 133/103 sayılı hüküm re'sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı, sanık ve müdahil taraflarından da istenilmiş sanık ile müdahil duruşmada talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık hakkında duruşmalı müdahilin temyizi hakkında da kararda açıklanan nedenle duruşmasız ve de C.Savcısının temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Müdahil vekilinin duruşmalı inceleme talebinin CMUK. 318. maddesi gereğince reddine,
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın adam öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdiri cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebebi dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık vekilinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı inceleme sırasında eksik incelemeye, suç vasfına, meşru müdafaa hali bulunduğuna, müdahil vekilinin azmettiren şahıslar hakkında da dava açılmadan hüküm tesisinin yersiz bulunduğuna, cezada yapılan indirimlerin kanuna aykırı olduğuna, suç vasfına, vesaire ye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak; Musap olduğu sinirsel bozukluk sebebiyle öğretmenlik mesleğinden ayrılarak kasabasında yalnız yaşayan ve yeşil reçeteye bağlı ilaç kullanan maktulün, bu yapısından kaynaklanan dengesizlik sonucu Belediye Başkanı Cemil D. ile onunla gezip dolaşan sanık ve yakınlarına husumet besleyip yer yer sataştığı, küfürler ettiği, hatta bir keresinde sanığın oğlunu tokatladığı, yine olaydan önceki günlerde belinde fişeklik ve elindeki av tüfeğini doğrultmuş vaziyette bir yerde bekleyip soran tanığa bazı iki ayaklı çakalları vuracağından söz ettiği, olay günü de karşılaştığı Belediye Başkanı ile sanığın oğlu belediye meclisi üyesi Aydın'ın bulunduğu gruptakilere yönelik küfürler ettiği, maktulün bu saldırgan ve korku yaratıcı davranışlarından bezen bu şahısların maktulün yakınlarına gidip maktule sahip çıkmalarını, hatta tedavi ettirilmesini önerdikleri onların da biz baş edemiyoruz dedikleri yine olay günü maktulün elinde av tüfeği ile sanığın evinin ve avlusunun önüne geldiğinde av tüfeği ile sanık ile maktulün birbirlerine ateş ettikleri, maktulün atışları ile sanığın bulunduğu çardağın isabet aldığı, sanığın ateşi ile de maktulün vurulup öldüğü sanık ve tanık beyanları ile diğer delillerden anlaşılmış olmakla maktulün olaydan önceki günler ile olay günündeki tevali eden saldırgan söz ve davranışlarının başlı başına ağır tahrik seviyesine ulaşmış olmasına ilaveten olay anında da farklı gruplardaki anlatımlara nazaran hangisinin daha önce silah çektiğinin veya daha önce ateş ettiğinin belirlenememesi karşısında sanığın adam öldürme suçunu ağır tahrik altında işlediğinin kabulü ile TCK. 448, 51/2 ve 59. maddeleri ile tecziyesi yerine yazılı şekilde tahrikin derecesinin tayininde yanılgıya düşülmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık vekilinin sair temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden re'sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 25.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy