(765 S. K. m. 491, 503)
Dolandırıcılık suçundan sanıklar Ali Dede, Burhan ve Mehmet'in yapılan yargılamaları sonunda: TCK'nun 64/1-2, 503/1, 522/1,81/2. maddeleri gereğince sanıklar Mehmet ve Ali Dede'nin 1 yıl 4 ay 10 gün hapis ve 13.611.111.110 lira ağır para, sanık Burhan'ın 1 yıl 2 ay hapis ve 11.666.666.666 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetlerine dair Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.06.2001 gün ve 1999/1475 esas, 2001/1597 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının onama isteyen 4.7.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar vekillerinin suçun sübuta ermediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık Burhan vekilinin TCK'nun 59. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- TCK'nun 503. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu, sanığın mağduru kandırabilecek nitelikteki hile ve desiseler yaparak hataya düşürmesi, onu kendi mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmesi ve bu işlem sonucunda sanığın kendine veya başkalarına haksız bir çıkar sağlamasıyla oluşur. Hırsızlıkta ise eşya, malikin fiili egemenliği altında olup hareket öğesi alma gibi tam ve yalın bir davranıştan ibarettir. Somut olaya bakıldığında; sanıkların 16 kilogram gömü altın bulduklarım söyleyerek, üç tane de örnek verdikleri, şikayetçinin yaptırdığı kontrolde gerçek altın olduğunu anlaması üzerine, satın almak hususunda on milyar liraya anlaştıkları, bu sebeple para ile birlikte gelen şikayetçinin de içinde bulunduğu araçtan inip altınları almak için eve gideceğini söyleyen sanık Burhan'ın aniden otomobilin ön koltuğu üzerinde bulunan para dolu torbayı alıp hızla uzaklaştığı, şikayetçinin süreklilik gösteren iddiası ve sanık Ali Dede'nin kolluktaki ikrarı ile anlaşıldığı cihetle, bu oluş içinde teslimde rıza bulunmayıp, sanıkların söyledikleri yalanların paranın teslimi hususunda olmadığı ve fiilin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelenmesinde yanılgıya düşülerek paranın rıza ile verildiği kabul edilip dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Sanık Mehmet'in sabıkasını oluşturan önceki hükümlülüğü TCK'nun 342/1. maddesine ilişkin olup, TCK'nun 86. maddesi uyarınca sonradan işlediği dolandırıcılık suçuyla bir cinsten sayılamayacağı, gözetilmeden aynı yasanın 81. maddesinin 1. bendi yerine 2. bendi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
b) Sanıklar Ali Dede ve Mehmet hakkında TCK'nun 81/2. maddesi uygulanırken tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükümlerindeki hapis cezasının 8.5.2001 gün ve 85/86 sayılı Ceza Genel Kurulu kararında açıklandığı üzere önceki suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 647 Sayılı Yasanın 5. maddesinin 6 ve 9. fıkralarında belirtilen miktarlara göre para cezasına çevrilerek, sanık Ali Dede için ayrıca önceki para cezasına ilave edilmek suretiyle bulunacak miktarın 81. maddesinin 3. fıkrasının uygulanmasında esas alınması gerektiği gözetilmeyerek para cezasının fazla tayini, yasaya aykırı,
c) Hükümden sonra 10 Şubat 2003 gün ve 25020 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 4806 Sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik TCK'nun 30. maddesinin 2. fıkrası gereğince para cezalarında bin lira küsurunun atılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 22.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy