(765 S. K. m. 51, 463)
Dava: Kayınpederi Hüseyin Çüngür'ü öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Ali Avcu, işbu kavgaya katılmaktan sanıklar Ömer Bekar ve Ahmet Bağcı'nın yapılan yargılanmaları sonunda, hükümlülüklerine ilişkin Denizli Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.10.2002 gün ve 243/287 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ile müdahiller taraflarından istenilmiş, sanıklar duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık Ali hakkında duruşmalı, diğer sanıkların cezalarının nev'i ve miktarı itibariyle duruşmasız, müdahillerin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde ve sanık Ali Avcu hakkında duruşmalı inceleme sırasındaki savunmasında, sanık Ali yönünden suç vasfına, tahrikin derecesine, TCK.nun 463. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişen, 6136 Sayılı Kanuna muhalefetten bir sebebe dayanmayan, sanıklar Ömer ve Ahmet yönünden sübuta, müdahiller Melahat, Kezban ve Süleyman vekilinin TCK.nun 59. maddesinin tatbikinin yersiz olduğuna, Ömer ve Ahmet yönünden ayrıca suç vasfına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1) Sanık Ali Avcu ile eşi Kezban ve çocuklarının Avusturya'da yaşadıkları sırada geçimsizlik sebebiyle açılan boşanma davası geri alınmış olduğu halde sanığın, dövüp kötü muamele ettiği Kezban'ın olay tarihinden yaklaşık 5 ay önce evden ayrılıp kadın koruma evine sığındığı, daha sonra küçük yaştaki iki çocuğunu alıp Türkiye'ye gelerek Denizli'nin Korucuk Kasabasındaki babası maktulün evinde kalmaya başladığı, bu arada sanığın maktul tarafı tehdit ettiğinden bahisle açılan davanın, delil kifayetsizliğinden beraatle sonuçlandığı, daha sonra Türkiye'ye gelip Konya'da ev kiralayan ve çocuklarını bir okula kaydettiren sanığın eşi ve çocuklarını zorla alıp götürmek için yanına ruhsatsız tabancasını, beraberine akrabası olan diğer iki sanığı ve tanık Hasan Hüseyin'i alarak bir araba ile maktulün kasabasına ve evi önüne geldiği, yanına aldığı diğer iki sanıkla gece vakti eve girerek çocukların ve maktulde bulunan senedin kendisine teslimini istediği, evde bulunanların karşı çıkması üzerine sanıkların evdekilere ve özellikle maktule saldırdıkları, karşılıklı kavga edildiği sırada sanığın tabancasını çekip maktulü göğsünden vurup öldürdüğünün oluş ve delillerden anlaşılmasına göre daha önce kadın koruma evine sığınmaya mecbur ettiği kocasından ayrılarak babası evinde küçük çocukları ile kalmaya başlayan eşinin kocası evine dönmeye veya yanında bulundurduğu çocuklarını kocasına terk etmeye icbar edilemeyeceği, haklı olduğu yolunda bir delil ortaya konulmamış olmakla birlikte, fiilen anneleri yanında bulunan küçük çocukların velayetini ve maktulde bulunan senedi almak isterse bunun için kanun yoluna başvurmak yerine, beraberindeki sanıklarla geceleyin maktulün evini basmak suretiyle isteklerini zorla gerçekleştirmek isteyen, olumsuz cevap üzerine çıkan kavgada maktulü öldüren ve böylece kendisi haksız zeminde bulunan sanık Ali Avcu hakkında maktulün ev ve araba istediği yolunda başka bir delille doğrulanmayan ve oluşa göre de inandırıcı olmayan savunmadan vesaireden bahisle TCK.nun 51/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza verilmesi,
2)Yukarıda açıklandığı üzere hakkında TCK.nun 51/1.maddesinin tatbiki gerekmeyen sanık Ali uğrunda suç işleyen sanıklar Ömer ve Ahmet'in de haksız tahrik altında suç işlediklerinden söz edilemeyeceği gibi, Ali ile ailesi arasındaki özel sorunların ne suretle bu sanıkları da ilgilendirdiği açıklanmadan haklarında haksız tahrik hükmünün uygulanması,
3) Sanık Ali Avcu'nun doğum tarihi yanlış yazılarak alınan sabıkasızlık kaydı ile yetinilerek hüküm tesisi,
4) Sanık Ömer'in tekerrüre esas alınan sabıkasındaki para cezasının verildiğinde kesin olup tekerrüre esas olamayacağının nazara alınmaması,
Kanuna aykırı olup, müdahiller vekili ile sanıklar müdafiinin sair temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, şahsi ve fiili irtibat sebebiyle 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçuna dair hükmün de dahil olmak üzere, sanıklar hakkındaki hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi Üye Cengiz Erdoğan'ın sanık Ali Avcu hakkında TCK.nun 51/1.maddesinin uygulanmasının yerinde
Sonuç: olduğuna dair karşı oyu ile diğer bozma sebeplerinde oybirliği ile BOZULMASINA 04.07.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık Ali Avcu'nun maktul Hüseyin Çüngür'ün kızı Kezban Canan Avcu ile evli olduğu, müşterek evliliklerinden dünyaya gelmiş Mehmet ve Özkan isimli iki çocuklarının bulunduğu, Avusturya'dan eşlerin aralarında aldıkları ortak karar sonucu Türkiye'ye dönmeyi ve Konya ilinde yerleşmeyi kararlaştırdıkları, sanığın öncelikle eşi Kezban Canan'ı iki çocuğu ile birlikte biletlerini alıp yerleşmek ve çocuklarını Konya'da okutmak üzere Avusturya'dan Türkiye'ye yolcu ettiği, eşi Kezban Canan'ın çocukları ile birlikte maktul babasının evine geldiği, sanık Ali Avcu'nun da bir müddet sonra geri dönmemek üzere Türkiye'ye avdet ettiği, birlikte kararlaştırdıkları gibi Konya'da aile efradı ile oturabileceği gibi bir ev kiraladığı, her iki çocuğunun özel okullara kayıtlarını yaptırdığı, Denizli'de maktul kayınpederi Hüseyin'in evinde kalmakta olan eş ve çocuklarını Konya'ya getirmek üzere, eniştesi Ahmet Bağcı'ya ait ve onun idaresindeki oto ile eşyalarının taşınmasında yardımcı olmak üzere beraberine aldığı yeğeni Ömer Bekar ve tanık Hasan Hüseyin Küçüközcan ile Denizli'ye geldikleri, Kuşadası'na gidecek olan tanık Hasan Hüseyin için terminalden otobüs saatini öğrendikten sonra, hep beraber oto ile maktulün Korucuk Köyündeki evinin önüne geldikleri, sanık Ali Avcu'nun maktul kayınpederinin evine girdiği, ev kiraladığını, çocuklarının özel okula kaydını yaptırdığını, bu nedenle eşi ile çocuklarını, Konya'ya götürmeye geldiğini söylediği, maktulün kendi üzerine bir araba ve bir daire alıp yapmadıkça kızını ve torunlarını götüremeyeceğini söylemesi, sanığın da bu isteklerini yerine getiremeyeceği gibi kendisinde bulunan alacaklı olduğu 11.700.Marklık bonosunu geri istediği, bu nedenlerle maktul ile sanık Ali arasında ağız münakaşasının başladığı, çocuklarını götürmeye tevessül ettiğinde de maktulün aşırı tepkisiyle karşılaştığı, aralarındaki tartışma ve münakaşanın ev halkı ve yakınları ile sanık beraberindekilerin de katılımı sonucu meydan kavgasına dönüştüğü, sanığın tabancasını çekip önce bir el havaya, olayı yatıştırmak gayesi ile ateşlediği, maktulün sanık Ali'nin elindeki tabancayı alma çabasına girdiği, aralarında tabancanın alınıp verilmemesi bakımından yoğun bir mücadelenin yaşandığı, bu ortamda sanığın tabancasını bir el daha ateşleyerek maktulü öldürdüğü şeklinde başlayıp sonuçlanan olayda;
Sanık Ali'nin, maktul kayınpederi Hüseyin Çüngür'den gelen, aralarındaki sevgi, saygı ve bağlılık sınırlarını aşan, aşağılayacağı söz ve davranışları yanında, eşini ve çocuklarını götürmesinin ancak kendi üzerine bir daire ve araba alınması halinde mümkün olabileceğine dair koşullar ileri sürmesinin ve maktulde bulunan 11.700.Marklık senedin verilmemesinin tahrikine kapılıp öldürme fiilini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
Şu hale göre, toplanan delilleri tahlil ederek oluşa uygun bir şekilde tayin ve takdir eden yerel mahkemenin sanık Ali Avcu'nun; maktul ve aile efradının tahrik oluşturan fiilleri sonucu müsnet suçu işlediği yolundaki uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı tahrik hükümlerinden yararlandırılması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun sanık Ali Avcu hakkında tahrik koşullarının oluşmadığı yönündeki kabul ve düşüncelerine katılmıyorum. 04.07.2003 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy