(765 S. K. m. 59, 80, 504, 522, 523) (5237 S. K. m. 157)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Sevdiye Darıcıoğlu'nun yapılan yargılaması sonunda, TCK.nun 504/7, 80, 522, 523 ve 59. maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün ağır hapis ve 699.055.000 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Muğla Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 31.03.2003 gün ve 1999/96 Esas, 2003/152 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen 08.11.2004 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle sanık hakkında tayin olunan cezanın nev'i ve miktarı itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verildikten, Yargıtay C. Savcısının düşüncesi alındıktan ve sanık vekili sözlü savunmasını yaptıktan sonra incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: İddianamede sanığın 1996, 1997 ve 1998 yıllarında çeşitli tarihlerde reçetelerde sahte küpürler kullanıldığı iddiasıyla kamu davası açıldığı, eyleminin müteselsil üç ayrı suçu oluşturduğu nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Gizli halogram uygulamasının 1998 yılından sonra başladığı, ilaç firmalarından getirtilen ancak suç tarihlerine ait olmayan orijinal ve sahte olduğu iddia olunan ilaç küpürlerinin Adli Tıp Kurum Başkanlığı tarafından fizikgrafoloji şubesinin incelemesi sonucunda düzenlenen 28.02.2002 tarihli raporunda sahte olduğu belirlendiği ve mahkemece de bu rapor hükme esas kabul edildiği, oysa mahkemenin 17.11.1999 tarihli ara kararıyla İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine yazılan talimat sonucu üçlü bilirkişi tarafından hazırlanan 04.02.2000 günlü raporda, tüm kutuların orijinal olduğu, bazı ilaçların kutu ve form değişikliği olduğundan yeni kutularla kıyaslamanın ölçü olamayacağı, eski kutu karşılaştırmasında aynı oldukları, bazı ilaç kutularında firmaların hatalı olduğu bu durumun firmalarla yapılan şifai görüşmelerle de teyid edildiği, herhangi suç unsuruna rastlanmadığı, elde edilen bir menfaat de bulunmadığının bildirildiği ve bu şekliyle her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediğinin savunulmasına göre, yukarıda anılan Adli Tıp raporunda sahte oldukları belirlenen, Lustral 50 mg., Sanset 750 mg., Klacid 500 mg., Flucan 150 mg., Cefatin 250 mg., Ferrum fort 30 dri., Sanofen 120 mg., Apranax 275 mg., Tarivid 10 film tablet, Voltaren Amp., Miyorel tb., Thermo-Rheumon gel 50 mg., Aurorix tb. adlı ilaçların üretildikleri firmalardan suç tarihlerinde halogram uygulaması olup olmadığı ve suça konu küpürler gösterilerek bu küpürlerin suç tarihi itibariyle kendi firmalarına ait olup olmadığı konusunda görüşleri sorulup o tarihlere ait gerçek küpür örnekleri istenerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması, suç tarihinde sanığın satın aldığı ilaçlara ilişkin sipariş fişleri, faturalarla sair evrakın temin edilerek suça konu ilaçların satın alındığı belirtilen ecza depolarının mesullerinden bahse konu ilaçları nereden ve nasıl temin ettikleri sorulup gerektiğinde kayıtlar ve faturalar üzerinde karşılaştırmalı araştırma ve inceleme de yapılarak toplanan deliler karar yerinde tartışılıp sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, suç unsuru bulunmadığını belirten 04.02.2000 tarihli rapora itibar etmeyerek Adli Tıp raporunu esas almanın nedenini de karar yerinde göstermeyip raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeyerek sahte olduklarını bilmediğine ilişen savunmanın cezadan kurtulmaya yönelik olduğundan bahisle eksik soruşturmayla yazılı şeklide hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin yazılı ve duruşmadaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi CMUK.nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy