(765 S. K. m. 504)
Dava: Nitelikli dolandırıcılık ve görevli memura yalan beyanda bulunmak suçlarından sanık Selahattin Sarıhan'ın yapılan yargılaması sonunda, beraatine dair Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.03.2003 gün ve 2003/3 Esas, 2003/34 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 29.03.2004 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Sanığın, 16.09.2002 tarihli dilekçesi ve ekindeki belgelerde, buğday ve çavdar ektiğini beyan ettiği, 495, 556 ve 599 parsel nolu tarlalarda, 28.09.2002 tarihinde Ziraat Teknisyeni Uğur Şener ve Saruhan Köyü muhtarı Osman Şimşek tarafından yapılan incelemede tarımsal faaliyette bulunulmadığının tespit olunması üzerine, İl Tahkim Komisyonunun 15.11.2002 gün, 2002/20 sayılı kararı ile doğduran gelir desteği ödemesinden yararlandırılmamasına karar verilmesi, 05.02.2003 günlü oturumda, adı geçen ziraat teknisyeninin, tanık sıfatı ile alınan ifadesinde, kontrol ettikleri bahis konusu parsellerde tarımsal faaliyette bulunulmadığını ve bu arazilerin toprak yapısı itibariyle aşırı meyilli ve kayalık olması nedeniyle sürülüp ekilmesinin mümkün olmadığını tespit ettiklerini beyan etmesi, 2002/41 sayılı Doğrudan Gelir Desteği Ödemesi Yapılmasına ve Bu Amaçla Çiftçi Kayıt Sisteminin Oluşturulmasına İlişkin Tebliğin, Uygulama Şekli başlıklı üçüncü bölümünde, çiftçilerin, çiftçi kayıt sistemine dahil olabilmeleri için ancak tarımsal faaliyette bulundukları tarım arazilerini beyan edeceklerinin, aksi taktirde müracaatları sırasında teslim ettikleri belgelerdeki bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutulacaklarının, aynı Tebliğin, Uygulamanın Denetimi başlıklı dördüncü bölümünde de, idarenin, başvuru sahipleri ile ilgili denetimleri örnekleme yoluyla yapacağının belirtilmesi, başvurunun denetim dışı kalarak haksız menfaat elde edilmesi olanaklı bulunduğundan, başvuru sahibinin haksız ödemeyi gecikme faizi ve zamları ile birlikte geri ödemeyi taahhüt etmesinin, başlangıçta gerçekleştirilen eylemi suç olmaktan çıkarmayacağı ve havanın yağmurlu gitmesi nedeniyle 10 dönümlük tarlayı süremediğine ilişkin savunmasının sanığı sorumluluktan kurtarmayacağının anlaşılması karşısında, eylemlerin bir bütün halinde kamu kurumuna karşı dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine suç kastı bulunmadığından ve beyanın yapılacak denetimle kolayca tespitinin mümkün olduğundan bahisle yazılı şekilde beraatine hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy