(765 S. K. m. 450/5) (647 S. K. m. 19, Ek m. 2) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Adam öldürmek suçundan dolayı Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2002 gün, 1999/48 esas, 2002/247 sayılı kararı ile Türk Ceza Kanunu'nun 450/5, 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1/A maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis cezasına hükümlü Kenan A.'in işbu cezasının infazı sırasında 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5218 sayılı Ölüm Cezasının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesiyle değişik 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19/1. maddesi gereğince 25 yılını çektikten sonra aynı Kanun'un ek 2. maddesine göre ayda 6 günlük indirim uygulanmak suretiyle düzenlenen müddetnameye itirazın reddi ile cezanın infazında ayrıca 4616 sayılı Kanun'da öngörülen 10 yıllık indirimin uygulanamayacağına dair aynı Mahkemenin 14.09.2004 gün, 2004/335 müteferrik sayılı kararma vaki itirazın keza reddine ilişkin Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2004 gün, 2004/301 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesi sonucunda:
Karar: Tüm dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 450 ve 4771 sayılı Kanun'un l/A maddeleri uyarınca verilen müebbet ağır hapis cezasının 21.07.2004 gün ve 25529 Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5218 sayılı Ölüm Cezasının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesi gereğince, anılan Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte kendiliğinden ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştüğü ve aynı Kanun ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar Verilenler 30 ibaresi, Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 25 olarak değiştirildiği ve 647 sayılı Kanun'un ek 2. maddesinin 8. fıkrasında yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenler hakkında bu maddenin indirim hükümleri uygulanmaz şeklindeki düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı, 5218 sayılı Kanun'un 3713, 4616 ve 4771 sayılı Kanun'lardan farklı olarak başlı başına yeni infaz statüleri belirleyen bir yasa olmayıp, çeşitli kanunlarda yer alan ölüm cezasının kaldırılarak yerine ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasının getirilmesi yanında 647 sayılı Kanun'un şartla tahliyeyi düzenleyen 19. maddesinde değişiklik yaparak ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası açısından şartla tahliyeye esas alınacak süreyi belirlediği cihetle, hükümlünün 647 sayılı Kanunun 19/1. maddesi uyarınca cezaevinde geçirmesi gereken 25 yıldan, aynı Kanun'un ek 2. maddesine göre ayda 6 günlük indirim yapıldıktan sonra bulunacak süreye, 4616 sayılı Kanun gereğince 10 yıllık indirim uygulanması suretiyle şartla tahliye tarihinin belirlenmesi gerektiği, aksi düşüncenin kabulü halinde, 23.04.1999 tarihinden önce suç işleyen ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler ile bahsi geçen tarihten sonra suç işleyen hükümlülerin cezaevinde geçirecekleri süre aynı olacağından, hakkaniyet ve adalete aykırı bir durum ortaya çıkacağı, her ne kadar 4771 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu dönemde, anılan Kanun'a göre dönüştürülen müebbet ağır hapis cezalarının infazı sırasında ayrıca 4616 sayılı Kanun uyarınca 10 yıllık indirim yapılmaması ilkesi benimsenmiş ise de, 4771 sayılı Kanun'un l/A maddesinin (b) bendinin, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19 ve ek 2. maddelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenlere ilişkin hükümler bakımından açıkça saklı tutarak başlı başına bir infaz rejimi belirlediği, bu haliyle 5218 sayılı Kanun'dan farklı bulunduğu cihetle, hükümlünün 4616 sayılı Kanun'dan faydalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde verilen karara vaki itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilerek, CY.'nın 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması gereği, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.01.2005 tarih, 2685 sayılı yazılı emirlerine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2005 tarih ve 11838 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu:
Hükümlü Kenan A.'in infaz dosyası ile ilgili karaların incelenmesi sonucunda:
Dosya içeriğinden, hükümlünün 23.02.1999 tarihinde işlediği suçtan, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2002 tarih,1999/48 esas ve 2002/247 sayılı kararıyla, TCY.'nın 450/5 ve 4771 sayılı Yasanın 1/A maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu kararın infazı sırasında 5218 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi 14.09.2004 tarih ve 2004/335 sayılı kararıyla hükümlü hakkında 5218 sayılı Yasanın uygulanmasına ve buna göre yerine getirilmesi gerektiğine, ancak 4616 sayılı Yasa uyarınca bu cezasından 10 yıllık indirimin yapılmayacağına karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan itiraz, Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2004 tarih ve 301 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Yazılı emirle bozma isteminin konusunu, 5218 sayılı Yasanın lehe hükümlerinin yanında ayrıca 4616 sayılı Yasaya göre 10 yıllık indirimin uygulanmasının gerektiğine ilişkindir.
Konuya ilişkin yasal düzenlemelere bir göz atılmasında yarar vardır.
4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 1. bendi ile 4758 Yasayla değişik 2. bentlerinde şu hükme yer verilmiştir.
23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle;
1- Verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlar hakkında tabi oldukları kanunlardaki infaz hükümleri aynen uygulanır.
2- Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezalan ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
5218 sayılı Yasa ile değiştirilmezden önce, 647 sayılı Yasanın 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemede, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenler 30 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsî hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olanlar hükümlülük süresinin 1/2'ni; çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şartla salıverilirler hükmü yer almaktaydı.
Aynı Yasanın ek 2/8. maddesinde ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenler hakkında, bu maddedeki indirim hükümleri uygulanmaz. düzenlemesi yer almaktadır.
Öte yandan, 4771 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran 5218 sayılı Yasa, ceza yasalarında yer alan ölüm cezalarını ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürmüş, aynı zamanda 647 sayılı Yasanın 19/1 ile ek/2. maddelerini değiştirerek, bu cezanın 25 yıl üzerinden ayda altı gün indirim yapılmak suretiyle geri kalan sürenin infaz kurumunda iyi halli geçirilmesi durumunda koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanabileceğini öngörmüştür. Ayrıca belirtmek gerekir ki, 5218 sayılı Yasanın 4771 sayılı Yasaya göre daha lehte hükümler içerdiği açıkça anlaşılmaktadır.
4616 sayılı Yasanın 1/1. maddesinde ölüm cezalarının infaz edilmeyeceğini, ancak infaz kurumunda iyi halli olarak 30 yıl geçirildikten sonra koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanabileceğini öngörmüştür. 4758 sayılı Yasayla değişik 2. bendinde ise müebbet ağır hapis veya süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarından, tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından 10 yıl indirim yapılacağı belirtilmiştir.
Açıkça görüldüğü üzere, 4616 sayılı Yasada ölüm cezası yerine, olağan koşullarda infaz kurumunda geçirilecek asgari 30 yıllık süreden ayrıca 10 yıl indirim yapılacağına ilişkin bir hüküm yer almamıştır. Kaldı ki, bu Yasada, sonradan yürürlüğe giren 5218 sayılı Yasa ile öngörülen ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasının nasıl infaz edileceğine ilişkin bir hüküm doğal olarak yoktur. Dolayısıyla, 5218 sayılı Yasa, 4616 sayılı Yasanın 1/1. maddesi örtülü olarak yürürlükten kaldırılarak yerine ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını koymuş, ayrıca bu cezaya ilişkin koşullu salıverilme hükümlerini belirlemiştir. Gerçekten de, 4771 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran ve daha lehe hükümler içeren 5218 sayılı Yasa, ölüm cezasını yerine ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını öngörmüş, ayrıca 647 sayılı Yasanın 19/1 ile ek/2. maddelerinde yaptığı değişiklikle, 25 yıl üzerinden ayda altı gün indirildikten sonra geriye kalan süreyi infaz kurumunda iyi halli geçiren hükümlünün koşullu salıverilebileceğini hükme bağlamıştır.
Bu açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde, hukukumuza 5218 sayılı Yasa ile giren ve ne şekilde infaz edileceği de belirtilen ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yönünden 4616 sayılı Yasanın hiçbir şekilde uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Ölüm cezası yerine ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ile bu cezaya ilişkin koşullu salıverilme hükümlerini düzenleyen 5218 sayılı Yasanın tek başına uygulanması zorunluluğu vardır. Dolayısıyla, olayda 4616 sayılı Yasa hükümleri gereğince 10 yıllık indirim yapılamayacağına ilişen yerel Mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Bu nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 14.09.2004 tarih ve 335 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2004 tarih ve 301 sayılı kararının bozulması yolundaki isteminin CY.'nın 343. maddesi uyarınca reddine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy