(4811 S. K. m. 14) (213 S. K. m. 359)
Dava: 213 Sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan sanık Arif Kılıçalp hakkında açılan kamu davasının 4811 Sayılı Vergi Barışı Kanunu'nun 14/1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına dair, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2003 gün ve 1999/1690 esas, 2003/601 sayılı kararın, dosya kapsamına, İstanbul Defterdarlığının 08.02.1999 günlü vergi suçu raporuna ve Vergi Tekniği Raporuna göre, sanığın sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı vesikalar (faturalar) tanzim etmek şeklindeki eyleminin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b-1, 359/2 maddelerinde cezai yaptırım öngörüldüğü cihetle, bu suça bakmak ve delilleri değerlendirmek görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğunun gözetilmemesinde,
Kabule göre de, sanığın sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı faturalar tanzim etmek şeklindeki eyleminin, 213 Sayılı Kanun'un 359/2. maddesi uyarınca cezai yaptırıma bağlandığı ve 4811 Sayılı Kanun'un 14/2. maddesinde sayılan suçlardan bulunduğu cihetle, aynı maddenin birinci bendi kapsamında değerlendirilip yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMUK. nun 343. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 07.01.2005 gün ve 01134 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 14.01.2005 gün ve YE.20056121 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: Dosyanın incelenmesinde, Vergi suçu raporu ve Defterdarlık mütalaasına uygun olarak iddianameye konu vergi mükellefi sanığın sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (fatura) düzenlemek fiilinin temas ettiği 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 4369 Sayılı Kanun ile değişik 359/b-1 madde ve bendindeki suça bakmak ve delilleri değerlendirmek görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiği,
Keza sahte fatura düzenlemek eylemi 4811 Sayılı Kanunun 14/2. maddesinde sayılan suçlardan bulunduğu cihetle, aynı maddenin birinci bendi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden sanık hakkında açılan davanın anılan yasanın 14/1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı ise de;
Kamu davasının ortadan kaldırılmasına dair verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, sanık yararına kazanılmış hak oluşmuştur.
Davanın esasını halleden bir hükmün yazılı emir yoluyla bozulması halinde mahkemece yargılamanın tekrarlanmasına karar verilemeyeceğinden olağan üstü yasa yolu olan kanun yararına bozma sanık aleyhine sonuç doğurmaması halinde mümkündür.
Sonuç: Somut olayda da Yargıtay'ca, kazanılmış hak nedeniyle uyuşmazlığın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinden Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.9.2003 gün ve 1999/1690-2003/601 sayılı kararının sanık aleyhine sonuç doğurmamak kaydıyla CMUK. nun 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine, 28.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy